Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

İki kardeşin hikayesi… Bir üsteğmen şehit oldu diğer üsteğmen tutuklu

İki üsteğmen kardeşten biri şehit düştü, diğeri terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklu. Silah arkadaşlarının açıklamaları ise oldukça ürkütücü.

BOLDMEDYA/ÖZEL

Suriye’nin Tel Rıfat bölgesinden YPG’nin açtığı ateş sonucu 24 yaşındaki Topçu Üsteğmen Muhammet Ali Kalo şehit oldu.

Fotoğraftaki iki üsteğmen kardeşten soldaki şehit, sağdaki ise tutuklu durumda.

Şehit haberinin düştüğü Kalo ailesinin İstanbul Bahçelievler semtindeki evi zaten uzun süredir matem evi gibiydi. Çünkü şehit Muhammet Ali Kalo’nun abisi Piyade Üsteğmen Mustafa Kalo, terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla tutuklu durumda.

Şehit Üsteğmen Muhammet Ali Kalo, iki yıllık evliydi ve eşi Yasemin Kalo 7 aylık hamile. Tutuklu abisi Üsteğmen Mustafa Kalo da evli. İki üsteğmen kardeşin birlikte çekilmiş çok sayıda fotoğrafı bulunuyor.

GÖNÜLLÜ KOMANDO

Tutuklu Mustafa Kalo askerliğe aşık bir isim ve sosyal medyadan devre arkadaşlarının paylaşımlarına göre gönüllü olarak komando olmuş. Ardından çatışma bölgelerinde görev yapmış.

15 Temmuz’un üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra görev yerinin değiştirilmesinin hemen ardından Hizmet Hareketi’yle ilişkili olduğu iddiasıyla muvazzafken tutuklanan Mustafa Kalo, halen cezaevinde.

Tutuklu üsteğmen Mustafa Kalo (ortada)

FİŞLENENLER ÇATIŞMA BÖLGELERİNE GÖNDERİLİYOR İDDİASI

Tutuklu üsteğmenin kardeşi Muhammet Ali Kalo ise başka bir çatışma bölgesinde can verdi. Tutuklu üsteğmeni tanıyan silah arkadaşı ihraç Üsteğmen Muhammet Yıldız’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşıma göre bu bilinçli bir tercih.

şehit üsteğmen Muhammet Ali Kalo ve eşi

Yıldız’a göre fişlenen subaylar, sınırda, sınır ötesinde ve tehlikeli görevlerde kullanılıyor. Hayatını kaybedenlere şehit oldu deniyor. Kurtulanlar ise ihraç ediliyor ve tutuklanıyorlar.

ANNESİ DURUŞMA YOLUNDA ALDI HABERİ

Şehit üsteğmenin annesi Nuray Kalo, olay gerçekleştiğinde tutuklu oğlunun duruşmasına katılmak için yoldaydı. Acı haberi telefonda alan anne İstanbul’a dönde. Şehit evinde şimdi yas var. Baba Abubekir Kalo ve anne Nuray Kalo, bir oğlullarının şehit olması diğerinin ise terörist damgasıyla cezaevinde bulunmasıyla yıkılmış durumda.

Üsteğmenlerin baba evinde acı hakim.

Gündem

Musa Anter ve Uğur Kaymaz pankartı basan reklamcıya hapis cezası

Mardin’de reklamcılık yapan Şerafettin Aslan’a, 2015 yılında siyasi parti, dernek ve sivil toplum örgütlerinin talebi üzerine ücret karşılığı bastığı pankartlar nedeniyle 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi. Kararda, Kürt yazar Musa Anter ile evinin önünde babasıyla öldürülen Uğur Kaymaz’ın pankartlarının basılması suç gibi gösterildi.

BOLD – Mardin’de reklamcılık yapan Şerafettin Aslan ile dönemin MEYADER Derik İlçe Eşbaşkanı Abidin Esen’e 2015 yılında siyasi parti, dernek ve sivil toplum örgütlerinin talebi üzerine ücret karşılığı bastıkları pankartlar nedeniyle 2 yıl 1’er ay hapis cezası verildi.

Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015 yılında başlatılan soruşturma kapsamında KHK ile kapatılan Mezopotamya Yakınlarını Kaybedenler Derneği (MEYADER) Derik İlçe Eşbaşkanı Abidin Esen ve Reklamcı Şerafettin Aslan hakkında “örgüte yardım etmek” iddiasıyla 2018 yılında iddianame hazırlandı.

İddianamede reklamcı Şerafettin Aslan’ın siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve derneklerin basın açıklamalarında kullanılmak üzere ücret karşılığı hazırladığı pankartlar delil olarak yer aldı. Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) ilçe örgütleri için hazırlanan tabelalar ile babası Ahmet Kaymaz ile birlikte öldürülen Uğur Kaymaz’ın fotoğraflarının bulunduğu pankartlar suç unsuru olarak yer aldı. İddianamede, Uğur Kaymaz ve Ahmet Kaymaz için “Mardin Kızıltepe’de ölen” ifadesi kullanılırken, Kürt yazar Musa Anter’in fotoğrafıyla ilgili de “sözde siyasal Kürt hareketinin mimarlarından olan Musa Anter isimli şahsın fotoğrafının yer aldığı” ibaresi kullanıldı.

PANKART BASMA SUÇU

Mardin 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmada savcı, Aslan ve Esen hakkında “(…) örgütün propagandasını yapmak maksadıyla kullanılabilecek, örgüt talimatları doğrultusunda gerçekleşecek gösteri ve yürüyüşler sırasında kullanılabilecek nitelikteki pankart, yaka fotoğrafları, branda ve benzeri eşyaların basılarak üretimini yapmak ve basılan bu eşyaların nakil ve dağıtımını sağlamak şeklindeki eylemleriyle silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçunu işledikleri” iddiasında bulundu.

Şerafettin Aslan savunmasında, ticari işletme olduklarını, parasını ödeyenlerin taleplerine göre basım yaptıklarını, bir örgüte yardım ve yataklık gibi bir amacının bulunmadığını belirterek, emniyete başvuru gerektiren işlemleri gerçekleştirdiklerini, yasal olup olmadığının emniyeti ilgilendirdiğini savundu.

2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI

Mahkeme heyeti, reklamcı Aslan ile dönemin Esen hakkında “suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, neticenin ağırlığı, sanığın kusurunun ağırlığı ile güttüğü amaç ve saiki nazara alınarak” gerekçeleriyle “örgüte yardım etme” suçunun oluştuğu gerekçesiyle, 2 yıl 1’er ay hapis cezası verdi.

TÜİK yine şaşırttı: Salgın döneminde işsizlik 456 bin kişi azaldı!

Okumaya devam et

Gündem

“Cezaevinde sürünüp ölmesini bekliyorlar”

23 yıldır cezaevinde olan Abdurrahim Demir, cezaevinde kalamaz raporuna rağmen tahliye edilmiyor. Böbrekleri iflas eden Demir’in hayati risk altında olduğunu söyleyen eşi Nezahat Demir, “Cezaevi idaresi sürünüp ölmesini bekliyor. Bu büyük bir adaletsizlik” diyor.

BOLD – 23 yıldır cezaevinde kalan Abdurrahim Demir’in sağlık durumunun hayati risk altında olduğunu belirten ailesi, tahliye edilmesini istedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre, cezaevlerinde 604’ü ağır olmak üzere toplam bin 605 hasta tutuklu bulunuyor. Geçtiğimiz yıl toplam 50 hasta tutuklunun yaşamını yitirdiği cezaevlerinde bu yılın ilk 9 ayında ise 20’si hasta tutuklu olmak üzere toplam 38 tutuklu hayatını kaybetti. Devletin demir parmaklıklar arkasında tuttuğu hasta tutuklu Abdurrahim Demir’in cezaevinde kalamaz raporu bulunmasına rağmen tahliye edilmediği belirtildi.

