Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Endonezya’daki tsunami felaketinden dehşet görüntüler

Anak Krakatau Yanardağı’nda dün gece meydana gelen volkanik patlama sonrası su altında oluşan toprak kaymasının tsunamiye neden oldu. Ölü sayısı 200’e yaklaştı.

Endonezya’nın Sunda Boğazı’nda meydana gelen tsunamide 168 kişinin öldüğü, 500’den fazla kişinin yaralandığı bildirildi.

SAATLER İLERLEDİKÇE ÖLÜ SAYISI  ARTIYOR

Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) Sözcüsü Sutopo Purwo Nugroho, Sumatra ve Cava Adası arasında yer alan Sunda Boğazı’ndaki tsunamide ölü sayısının 168’e yükseldiğini açıkladı.

​500’den fazla yaralı ve 20 kişinin kayıp olduğu bilgisini paylaşan Nugroho, Pandenglang bölgesindeki Banten’in, tsunamiden en çok etkilenen yer olduğunu belirtirken, bölge genelinde 430 ev ve 9 otelin yanı sıra 10 teknenin zarar gördüğü bilgisine ulaştıklarını aktardı.

​​Endonezya Meteoroloji, İklim ve Jeofizik Kurumu (BMKG) ise halka, boğaz etrafındaki kıyı şeridinde faaliyette bulunulmaması uyarısı yaptı.

​BMKG ayrıca, bölgedeki Anak Krakatau (Krakatau’nun Çocuğu) Yanardağı’nda dün gece meydana gelen volkanik patlama sonrası su altında oluşan toprak kaymasının tsunamiye neden olduğunun tahmin edildiğini bildirdi.

​Tsunaminin etkilediği bölgelerde geniş çaplı arama kurtarma çalışmaları devam ederken, sahil şeridindeki birçok turistik alanın tsunamiden olumsuz etkilenmesi nedeniyle ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.

​​Anak Krakatau Yanardağı’ndaki faaliyetlerin artması üzerine eylül ayında bölgede en yüksek ikinci seviyede alarm verilmişti.

28 Eylül’de Sulawesi Adası’ndaki Palu Körfezi’nde meydana gelen 7.5 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan tsunamide 2 binden fazla kişi yaşamını yitirirken, 1.500’e yakın kişinin kayıp olduğu açıklanmıştı.

‘Pasifik Ateş Çemberi’ olarak adlandırılan, deprem ve volkan kuşağında yer alan Endonezya’da, 26 Aralık 2004’te 9.1 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan tsunami sonucunda bölgedeki diğer ülkeleri de kapsayan geniş bir alanda 230 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Dünya

Pompeo-Çavuşoğlu kavgasında müttefikler ABD’yi destekledi

NATO Dışişleri Bakanlarının video konferans yoluyla düzenledikleri iki günlük sanal toplantılarda Çavuşoğlu ile Pompeo arasında atışma yaşandı. Diğer müttefik ülkeler de ABD safında tavır takındı. Toplantıda Türkiye’nin 30 üyeli ittifak içinde dışlanmış bir görünüm sergilediği belirtildi.

BOLD – Toplantının ilk gününde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu arasında Doğu Akdeniz konusunda atışma yaşanmıştı. Çok sayıda müttefik ülkenin de tartışma sırasında Türkiye’ye karşı tavır aldığı bildirildi.

Toplantının ardından NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’i telefonla arayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, NATO içinde giderek artan sayıda müttefikin, Türkiye’nin stratejik seçimlerle ilgili endişelerini dile getirdiğini belirterek, “bu konunun yeni transatlantik bağlamda Birlik içinde açıklıkla tartışılmasını istediklerini ” söyledi.

ÇAVUŞOĞLU – POMPEO ATIŞMASI

Toplantıda Türkiye, “Doğu Akdeniz ve NATO üyesi ülkeler arasındaki gerginlikler” konuları tartışılırken gündeme geldi. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun son kez katıldığı toplantıda, Doğu Akdeniz konusunda kullandığı ifadeler gerginlik yarattı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo

Pompeo, Türkiye’yi “Doğu Akdeniz’de tek taraflı saldırgan tutumu ile istikrarı bozmak; Suriye’de, koalisyonun müttefiki Kürt güçlerine saldırmak; Libya’da savaş hükümetine askeri destek olmak ve Rus yapımı hava savunma sistemi alarak Moskova yönetimine hediye vermekle” suçladı.

