Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Erdoğan’ın danışmanı Hard Talk’ta soğuk terler döktü

Saray’daki baş danışmanlardan Prof. Gülnur Aybet, BBC’de Hard Talk programında zor anlar yaşadı, söylediklerine ise KHK’yla ihraç meslektaşlarından büyük tepki var.

Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlarından Prof. Dr. Gülnur Aybet, BBC‘de yayımlanan Hard Talk‘ta Stephen Sackur’un sorularını yanıtladı. Programda Aybet’in özellikle çalıştığı Yıldız Üniversitesi’nden ihraçlarla ilgili sözlerine, KHK’yla ihraç olan meslektaşlarından sert tepkiler geldi.

Stephen Sackur’un Gülnur Aybet’le yaptığı söyleşinin ilgili bölümü şöyle:

‘İÇERİDE HİÇ GAZETECİ YOK’

Cemal Kaşıkçı’nın ailesinin gerçekleri bilmesi gerektiği konusundaki mücadelenin liderliğini yürüten Türkiye’nin gazetecileri hapsetmekte dünya lideri olması derin bir ironi.

Sayıları nereden aldınız?

Dünyanın en saygı duyulan uluslararası kuruluşlarından.

Farklı kuruluşların verdiği sayılar birbiriyle çelişiyor, Uluslararası Af Örgütü de dahil. İlk söylemek istediğim şey bu. İkinci olarak, bu kuruluşların gazeteci olduğunu iddia ettiği kişilere gelince, Türkiye’de gözaltına alınanlara bir form verilir ve ne iş yaptığı sorulur. Bu formlara profesyonel gazeteci olduğunu yazanlar var ama muhakkak gazeteci değiller. Ayrıca verilen sayıların 90’lı yıllarda adi suçlardan tutuklanan isimleri de kapsadığını fark ettik.

Gazetecileri Koruma Komitesi şu anda 150 civarında gazetecinin tutuklu olduğunu söylüyor.

Civarında diyorsunuz.

Evet, belki birkaç eksik belki birkaç fazla.

Ben de 120’den fazla diye bir sayı gördüm. Kaç? 120 artı 1 mi, 3000 mi, 120’den fazla ne demek?

Siz cumhurbaşkanı başdanışmanısınız. Umurunuzda olsaydı bakıp bize gerçek sayıyı verebilirdiniz. Uluslararası kuruluşlar tam sayıyı veremiyor olabilir.
Numaralar değişiyor çünkü… Bugün Türkiye’de kaç gazeteci tutuklu?

Cezaevinde gazeteci yok.

Hiç gazeteci yok öyle mi? Peki ya tüm bu kuruluşların verdiği sayılar?

Cümlemi bitirmeme izin verin. İçeride gazeteci yok derken gazetecilik faaliyetinden mahkûm edilmiş kimse yok diyorum. Diğer suçlardan tutuklular.

Yani cezaevlerinde düzinelerce gazeteci var ve hiçbiri yaptığı meslekle bağlantılı olarak tutuklanmadı.

Evet.

Yani benim ve diğer tüm kuruluşların buna inanmasını bekliyorsunuz?

Size kalmış ama gerçek bu.

Türkiye’de gazeteciler bu kadar tehlike altındayken, hükümetinizin sivil topluma bir tür savaş açtığına ilişkin o kadar çok kanıt var ki… Cumhurbaşkanı tarafından işe alınmadan önce akademisyendiniz. Yüzlerce akademisyenin hapse atıldığını herkesten iyi biliyorsunuz.

Yüzlerce… Bu sayıyı şu an bize siz mi veriyorsunuz?

Tüm insan hakları kuruluşları politik görüşlerinden dolayı son üç yılda yüz binden fazla sivilin tutuklandığını söylüyor.

Akademisyenlere bakalım. Ben üniversitenin son derece muhalif bir bölümünden geliyorum. Hiçbiri işini kaybetmedi. Hiçbiri fikirlerinden dolayı soruşturulmadı. Ve cumhurbaşkanına da son derece muhalifler. Dolayısıyla konunun bunla ilgisi yok.

