Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Çiftçi zarar etmemek için tarlayı nadasa bıraktı, tahıl ve bakliyat üretimi düştü

Tarımda tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ile sebzelerde üretim azaldı. Buğday üretimi yüzde 7 geriledi. 2018’in en fazla tartışılan üç ürünü şeker, patates ve soğan da ciddi üretim kayıpları yaşandı.

Mazot, gübre ve ilaç fiyatları katlandı. Çiftçi zarar etmektense ekim yapmadı. Kırmızı mercimek üretimi bir önceki yıla göre yüzde 22,5 geriledi. Buğdayda kayıp yüzde 7’yi buldu. Rakamlar tarım ülkesi Türkiye’de tarımın çöküşünü tescil ediyor.

BOLD– Türkiye’de 2018 yılının en fazla konuşulan sektörlerden tarımda alarm zilleri çalıyor. Başta soğan ve patates olmak üzere tüketici ürünlerdeki yüksek fiyattan şikâyet ederken, sattığı maldan para kazanamayan çiftçi üretimden vazgeçiyor.

TARIMDA İTHALAT 5 MİLYAR DOLARI AŞTI

Hükümet tarımdaki açığı kapatmak için gümrük vergileri indirilerek ithalat teşvik ediliyor. İthalat çiftçiyi cezalandırırken, günü birlik politikalar yüzünden tarımdaki probleme kalıcı çözüm bulmak giderek zorlaşıyor.

Türkiye’nin senelik tarım ürünleri ithalatı 4 milyar doları geçti. Et ve canlı hayvan ithalatı ilave edildiğinde fatura 5 milyar doları aşıyor.

2018’de tarım sektöründe tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ile sebzelerde üretim azaldı. Buğday üretimi yüzde 7 geriledi. 2018’in en fazla tartışılan üç ürünü şeker, patates ve soğan da ciddi üretim kayıpları yaşandı.

Buğday, arpa ve çavdar gibi ürünlerin yer aldığı tahıl grubunda üretim geriledi.

TAHIL VE BİTKİSEL ÜRÜNDE REKOLTE YÜZDE 5,8 DÜŞTÜ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre üretim miktarları, 2018 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 5,8, sebzelerde yüzde 2,6 azalırken, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise yüzde 0,8 oranında arttı.

Üretim miktarları 2018 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 64,4 milyon ton, sebzelerde 30 milyon ton ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 22,3 milyon ton olarak gerçekleşti.

BUĞDAY ÜRETİMİ YÜZDE 7 AZALDI

Tahıl ürünleri üretim miktarları 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,8 oranında azalarak yaklaşık 34,4 milyon ton olarak gerçekleşti.

Bir önceki yıla göre buğday üretimi yüzde 7 oranında azalarak 20 milyon ton, arpa üretimi yüzde 1,4 oranında azalarak 7 milyon ton, çavdar üretimi değişim göstermeyerek 320 bin ton, yulaf üretimi yüzde 4 oranında artarak 260 bin ton oldu.

Kırmızı mercimek üretimi yüzde 22,5 düştü.

KIRMIZI MERCİMEKTE KAYIP BÜYÜK

Baklagillerin önemli ürünlerinden yemeklik bakla yüzde 13,8 oranında azalarak yaklaşık 5,9 bin ton oldu.

En büyük üretim kaybı ise kırmızı mercimekte yaşandı. Kırmızı mercimek üretimi 2018’de, bir önceki yıla göre yüzde 22,5 oranında azalarak 310 bin ton oldu.

Geçen yıl yüksek fiyatıyla gündeme gelen ve depolara baskınlar yapılan patates üretimi ise yüzde 5,2 oranında azalarak yaklaşık 4,6 milyon ton olarak gerçekleşti.

Yağlı tohumlardan soya üretimi değişim göstermeyerek 140 bin ton oldu.

ÖZELLEŞTİRME GÖLGESİNDE ŞEKER ÜRETİMİ DE GERİLEDİ

2018’de Türkiye’de tarım sektöründe en fazla gündeme gelen konulardan biri de şeker fabrikalarının özelleştirilmesiydi.

Türkiye’de faaliyet gösteren 14 şeker fabrikasından 13’ü özelleştirilmiş, bunların 9’unun özel sektöre devri gerçekleşmişti.

Çiftçi bu yıl ürettiği şekeri satacak fabrika bulamadı.

