Bizimle iletişime geçiniz

Politika

İstanbul CHP’ye Ankara İyi Parti’ye

Partilerin yerel seçim stratejiler netleşiyor

AKP-MHP ittifakından henüz gözde şehirler için ses yok ancak yerel seçim için CHP ile İyi Parti arasındaki Ankara ve İstanbul pazarlığı netleşti.

CHP + İyi Parti ittifakında İstanbul CHP’ye, Ankara ise İyi Parti’ye bırakılacak. CHP ile ortak İstanbul adayının ise çok yüksek ihtimalle Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olması bekleniyor. AKP + MHP ittifakında ise büyükşehirler kimde ise diğer parti aday göstermeyecek. Cumhur ittifakının elinde olmayan illerde ise ikinci sıradaki partinin adayı desteklenecek.

MECLİS KULİSLERİNDEN YANSIYANLAR

Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek bugünkü yazısında bu konuyu ele aldı. TBMM’den kulis bilgileri aktaran Zeyrek, “Çok önemli bir CHP’li” dediği kaynağından İstanbul’da İYİ Parti’nin aday çıkarmayabileceği belirtti. CHP ile ortak İstanbul adayının yüzde 99 Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olacağı bilgisini aldığını ifade etti.

İMAMOĞLU GENÇ, BAŞARILI BİR İSİM

Kaynağının, Kılıçdaroğlu’nun “Çok tanınmıyor, Binali Yıldırım karşısında zayıf kalır” diyenlere “Yanılıyorsunuz, genç, başarılı, hikayesi olan yepyeni bir isim. Binali Yıldırım da tersine, yıpranmış, İzmir’de seçim kaybetmiş, güven telkin etmeyen bir aday” karşılığını verdiğini söyleyen Zeyrek, diğer kulislerini sürdürdü.

MANSUR YAVAŞ İSMİ AĞIRLIK KAZANIYOR

Mersin’de İyi Parti’nin adayını duyurduğunu hatırlatan Zeyrek, “İyi Parti Mersin adayını açıklamadan önce CHP’ye bilgi verdi. CHP de Mersin’de kendi adayını çıkaracak” diyor. Peki, CHP İstanbul ve Ankara’da İyi Parti’den destek isteyip karşılığında hiç işbirliği yapmayacak mı? Parti yetkililerinden “Verecek ama Mersin’de değil de Ankara’da verebilir” yanıtını aldığını paylaşan Zeyrek, “Şaşırtıcı bir yanıt. Bu, CHP’nin Başkent’te aday göstermemesi ve Mansur Yavaş’ın İyi Parti adayı olarak seçime katılması ihtimalinin arttığını gösteriyor. Başka bir ihtimal de Yavaş’ın CHP adayı olup, kazanırsa İyi Parti’ye geçmesi” yorumunu yapıyor.

5 İLDE CHP ADAYINA DESTEK

İyi Parti’nin Ankara karşılığında CHP’ye hangi iller de destek vereceğinin de netleştiğini söyleyen Zeyrek, “Eğer Ankara İyi Parti’de kalırsa, CHP Mersin’de zayıf bir adayla yarışa girerse, İyi Parti Antalya, Bursa, Balıkesir, Denizli ve Adana gibi illerde CHP’ye destek verecek. Bu büyükşehirlerde milliyetçi oyların yüksek olduğu ilçeler de İyi Parti’ye bırakılacak” kulisini aktarıyor.