‘FLORİAN’A YAZIKLAR OLSUN, BU YAPTIĞI AHLAKSIZCA’

Eski meslektaşınız Florian Bieber tarafından yazılan bir mektuptan bölüm okuyacağım size. 2017’de yazılmış. Ama bana yine de hala çok doğru geliyor. Size hitaben yazılmış. Sizin tanıdığınız biri. Diyor ki, “Otoriter bir rejimin savunucusu oldunuz. Bir otokratın danışmanı, destekleyicisi ve savunucusu olduğunuz için sessiz kalamam. Erdoğan hükümeti binlerce meslektaşınızı işten attı. Bunlardan 100’ü sizin okulunuz Yıldız Teknik Üniversitesi’nden. Kariyer ilerleminizi büyük insan hakları ihlallerinin üzerine inşa ettiniz ve bu affedilemez. İmza: Eski bir arkadaşınız.”

Florian’ın benim yeni işimle bir meselesi olduğu belli. İstediklerini söylemekte tabii ki özgürdür. Bu sadece bloğunda yayımladığı bir yazı. Bunu fark etmemişim bile. Belli ki benim işimle ilgili bir meselesi var. Kamuoyuna açık bir şekilde kişisel bir saldırıda bulundu ve bunu akademik olmayan bir dilde çirkin bir şekilde yaptı. Türkiye hükümetini eleştiren ancak benle hala dost olan birçok akademisyen arkadaşım var. Florian’a yazıklar olsun diyorum çünkü bu yaptığı ahlaksızca. Bir meselesi varsa bana kişisel olarak söyleyebilirdi. Bu işe yaramaz kağıdı bu programa taşımanıza şaşırdım.

İşe yaramaz kağıt mı?

Evet, işe yaramaz bir kağıt. Çünkü çok kindar ve kişisel olarak saldırgan bir metin. Bunları yüzüme söyleyemezdi.

Çirkin düşünceler demişken…

Hayır hayır, sözümü kesmeyin. Soruları çarpıtıyorsunuz. Bana bu soruyu sordunuz, cevaplamak istiyorum.

Kendi çevrenizde mevcut baskılardan hiçbir akademisyenin etkilenmediğini söylüyorsunuz. Ama o da onlarcası işini kaybetti diyor.

Benim eski üniversitemde, cezevine atılan ya da işini kaybeden akademisyenler oldu ama terörizmi yücelten bir bildiriye imza attıkları için. Bunun neden olduğunu kendimize sormalıyız. Hiç neden diye sormuyorsunuz. Hiçbir darbe duruşmasında bulundunuz mu? Duruşmalarda insanların ağlayan akrabalarını gördünüz mü? PKK’nin elinde kaç kişi öldü biliyor musunuz? Sizce terörü yüceltmekte sorun yok mu?

Bu akademisyenlerin tamamının terörist olduğunu mu söylüyorsunuz?

Biri ya da diğeri, terörist organizasyonları destekliyorlar. Aksi takdirde başları belaya girmezdi.

Daha spesifik bir dosyayı soracağım. Osman Kavala hakkında konuşalım. Kendisi bir iş adamı ve filantropist. Türk ve Kürt toplumu arasında köprüler kurmaya çalışıyor. Bir yıldan uzun süredir cezaevinde. Aylardır iddianame bekliyor.

Kavala soruşturması devam ediyor. Dolayısıyla devam eden bir hukuki süreç hakkında konuşmam doğru olmaz. Ancak sürenin uzunluğu açısından bakacak olursak tek bir dava üzerinden değerlendirmemek lazım. Yargıda adli süreçlerle ilgili bir sorun var. Bunun nedeni Gülen hareketinin yargıya ve diğer tüm devlet birimlerine sızması. Yargıya diğer hepsinden daha fazla sızdılar.

Patronunuz, yani Cumhurbaşkanı, Kavala’yı “ünlü Macar Yahudisi George Soros tarafından desteklenen biri” olarak tarif etti.

Soros tarafından destekleniyor ama öyle değil mi?

Biliyorum. Ama “Ünlü Macar Yahudisi George Soros” ne demek? Soros ayrıca Viktor Orban tarafından komploların arkasında olmakla da suçlanıyor.

Cumhurbaşkanı’nın söylediği her şeyi bağlamından kopararak alıntılıyorsunuz.

Öyleyse bağlam ne?

