Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Suud büyükelçiliği güvensiz de Türk elçilikleri güvenli mi?

Kaşıkçı cinayetiyle Suudi Arabistan büyükelçiliği tartışmaların göbeğinde. Bir de son dönemde dünyanın farklı yerlerinde Türk elçiliklerinde yaşananlar var.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
MEDYABOLD/ÖZEL
ozarslansevinc@gmail.com

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları son dönemde giderek artan biçimde Türk Büyükelçilikleri’nde güvenlik problemleri yaşamaya başladılar. Rutin işlemler için gittikleri elçilik binalarında, pasaportları ellerinden alınanlar, baskı ve tehdit görenlerin yanında kanunsuz biçimde sorgulananlar da var.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Aralık 2017’de verdiği rakamlara göre, Olağanüstü Hal döneminde 234 bin 419 kişinin pasaportu iptal edildi. Aradan geçen zamanda bu sayının daha ne kadar arttığını bilen yok. Pasaportu iptal edilenlere bu konuda hiçbir bildirimde bulunulmuyor, ta ki Büyükelçilik Binası’na girdikleri ana kadar.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nda öldürüldüğü iddiaları sonrası Türkiye Suudi Prens’e uluslararası çapta baskı başlatmıştı. Ancak dünyanın farklı büyükelçiliklerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yaşadıkları da uluslararası diplomasi kurallarını yerle bir eden türden.

Sorunla karşılaşanların başında Gülen Cemaati gönüllüleri geliyor. Gülen Cemaati üyeleri özellikle Avrupa’daki konsolosluklarda fişleme, pasaportlarına el konması, tehdit ve Türkiye’ye geri gönderilme çabası gibi durumlarla karşılaşıyor. Almanya’da iki yıldır benzer birçok olay yaşandı. Önceleri başlarına gelenleri anlatmak istemeyen Türk vatandaşları, Türkiye’de Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı vakaasından sonra konuşmaya başladı. Fakat yine de görüştüğümüz 10 aileden 4’ü başlarına geleni müstear isim kullanılması şartıyla anlattı.

Frankfurt Türk Konsolosluğu:

‘DAHA FAZLASINI YAPMAYA HAKKIMIZ VAR’

Neriman-Orkun Yılmaz çifti bir yıldır çok sıkıntılı bir süreç yaşadı, hala yaşamaya devam ediyorlar.

Orkun Yılmaz: Ben İzmirli bir Türkçe öğretmeniyim. 28 yaşındayım. 2012’de yurt dışındaki bir Türk okulunda öğretmenlik yapmaya başladım. Bir yıl sonra evlendim. Eşimle birlikte orada bir hayat kurduk. 2017’e kadar beş sene orada yaşadık. 15 Temmuz darbe projesinden sonra yaşadığımız ülkenin Türk konsolosluğunda hiçbir işimizi halledemez olduk. Eşimin Türkiye’de bankada biraz parası vardı. Ülkemize sürekli gidip geldiğimiz için parayı çekme ihtiyacı duymamıştık. Bir yıl önce kayınpederimin paraya ihtiyacı oldu, eşim parayı babasına vermek istedi. Bunun için konsolosluktan vekalet çıkarmamız gerekiyor. Maalesef konsolosluk işimizi yapmadı. Biz de 2017 yazında Frankfurt’a geldik. Almanya, Avrupa ülkesi olduğu için bir sorunla karşılaşacağımızı hiç düşünmedik. Bundan sonrasını eşim anlatsın.

‘SADECE TÜRKİYE’YE GİDERSENİZ PASAPORT VEREBİLİRİZ’