Özelleştirmelerden sonra bazı firmalar fabrika arazilerini satışa çıkarmış, yapılan işlemlere tarım sektöründen ciddi tepkiler gelmiş ve konu Ankara’ya taşınmıştı. 2018 yılında özelleştirme tartışmalarının gölgesinden yapılan şeker pancarı üretimi ise yüzde 10,6 oranında azalarak 18,9 milyon ton olarak gerçekleşti.

Özelleştirilen fabrikalar çiftçinin ürünlerini almadı. Pek çok bölgede şeker pancarı tarlada çürümeye terk edildi. 2019’da özelleştirmeler sonrası şeker üretiminin daha da düşmesi bekleniyor.

Bu yıl ayrıca tütün üretimi yüzde 14,4 oranında azalarak 80 bin 200 ton oldu.

SEBZE ÜRETİMİ DE AZALDI

Sebze üretimi 2018 yılında bir önceki yıla göre azaldı. Sebze ürünleri üretim miktarı 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,6 azalarak yaklaşık 30 milyon ton oldu.

Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarları incelendiğinde, yumru ve kök sebzeler yüzde 2,5, meyvesi için yetiştirilen sebzeler yüzde 2,9 azalırken, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzeler ise yüzde 1,4 oranında arttı.

YENİ SOĞAN KRİZİ KAPIDA

Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden, pırasada yüzde 21,5, havuçta yüzde 12,9, sakız kabakta yüzde 5,6 oranında artış, domateste yüzde 4,7, kavunda yüzde 3,3 oranında azalış oldu.

Soğan üreticileri bu yıl tartışmaların ortasında kaldı, soğan depolarına baskınlar düzenlendi.

Sebze grubunda en yüksek üretim kaybı yüzde 9,4 ile soğan üretiminde yaşandı. Bu yıl soğan fiyatlarında yaşanan tartışmalardan ve bir süre devam eden depo baskınlarından sonra üretimde yaşanan kayıplar, gelecek yıl yeni bir soğan krizinin kapıda olduğunu ortaya koydu.

FINDIK ÜRETİMİ YÜZDE 23 DÜŞTÜ

Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,8 oranında artarak yaklaşık 22,3 milyon ton olarak gerçekleşti.

Meyveler içinde önemli ürünlerin üretim miktarlarına bakıldığında, bir önceki yıla göre elma yüzde 19,6, nar yüzde 7, çilek yüzde 10,2 oranında arttı, kayısı  yüzde 23,9, üzüm yüzde 6,4 oranında azaldı.

Turunçgil meyvelerinden mandalina yüzde 6,4 oranında arttı, sert kabuklu meyvelerden fındık ise yüzde 23,7 oranında azaldı.

Dut üretiminde yüzde 10,4 oranında azalış, muz da ise yüzde 35,2 oranında artış oldu. Süs bitkileri üretim miktarı 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,7 oranında arttı.

“Saman, buğday ithal ettiniz” diyenlere bakandan cevap: Paramız var ki ithalat yapıyoruz

BOLD ÖZEL

Koronavirüsten ölen tutuklu akademisyen Halil Şimşek son yolculuğuna uğurlandı

5 yıldır Çanakale E Tipi Cezaevinde tutuklu olan ve kaldırıldığı yoğun bakımda hayatını kaybeden Yrd. Doç. Dr. Halil Şimşek bugün Bayramiç’te toprağa verildi.

BOLD ÖZEL – Çanakkale E Tipi Cezaevinde koronavirüse yakalandıktan sonra hayatını kaybeden akademisyen Halil Şimşek’in cenazesi bugün Bayramiç Mezarlığı’na defnedildi. 15 gün önce testi pozitif çıkan Şimşek, durumu ağırlaşınca geçen hafta Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Hastanesi yoğun bakımına kaldırılmıştı.

5 yıldır Çanakkale Cezaevinde tutuklu Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Yrd. Dr. Halil Şimşek (53), 19 Temmuz 2016’da tutuklandı ve Cemaat soruşturmaları kapsamında 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

TAHLİYESİNE 3 AY VARDI

Aynı cezaevinde tutuklu Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’e de danışmanlık yapan Şimşek, Lapseki Yüksek Okulu müdürlüğünde de bulunmuştu. Bayramiç eski belediye başkanlarından Zeki Şimşek’in oğlu olan Halil Şimşek evli ve iki çocuk babasıydı. Dosyası Yargıtay aşamasında olan Şimşek’in tahliyesine ise 3 ay vardı.