Soros ünlü biri değil mi? Yahudi olduğunu inkar edebilir misiniz?

Yahudi olup olmamasıyla ilgilenmiyorum. İlgilendiğim şey patronunuzun Kavala’ya “Ünlü Macar Yahudisi’nin desteklediği biri” diyerek nereyi işaret ettiği ve George Soros’un Türkiye’de terörizmi desteklediği yönündeki iddialarınız.

Bildiğim kadarıyla bazı sızıntılar var. Dava hakkında konuşamam, hukuk uzmanı değilim. Ama gazeteler yoluyla yöneltilen suçlamaları biliyorum. Kavala’nın vakfı Gezi olaylarını organize ve finanse etmek ve hükümeti devirmekle suçlanıyor. Tabii ki bu suçlamalara karşı kendini savunabilir ama suçlamalar bunlar, değil mi? Ve kuruluşunun Soros’un kuruluşuyla yakın bağları olduğu söyleniyor. Tüm bunlar gerçekler.

Bu iddialarınızı Bay Soros da Bay Kavala da reddedecektir.

Evet çünkü çok açık ki yargı bağımsızlığına saygıları yok.

Hükümetin bu ve diğer birçok davayı ele alış biçiminin Avrupalıları Türkiye’nin Avrupa Birliği kavramlarıyla kucaklaşmasının mümkün olmadığına ikna ettiğini anlayabiliyor musunuz?

Türkiye ve Avrupa Birliği’nin ticaret ve göçmen anlaşması konusunda çok iyi ilişkilere sahip olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de 3,5 milyon mülteci yaşıyor ve dünyanın bir numaralı insani yardım yapan ülkesi. Avrupa devletleri Suriye’den kaç mülteci aldı?

Geçen eylül ayında Merkel “Türkiye’nin AB üyesi olmaması gerektiği açık. Meslektaşlarımla üyelik müzakerelerini durdurmanın karşılıklı anlaşmalı olarak bir yolunu arayacağım” dedi. Erdoğan döneminin Türkiye’sinin AB’yle ilişkisi bu oldu.

Seçimden sonra bunu tekrarladı mı? Bunu kendinize sorun.

Bunu kendime neden sorayım?

Çünkü bunu seçim için kullandı. Türkiye, Almanya, Fransa ve Rusya’yla İstanbul’da Suriyeli için Küçük Grup’la Astana sürecini bir araya getiren bir toplantı düzenledi. Bunu orada söyledi mi? Sayın Merkel ve Sayın Macron, Cumhurbaşkanımızla işbirliği yapmaya, Putin’le konuşmaya çok niyetliydi. Avrupalı liderlerin Türkiye’yle ilgili söylevlerinde büyük bir istikrarsızlık var.

DEMİRTAŞ 30 FARKLI DOSYADA YARGILANIYOR

Türkiye’nin en etkin muhalefet liderlerinden birini engellediniz ve AİHM bunu kesinlikle kabul edilemez buldu. Derhal salınması gerektiğini söyledi ama Türkiye bunu görmezden geldi.

Hayır, çünkü AİHM böyle bir karar verdiğinde 3 ay cevap süreniz var. Bu hala araştırılıyor, kesin bir sonuç değil. Daha sonra itiraz edebiliyorsunuz. Bahsettiğiniz kişi 30 farklı dosyada yargılanıyor. AİHM kararı sadece birisiyle alakalı. Suçlandığı davalardan birine göre insanları sokağa çağırdı ve birçok şiddet olayı meydana geldi. Birçok insan öldürüldü. Bunun sorumlusu o. Birisi de 20 yaşında bir çocuktu. Öldürülenler PKK’yi desteklemeyen Kürtlerdi. Onların insan hakkı ne olacak?

ULUSLARARASI KAMUOYUNU MANÜPLE EDİYOR

Aybet’in, HDP’nin önceki eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ve ihraç edilen akademisyenleri suçlaması tepki çekti.

Demirtaş’ın avukatı Ramazan Demir, Aybet’in “yalan beyanda” bulunduğunu söyledi. KHK ile ihraç edilen, Barış Akademisyenleri’nden Doç. Dr. İsmet Akça da Aybet’in “uluslararası kamuoyunu manipüle etmeye çalıştığını” belirtti.

