Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

2019 “şirket iflasları yılı” olacak

Ekonomist Dr. Yeşilada, zorlaştırılan konkordato sebebiyle 2019’un şirket iflasları yılı olacağını kaydetti.

Ekonomist Dr. Atilla Yeşilada 2018 yılının 2009’daki resesyondan (ekonomik durgunluk) sonra yaşanan en kötü yıl olduğunu söyledi.

Ekonominin 2018’in son çeyreği ve gelecek yılın ilk iki çeyreğinde yüzde 1-1,5 daralacağını öngören Yeşilada, “Ekonomi bu yıl ortasından gelecek yıl ortasına kadar reel olarak yüzde 6 gelir kaybeder.” dedi.

Dr. Yeşilada, zorlaştırılan konkordato sebebiyle 2019’un şirket iflasları yılı olacağını kaydetti.

Bu sancılı süreçten Uluslararası Para Fonu (IMF)  ile çıkılabileceğine dikkat çeken Yeşilada, hükümetin de seçimden sonra IMF’ye başvurmaktan başka çaresinin kalmayacağı  görüşünde. Yeşilada, Türkiye’nin uluslararası arenada itibarını yeniden kazanmasının tek yolunun da bu olduğunu savundu.

ŞİRKET İFLAS EDERSE TEDARİKÇİSİNİ DE GÖTÜRÜR

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’e konuşan Atilla Yeşilada, Türkiye ekonomisinde üç önemli sorun olduğunu kaydetti.

Dr. Yeşilada, şöyle devam etti: “İlki enflasyon. Tekrar tek haneye hızla dönmesi zor. İkincisi, şirket iflasları başlıyor. Konkordatoyu kapattılar. Çünkü bağımsız denetçi raporu isteniyor ve prosedürü çok uzun. Büyükler zaten yeniden yapılandırıyor, küçükler de mecburen iflas edecek. Yani 2019 iflasların yılı olacak. Şirket iflas ederse tedarikçisini de götürüyor.

Konkordato konusunda Yörsan’ı örnek veren Yeşilada, “Yörsan, 17 bin çiftçiden süt alıyordu. Yeniden yapılandırmalar banka bilançolarına yansıyor. BDDK batık kredilerin 2019’da yüzde 6’ya çıkacağını itiraf etti. Standard&Poors’a göre yüzde 10-12, ben de böyle düşünüyorum.” dedi.

TÜRKİYE’YE 60 MİLYAR DOLAR LAZIM

Önümüzdeki 6 ayda sistemde ödenmeyen krediler ve konkordatolarla 300-350 milyar liralık (yaklaşık 60 milyar dolar) kayıp oluşacağı tespitini yapan Yeşilada, “Birinin bunu bulması lazım. İşte bu yüzden IMF diyorum. Bu parayı bulmak zor. Türkiye bu boyutta borçlanamaz. İçeriden toplamaya kalksan milleti harcarsın. Market kontrolü, soğan deposu basmayı denediler. Tam anlamıyla bakkal kurnazlığı ile ekonomi yönetiliyor. Yapılması gereken, akla mantığa uyan bir program.” ifadesini kullandı.

VATANDAŞIN YÜZDE 80’İ “KRİZDEYİZ” DİYOR

IMF’nın getireceği acı reçetenin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a çıkacağını kaydeden Yeşilada, “Mahkeme kararlarından soğan deposu baskınına kadar her şeyi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan belirliyor. IMF buna mani olur. Kural ve kurumsal işleyiş geri gelir. Parasal olarak kim nemalanıyorsa onları zedeler. Ankete göre vatandaş yüzde 80 krizdeyiz diyor. Zaten acının dibine vurmuşuz.” dedi.

FAİZDE İNDİRİMİ OLURSA DOLAR 7 LİRAYA ÇIKAR

“Şubata kadar dolar 6 liranın altında kalırsa Merkez Bankası’na (MB) “Faiz indir” ricasında bulunabilirler.” tespitini yapan Yeşilada, “MB faizde yüklü indirime gider. Böyle olursa dolar 7 lirayı bulur.” öngörüsünde bulundu.

