Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Demirtaş: Erdoğan ve Bahçeli’den barış beklemek saflık olur

Kürtlerle hükümetin seçim öncesi yeniden masaya oturabileceklerine ilişkin iddialar ortaya atılırken Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’tan kritik bir açıklama geldi.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Selahattin Demirtaş, Yeni Yaşam gazetesine yazdığı mektupta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’den barış beklemenin saflık olacağını yazdı.

“Erdoğan-Bahçeli zihniyetinin kapsamlı bir politik manevra yapmasını beklemek ve barış süreçlerinin önünü açacaklarını ummak hayalcilik ve saflık olur. Ama bu siyasi klik istemiyor diye de bizim Öcalan’lı barış seçeneğini yok saymamız gerekmiyor.” diyen Demirtaş, gerilim ve korku ile ayakta kalan bir iktidarla karşı karşıya olduklarını söyledi.

GÜVEN MEŞRU VE HAKLI BİR TALEPTE BULUNUYOR

Demirtaş’ın mektubundan satır başları:

“Baskı, tehdit, hile, tutuklama ve oyunlara; eşitsiz, adaletsiz seçim yarışına rağmen 67 milletvekiliyle parlamentoya girmeyi başarmış olan HDP’nin Hakkari milletvekili, aynı zamanda DTK’nin Eşbaşkanı Sayın Leyla Güven, 54 gündür açlık grevinde. Milletvekili seçilmesine rağmen Diyarbakır Cezaevi’nde siyasi rehine olarak yasa dışı bir şekilde tutulan Sayın Güven, son derece meşru ve haklı bir taleple bedenini açlığa yatırıyor.

ERDOĞAN REJİMİ KORKU SALARAK AYAKTA KALIYOR

Temmuz 2015’ten bu yana kesintisiz devam eden olağanüstü boyutlardaki baskılar ve hukuksuzluklar toplumda genel bir geri çekilmeye, kaygılı ve korkulu bir yaklaşıma yol açtı.

Medya, yargı, akademi, bürokrasi, siyaset üzerindeki bu kadar da olmaz dedirten baskılar toplumda biriken öfkeyi ve tepkiyi görünmez kıldı. En küçük bir demokratik tepki bile orantısız yargı-polis saldırısı ile bastırılmaya çalışılıyor.

Erdoğan rejimi korku salma ve bu korkuyu sürdürülebilir kılma dışında ayakta kalamayacağını bildiğinden kesintisiz bir baskı politikası ile toplum adeta nefessiz, çaresiz bırakılmaya çalışılmaktadır. Faşizmin inşası ve kurumsallaşması başka türlü de mümkün değildir zaten.

ÇÖZÜM SÜRECİ HEBA EDİLDİ

Sayın Öcalan özellikle çözüm süreçlerinde ortaya koyduğu barışçıl yaklaşımları, makul önerileri ve samimi iradesiyle Türkiye toplumunun güvenini önemli ölçüde kazanmıştı. Fakat heba edilen süreçler ve aradan geçen sancılı dönemler nedeniyle bunlar unutulmuş ya da gözardı edilmiş olabilir.

Bugün demokratik siyasete, sivil topluma, basına ve bir bütün olarak halkımıza düşen şey uygun yöntem, dil ve üslupla bunun yeniden Türkiye ve dünya kamuoyuna hatırlatılmasıdır.

GÜVEN’İN TALEBİ HALKA İYİ ANLATILMALI

Yani Sayın Leyla Güven’in talebinin neden önemli olduğu, neden sadece kendi meselesi olmadığı Karadeniz’den Ege’ye, Marmara’dan Doğu’ya, Akdeniz’e kadar her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını neden yakından ilgilendirdiğini iyi ve doğru bir şekilde anlatabilmek gerekir.

Bunun için kapsamlı ve detaylı kampanyalar, planlamalar hep yapılıyordu ama bu dönemde çok daha ciddiyetle ele alıp tüm imkânlarla bu konuya odaklanmak gerekir.

