Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

ABD’nin Suriye’den çekilme kararı ne anlama geliyor, sonuçları ne olur?

ABD’nin Suriye'den çekilmesiyle, Tayyip Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yapılacağını söylediği operasyonla ilgili yeni belirsizliklerin ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin beklenmedik bir şekilde Suriye’den bütün askerlerini çekeceğini açıklamasının ardından analistler, bunun gerçekleşmesinin Türkiye açısından olumlu ama aynı zamanda soru işaretlerine gebe bir yeni durum yaratacağını söylüyor.

Analistler, ABD’nin çekilmesiyle ilgili detayların önemini vurgularken, Tayyip Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yapılacağını söylediği operasyonla ilgili yeni belirsizliklerin ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Suriye savaşını ve savaşın diplomatik boyutlarını yakından takip eden üç analistin değerlendirmeleri şöyle:

FEHİM TAŞTEKİN: ERDOĞAN’IN HAREKAT AÇIKLAMASI BASKI YARATTI

Çok hızlı gelişti ama öngördüğümüz bir şeydi. Amerikan yönetimi bir yol haritası çizdi ama bunda yürüyebilmesi için Şam ile diyaloğa geçmeleri gerekiyor. IŞİD mevzusu bittiğinde ABD’nin bölgede kalması her hâlükârda zorlaşacak. Farklı kanallardan baskı gelecek. ABD IŞİD biterken bir tercihte bulunacaktı.

Bunun için de Birleşik Arap Emirlikleri’nin Şam’da elçilik açma girişiminde bulunması, bir Suud heyetinin Şam’a gitmesi, Bahreyn Dışişleri Bakanı’nın Suriye Dışişleri bakanı ile New York’ta çok sıcak bir diyalog kurması… Bütün bunlar Suriye’nin yeniden Arap dünyasına dönüşünün zeminini hazırlayan adımlar. Amerika’nın IŞİD sonrası planında böyle bir manevra alanı yaratma çabasıyla bağlantılı.

Son zamanlarda Türkiye’nin olağanüstü baskısı da buna eklendi. Erdoğan Trump yönetimini IŞİD’in bitişine dair yaptığı açıklamadan hemen sonra köşeye sıkıştıracak şekilde bu harekatı başlatıyoruz diye ilanda bulundu. Erdoğan, ABD’nin IŞİD ile bağlantılı olarak çekilmesini bir taahhüde dönüştürdü. Türkiye’nin temel stratejisi ABD’yi “bir NATO müttefiki ile mi bir terör örgütü ile mi birliktesin” diye bir çerçeveye oturtmaktı. ABD yönetimi bu tercihi yapmamak için çok manevra yaptı. Ama iş o noktaya geliyor.

Fırat Kalkanı’ndan beri bu denklemin kurulacağını görmüştük. Büyük bir müttefiki Rusya’ya kaptırmak var ve ABD bundan kaçınacaktır. Erdoğan bu risk çıtasını yükselterek ABD üzerindeki baskıyı artırdı ve ABD’nin daha önce ilan ettiği planı da revize etmesine yol açtı. Bu plan İran unsurlarını geriletmekti.

Fakat Amerikan yönetimi çekilirken, Türkiye’ye “buranın jandarması sensin” diyor mu demiyor mu, bundan çok emin değilim. Ben henüz dediğini düşünmüyorum. Türkiye’yi bundan caydıracak herhangi bir adımda bulunur mu, bundan da emin değilim. Örneğin ABD oradan çıktıktan sonra, Rusya, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna sarkmasını ister mi ondan emin değilim.

Erdoğan Fırat’ın doğusuna girmek istiyor. ABD bundan sonra, “Ben çekiliyorum, bundan sonrası siyasi sürece kalsın” dediğinde Türkiye ısrarla “gireceğim” diyecek mi bilmiyoruz. Amerika’nın tutumu belirleyici olacak.

AHMET KASIM HAN: BU DURUM PKK, PYD VE SGD’Yİ TAVİZ VERME MEVBURİYETİNDE BIRAKABİLİR

Böyle bir hamle gerçekleşirse Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna müdahalesini ciddi şekilde kolaylaştıracak bir adım olur. Ancak gerçekleştiğini görmek lazım.