IMF ile anlaşma yapılmaması halinde ikinci yolun, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın çizdiği Yeni Ekonomi Planı’nın (YEP)hiç taviz vermeden adım adım uygulanması olduğunu kaydeden Yeşilada, IMF’siz senaryonun olası sonuçlarını şöyle anlattı:

YEŞİLADA: TÜRKİYE’NİN İTİBARI KALMADI

“Türkiye’nin itibarı kalmadı. IMF’nin itibarı, psikolojinin çok çabuk düzelmesini sağlar. Aksi halde kendini ispat etmek zorunda olan genç bir oyuncu gibisin. 6 ay hiç faiz indirmeyeceksin, bütçe her ay fazla verecek, vatandaşın canını daha çok acıtacaksın. Daha çok şirket batacak, daha çok insan işsiz kalacak. Yapılamaz değil fakat çok kan kaybedersin. Oluşan delik çok büyük.

Cari açık için 40 milyar dolar lazım. Her yıl vadesi gelen 180 milyar dolar dış borç da var. Yüzde 5 büyümek istiyorsan rakam yılda 300 milyar doları geçiyor. Bu senaryoda nisanda yeni zam furyası başlar, eşel mobil (hareketli ölçek) ortadan kalkar. Tarımda ithalatın önü iyice açılır. İlaç bulamayız, indirim baskısı artar ve karaborsa başlar.”

En kötü geride kalmadı, kriz 2019’da derinleşecek

Ekonomi

CHP, satılan 130 milyar dolar için komisyon kurulmasını istedi

CHP, doları sabit tutmak için Merkez Bankası rezervlerinden harcanan 130 milyar dolar için komisyon kurulmasını talep etti. Kamu zararının boyutunun araştırılması talep edilen önergenin gerekçesinde, doları kimlerin aldığının belirlenmesi istendi.   

BOLD – CHP grup başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç, Merkez Bankası’nın kuru tutmak için döviz rezervlerini harcadığını, satılan 128-130 milyar dolardan kimlerin kazanç sağladığının ve oluşan kamu zararının boyutunun araştırılması için TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasını istedi.

130 MİLYAR DOLAR SATILDI

Araştırma önergesinin gerekçesinde Merkez Bankası’nın ve kamu bankalarının kaynaklarının döviz satarak dövizi ve faizi düşük tutmaya harcandığı, düşük faizle kullandırılan kredilerle piyasaya çıkan paranın, ithalatı tetikleyip cari işlemler açığını artırırken altın ve dövize olan talebi körüklediği belirtildi. Gerekçede “Kuru tutmak için döviz rezervleri harcanmış ve net rezervler swaplar sonrası eksiye düşmüştür. Kredi notumuz ‘çöp’ seviyesine inmiş, Türk Lirası’nın değeri tarihinin en değersiz noktasına düşmüştür. Swap yoluyla alınan 63 milyar dolarlık borç düşüldüğünde Merkez Bankası’nın net rezervi eksi 55.5 milyar dolara kadar düşmüştür. Satılan rezervin 128-130 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmekte” denildi.

DOLARLAR KİMLERE SATILDI?

Buna karşın ne döviz kurunun ne de faiz oranının düşük tutulabildiği aktarılan gerekçede, “Merkez Bankası, yüzde 58’i döviz cinsinden 1.9 trilyon liralık kamu borcu, vergi gelirlerinin yüzde 20’sini yutan faiz yükü, 420 milyar dolarlık dış borç, 245 milyar liralık bütçe açığı ile baş başa kalmıştır” denildi. Önergede, Merkez Bankası’nın döviz rezervini neden satmaya zorlandığının, bu dövizin hangi fiyatla ve kimlere satıldığının, satış işlemlerinin yasal olup olmadığının, kimlerin bundan kazanç sağladığının, kamu bankalarının bu işlemlerden ne kadar zarar ettiğinin araştırılması için Meclis araştırması açılması istendi.

 

Koronavirüs vaka sayısı 30 bini geçti

Okumaya devam et

Ekonomi

Oda tarife yenilemeyince fiyat artışını fırıncılar yaptı

İstanbul’da yapılan denetimlerde fırıncıların büyük kısmının fiyat ve gramaja uymadıkları belirlendi. Denetimlerde, tarifeye göre 1,5 lira olması gereken 200 gram ekmeğin daha yüksek fiyatla satıldığı tespit edildi.