İhraç edilmeden önce de birçok haksızlığa maruz kalan Halil Şimşek, Çanakkale’de yerel bir gazeteye verdiği röportajda “Demokrat bir Türkiye sevdasıyla yaşıyorum. Ben de babam gibi ülkemin özgür ve demokrat olması için hayatımı vermeye hazırım.” demişti.

“ÜLKEMİN ÖZGÜR VE DEMOKRAT OLMASI İÇİN HAYATIMI VERMEYE HAZIRIM”

Halil Şimşek, Çanakkale’de yayın yapan bir internet sitesinde uğradığı haksızlıkları şöyle anlatmıştı:

“1 Temmuz 1968 Bayramiç, Çavuşlu Köyü doğumluyum. Ve o tarihten bugüne kadar Bayramiç ve Çanakkale ile hep gurur duydum. Bu topraklarda doğduğum için hep şükrettim. Bundan sonra da arkamda utanmayacağım bir hayat bırakmak istiyorum. Bu nedenle Demokrat Çanakkale’de yazıyorum. Babam Doğru Yol Partisi’nde bir neferdi, ben de Demokrat bir Çanakkale ve Demokrat bir Türkiye sevdasıyla yaşıyorum. Ben de babam gibi ülkemin özgür ve demokrat olması için hayatımı vermeye hazırım…

Eğitimimi İzmir Güzelyalı Ortaokulu, İstanbul Kabataş Erkek Lisesi, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) ve Hacettepe Üniversitesi’nde tamamladım. İzmir, İstanbul ve Ankara’dan sonra güzel Çanakkale’me katkı verebilmek için baba ocağına döndüm.

21 yıllık memuriyet hayatım boyunca sicilim tertemiz oldu. Bir tek uyarı dahi almadım. Ne ders verilirse anlattım, ne görev verilirse yaptım. Müdür de oldum danışman da… Meclis’te de çalıştım, güzel üniversitemde de… Dolu dolu vatan aşkıyla, Çanakkale aşkıyla yaşadım bu yıllara kadar.

“YAPMAYIN DEDİM, YİNE YAPTILAR”

Çok şey gördüm, yaşadım ama bu yıl gibisini görmedim. Çanakkale’de dersim varken neden Biga’da olmadığım soruldu bana ve iki yerde aynı anda olmadığım için hakkımda soruşturma açıldı. Uzmanlık derslerim verilmedi. Kadro yerim Çanakkale olduğu halde Biga’ya gönderildim. Kaloriferi bile çalışmayan, içinde bilgisayar olmayan, depo gibi bir odada 3 kişi 2 masada çalışmam istendi, gıkım çıkmadı, devlete, millete borcumu ödemeye çalıştım.

Kariyer geliştirme konusunda bilgim olmadığı halde tüm bir fakültede kurbanlık koyun gibi seçildim ve kadromun olduğu birimden 90 km uzağa sözde kariyer uzmanı olarak görevlendirildim. Belli ki uygulamadan maksat başkaydı. “Yapmayın” dedim, bu hukuka da insanlığa da sığmaz. Yaptılar. Mahkemeye verdim, mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Yine durmadılar, bu kez de mahkeme kararını arkadan dolanırcasına yine aynı yerde bana sormadan uzmanlık alanım dışında dersler verdiler. Ders verme şekli de özü de hukuka aykırıydı. Yine yapmayın dedim, yine yaptılar.

Bunlar canımı sıkıyor evet. Ancak asıl üzüntüm güzel Çanakkale’m adına. Tüm bunların benim başıma gelmesi değil benim güzel memleketimde olması beni üzüyor. Yakışmıyor bu topraklara. Böylesine vicdan eksikliği, böylesine hukuku umursamazlık ve insanları önemsememek yakışmıyor şehitler diyarına. Hektor gibi bir delikanlının diyarında daha delikanlı duruşlar bekliyor insan. Zeki Şimşek’in memleketinde daha insancıl olunmasını istiyor.”