CUMHUR İTTİFAKININ UYGULAYACAĞI YÖNTEM

Habertürk Yazarı Muharrem Sarıkaya ise Cumhur ittifakının yerel seçim görüşmelerine ilişkin bilgileri köşe yazısına taşıdı. Sarıkaya, AKP ile MHP arasında devam eden ittifak görüşmelerinde son noktaya gelindiğini belirtti. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, grup toplantısı sonrası görüşmelerin 30 büyükşehir üzerinden yürütüldüğünü şeklindeki açıklamasını hatırlatan Sarıkaya’nın yazısının ilgili bölümü şöyle;
AK Parti’nin devrettiği büyükşehirler belli; MHP’nin elinde olan Adana, Manisa ve Mersin… Bu illerin ilçelerinde uygulanacak model de bir süre önce karara bağlanmıştı…

KİM ÖNDE İSE ONUNLA

Bu mutabakatın devamında uzlaşmışlar…
Buna göre ilçe geçen seçim ittifaktan biri tarafından alınan yerde yine aynı parti aday çıkaracak.
İlçe eğer öteki partilerden birinin elindeyse, geçen seçim o seçim bölgesinde ittifak partilerinden kim önde çıktıysa onunla seçime girilecek, diğeri aday göstermeyecek.
Örneğin Adana Büyükşehir mevcut da elinde olduğu için MHP’ye bırakılacak, AK Parti aday çıkarmayacak.
Şu an CHP’de olan Seyhan ilçesinde geçen seçim ikinci AK Parti çıktığı için MHP bu ilçede aday göstermeyecek.
Benzer şekilde CHP’nin elinde olan Çukurova’da da MHP ikinci parti olduğu için bu bölgede de AK Parti aday çıkarmayacak…
Mersin’de büyükşehirle birlikte 7 ilçe ile Manisa’da da yine büyükşehir ile birlikte MHP’nin elinde olan 6 ilçede AK Parti aday göstermeyecek.

İSTANBUL’DAN ÜÇ İLÇE

Aradan geçen bir haftada yapılan görüşmelerde AK Parti ile MHP’nin karşılıklı jestleri devam etmiş.
MHP’ye bununla birlikte diğer büyükşehirlerin bölgelerinden birer ilçenin bırakılması yönünde eğilim belirmiş.

İttifak görüşmelerindeki sürece vakıf siyasinin aktardığına göre, örneğin İstanbul’un üç bölgesinden birer ilçe MHP’ye bırakılacak.

AK Parti bölgelerin her birinden birer ilçede belediye başkan adayı göstermeyecek.
İstanbul’da birinci bölgede 15, ikinci bölgede 13, üçüncü bölgede ise 14 ilçe bulunuyor.
Bu üç bölgedeki ilçelerden birinde AK Parti aday çıkarmayacak.

Benzer şekilde yine üç bölgeden oluşan Ankara’da da her bir bölgeden birer olmak üzere üç ilçede MHP çıkaracak AK Parti göstermeyecek.

ANKARA’DA BİR TANE DAHA

Ancak Ankara’da zaten Polatlı ve Etimesgut’ta geçen seçim MHP kazanmıştı, MHP lideri Bahçeli de bir süre önce buralardaki adaylarını ilan etmişti.
Polatlı birinci, Etimesgut ise üçüncü bölgede bulunuyor.
Eğer plan bu şekilde işleyecek ise MHP’ye ikinci bölgede yer alan; Akyurt, Altındağ, Çamlıdere, Çubuk, Güdül, Kahramankazan, Kalecik, Keçiören, Kızılcahamam, Pursaklar ilçelerinden birinden aday göstermesi istenecek.
AK Parti 2’nci bölgedeki o ilçede aday çıkarmayacak.

İZMİR VE BURSA’DA İKİŞER

Benzer şekilde iki bölgeli İzmir ve Bursa’da da 2 ilçede MHP aday gösterecek.
Antalya, Aydın, Balıkesir, Hatay, Kayseri, Samsun, Tekirdağ, Trabzon, Gaziantep, Şanlıurfa gibi tek seçim bölgeli büyükşehirlerde de MHP’ye ağırlığı yüksek bir ilçenin bırakılmasının söz konusu olabileceği belirtti…
Örnek vermesini istediğimde de konuya vakıf siyasi önce, “Karara bağlandı mı bilmiyorum” diyerek altını özenle çizdi.
Sadece örnekleme yapmak için söylediğini belirtti ve “Mesela Antalya bir bölgeden oluşuyor; Alanya ile merkezden bir ilçe MHP’ye bırakılabilir” dedi.
Benzer şekilde, “Aydın Büyükşehir’de MHP çıkarmaz AK Parti’ye bırakabilir; Nazilli’de de başkanlık zaten MHP’de; orası yine bırakılır” açıklamasında bulundu.
Hatta buna bir ilçenin daha eklenebileceğini söyledi.
Müzakerelerin iyi yürüdüğünü, herhangi bir aksaklığı olmadığının da altını çizdi, “Karar liderlerin açıklamasına kaldı” diyerek de noktayı koydu…