Neriman Yılmaz: Konsolosluğa gittik. Sıra bana geldi. Üç kadın görevlinin çalıştığı bir odaya girdim. Kimliğimi verdim. Normalde vekalat çıkarmak için Türk kimliği yeterli. Pasaport gerekmiyor. Görevli, “İşleminizi yapacağım ama pasaportunuza da ihtiyacım var.” dedi. Ben de verdim. Bir sorun olacağını düşünmedim. Kadın görevli, pasaportu alıp başka bir yere gitti ve kısa bir süre sonra döndü, “Pasaportunuz iptal olmuş, buna el koyuyorum.” dedi. O andan itibaren bize karşı tavırları değişti. “Ta Türkiye’den … gitmişsiniz, ne işiniz vardı orada?” diye bizi sorgulamaya başladılar. “Bunu yapmaya hakkınız var mı? Neden alıyorsunuz?” diye karşı çıktık. Aldığımız cevap aynen şöyle: “Daha fazlasını yapmaya hakkımız var!” Bu ne demek? Donup kaldık. Hiçbir şey yapamadık. Sonra da şu teklitfe bulundular: “Size sadece Türkiye’ye uçabilmek için bir-iki günlük geçici pasaport verebiliriz. Onu da, bir Türkiye bileti alıp bize getirirseniz vereceğiz.” Yani Türkiye’ye kesin gideceğimizi onlara ispatlamamız gerekiyor. Pasaportlarımızı alarak bizi fişlediler, sonra tehdit ettiler, en son da Türkiye’ye göndererek tutuklanmayı teklif ettiler. Biz kime ne yaptık? Sıradan öğretmenleriz.

Orkun Yılmaz: Hemen konsolosluktan ayrıldık. Frankfurt polisine durumu anlattık. Polis, orasının Türkiye toprağı olduğu için bir şey yapamayacağını ve başka konsolosluklara gidersek de aynı sorunla karşılaşacağımızı söyledi. Mecburen iltica etmek durumunda kaldık. Almanya’ya geldiğimizin üçüncü günü kendimizi mülteci kampında bulduk. İlticamız reddedilince ikinci şoku yaşadık. Türkiye’den uçakla rahatça çıkmış olmamız, bizim için bir sorunun olmadığı anlamına geliyormuş. Pasaportumuza el konulmasını görmezden geldiler. İtiraz ettik. Alman avukatımız, red kararını bir skandal olarak itirazımıza yazdı. Almanya dünyanın en demokratik ve zengin ülkelerinden biri ama her şey o kadar güllük gülistanlık değil. 15 aydır buradayız. İlk üç ay kendimize gelemedik, o psikolojiyi atlatamadık. Yeni evlenmiştik. Bir evimiz, bizi dört gözle bekleyen öğrencilerimiz vardı. Eşim şu anda 8 aylık hamile. 9 Kasım’da mahkememiz olacaktı. Avukatımızın tatiline denk geldiği için ertelemek durumunda kaldı. Yeni bir mahkeme tarihi bekliyoruz.

Şeyma Candan: BENİ KARANLIK BİR ODAYA GÖTÜRDÜLER

2016’da Alman vatandaşlığına müracaat ettim. Fakat kabul alabilmem için Türk vatandaşlığından çıkış kağıdı gerekiyordu. Randevu alarak eşimle birlikte Essen Türk Konsolosluğu’na gittik. Görevliler adımı bilgisayara girer girmez istediğim işlemleri yapamayacaklarını söylediler ve bizi bekleme salonuna aldılar. Nedenini sorduğumuzda; TC. vatandaşlık numaramda bir sorun olduğunu, herhalde bir yanlışlık yapıldığını, bunu İçişleri Bakanlığı’na bildireceklerini ve 6-8 hafta içinde cevap geldikten sonra benimle tekrar görüşeceklerini söylediler ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi.

Bu durumu Almanya Vatandaşlık Ofisi’ne bildirdim. Onlar da konsolosluğa tekrar başvurmamı istediler. Tekrar başvurdum ama ne yazılı ne telefonla hiçbir cevap alamadık. Bu yılın ocak ayında randevu aldık, yine gittik. Yine yapamayacaklarını söylediler. Artık somurtmalar başladı. Müdürle görüşmek istediğimi belirttim. Sonuçta bu kağıdı almak benim hakkım. Müdüre hanımla görüştüm. Bu arada başka bir müdür geldi ve bu adam beni üst katta karanlık bir bekleme odasına götürdü. Orada yaklaşık yarım saat bekledim. Bu arada sürekli takım elbiseli erkekler odaya girip çıktı. Bu durumdan çok rahat rahatsız oldum. Psikolojik baskı yaşadım resmen. Hatta oradan kaçma planları kurdum kafamda. Yukarı çıkmadan önce eşime arabanın anahtarlarını teslim etmiştim. Herhangi bir durumda sen hemen kendini kurtar diye…