Bu açıklama, PKK, PYD ve SGD’yi, bu grupların Amerikalıların Türkiye ile ilişkilerini zorlaştıracak tutumda oldukları konularda taviz vermek mecburiyetinde bırakabilir. Zira Amerikalıların bu açıklaması, “eğer işbirliği yapmazsanız yalnızsınız” manasına geliyor. O yalnızlığın karşılığı bu örgütler açısından Türkiye tarafından cezalandırılmaları anlamına geliyor. Yalnız kalmayı bu nedenle istemeyeceklerdir. Bu lafın sadece anılıyor olması bile örgütlerin ABD ile “pazarlık” imkanlarını düşürecektir.

Bu baskı da onların Amerika’nın Türkiye ile işbirliği yapmak niyetinde olduğu konularda, bu işbirliğinin önünü kesecek şekilde bloke edici davranmalarını engeller.

CENGİZ TOMA: ABD SURİYE’DE TÜRKİYE İLE KARŞI KARŞIYA GELMEK İSTEMEDİ

Çok önemli bir gelişme. Beklenen de bir gelişme değildi. Ani oldu. Türkiye uzun zamandır ABD’yi ikna etmeye çalışıyor. Sadece Fırat’ın doğusu değil, Menbiç konusunda da anlaşma olmasına rağmen ilerleme kaydedilmemişti. Türkiye’nin çok ciddi tutumu herhalde ABD’yi de bir hesap yapmaya sevk etti. Bu hesabı önceden yapsaydı çok farklı bir tablo olabilirdi.

Sonuçta ortaya çıkan durum Türkiye’nin ciddiyeti ile alakalı. ABD, Suriye’de Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemedi. PYD/YPG ve Türkiye’yi teraziye koyduğunda bu karara varmıştır. Nihayet, kendi çıkarları açısından baktığınızda da olumlu bir adım. Türkiye açısından ise çok olumlu. Döviz piyasalarına baktığınızda bile anlayabiliyorsunuz bunun ne kadar olumlu olduğunu. Türk lirası dolar karşısında hızla değer kazanıyor.

Sonuçta Suriye’de bir çatışma veya provokasyon riski her zaman olabilirdi. Bu risk ortadan kalkmış oldu.

SONUÇLARI NE OLUR?

Trump, Suriye’de IŞİD’e karşı zaferini ilan ederken, ABD Savunma Bakanlığı “IŞİD’le mücadelemiz sona ermedi” açıklamasını yaptı.

Peki bu kararın siyasi ve jeopolitik sonuçları ne olacak?

TÜRKİYE VE YPG GERGİNLİĞİ

ABD’nin kararı, omurgasını Kürt silahlı gücü YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) için kritik önemde.

Washington, 2014 yılından beri IŞİD’le mücadelede ABD’nin sahadaki gücü konumundaki YPG güçlerine destek veriyor. Türkiye ise Suriye’nin neredeyse 4’te birini kontrol eden YPG’yi ‘terör örgütü PKK’nın bir uzantısı’ olarak niteliyor.

Türkiye, bölgede ABD ile herhangi bir kriz yaşanmaması için hep ihtiyatlı hareket etmişti.

ABD de Suriye’den askerleri geri çekmek konusunda bir dizi açıklama yapmış ama net bir adım atmamıştı. Bu, Washington – Ankara hattında önemli bir gerilim noktasıydı.

Türkiye, Ocak 2018’de Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde YPG’ye yönelik bir operasyon düzenlemişti.

12 Aralık’ta ise Tayyip Erdoğan, Fırat Nehri’nin doğusuna bir sınır ötesi operasyonun sinyalini verdi.

Erdoğan, “Hedefimiz asla Amerikan askerleri değildir, bölgede faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarıdır” mesajını verse de Türk askerinin bölgede Amerikan askerleriyle karşı karşıya gelmesi riski kaygı yarattı.

Dün ABD-Türkiye askeri ortaklığıyla ilgili önemli bir gelişme daha yaşandı.

Washington, 3,5 milyar dolar değerindeki Patriot füze sistemlerinin Türkiye satışına onay verdi. Ankara ise bu gelişmeyi hem olumlu karşıladı hem de Rus yapımı S-400’lerin alımından vazgeçmeyeceğini duyurdu.

IŞİD’LE MÜCADELE

Trump, kararın açıklanması sonrası Twitter’dan paylaştığı bir videoda IŞİD’e karşı “zaferini” ilan etti.