Politika

Katar’a satışların araştırılmasına AKP ve MHP engeli

Borsa İstanbul’un hisselerinin Katar Yatırım Otoritesine devrinden sonra alevlenen tartışmalar sonrası, CHP Grup Başkanvekillerinin ‘Katar’a yapılan satışlar araştırılsın’ önergesi reddedildi.

BOLD – Muhalefet son yıllarda AKP yönetimince Katar’a yapılan satışların araştırılmasını istiyor. Borsa İstanbul’un hisselerinin Katar Yatırım Otoritesine devrinden sonra alevlenen tartışmalar Meclis’e de taşındı.

Erdoğan’ın satış eleştirilerin ardından ‘Para paradır’ açıklaması sonrası CHP Grup Başkanvekilleri, Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) işlemleri ve Borsa İstanbul’un yüzde 10’unun Katar’a satılmasının araştırılması amacıyla komisyon kurulması için önerge verdi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç imzasıyla Türkiye Varlık Fonu işlemlerinin araştırılması için dün TBMM’ye verdikleri önergenin bugün gündemin üst sırasına alınarak görüşülmesi için CHP grup önerisi sundu.

SAYIŞTAY’A DENETLETTİRMEDİNİZ

Oylama geçilmeden önce Genel Kurulda söz alan CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu TVF’nin ülke için zararlı olduğunu belirterek, “Eğer devam ettirecekseniz şeffaflığı sağlayacaksanız. Bu Varlık Fonu Başkanı’nın Cumhurbaşkanı olması yakışmıyor. Sayıştay’a denetlettirmediniz. İhale Kanunu, Vergi Kanunu’ndan muaf tuttunuz. Madem bu kanunlar zararlı, millet niye uyuyor? Bir tek siz mi akıllısınız? Ülke bir çöküşe gidiyor, ağır bir depremin içindeyiz. İnsanlar işsizlik ve pahalılıktan kırılıyor. Enflasyon fiilen yüzde 20 üzerinde. Bütün dünya bu olanları görüyor. Ortada varlığımız yok, borç içindeyiz, varlıklarımız elden gidiyor” dedi.

“KATARLA İLİŞKİ MUTLAKA GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”

Varlık Fonunun kara bir delik haline getirildiğini söyleyen İyi Parti Grubu adına konuşan Samsun Milletvekili Erhan Usta da: “Varlık fonları, varlık biriktirmek için kurulur. Bizde ise elimizdeki kaynakları peşkeş çekmek için kurulan bir fon olduğu açık. Keyfi ve denetimsiz bir yapı oluşturulmuştur. Bu delik kapatılmalıdır. Sayın Erdoğan’a uçak hediye ediyor. Katar’la olan bu karanlık ilişkilerin mutlak suretle gözden geçirilmesi lazım” dedi. Usta, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aynı zamanda Varlık Fonu Başkanı olmasını da eleştirerek, “Bu fon kapatılmalıdır” şeklinde konuştu. Usta, CHP önerisini desteklediklerini söyledi.