YANLIŞ VE YALAN BEYANLAR…

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün eski öğretim üyesi Akça, Aybet’in “yanlış veya yalan beyanlarda” bulunduğunu söyledi.

Akça, “Örneğin YTÜ’deki kendi bölümünün yarısı OHAL KHK’sıyla ihraç edildi, bunun tek sebebi barış talep eden bir metnin imzalanmasıydı. O metinde herhangi bir şekilde terörü övecek bir ifade bulunmamaktaydı. Bunu aklı ve vicdanıyla metne bakan herkes görebilir” dedi.

KAYNAK: KRONOS

Gündem

Orman yangını yüzünden Manavgat’taki yerleşimler boşaltılıyor

Antalya’nın Manavgat ilçesinde çıkan ve şu ana kadar 53 kişinin dumandan etkilendiği yangına kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Söndürme çalışmalarının kuvvetli rüzgar nedeniyle güçlükle ilerlediğini aktaran Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bölgede yangını körükleyecek her türlü sebebin olduğunu söyledi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Böcek de yangın ile ilgili sabotaj iddialarının araştırıldığını söyledi. Manavgat’taki yangından etkilenen 4 mahallenin boşaltıldığı öğrenildi.

BOLD – Antalya’nın Manavgat ilçesinde Yeniköy Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda, öğlen saatlerinde çıkan orman yangını rüzgarın da etkisiyle kısa sürede yayıldı.

Zeytinlik, defne ve badem bahçelerinin yanı sıra ormanlık alanda da etkili olan yangına gün boyu havadan ve karadan da müdahale edildi. Yerleşim yerleri ve tarım alanlarına sıçrayan yangın hayvan barınaklarında da yayıldı. Bu arada bazı evlerin zarar gördüğü, hayvanların da telef olduğu öğrenildi.

BÖLGE BOŞALTILIYOR

Yangın söndürme uçağı ve helikopterin yanı sıra Orman İşletme Müdürlüğü ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin itfaiye ekipleri ile de yangına müdahale ediliyor. İlçenin Kalemler Mahallesi Azizler mevkisindeki yangında evlerinde olanlar, görevlilerce araçlara bindirilerek alandan uzaklaştırıldı.

Bölgede incelemelerde bulunan Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Şu ana kadar 53 kişi dumandan etkilenmiş durumda. Maalesef bir arazözümüz devrildi, şoförümüzün durumu ağır. Biliyorsunuz Hatay’daki yangının sebebi ve müsebbipleri neredeyse bir sene sonra belli oldu. Bu da (Manavgat’taki yangın) böyle bir şey olabilir” dedi.

SABOTAJ İDDİASI ARAŞTIRILIYOR

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Manavgat’ta çıkan orman yangını hakkında açıklama yaptı.

Muhittin Böcek, “27 yıllık yöneticiyim, ben böyle bir yangın görmedim. 4 mahallemiz boşaltıldı. İnsanlarımız, tahliye anlamında evlerinden itfaiye yardımıyla boşaltılıyor. Önlemlerimizi almaya çalışıyoruz. Şu ana kadar can kaybı yok. Herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor, inşallah en kısa zamanda söndürürüz. 4 noktada birden yangın çıkması düşündürücü. Acaba kundaklama var mı? Bunu araştıracaklardır, sayın valim bunu araştırtacaktır. Bunu kısa zamanda öğrenmiş oluruz” dedi.

Öte yandan Manavgat’taki orman yangını nedeniyle oluşan yoğun duman, 80 kilometre uzaklıktaki kent merkezinden de görüldü.

Meteoroloji 4’üncü Bölge Müdürlüğü verilerine göre, yangının devam ettiği bölgede hava sıcaklığı 39 ile 42 derece arasında değişirken, rüzgarın hızının ise gün içinde 50 kilometreye kadar ulaştığı öğrenildi.