ABD Başkanı videoda, “Onları fena halde yendik. O toprakları geri aldık. Şimdi askerlerimiz için eve dönme vakti” diye konuştu.

Ancak bu hamlenin bölgede istihbarat konusunda ABD’nin elini zayıflatması kuvvetle muhtemel görülüyor.

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna harekât düzenlemesi de bölgedeki YPG güçlerinin odağını kaydırması anlamına gelecek.

Bu nedenle Trump muhalifleri, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın sınır ötesi operasyonları bitirme amacıyla Irak’tan güçlerini çekmeye başladığı örneğini veriyor, bu politikanın da IŞİD’in yayılmasına neden olduğunu söylüyor.

Kararı eleştiren ABD’li eski diplomat Ilan Goldenberg, IŞİD’in devamı olabilecek grupların ortaya çıkması sonucu ABD’nin yeniden askeri operasyon başlatmak zorunda kalacağını savundu.

RUSYA VE İRAN

Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD askerlerinin Suriye’den çekilmesinin siyasi çözüm için olanak yaratacağı yorumunu yaptı.

Öte yandan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın başlıca destekçileri Rusya ve İran’dan bölgeden ayrılma yönünde bir adım gelmedi.

Rusya Suriye’yi bölgede uluslararası tahakkümünü yeniden kurmak için önemli bir stratejik ortak olarak görürken, İran için Esad’ın varlığı Sünni gruplara karşı yürütülen mücadelede kritik rol oynuyor.

Washington merkezli Hudson Enstitüsü’nden Diplomat Jonas Parello-Plesner, “Trump’ın bu adımı Rusya’nın Suriye’deki siyasi ağırlığını artıracak” diyor.

ABD İÇ POLİTİKASI

Trump, bu şaşırten hamlesi nedeniyle evinde hem Demokratlar hem de bazı Cumhuriyetçiler’in tepkisiyle karşı karşıya.

Demokratlar, Trump’ın sonuçlarını düşünmeden bu kararı verdiğini söylerken, Cumhuriyetçiler olası jeopolitik sonuçlardan kaygılı.

ABD Senatosu’nun Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Corker, Trump’ın kararının Cumhuriyetçileri üzdüğünü söyledi.

Corker, askerlerin çekilmesi sonucu sahadaki ortakları olan Kürt ve Arap grupların kaderini de “Türkiye ve Esad’ın eline bıraktıklarını” ifade etti.

Trump’ın sadık temsilcilerinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise IŞİD’e karşı savaşın henüz bitmediğini vurgularken, sahadan çekilmenin hem İran’ı cesaretlendireceğini hem de sahadaki ortakları olan Kürt grupları yalnız bırakacağını kaydetti.

AVRUPA

IŞİD’in olası saldırıları Avrupa ülkelerinin gözünde önemli bir tehdit olmayı sürdürüyor.

Suriye’deki topraklarını tamamen kaybettiği düşünülse de örgüt Avrupa’da binlerce destekçiye sahip.

ABD’nin çekilmesi Fransa’nın Suriye topraklarında sınırlı sayıdaki özel güçlerini yalnız bırakacak.

Bu nedenle bir süredir Fransa öncülüğünde Avrupa ülkelerine, Suriye’de NATO’dan ayrı bir askeri güç kurulması çağrısı yapılıyordu.

Karar sonrası İngiltere Savunma Bakan Yardımcısı Tobias Elwood, ABD Başkanı Trump’ın tweetine yanıt verdiği mesajında “Kesinlikle katılmıyorum. Başka tür aşırılık formlarına dönüştü ve tehdit hâlâ canlı” dedi.

Eski Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt, Twitter’dan yaptığı paylaşımda kararı “Rusya, İran, Türkiye ve Suriye rejimi için bir zafer” olarak niteledi.

Verhofstadt, kararın “Avrupalıları tehlikelere daha açık hale getireceğini” dile getirdi.

“OPERASYON TEHDİDİ VE ÇEKİLME KARARI ORTAK STRATEJİYE DAYALI”

Ortadoğu uzmanı-yazar Hamide Yiğit ise Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyon tehdidi ve ABD’nin bölgedeki askerlerini geri çekme kararının ortak bir stratejiye dayandığını söyledi. Yiğit, ABD’nin ajandasındaki İran’dan dolayı AKP hükümetine taviz verdiğini ifade etti.