SU KAYNAKLARININ SATIŞI

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da öneriyi destekleyeceklerini belirterek, “Katar’a satılan varlıkları” anlattı. Kenanoğlu, “Cumhurbaşkanlığı garantörlüğünde yapılıyor. Son 10 anlaşmada önemli şeyler var. Borsa İstanbul’un yüzde 10’u var. Bir tane su yönetimi anlaşması var, bu nedir? Biz Katar’a su kaynaklarımızı mı veriyoruz. Bu kamuoyuna açıklanmıyor. Gizli tutuluyor. Türkiye’nin su sorunu yaşadığını biliyoruz. Şimdi bu su anlaşması ile ne yapılmak istendiğinin açıklanması isteniyor. Su kaynaklarının Katar’a satılması bizleri rahatsız ediyor” diye konuştu.

Öneriye ‘Zırva’ diyen AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, ise muhalefete katılmadıklarını söyledi. Çıkan kısa süreli gerginlik ardından yapılan oylamada, CHP önerisi AKP-MHP oylarıyla reddedildi.

Meclis kürsüsünden Katar’ı savunan AKP vekilden tarihi gaf

Okumaya devam et

Politika

Meclis kürsüsünden Katar’ı savunan AKP vekilden tarihi gaf

Borsa İstanbul hisselerinin 2013-2015 yıllarında da yabancı kurumlara satıldığını söyleyen AKP’li Aydemir, 2017 yılında kurulan İyi Partinin neden bunlara tepki göstermediğini sordu.

BOLD – Katar Emiri El Sani’nin geçen hafta Türkiye ziyareti sonrası imzalanan Borsa İstanbul’un hisselerinin satışına ilişkin anlaşma uzun süredir siyasetin bir numaralı gündemi. Muhalefet, AKP’yi ülkeyi Katar’a satmakla suçluyor.

PARA PARADIR

Yoğun eleştirilerin ardından, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da son Kabine toplantısı sonrası ‘para paradır’ sözleriyle Katar’a satışı savundu.

Bugün Meclis kürsüsünden muhalefetin konuyla ilgili iddialarına cevap veren AKP Manisa Milletvekili Uğur Aydemir’in sözleri ise şaşkınlığa neden oldu.

Aydemir, Borsa İstanbul’un 2013 ve 2015 yılındaki hisse satışlarıyla ilgili, 2017 yılında kurulan İyi Partililere neden soru önergesi vermediklerini sordu.

İŞLEMLER DENETİME TABİ

Uğur Aydemir konuşmasının devamında, “Benim İYİ Partiye sorduğum şu. Nazdak Teknoloji Borsası 2013 yılında Borsa İstanbul’un yüzde 7’sini satın aldı mı? Bir önerge, bir araştırma önergesi, grup önerisi var mı? Avrupa Yatırım Kalkınma Bankası 2015 yılında Borsa İstanbul’un hissesini satın aldı mı? Grup öneriniz var mı, araştırma önergemiz var mı? Bugüne kadar bir şey var mı? Yok. Hesap belli değil kitap belli değil diyorsunuz. Sattığımız para belli. Varlık Fonu 200 milyon dolara Katar’a sattı. Alış fiyatını sormanız lazım. Kaç paraya aldı diye Avrupa Yatırım Bankası’ndan bu hisseyi. Kaç paraya aldık diye sormamız lazım. Bunu ben de soruyorum TBMM Başkanvekilimize. Bunu Varlık Fonu’na resmi yazıyla sorsunlar. Çünkü gizlilik anlaşması var. Varlık Fonu’nun ne kadar güzel bir iş başardığını milletimiz duysun. Milletimiz gurur duysun. Pandemiye rağmen bu satışı yaptık.

Denetime tabii değil diyorsunuz. Varlık Fonu’nun her işlemi denetime tabiidir. Bağımsız Denetçi diye bir kurum var. Bunları herkes biliyor” ifadelerini kullandı.

İYİ PARTİDEN YANIT

Aydemir’e cevap İyi Partili Musavat Dervişoğlu’ndan geldi. Dervişoğlu konuyla ilgili şunları kaydetti: “2013’ten örnek verdiler. 2013 yılında İYİ Parti TBMM’de değildi. Dolayısıyla o satışlarınızla ilgili herhangi bir araştırma ya da soru önergesi verebilme imkanı yakalayamadık. Denetime tabi değildir diyoruz. Devlet denetleme kurulu tarafından denetleniyor diyorsunuz. Devlet Denetleme Kurulu’nu siz atıyorsunuz. Hem yapıyorsunuz hem satıyorsunuz hem de burada konuşuyorsunuz.”