Mezopotamya Ajansının haberine göre 12 Ekim 1995 yılında pazarcılık yaptığı İstanbul Okmeydanı’ndaki tezgahı başında gözaltına alınan Abdurrahim Demir, 13 gün kaldığı gözaltında gördüğü ağır işkenceler nedeniyle vücudunda ağır yaralar oluştu. Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından devletin birliğini ve topraklarını bölme iddiasıyla tutuklanan Demir, 27 Aralık 2007 tarihinde de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, Demir hakkındaki kararı 10 Kasım 2008’de bozdu.

AİHM HAK İHLALİ VERDİ

Yargılama devam ederken avukatları, Demir’in gözaltında iken avukatının bulunmaması, uzun tutukluluk ve maruz kaldığı işkence dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. 19 Ocak 2010’de dosyayı karara bağlayan AİHM, Demir hakkında ‘hak ihlali’ kararı vererek Türkiye’yi mahkum etti. AİHM, Demir’in bir an önce serbest bırakılmasını tavsiye etti.

23 YILDIR CEZAEVİNDE

AİHM kararı üzerine İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, uzun tutukluluk gerekçesiyle 4 Ocak 2011’de Demir’in tahliyesine karar verdi. Devam edilen yargılama sonucunda 27 Aralık 2012’de ‘ağırlaştırılmış müebbet’ cezası verilen Demir, kararın onanması üzerine yeniden tutuklanıp, cezaevine konuldu. Toplam 23 yıldır cezaevinde tutulmasından dolayı sağlık durumu giderek kötüleşen Demir’in sol böbreğinin iflas ettiği, sağ böbreğinin ise yüzde 37 oranında çalışmadığı kaydedildi.

ÖLMESİNİ BEKLİYORLAR

Eşinin bunca yıldır haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu söyleyen Nezahat Demir, kalp ameliyatı geçiren eşinin yaşadığı böbrek yetmezliği nedeniyle sağlık durumunun iyice kötüleştiğini ifade etti. 58 yaşındaki Demir’in cezaevinde hastalıkla mücadele etmesinin zor olduğunu kaydeden Demir, “Durumu çok kötü şu an. Hastane tarafından ‘cezaevinde kalamaz’ denmesine rağmen tahliye edilmiyor. Cezaevi idaresi sürünüp, ölmesini bekliyor. Bunun başka bir açıklaması yok. Bu büyük bir adaletsizlik. Bu yaşta birinin orada bu hastalıkla ne kadar yaşar ki? Virüs bulaşırsa ne olur?” ifadelerini kullandı.

BÖYLE BİRİNİ NİÇİN TUTUYORLAR?

Eşinin durumunun kötü olduğunu, tahliye edilmesini istediklerini belirten Nezahat Demir, şunları söyledi: “Geçen haftaki telefon görüşmemizde sesi çok kötü geliyordu. Zaten bir yıldır görüşemiyoruz. Durumu ne derece kötü bilmiyoruz. Salgın başladığından beri açık görüşe gidemiyoruz. O da biz üzülmeyelim diye durumunun kötü olduğunu söylemiyor. Belki de şu an diyaliz makinesine de alınmış. Böyle birini niçin tutuyorlar? Devlet dışarıda yok edemediğini böyle mi yok edecek? Resmen ölüme terk ediliyor.”

İstanbul merkezli 21 şehirde gece yarısı ‘ankesör’ operasyonu

Okumaya devam et

Gündem

İstanbul merkezli 21 şehirde gece yarısı ‘ankesör’ operasyonu

TSK’ya yönelik operasyonlara bir yenisi daha eklendi. İstanbul merkezli 21 şehirde Terörlü Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler gece yarısı 70 adrese operasyon yaptı. Çoğunluğu TSK mensubu 48 kişi gözaltına alındı.

BOLD – İstanbul merkezli 21 ilde saat 01.00’de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda İstanbul’da 38 olmak üzere 21 kentte toplam 70 adreste polis ekipleri gözaltı işlemi yaptı.

Ankesör araması iddiasıyla yapılan operasyonda aralarında 15’i muvazzaf 60 TSK mensubu, Sağlık Bakanlığında görevli 1 doktor, 2 sağlık teknikeri, 7 sivil memurun da aralarında olduğu 70 şüpheliden 48’i gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüpheliler İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne götürüldü. 22 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Lütfi Elvan getirildi

Okumaya devam et

Popular