 

15 Temmuz’dan akılda kalanlar: Mehmetçik’e camide işkence

Okumaya devam et

Gündem

15 Temmuz’dan akılda kalanlar: Mehmetçik’e camide işkence

15 Temmuz’un 5. yılında karanlık geceye dair resmi söylemler yerine karşı iddialar gündemi meşgul etti. O geceye dair birçok yeni iddiayı, Deniz Kuvvetlerinde görevli eski Binbaşı Hacer Çaylak ile ilk kez gün yüzüne çıkaran eski Albay Hüseyin Demirtaş’ın paylaştığı bir fotoğraf ise viral oldu. Camide işkence gören bir askerlerin fotoğrafını paylaşan Demirtaş, DİB başkanlarına “Camide işkence caiz mi” diye sordu.

BOLD – 15 Temmuz’da çekilen görüntülerden, birkaçı hariç üzerinde çok durulmayan çok sayıda kare var. Bunlardan birini eski Albay Hüseyin Demirtaş sosyal medya hesabından paylaştı.

Karanlık gecenin sabahında linçe uğrayan askerden bazıları, polis merkezi ve spor salonlarında bazıları da camide toplatıldı. Camide toplanan askerlere burada işkence yapıldığı iddia edildi. Albay Hüseyin Demirtaş’ın paylaştığı görüntülerde bu iddiaları doğrular nitelikte.

Fotoğraf karesinde yüzü gözü şiş, kanlar içinde, elleri ters kelepçeli askerin cami içerisinde tutulduğu görülüyor.

İŞKENCE CAİZ Mİ?

Fotoğrafı paylaşan Demirtaş, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve o dönemki başkan Mehmet Görmez’e şu soruyu sordu: “Bu Mehmetçik’e yapılan işkence camide mi yapıldı yoksa dışarıda yapılıp camiye mi getirildi? Camilerinizde işkence fotoğrafı çekip teşhir etmek dininizde var mı? Dininizde işkence caiz mi?”

Hüseyin Demirtaş ve eski Binbaşı Hacer Çaylak gazeteci Ahmet Nesin’e 15 Temmuz gecesi ve sonrasında TSK’ya fetömetre ve bylock ile kurulan kumpası detaylarıyla anlattı.

KENDİNE PERSONELLERİNE TUZAK KURDULAR

Çaylak da, albaylar Aykut Maniaoğlu, Aydın Sezenoğlu, Tuğamiral Tayyar Ertem ve Tümamiral Nevzat Taşdeler’in 15 Temmuz’da “silahlı ve üniformalı olarak birliğe gelin” emri vererek Harp Akademileri personelini tuzağa düşürdüklerini anlatmıştı.

Almanya Türkiye’de hakkında tutuklama kararı bulunan eğitimci Mustafa Kaşka’yı deport ediyor

Okumaya devam et

Gündem

Beraat eden KHK’lının isyanı: AKP’li bir siyasinin yeğeni işe dönebilmem için 150 bin istedi

Van gezi sırasında İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yanına gelen KHK mağduru bir vatandaş, 2,5 yıldır beraat etmesine rağmen işine geri dönemediğini anlattı. Mağdur vatandaş AKP’li siyasetçinin bir yeğeninin kendisinden 150 bin lira istediğini söyledi. KHK’lının sözleri Sedat Peker’in ‘fetöborsası’ iddialarını hatırlattı.

BOLD – İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Van gezisi sırasında sokaktaki vatandaşın derdini dinledi. Lütfü Türkkan ile birlikte Van sokaklarında halkla buluşan Akşener, yanına gelen bir KHK’lının kendisini şaşırtan sözlerine kulak verdi.

BENDEN PARA İSTEDİ

5 yıl önce ihraç edildiğini söylen vatandaş, 2,5 yıllık yargılama süreci sonunda beraat etmesine rağmen işine bir türlü dönemediğini anlattı. AKP’li bir siyasetçinin yeğeninin kendisiyle irtibata geçtiğini söyleyen KHK mağduru vatandaş, bu kişinin işine iadesi için 150 bin lira istediğini anlattı.

Meral Akşener KHK mağduru vatandaşın sözleri karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.

Siyasi ve bürokratların bulaştığı suçları ifşa eden Sedat Peker’in de üzerine en çok durduğu konuların başında ‘fetöborsa’sı geliyor. Peker, Saray’a yakın isimlerle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve akrabalarının da para karşılığı dava dosyalarına müdahale ettiklerini iddia etti.

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

 

Okumaya devam et

Popular

Shares