ŞİMŞEK’İN KOĞUŞ ARKADAŞLARININ AİLELERİ ENDİŞELİ

Öte yandan Çanakkale E Tipi Cezaevinde birçok koğuşun karantinada olduğu öğrenildi. 20 kişilik koğuşta kalan Halil Şimşek’in koğuş arkadaşlarının aileleri sosyal medya hesaplarından endişelerini dile getirdi. 600 kişilik Çanakkale Cezaevinde şu anda 1000 mahpus bulunuyor. Kapasitenin üstünde olmasına rağmen kovid-19 hastalığı zamanında mahpusların denetimli serbestlik hakkı da verilmiyor.

Cezaevinde koronavirüs kapan akademisyen Halil Şimşek hayatını kaybetti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

4 yaşındaki Serra annesiyle telefonda bile görüştürülmedi

13 aylık sütten kesilmemiş ikiz bebekleri ve 4 yaşında bir kızı olmasına rağmen tutuklanan ev hanımı Merve Hande Kayış’a telefon hakkı verilmedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

22 Nisan’da tutuklanıp Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderilen üç çocuk annesi Merve Hande Kayış’a telefon görüş hakkı verilmedi. Sabahtan beri annesinin aramasını bekleyen 4 yaşındaki kızı Serra’nın hayal kırıklığına uğradığını söyleyen babası Emre Kayış, “Çocuk 3 saattir telefonun başında bekliyor. 20 gündür annesinin sesini duymuyor. 2 dakika sadece kızımızla görüştürün dedim, kabul etmediler” dedi.

Telefon hakkı için aranacak numaranın, mahpusun ailesine ait olduğuna dair telefon şirketinden resmi evrak isteniyor. Kayış ailesi, Vodafone bayileri kapalı olduğu için Vodafone müşteri hizmetleriyle görüşerek istenilen belgeyi temin etti ve cezaevine gönderdi. Cezaevi müdürü, belgede ıslak imza olmadığı için bu sabah Merve Hande Kayış’ı ailesiyle görüştürmedi.

“SABAHTAN BERİ CAMIN ÖNÜNDE, TELEFON ELİNDE BEKLEDİ”

Tam kapanma döneminde ıslak imzaya ulaşmalarının mümkün olmadığını söyleyen Emre Kayış, “Pandemi şartları malum, her yer kapalı. Telefon hakkıyla ilgili bizden belge istediler. Vodafone bayileri kapalı olduğu için müşteri hizmetleriyle görüştük. Bize mail gönderdiler. Biz de cezaevine teslim ettik. Eşim aramayınca ben cezaevini aradım. Görevli memur haklısınız diyor ama müdür bey kabul etmemiş. Sonuçta her yer kapalı, biz alamıyoruz. Bu çocuğa yalan söylemekten yoruldum. 9’dan 12’ye kadar telefonun başında, camın önünde bekledi. Telefonu aldı elimden, bana vermedi” ifadelerini kullandı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 20 Nisan’da İstanbul’da gözaltına alınan Merve Hande Kayış, daha önce hiç yaşamadığı Gölcük’te bir öğrenci evinde bulunan kitapta parmak izi çıktığı için, Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak hapse gönderildi. Kayış’ın Serra dışında 13 aylık, sütten kesilmemiş ikizleri de bulunuyor.

Merve Hande Kayış’ı sütten kesilmemiş bebeklerinden ayırdılar

 

Hande Kayış’ın annesi isyan etti: Bu nasıl adalet, bu nasıl hukuk?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevinde koronavirüs kapan akademisyen Halil Şimşek hayatını kaybetti

Cemaat soruşturmaları kapsamında 19 Temmuz 2016’dan bu yana cezaevinde tutulan Yrd. Dr. Halil Şimşek, cezaevinde yakalandığı Kovid-19 nedeniyle can verdi.

BOLD ÖZEL – 5 yıldır Çanakkale Cezaevinde tutuklu Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Yrd. Dr. Halil Şimşek (53), 5 Mayıs’ta hayatını kaybetti. 15 gün önce virüs kapan Şimşek geçen hafta yoğun bakıma kaldırılmıştı. Cemaat soruşturmaları kapsamında 19 Temmuz 2016’da tutuklanan Şimşek 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Dün entübe olan Halil Şimşek, Çanakkale Cezaevi’nde koronavirüse yakalanan ve yoğun bakıma kaldırılan eski Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’e danışmanlık yapmıştı. Şimşek aynı zamanda Lapseki Yüksek Okulu müdürlüğünde de bulunmuştu. Dosyası Yargıtay aşamasında olan Şimşek’in tahliyesine tahliyesine 3 ay kalmıştı.