“ABD SURİYE’DEKİ ÇELİŞKİLİ POLİTİKALARINA BİR YENİSİNİ DAHA EKLEDİ”

Akademisyen Arzu Yılmaz da “ABD Suriye’deki çelişkili politikalarına bir yenisini daha ekledi. Belli ki çekilme konusunda bir irade var ama bunun planlaması tam olarak yapılabilmiş değil” dedi.

Yılmaz, “ABD’nin Suriye’den çekilmesi ancak Pentagon’dan da bu çekilmeyi onaylayan bir açıklama geldiğinde gerçekleşecektir, ki şu ana kadar yapılan açıklamalar bu konuda henüz tam bir mutabakat olduğu izlenimi vermiyor” diye konuştu.

“TRUMP’A KALSAYDI BİR YIL ÖNCE ÇEKİLMİŞTİ”

ABD’nin Suriye’den çekilmesi konusunda Beyaz Saray ve Pentagon arasında ciddi görüş ayrılıklarının söz konusu olduğunu vurgulayan Yılmaz, ABD’nin 2009 yılından bu yana Ortadoğu’dan çekilme planının olduğunu belirtti. Yılmaz, “Fakat ABD ilk kez Suriye’de Kürtler ile yaptığı ortaklık üzerinde askeri varlık gösterme ve Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olma imkanına kavuştu. Bunun ötesinde IŞİD’e karşı çok etkili bir savaş geliştirme imkanına kavuştu. Şimdi bu faktörler ortadayken ABD’nin Suriye sahasını Rusya’ya bırakacağını düşünmek rasyonel değil” değerlendirmelerinde bulundu.

KAYNAK: EURONEWS/BBC/MA

Dünya

Hakan Atilla’ya 10 yıl ticaret yasağı

ABD, İran yaptırımlarını deldiği suçlamasıyla üç yıl önce New York mahkemesi tarafından mahkum edilen eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’ya 10 yıl süreyle ticaret yasağı getirdi.

BOLD – ABD Ticaret Bakanlığı, Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’ya ABD ile 10 yıl ticaret yasağı koydu.

Bakanlığın ‘İhracat Ayrıcalıklarını Reddeden Tertip’ adlı uyarı metninde İran’a yönelik ambargoyu delmekten suçlu bulunan eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın “Yönetmelikler kapsamındaki ihracat ayrıcalıklarını kendisinin mahkumiyet tarihinden itibaren 10 yıllık bir süre için reddetmeye karar verildiği” ifade edildi.

16 MAYIS 2028’E KADAR GEÇERLİ

ABD Ticaret Bakanlığı’nın Sanayi ve Güvenlik Dairesi (BIS) tarafından yayınlanan ve Amerikan Resmi Gazetesi’nin 5 Mayıs’taki nüshasında çıkan kararda, Atilla’nın 16 Mayıs 2018’te New York Güney Bölgesi Mahkemesi tarafından, Yabancı Varlıkların Kontrolu Ofisi’nden gerekli onayı almadan, İran hükümetine mali hizmetler sağlamak için başkalarıyla işbirliği yaparak Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı ihlal etmekten dolayı mahkum edildiği ve 32 ay hapis cezasına çarptırıldığı hatırlatıldı.

Davayla ilgili kayıtlar ve Atilla’nın BIS’e sunduğu yazılı yanıtın incelenmesi ve ilgili birimlerle görüş alışverişlerinin ardından, eski Halkbank Genel Müdürü’nün ihracat imtiyazlarından mahrum bırakılmasına karar verildiği belirtildi. Bu kararın 10 yıl süreyle geçerli olacağı bilgisi verildi.

BIS’e bağlı İhracat Hizmetleri Ofisi’nin ayrıca, mahkumiyet kararı sırasında Atilla’nın ilgilendiği, BIS tarafından yayınlanmış her türlü lisansın iptal edilmesi kararı aldığı kaydedildi.

Kararda, Atilla’nın kendisinin ve kendisi adına çalışanların, doğrudan ya da dolaylı olarak, herhangi türden bir mal, yazılım ya da teknoloji ürünü ihracatı ve ithalatıyla alakalı hiçbir işlem yapamayacağı belirtildi.