YENİ PASAPORT ÇIKARMAYA KALKMAYIN YOKSA…

Bulunduğum oda aslında bekleme salonuydu ama o gün kullanılmıyordu sanırım. Sadece ben vardım ve karanlıktı. Camını açtım ve atlayıp kaçabilir miyim diye düşünmeye başladım. Başıma orada ne geleceği belli değildi. Sonra görevli geldi. Aslında benimle ilgili bir sorunları olmadıklarını ama pasaportuma el koyduklarını ifade etti. 39 yıldır Almanya’da yaşıyorum ve hep Alman şirketlerinde çalıştım. Türk kurumlarıyla hiçbir alakam olmadı. Görevli, eşimden dolayı pasaportuma el konulduğunu söyledi. İstersem bu durumu İstanbul’a gidip halledebileceğimi söyledi. Bu ne demek diye, kızdım. Bana bunu alay ederek söylüyor; madem sorun yok, gidin işinizi orada halledin diyorlar. Oradan ayrılmadan önce şöyle bir ithamda da bulundular; ‘hanımefendi sakın başka bir konsolosluğa gidip pasaportum kayboldu diye yeni bir pasaport çıkartmayın. Aksi takdirde daha kötü muamele görürsünüz, dedi.
Şu an Türkiye’ye değil, hiçbir yere gidemiyorum. Almanlar da ne yapacaklarını bilmiyorlar. Çünkü sadece ben değil, bu sorunu yaşayan başka birçok insan var. Almanlar her ay, Türk konsolosluğuna çıkış kağıdı istediğime dair taahhütlü mektup göndermemi söyledi. Biliyorum hiçbir sonuç çıkmayacak ama sırf belgelemek için gönderiyorum.

Münih Türk Konsolosluğu:
HEMEN BURADAN ÇIKIP GİDİN!

Behra-Serkan Doğru:
Ben ve eşim yıllardır Almanya’da yaşıyoruz. Üniversiteyi burada okuduk. Burada tanışıp evlendik. Artık Almanca’ya, Alman kültürüne vakıf insanlarız. 12 Mayıs 2017 tarihinde Alman vatandaşlığına geçmek için başvuru yaptık. 26.01.2018 tarihinde ‘sizi vatandaşlığa kabul ediyoruz’ diye cevap geldi. Vatandaşlığa geçiş işlemlerinin başlayabilmesi için Türk vatandaşlığından çıktığımıza dair bir belge almamız gerekiyor. Bu yüzden Münih’teki Türk Konsolosluğu’na gittik. İçeri girdik. Görevli önce eşim Serkan Doğru’nun pasaportunu aldı, baktı. İlk etapta bir sıkıntı yoktu. Benimkine bakınca donup kaldı. Sağına baktı, soluna baktı. Sonra işlem yapamıyoruz pasaportunuza, dedi.

NE SİZ BİZİ GÖRDÜNÜZ, NE BİZ SİZİ
Başka bir bölüme götürdüler beni. Orada ‘pasaportu iptal etmişler, sebebini bilmiyoruz, bir avukat tutun, dava açın, pasaport hakkının geri alınması lazım, dediler. O arada şefleri olduğunu düşündüğüm biri geldi. Ne oldu, ne var diye sordu. Durumu anlayınca bize doğru döndü ve ‘hemen çıkıp gidin buradan, ne siz bizi gördünüz, ne de biz sizi gördük. Dua edin pasaportlarınızı almıyoruz’ diye bağırdı ve bizi bizi apor topar konsolosluktan kovdular. Neye uğradığımızı şaşırdık. Bizi kovan görevlinin korkudan gözlerinin yerinden fırlayacak gibi olduğunu görmek ise apayrı bir duyguydu. Acınası bir durumdu.

Almanya Yabancılar Dairesi’ne durumu anlattık. Bize tutanak tutmamızı söylediler. Neler yaşadığımız yazdık. Eşimin pasaportunda sorun olmadığı için o tekrar gitti konsolosluğa. Onca insanın girip çıktığı yerde bizim adımızı hiç unutmamışlar. Görevli eşimi görür görmez, ‘Çıkış belgesi filan alamazsın, pasaportunuzu iptal ettik. Boşuna bekleme’ diyerek tekrar kapıyı gösterdi.