BOLD – İstanbul’da ekmek fırınlarında fiyat ve gramaj denetimi yapıldı. Valilikten yapılan açıklamada ekmek fırınlarında “gramaj/fiyat/tarife dışı üretim ve satış yapıldığı” yönündeki yoğun şikâyetler nedeniyle dört gün süren denetimler yapıldığı ifade edildi.

TARİFEYE UYGUNLUK DENETLENDİ

Denetimlerde fiyat etiketleri ve tarife fiyat listelerinin bulunup bulunmadığı, fiyat etiketlerinin/fiyat-tarife listelerinin mevzuata uygun olup olmadığı, fırınlarda ekmek fiyatlarının İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (İSTESOB) tarafından açıklanan azami ekmek fiyat tarifesine uygunluk da kontrol edildi. Tarifeye göre 200 gram ekmeğin 1,5 TL’ye denk gelecek bir gramaj/fiyatlandırma ile satılması gerekiyor.

FİRMALARDAN SAVUNMA İSTENDİ

Denetimlerde, bin 321 fırının standartlara uyduğu, bin 571 fırında azami ekmek fiyat tarifesine göre 1,5 lira olması gereken 200 gram ekmeğin daha yüksek fiyatla satıldığı tespit edildi. Fiyat/gramaj tarifesine uymayan bin 571 fırına, Haksız Fiyat Artışı Tutanağı düzenlendi ve savunmaları istendi. Bazı fırınlarda tespit edilen usulsüz fiyat tarifesiyle ilgili olarak Ticaret Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirildi. Valilikten yapılan açıklamada fırınların gramaj ve fiyat tarifesine uyumlarının denetlemeye devam edeceği belirtildi.

Koronavirüs vaka sayısı 30 bini geçti

Okumaya devam et

Ekonomi

Halkın enflasyonu yüzde 30’u aştı

Birleşik Kamu-İş tarafından halkın en fazla tükettiği 77 gıda maddesi baz alınarak yapılan “Halkın Enflasyonu” araştırmasına göre gıda harcamalarında son bir yıllık artış yüzde 31,6 oldu. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ise 3 bin 74 liraya çıktı.

BOLD – Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu (Birleşik Kamu-İş) Konfederasyonu Ar-Ge birimi tarafından halkın en fazla tükettiği 77 gıda maddesinin yer aldığı “halkın enflasyonu” araştırmasının Kasım ayı sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre söz konusu sepet için harcanan para, son bir yılda yüzde 31,6 oranında arttı.

GELİRİN ÜÇTE BİRİ GIDAYA GİDİYOR

Araştırmaya göre Türkiye’nin en yoksul kesiminin aile bütçesinin en az üçte birini ayırmak zorunda olduğu gıda fiyatları Kasım’da bir önceki aya göre yüzde 3,5 oranında arttı. Gıda harcamalarında, yılın ilk dokuz aylık döneminde fiyat artışı da yüzde 25,8’i buldu. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı da 3 bin 74 liraya çıktı.

SEBZE FİYATLARI BİR AYDA YÜZDE 17 ARTTI

Kasım ayında, ekmek, un, bulgur, pirinç, makarna fiyatları bir önceki aya göre, yüzde 5,5 artarken, et-balık harcamalarında kırmızı et fiyatlarında ise yüzde 2,2 düştü. Süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatları yüzde 2,1, katı ve sıvı yağ fiyatları ise yüzde 1,8 oranında arttı. Meyvedeki fiyat artışı yüzde 0,7 olurken, sebze fiyatlarında ise bir önceki aya göre yüzde 17,6 oranında bir artış yaşandı. Bakliyat fiyatlarının yüzde 15,4 oranında arttığı Kasım’da, salça, zeytin, bal, çay ve benzeri gıda maddelerinden oluşan diğer işlenmiş gıda fiyatları yüzde 0,3 oranında geriledi.

AKP, 2021’in oranlarını belirledi: Vergi ve cezalara yüzde 9.11 zam

Okumaya devam et

Popular