Kararın 16 Mayıs 2028 tarihine kadar geçerli olduğu ve Atilla’nın 45 gün içinde temyiz başvurusunda bulunma hakkının bulunduğu da kaydedildi.

ATİLLA, 32 AY HAPİS YATMIŞTI

Hakan Atilla, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde yargılandığı davada, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek için Rıza Sarraf’ın kurduğu şebekenin bir parçası olduğuna hükmedilerek 32 ay hapse mahkum olmuştu. Mart 2017’de tutuklanan Atilla 28 ay tutuklu kalmış ardından Türkiye’ye dönmüştü.

Atilla, 2019 yılı Temmuz ayında cezasını tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönmüştü. Hakan Atilla Türkiye’ye döndükten sonra Borsa Istanbul’un genel müdürlüğü görevine getirilmiş ancak bu yılın Mart ayında bu görevinden istifa etmişti.

Bu arada Halkbank’ın ABD’nin İran’a yönelik ekonomik yaptırımlarını toplamı yaklaşık 20 milyar dolara varan operasyonlarla delmekle suçlandığı dava, 3 Mayıs’ta görülecekti. Fakat temyizin sonuçlanmamasından dolayı mahkemenin ileri bir tarihe ertlenemesine karar verildi.

Davanın hakimliğini, Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’yı İran’a yönelik ambargoyu delmekten suçlu bulunduğu davada görev alan Yargıç Richard Berman üstleniyor.

Mevlüt Çavuşoğlu: Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye-Mısır görüşmeleri net ilerleme kaydedilmeden bitti

Mısır ve Türkiye arasında ilişkilerin yeniden kurulmasını amaçlayan ilk istişari görüşmeler net bir ilerleme kaydedilmeden sona erdi. Taraflar görüşmelerin olumlu geçtiğini vurguladı.

BOLD – Kahire’de gerçekleştirilen istikşafi nitelikli Türkiye ve Mısır istişareleri tamamlandı. Görüşmeler sonrasında taraflar ortak bir açıklama yayınladı. Açıklamada görüşmelerde herhangi bir alanda bir ilerleme sağlandığına ilişkin ifade kullanılmadı. Tarafların istişarelerin bu turunun sonuçlarını değerlendirerek, müteakip adımları kararlaştıracağı bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sayfasında yer alan açıklamasında, “Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal ve Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hamdi Sanad Loza başkanlıklarındaki heyetler arasında 2 gün süreyle Kahire’de gerçekleştirilen istikşafi nitelikli Türkiye ve Mısır istişareleri 6 Mayıs 2021 tarihinde tamamlanmıştır” denildi.

“Görüşmeler samimi havada ve kapsamlı içerikte gerçekleştirilmiştir” denilen açıklamada “Görüşmelerde ikili konuların yanı sıra Libya, Suriye ve Irak’taki durum başta olmak üzere bölgesel konular ele alınmış, Doğu Akdeniz’de barış ve güvenliğin sağlanması ihtiyacı üzerinde durulmuştur” ifadelerine yer verildi.

Görüşmelere, Türk heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal ve Mısır heyetine de Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hamdi Sanad Loza başkanlık etti.

Açıklamada ayrıca, tarafların istişarelerin bu turunun sonuçlarını değerlendirerek, müteakip adımları kararlaştıracağı bildirildi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: “(Mısır’la) Önümüzdeki süreçte ilişkileri normalleştirmek için atılabilecek adımlar konusunda görüşmeler devam edecek” dedi.

Görüşmelere, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal ve Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hamdi Sanad Loza başkanlık etti.

DOĞU AKDENİZ, LİBYA, SURİYE VE IRAK GÖRÜŞÜLDÜ

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Görüşmeler samimi havada ve kapsamlı içerikte gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde ikili konuların yanı sıra Libya, Suriye ve Irak’taki durum başta olmak üzere bölgesel konular ele alınmış, Doğu Akdeniz’de barış ve güvenliğin sağlanması ihtiyacı üzerinde durulmuştur.

Taraflar istişarelerin bu turunun sonuçlarını değerlendirecek ve müteakip adımları kararlaştıracaktır.”

Mısır Dışişleri Bakanlığı daha önce görüşmeleri, Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için gerekli adımların ana hatlarını çizecek ‘keşif tartışmaları’ olarak nitelendirmişti.