Mainz Türk Konsolosluğu:

SANA PASAPORT MASAPORT YOK!

Ahmet Can: Ben 34 yaşında bir eğitimciyim. On üç yıldır Almanya’da yaşıyorum. 2017’nin Ocak ayında Alman vatandaşlığına geçmek için başvuru yaptım. 6 ay sonra kabul edildiğime dair cevap geldi. Türk vatandaşlığından çıktığıma dair belge almak için Mainz Konsolosluğu’na gittim. İlgili bölümde bekliyorum. Sıra bana geldi. Büyük bir masanın arkasında bir görevli oturuyordu. Pasaportumu aldı ve bana da bekleme odasına geçmemi söyledi. Aradan birkaç dakika geçti. Görevli geldi. ‘Pasaportunuzu konsolos beye gösterdim, iptal edilmiş, sana pasaport masaport yok!’ diyerek çekmeceyi açıp fırlattı. Ne sebeple el koyuyorsunuz, dedim. Cevap vermediler. Belki Türkiye’de yanlış işlem yapmışlardır. Avukat tutup sordurabilirsiniz, dediler. Sonra da size sadece tek yönlü seyahat belgesi verebiliriz, dediler. Yani Türkiye’ye gidip işimi orada halletmemi teklif ediyor!

ÇEVREMDE KİMSE BANA İNANMADI
Bir anda hiçbir sebep göstermeden keyfi bir işlem karşısında hiçbir şey yapamıyorsunuz. Dedim ki, en azından aldığınıza dair bir yazı verin. Onu da yapamazlarmış. Sonradan öğrendim ki, yasa dışı işlerin belgesi olmuyor. Konsoloslukta yaşadıklarımı çevremde kime anlattıysam inanmadı. Ben, kimseye zararı olmayan, aksine buradaki Türklerin çocuklarına sosyal ve kültürel anlamda destek veren, etkinlikler yapan bir dernekte çalışıyorum. Sanki Türkiye’de adam öldürdüm de burada pasaportuma el konuldu! Alman Vatandaşlık Ofisi’ndeki görevli bir türlü inanmak istemedi bana. Zamanla konsolosluğa yazdığım mailleri gösterince inandılar. Almanlar yaptığım girişimleri yeterli bulursa çifte vatandaş olacağım. Yetersiz derlerse her şeye yeniden başlayacağım. Bu demektir ki, 2 sene daha Almanya’da esir kalacağım. Pasaport olmadan burada bir şey yapmanız mümkün değil.

EDİTÖRÜN NOTU: Haberdeki isimler kişisel güvenlik ve benzer sebeplerle kişilerin isteği üzerine değiştirilmiştir.

 

Genel

Öğretmenin gündemi geçim derdi

24 Kasım Öğretmenler Günü öncesi yapılan anketler eğitimcilerin geçim sıkıntısı yaşadığını ortaya çıkardı. Eğitim-İş’in yaptığı araştırmaya göre öğretmenlerin yüzde 63’ü gıda ihtiyacını bile karşılayamaz hale geldi. Öğretmenlerin yüzde 22’si her ay birilerinden borç alarak ancak geçinebilirken ek iş yapan öğretmenlerin oranı ise yüzde 26.

BOLD – Eğitim-İş, 24 Kasım Öğretmenler Günü öncesi öğretmenler ile yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. 5 bin 514 öğretmen ile çevrimiçi görüşmeler yoluyla yapılan araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 63’ü çocuklarının gıda ihtiyaçlarını, yüzde 73’ü kıyafet ihtiyaçlarını, yüzde 47’si ise eğitim ihtiyaçlarını rahat karşılayamıyor.