AKP döneminde İBB’ye milyonlarca dolara itfaiye aracı diye füze rampası sattılar

Okumaya devam et

Politika

DEVA’dan İrfan Fidan açıklaması: Yargı bağımsızlığı için bir tehlike

DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu, eski Başsavcı İrfan Fidan’ın Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olmasına tepki gösterdi. Yeneroğlu, “İrfan Fidan Yargıtay’da henüz cübbesini dahi giymeden Anayasa Mahkemesi’ne üye olmak için aday olması yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı için ciddi bir tehlikedir” dedi.

BOLD – DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, eski Başsavcı İrfan Fidan’ın Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliğine aday olmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fidan’ın adaylığıyla ilgili yazılı açıklama yapan Yeneroğlu, HSK’nın Yargıtay üyeliklerine son yaptığı atamaların tartışmaya neden olduğunu belirtti.  Söz konusu atamalardan birisinin de İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Sayın İrfan Fidan’ın Yargıtay üyeliğine seçilmesi olduğunu kaydeden Yeneroğlu, “Sn. İrfan Fidan’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı boyunca pek çok soruşturmayı siyasi iktidarın arzu ettiği doğrultuda yürüttüğü kamuoyunun malumudur. Fidan’ın İstanbul’daki görev süresi içinde hukuk adına ortaya koyduğu hazin tablo ortadadır” dedi.

Fidan’ın Yargıtay üyeliğine seçilmesinden sadece birkaç gün sonra Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olduğunu açıkladığını belirten Yeneroğlu, “Sn. İrfan Fidan Yargıtay’da henüz cübbesini dahi giymeden Anayasa Mahkemesi’ne üye olmak için aday olması yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı için ciddi bir tehlikedir” ifadesini kullandı.

Fidan’ın AYM üyeliği için adaylığını açıklamasının, HSK tarafından Yargıtay üyeliğine seçilmesinden kısa bir süre sonra olmasının atamalarda iktidarın istek ve taleplerinin dikkate alındığının açık kanıtı olduğunu belirten Yeneroğlu, şunları kaydetti:

YARGITAY ÜYELERİNE ADAYLIKTAN ÇEKİLME BASKISI

Bu durum Yargıtay üyeliğinin de itibarını da ayaklar altına almaktadır. Yüksek yargımızı rencide edecek bu uygulamalara son verilmelidir. Ayrıca aday olan bazı üyelere çekilmeleri konusunda baskı yapıldığı, çekilmek istemeyenlere mobbing uygulandığı iddiaları ise durumun vahametini ortaya koymaktadır. Bu iddialar Sn. Fidan’ın Yargıtay’a atanmasının ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olmasının olağan olmadığını, bilakis planlı bir şekilde bu konuma getirildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Türkiye’de yargı organının en temel yapısal sorunları; yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hukukun üstünlüğü, adil yargılanma ihlalleri ve liyakattir. Ancak iktidar, en yüksek yargı merci olan Anayasa Mahkemesi’ne üyelik seçimlerinde liyakat esaslarını göz ardı etmektedir. Tamamen iktidarın hesapları üzerinden Yüksek Yargı şekillendirilmeye çalışılmaktadır.

Bu durum demokratik bir hukuk devleti ve anayasanın üstünlüğünün korunması için vazgeçilmez olan ve kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyen Anayasa Mahkemesi’nin iktidarın güdümü altına alınması arzusunun bir sonucudur. Kaldı ki, iktidarın yargı reformundaki samimiyetsizliğinin de açık kanıtıdır.”

Erdoğan’ın avukatı hakkındaki rüşvet iddiası Bakan Gül’e soruldu

Okumaya devam et

Popular