Türkiye ile Mısır arasında dışişleri bakan yardımcısı düzeyinde yapılan görüşmeler 2013 yılından bu yana bir ilk olma özelliği taşıyor. Temmuz 2013’te dönemin Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi Müslüman Kardeşler lideri Muhammed Mursi başbakanlığındaki hükümete darbe yapmış ve yönetime el koymuştu. Darbe sonrasında Türkiye ile Mısır arasında 8 yıl süreyle diplomatik temas minimum seviyeye indirilmişti.

Dışişleri heyeti Kahire yolunda: Direksiyonda Mısır var!

Okumaya devam et

Dünya

Çin’in uzay roketi kontrolden çıktı: Türkiye’ye de düşebilir

Çin’in uzay istasyonu için yolladığı ilk modülü taşıyan roketin gövdesinin kontrolden çıktığı yönündeki haberlerin ardından ABD Savunma Bakanlığı roketi takibe aldı. Enkazın dünyaya düşebileceğini belirten Pentagon, Türkiye’nin de risk altındaki ülkeler arasında olduğunu açıkladı.

BOLD – Çin’in uzay istasyonu için yolladığı ilk modülü taşıyan roketin gövdesinin kontrolden çıktığı yönündeki haberlerin ardından ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) roketi takibe aldı.

Pentagon, Çin tarafından geçen hafta fırlatılan büyük bir roketin enkazının hafta sonu dünyaya düşmesini beklediğini duyurdu.

Avrupa Uzay Ajansı da enkaz parçalarının 41’inci kuzey ve güney enlemleri arasına düşebileceğini açıkladı.

TÜRKİYE’NİN BİRÇOK KENTİ RİSK ALTINDA

Türkiye’nin birçok kenti de risk altındaki bölgeler arasında gösteriliyor.

Pentagon’a bağlı Uzay Komutanlığı’nın resmi internet sitesi üzerinden yaptığı açıklamada, Los Angeles yakınlarındaki Vandenberg Hava Kuvvetleri Üssü’ndeki 18. Uzay Kontrol Filosu’nun, Long March 5B roketini takip ettiği belirtildi. Filo, uzayda çoğu düşük yörüngede olan 27 binden fazla roketin enkazını izliyor.

Yapılan açıklamada, 18. Uzay Kontrol Filosu’nun space-track.org adresinden güncel bilgileri paylaşacağı duyuruldu.

Ancak Uzay Komutanlığı, enkazın dünyanın hangi noktasına düşeceğinin bilinmediğini kaydetti.

OKYANUSA DÜŞME İHTİMALİ YÜKSEK

Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nde görev yapan astrofizikçi Jonathan McDowell ise tehlike yaratma potansiyeli olan roketin enkazının atmosferden yanmaktan kurtulacağını ancak büyük olasılıkla okyanusa düşeceğini söyledi.

Jonathan McDowell bununla birlikte, Mayıs 2020’de başka bir Long March 5B roketinin enkazının Fildişi Sahili’ne düştüğünü ve birkaç binaya zarar verdiğini de hatırlattı. Olayda ölen ya da yaralanan olmamıştı.

McDowell’a göre roketin enkazının bir yerleşim merkezine düşme ihtimali de var.

ÇİN, İDDİALARI REDDEDİYOR

Çin’in resmi yayın organlarından The Global Times gazetesi ise roketin kontrolden çıktığına yönelik haberleri ‘Batı’nın uydurması’ olarak nitelendirdi, paniğe gerek olmadığını belirtti.

Çin, Long March 5B roketini 29 Nisan’da Hainan Adası’ndan Tianhe çekirdek modülünü uzaya taşımak için fırlatmıştı.

Fırlatmanın ardından Tianhı modülü roketten ayrılmış ve planlanan yörüngesine girmişti.

Çin Uzay İstasyonu Projesi kapsamında uzaya gönderilen Tianhe; uzunluğu 16,6 metre, maksimum çapı 4,2 metre ve kalkış kütlesi 22,5 ton olan bir uzay aracı.

Modül, yaklaşık 6 aylık uzay ziyaretlerinde astronotlar için birincil yaşam alanı olacak.

Ege’de ‘çok ciddi’ gerilim

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0