ÖĞRETMENLER GEÇİNEMİYOR

Cumhuriyet’in haberine göre, öğretmenlerin yüzde 96’sı son bir yılda yaşanan fiyat artışlarının bütçesini daha fazla etkilediğini; yüzde 61’i ise gelirlerinin yetersizliği nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını ifade ediyor. Çok sayıda öğretmenin de kredi borcu var. Buna göre, öğretmenlerin yüzde 44’ü ev kredisi, yüzde 30’u araç kredisi, yüzde 25’i ise çocuklarının eğitimi için çektiği kredileri ödüyor. Öğretmenlerin yüzde 26’sı ek iş yapıyor; yüzde 29’u esnafa olan borcunu, yüzde 35’i ise şahıslara olan nakit borcunu ödemeye çalışıyor; yüzde 37’si de kredi kartlarının sadece asgari ödemesini yapabiliyor. Öğretmenlerin yüzde 3’ünün maaşında icra var, yüzde 8’inin maaşına en az bir kez icra gelmiş ve yüzde 46’sı annesi, babası ya da arkadaşlarından yardım alarak ancak geçinebiliyor. Her ay borç alan öğretmenlerin oranı ise yüzde 22. Geçim sıkıntısındaki öğretmenlerin yüzde 92’si her gün bir gazete, yüzde 62’si her ay bir kitap bile alamıyor.

EĞİTİMDEN ÖĞRETMENLER DE ŞİKAYETÇİ

Siyasi baskı da öğretmenleri etkiliyor. Öğretmenlerin yüzde 46’sı görevden alınma korkusu yaşadığını söylüyor; yüzde 83’ü ise yönetici olmak için mutlaka torpile ihtiyaç olduğuna emin. Öğretmenlerin yüzde 48’i de yöneticiler tarafından öğretmenlere siyasi baskı yapıldığını ifade ediyor. Öğretmenlere göre devlet okullarındaki eğitimin niteliği de gün geçtikçe düşüyor. Öğretmenlerin yüzde 83’ü kalitenin düştüğünü belirtiyor. Öğretmenlerin yüzde 80’i, MEB’i Covid-19 sürecinde başarısız buluyor ve uzaktan eğitimin başarılı olmadığını kaydediyor.

ÖĞRETMENLER İŞLERİNDEN MEMNUN DEĞİL

Araştırma acı bir tabloyu daha gözler önüne serdi. Öğretmenlerin yüzde 93’ü öğretmenliğin saygın bir meslek olma özelliğini yitirdiğini belirtiyor. Daha fazla para kazanabileceği iş bulması halinde öğretmenliği bırakacağını söyleyen öğretmenlerin oranı da yüzde 43. Büyük bölümü borç içinde olan öğretmenlerin yüzde 86’sı, çocuğunun öğretmen olmasını istemiyor.

EĞİTİM-İŞ BAŞKANI: ÖĞRETMENLER ÇARESİZLİK ÇUKURUNDA

Araştırma sonuçlarını yorumlayan Eğitim-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, “Geleceğin mimarı olan öğretmenlerimizin nasıl bir çaresizlik çukuruna itildiği görülmekte. Bu yılki araştırmamızda en dikkat çekici veriler, geçim sıkıntısına ilişkin. Öğretmenlerin hepsinin borç batağında olduğu, bu borçlar yüzünden yarısından fazlasının psikolojisinin bozulduğu, kendi çocuklarının ihtiyaçlarını bile giderecek kadar ücret verilmediği bir ortamda eğitim ne kadar sağlıklı olabilir? Öğretmenler hamaset değil adalet istiyor” dedi.

ÖĞRETMENLER İŞLERİNDEN MEMNUN DEĞİL!

Eğitim Sen’in 4 bin 565 öğretmenin katılımıyla yaptığı “Öğretmenlerin Ekonomik ve Mesleki Sorunlarına Bakış Anketi”nin sonuçlarına göre ise öğretmenlerin yüzde 60’ı aldığı maaşı işinin karşılığı olarak yeterli bulmuyor. Daha iyi bir iş teklifi alması halinde öğretmenliği bırakmayı düşünen öğretmenlerin oranı ise yüzde 70. İşyerinde kendini değerli hissetmeyen öğretmenlerin oranı yüzde 56, güvende hissetmeyenlerin oranı ise yüzde 70 oldu.