TÜRKİYE, DIŞLANMIŞ BİR GÖRÜNÜM SERGİLEDİ

Pompeo’ya Fransa Dışişleri Bakanı başta olmak üzere çok sayıda dışişleri bakanından da destek geldiği belirtildi.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın Ankara’nın tutumunu kınayarak “Türkiye Rusya’nın saldırgan müdahaleciliğine göz kırparsa İttifak içinde uyumu sağlamak imkansız hale gelir” görüşünü dile getirdiği belirtildi.

Siyasi gazetecilik üzerinde uzmanlaşmış Amerikan medya kuruluşu Politico, toplantının sonuna doğru Türkiye’nin 30 üyeli ittifak içinde dışlanmış bir görünüm sergilediğini belirtti.

ÇAVUŞOĞLU’NDAN ELEŞTİRİLERE YANIT

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu

Bu eleştirilere sert yanıt veren Çavuşoğlu, Libya eleştirilerine karşılık, Türkiye’nin NATO’dan Libya’daki duruma müdahale etmesini istediğini, ancak NATO’nun bu isteği reddettiğini söyledi. Suriye’de, Türkiye IŞİD’e karşı savaşırken, koalisyon güçlerinin “terör örgütüne” destek verdiklerini belirten Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’de ise Pompeo’nun Avrupalı mevkidaşlarını telefonla arayarak, Türkiye’ye karşı, “bölgesel anlaşmazlıklarda körü körüne Yunanistan’ın tarafını tutmaya ve mal satmayı reddetmeye çağırdığını” söyledi. Çavuşoğlu, Rusya’dan S-400 suçlamasınaysa, “Amerika’nın kendilerine hava savunma sistemi satmayı reddettiği için Rusya’dan aldıkları” yanıtını verdi.

Çavuşoğlu toplantının ardından Twitter hesabından, “Dağlık Karabağ, Doğu Akdeniz, Libya ve gemimize yapılan gayrı meşru müdahale hakkındaki görüşlerimizi vurguladık” mesajını paylaştı.

MACRON’DAN TÜRKİYE’Yİ RAHATSIZ EDECEK PLANA DESTEK

Geçtiğimiz yıl Londra’da yapılan NATO liderler zirvesinde, Türkiye’nin Suriye’ye düzenlediği operasyon nedeniyle “NATO beyin ölümündedir ve derhal yapısal olarak değişmezse sonu yakındır” eleştirisi getiren Macron, uzmanlar heyetinin tamamladığı “NATO 2030” planından büyük memnuniyet duyduklarını söyledi. Batı basınına sızan planda Türkiye’yi rahatsız edecek çok sayıda reform başlığı bulunuyor ve Türkiye’nin bu yapısal değişiklikleri NATO’da veto edebileceği belirtiliyor.

Toplantının ardından NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’i telefonla arayan Macron, bu planın önümüzdeki aylarda somutlaşarak uyulamaya konmasını umut ettiğini dile getirdi.

Elysee Sarayı’ndan görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada, “Avrupa’nın egemenliği konusu, elbette Avrupa Birliği’nin paralel olarak yürüttüğü ve 2022’nin başlarında Fransa’nın dönem başkanlığında hazır olacak ‘stratejik pusula’ çalışmalarının da merkezinde olacak. Genel Sekreter ile görüşme aynı zamanda, artan sayıda müttefik tarafından Türkiye’nin stratejik seçimleriyle ilgili endişeleri, yeni transatlantik ilişkileri de düşünerek NATO nezdinde derinlemesine tartışma talebini iletmek için de bir fırsat olmuştur” denildi.

NATO planında Türkiye adı kullanılmadan “müttefiklerin doğru davranış kuralları” başlığı altında, “Üyelerin, kökleri demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve bireysel özgürlüğe dayanan değerler ve idealler temelinde pekiştirilmesi gereken bir tutarlılık öneren kurallar metni oluşturulmalıdır” deniliyor.