Bayramiç eski belediye başkanlarından Zeki Şimşek’in oğlu olan Halil Şimşek evli ve iki çocuk babasıydı. Halil Şimşek’in cenazesi Bayramiç Kabristanlığında bugün toprağa verilecek.

BİRÇOK KOĞUŞ KARANTİNADA

Aile yakınlarının verdiği bilgiye göre, 600 kişilik Çanakkale Cezaevinde şu anda 1000 mahpus bulunuyor ve birçok koğuş karantinada. Bu kadar kapasitenin üstünde olmasına rağmen kovid-19 hastalığı zamanında denetimli serbestlik verilmiyor.

“ÜLKEMİN ÖZGÜR VE DEMOKRAT OLMASI İÇİN HAYATIMI VERMEYE HAZIRIM”

Halil Şimşek, Çanakkale’de yayın yapan bir internet sitesinde uğradığı haksızlıkları şöyle anlatmıştı:

“1 Temmuz 1968 Bayramiç, Çavuşlu Köyü doğumluyum. Ve o tarihten bugüne kadar Bayramiç ve Çanakkale ile hep gurur duydum. Bu topraklarda doğduğum için hep şükrettim. Bundan sonra da arkamda utanmayacağım bir hayat bırakmak istiyorum. Bu nedenle Demokrat Çanakkale’de yazıyorum. Babam Doğru Yol Partisi’nde bir neferdi, ben de Demokrat bir Çanakkale ve Demokrat bir Türkiye sevdasıyla yaşıyorum. Ben de babam gibi ülkemin özgür ve demokrat olması için hayatımı vermeye hazırım…

Eğitimimi İzmir Güzelyalı Ortaokulu, İstanbul Kabataş Erkek Lisesi, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) ve Hacettepe Üniversitesi’nde tamamladım. İzmir, İstanbul ve Ankara’dan sonra güzel Çanakkale’me katkı verebilmek için baba ocağına döndüm.

21 yıllık memuriyet hayatım boyunca sicilim tertemiz oldu. Bir tek uyarı dahi almadım. Ne ders verilirse anlattım, ne görev verilirse yaptım. Müdür de oldum danışman da… Meclis’te de çalıştım, güzel üniversitemde de… Dolu dolu vatan aşkıyla, Çanakkale aşkıyla yaşadım bu yıllara kadar.

“YAPMAYIN DEDİM, YİNE YAPTILAR”

Çok şey gördüm, yaşadım ama bu yıl gibisini görmedim. Çanakkale’de dersim varken neden Biga’da olmadığım soruldu bana ve iki yerde aynı anda olmadığım için hakkımda soruşturma açıldı. Uzmanlık derslerim verilmedi. Kadro yerim Çanakkale olduğu halde Biga’ya gönderildim. Kaloriferi bile çalışmayan, içinde bilgisayar olmayan, depo gibi bir odada 3 kişi 2 masada çalışmam istendi, gıkım çıkmadı, devlete, millete borcumu ödemeye çalıştım.

Kariyer geliştirme konusunda bilgim olmadığı halde tüm bir fakültede kurbanlık koyun gibi seçildim ve kadromun olduğu birimden 90 km uzağa sözde kariyer uzmanı olarak görevlendirildim. Belli ki uygulamadan maksat başkaydı. “Yapmayın” dedim, bu hukuka da insanlığa da sığmaz. Yaptılar. Mahkemeye verdim, mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Yine durmadılar, bu kez de mahkeme kararını arkadan dolanırcasına yine aynı yerde bana sormadan uzmanlık alanım dışında dersler verdiler. Ders verme şekli de özü de hukuka aykırıydı. Yine yapmayın dedim, yine yaptılar.

Bunlar canımı sıkıyor evet. Ancak asıl üzüntüm güzel Çanakkale’m adına. Tüm bunların benim başıma gelmesi değil benim güzel memleketimde olması beni üzüyor. Yakışmıyor bu topraklara. Böylesine vicdan eksikliği, böylesine hukuku umursamazlık ve insanları önemsememek yakışmıyor şehitler diyarına. Hektor gibi bir delikanlının diyarında daha delikanlı duruşlar bekliyor insan. Zeki Şimşek’in memleketinde daha insancıl olunmasını istiyor.”

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0