Eğitimde pandemi yönetimini yeterli bulmadığı ortaya çıkan öğretmenlerin yüzde 70’i okulların hijyen ve temizlik açısından gerekli koşullara sahip olmadığını belirtti. Okullarda ‘maske, mesafe, temizlik’ şartlarının hayata geçirildiğini düşünüyor musunuz” sorusuna katılımcıların yaklaşık yüzde 69’u “hayır” yanıtı verdi.

Öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığının icraatlarından da memnun değil. Katılımcıların yüzde 94.5’i “Millli Eğitim Bakanlığı’nın sorunları çözmek için ürettiği politikaların gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz” sorusuna “hayır” dedi.

 

Okumaya devam et

Genel

Enes Kanter evine döndü, yeni adresi; Portland

Tüm dünyada basketbolseverlerin yakından takip ettiği NBA’de sezonun yaklaşmasıyla birlikte takımlar arasında takaslar hız kazandı. NBA’deki başarılı temsilcimiz Enes Kanter, gerçekleşen 3’lü takasla, Portland Trail Blazers’a geri döndü.

MUHAMMET ALİ TOKSOY

BOLD- Bu sezon Boston Celtics forması giyen Enes Kanter, Memphis Grizzlies, Portland Trail Blazers ve Boston Celtics arasında gerçekleşen takas sonrasında, 2018-2019 sezonunda 23 maç forma giydiği takımı Portland Trail Blazers’a geri döndü. Gerçekleşen bu takasın ardından, Portland Enes kanter’i kadrosuna katarken, Mario Hezonjia ve Desmond Bane’de Memphis’in yolunu tuttu. Boston Celtics’de, Memphis’ten 1.tur draft hakkını aldı.

11 NUMARALI FORMAYI EMEKLİ EDİN

Enes Kanter gerçekleşen takasın ardından, Twitter hesabından Boston celtics’e teşekkür etti. Celtics organizasyonunda yer almanın kendisi için büyük bir lütuf olduğunu söyleyen temsilcimiz, bu takım, bu eyalet; saha içinde ve saha dışında, beni daha iyi bir oyuncu daha iyi bir insan yaptı. NBA yıldızımız twitini ’11 numaralı formayı emekli etmeyi unutmayın’ esprisiyle bitirdi.

“EVİM EVİM, GÜZEL EVİM”

Enes Kanter önümüzdeki sezon forma giyeceği eski takımına da sosyal medyadan mesaj göndermeyi ihmal etmedi. İlk olarak ev emojisi atan Kanter, sonrasında ise ‘Evim evim, güzel evim’ twitini paylaştı.

YARIM KALAN HİKÂYE DEVAM EDECEK

Enes Kanter, 2018-2019 sezonunun ikinci bölümünde New York Knicks’ten Portland Trail Blazers’a geçmiş, Yusuf Nurkiç’in sakatlanmasıyla ilk beşte maçlara çıkmaya başlamıştı. Nurkiç’in sakatlanmasıyla Play Off’larda hiç şans verilmeyen Portland Trail Blazers, ilk turda Westbrook’lu Oklahoma’yı, ikinci turda ise Jokic’li Denver Nuggets’ı eleyerek Batı Konferansı Finaline çıkarak otoriteleri şaşkına çevirmişti. Enes Kanter oruçlu çıktığı bu maçlarda harika performans sergilemiş, Oklahoma karşısında Steven Adams’a, Denver karşısında Jokic’e üstünlük sağlamıştı.

NBA TARİHİNİN İLK TÜRKÇE ANONSU

Enes Kanter, Portland’da 23 maç oynamış, 13 sayı ve 8.6 ribaund ortalamasıyla başarılı bir performans sergilemişti. Seyirciler ve arkadaşları tarafından çok sevilen Enes Kanter için takım organizasyonu, ilk beş çıktığı maçlarda Türkçe anons yapmıştı. NBA tarihinde ilk kez, maçların öncesinde yapılan seromonilerde bir oyuncu için Türkçe anons yapılmıştı.