 

NATO’da Türkiye’nin etkisini azaltacak plana Almanya ve Fransa’dan destek geldi

Okumaya devam et

Dünya

BM karar aldı: Kenevir ‘en tehlikeli uyuşturucular’ listesinden çıkarıldı

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı tavsiyeye uyan Birleşmiş Milletler, kenevir ve esrar benzeri kenevir türevlerini en tehlikeli uyuşturucular listesinden çıkardı.

BOLD – BM Uyuşturucu Maddeler Komisyonu, kenevir ve türevlerinin en tehlikeli uyuşturucular kategorisinden çıkarılmasına karar verdi. Karar, Komisyon’un Viyana’daki merkezinde yapılan oylamada 25’e karşı 27 oyla kabul edildi, bir üye çekimser oy kullandı. Böylece Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yöndeki tavsiyesi hayata geçirilmiş oldu.

ÜRETİM VE TİCARETİ YİNE YASAK OLACAK

DW’nin haberine göre kenevirin listeden çıkarılması, yasallaştığı anlamına gelmiyor. Kenevir ve türevleri “yüksek ölçüde bağımlılık yaratan ve suistimale açık” uyuşturucular listesinde yani 1 numaralı cetvelde, yer almaya devam edecek. Bu nedenle kenevirin üretimi ve ticareti uluslararası hukuk uyarınca bilimsel ve tıbbi kullanımla sınırlanmaya devam edecek.

Karara göre kenevir ve türevleri, 1961 yılında imzalanan Uyuşturucu Maddeler Sözleşmesi’nin eroin ve diğer sentetik opioidlerin de yer aldığı 4 numaralı cetvelinden çıkarılacak. Bu cetveldeki uyuşturucular, en üst düzey uluslararası kontrole tabi olan 1 numaralı cetvelin alt kümesini oluşturuyor. Bu cetvelde fentanil, morfin, afyon, oksikodon, metadon gibi uyuşturucular yer alıyor.

Diğer yandan uzmanlar, kenevirin en ağır uyuşturucular listesinden çıkarılmasının, tıbbi kullanımı üzerindeki uluslararası kontrolün gevşemesine yol açacağını tahmin ediyor.

Okumaya devam et

Dünya

“ABD’de doğumla vatandaşlık” ticareti

Doğum yoluyla ABD vatandaşı olma hakkı, suç örgütlerine yeni bir kapı açtı. ABD’nin New York kentinde 6 kişi, Türkiye’den hamile kadınları doğum yapmak üzere yasa dışı yollarla ülkeye getirmekle suçlandı.

BOLD – ABD’nin New York kentinde savcılık dikkat çeken bir soruşturmaya imza attı. Savcılık çocuklarının doğum yoluyla ABD vatandaşlığına hak kazanmasını isteyen anne adaylarının sahte iş ve turist vizeleriyle ülkeye getirildiğini tespit etti. Ayrıca doğum masraflarının federal sağlık yardım programı “Medicaid” aracılığıyla karşıladığını öne sürdü.

ABD’de bu yolla 119 çocuğun doğumuna aracılık etmekle suçlanan şüphelilerin, Türkiye’de sosyal medyada “Bebeğim ABD’de doğmalı”, “Amerika’da doğum” başlıklı paylaşımlarla anne adaylarına ulaştıklarını ve kişi başına en az 7 bin 500 dolar alarak ABD’ye götürdüklerini ileri sürdü.

Savcılık, İ.A. ve S.K. adlı kişilerin liderlik ettiği şebeke üyelerini, sağlık sistemini 2,1 milyon dolar zarar uğratmakla suçladı.

ABD yasalarına göre, ülke sınırlarında doğan her çocuk doğrudan vatandaşlığa hak kazanıyor. Başkan Donald Trump liderliğindeki hükümet, yabancı ülke vatandaşlarının doğum için ABD’ye gelmesini sınırlamak üzere, bu yılın başında yaptığı düzenlemeyle hamile kadınlara, sağlık açısından ABD’de doğum yapmanın zorunlu olduğu durumlar dışında turist vizesi verilmesini yasaklamıştı.

Trump üç çocuğu, damadı ve avukatı için önleyici af peşinde

Okumaya devam et

Popular