Okumaya devam et

Genel

Kılıçdaroğlu: Ekonomi pik değil dip yaptı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında AKP’ye ekonomi üzerinden yüklendi. Vatandaşın gerçeğiyle AKP’nin açıklamalarının örtüşmediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Yandaşlar ve tefeciler için ekonomi pik yaptı. Peki esnaf, emekli, işçi, dul için, yetim için ekonomi pik mi yaptı? Hayır, pik değil dip yaptı” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomide ve yargıda reform çıkışını sert sözlerle eleştirdi. Kılıçdaroğlu “Ekonomide reform yapacağız. Ne demek bu? Tefecilere selam göndermek. Zamları yapacağız, millet önceden hazırlıklı olsun demek” dedi.

Faiz ve merkez bankası politikasını da eleştiren CHP lideri, “Erdoğan, ‘faizin en azından enflasyon seviyesinde tutulma mecburiyeti bu konuda mücadelemizi zora sokuyor’ diyor. Ya arkadaş sen demiyor muydun faiz düşerse enflasyon düşer, faiz düşerse dolar düşer, faiz düşerse fiyatlar düşer diyen sen değil miydin? Londra’daki bir avuç tefecinin önünde diz çökmek demektir bu. Bunu yapacaksınız siz” ifadelerini kullandı.

“ACI REÇETE” TARTIŞMASI

“İktidar çözemiyor. Sorunların altına yığılıp kaldılar” diyen Kılıçdaroğlu, hükumetin ekonomi açıklamalarıyla, vatandaşın gerçeğinin bir birine uymadığını vurguladı. Erdoğan’ın bir biriyle çelişen sözlerine gönderme yapan CHP lideri, “Daha 15 gün önce ekonomi pik yapıyor diyenler 15 gün sonra millete acı reçeteyi vereceğiz diyenler bunlar değil mi? Ekonomi pik yapıyor lafı bazıları için doğru. Dolarla ihale alanlar için ekonomi pik yapıyor. Dolarla devlete borç verenler için de ekonomi pik yapmış vaziyette” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu vatandaşın durumuna da dikkat çekerek “Buradan AK Partili kardeşlerime seslenmek isterim. Yerli ve milli olanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolarla borçlanma konusunda hazine tahvili çıkarırlar mı? Sen kendi parana güvenmiyorsun, kendi vatandaşına bana dolar üzerinden borç ver diyorsun. Sarayın bekçiliğini yapan için de bu sözüm geçerli. Yandaşlar ve tefeciler için ekonomi pik yaptı. Servete servet katıyorlar. Peki esnaf, emekli, işçi, dul için, yetim için ekonomi pik mi yaptı? Hayır, pik değil dip yaptı” diye seslendi.

KILIÇDAROĞLU: AYRANI YOK İÇMEYE…

Saray’da israf harcamalarının devam ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu “Bir uçak Erdoğan için, bir başka uçak Bahçeli için, bir başka uçak bakanlar ve heyetler için, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu için ayrı bir uçak, iki uçak da korumalar… ‘Ayranı yok içmeye’ diye bir atasözü var ya bizde…” diyerek Kuzey Kıbrıs ziyaretini de eleştirdi.

AKP’YE SAMİMİYET ELEŞTİRİSİ

Erdoğan’ın gündeme getirdiği bir başka konu ise yargı reformuydu. AKP’yi samimi olmamakla suçlayan Kılıçdaroğlu “Hukukta reform yapma konusunda Erdoğan ne kadar samimi? Adalet kurumuna güven kalmadığını o da görüyor. Adalet kurumunda çalışıp adalet dağıtan hakimler de görüyor. Onlar da ifade ediyorlar zaten. Hakimlerin savcıların belli odaklardan talimat almadan karar vermedikleri o da biliyor, biz de biliyoruz, dünya da biliyor. Adalet Bakanı, o da konuşmuş, ‘Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun’. Günaydın beyefendi. Bu konuda adım atacak kim, sizsiniz kardeşim” dedi.

“Anayasa mahkemesi kararlarını uygulamayarak devlet krizine yol açan yargıçları ne yapacaksınız?” diyen Kılıçdaroğlu “ Birisini terfi ettiler, yargıtay üyesi yaptılar. O da dahil. Eğer sen hukukta reform yapacağım diye samimiysen. Bu iki hakim için gerekeni yapacaksın” ifadesini kullandı.

Okumaya devam et

Popular