Ayrım gözetmeksizin tüm medya kuruluşları, genel yayın yönetmenleri, yazarlar, televizyon programcıları, sendika, parti, meslek odaları, STK’ler tek tek heyetlerce ziyaret edilerek konunun Türkiye için önemi ve hassasiyeti iyi anlatılmalıdır.

Halk toplantıları, panel, konferans gibi etkinliklerle kamuoyu bilgilendirilmelidir.

ÖCALAN’IN ROLÜ RAPORLAŞTIRILMALI

Hafızaları tazelemek için, yakın geçmişte yaşanan olumlu gelişmeler ve Sayın Öcalan’ın bu gelişmelerdeki rolü üzerine kısa da olsa rapor ve broşürler hazırlanabilir.

Kısa videolar ile özellikle sosyal medyada hatırlatmalar yapılabilir. Elbette buna benzer şeyler yapılmıyor da değil ancak çok daha kapsamlı, etkili ve sonuç alıcı yaratıcı yöntemleri acilen devreye sokmak gerekir.

AKP-MHP SÖYLEMİNE KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTMELİYİZ

Sayın Leyla Güven’in açlık grevi eylemi ABD’nin Suriye’den çekilme kararından öncedir ve bununla bağlantılı değildir elbette. Ama bu gelişme bile başlı başına yeni bir hamle imkânı yaratıyor.

Suriye ve Rojava’da askeri müdahale ve savaş dışında hiçbir seçenek yokmuş algısı yaratan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)-MHP iktidarının söylemine karşı bizim de yüksek sesle “Hayır, başka bir seçenek daha var. Hem de en makul, en doğru seçenektir: O da Sayın Öcalan’dır” dememiz gerekir.

ROJAVA HALKLARININ HEDEFE KONMASINI DOĞRU BULMUYORUZ

Türkiye halkının evlatlarının olası bir Rojava askeri müdahalesinde ve hatalı politikalar uğruna canını yitirmesini de Rojava ve Suriye halklarının hedefe konulmasını da doğru bulmuyoruz, kabul etmiyoruz demek lazım.

Sayın Öcalan 2013’te başlayan İmralı Barış Süreci’nde tüm bu olasılıkları, tehdit ve tehlikeleri öngörerek Ortadoğu’da yeni ve büyük bir Türk-Kürt barışını, stratejik birliği öneriyordu. Eğer kendisinin makul ve oldukça yerinde önerileri dikkate alınsaydı ne içeride ne de dışarıda bu kadar acı da çekilmezdi. 15 Temmuz gibi darbe süreçleri de yaşanmazdı.

Maalesef bu fırsatlar iyi değerlendirilmedi. Bunun sorumlusu şudur budur diyerek yeni bir polemik başlatmak yerine, bu süreçlerin tıkanıp sonlanmasında sorumluluğu olmayan tek kişi Sayın Öcalan’dır ve maalesef ondan da neredeyse üç yıldır haber alınamıyor demek gerekir.

BOŞLUĞU HALKLAR İTTİFAKI DOLDURMALI

Şimdi, ABD Suriye’den çekilirken boşluğu hangi askeri güç doldursun tartışması hiçbir şekilde kalıcı çözüme götürmez. Orada bir boşluk olacaksa da bu boşluğu, stratejik bir halklar ittifakı doldurmalıdır.

Türkiye yönetiminin yapacağı en akıllıca iş, yeni bir Türk-Kürt stratejik ittifakı ile bu kaosu aşmaktır. Hem içeride hem dışarıda Türk’e de, Kürt’e de, Türkiye’ye de aynı anda kazandıracak tek seçenek budur.

Tarihsel olarak da aktüel olarak da doğru yol budur. Ahlaki olarak da siyaseten de en akılcı, makul çözüm budur.

KENDİ ÇIKARLARINI ÖNE ALIYORLAR

Erdoğan-Bahçeli iktidarı kendi siyasi çıkar ve akıbetleri yerine Türkiye toplumunun ortak çıkarlarını öne almayı politik olarak benimsemiş olsalardı bizden önce onların, bu güçlü seçeneği devreye sokması gerekirdi.

Bölgeyi emperyal saldırılardan ve işgallerden korumanın da yolu buradan geçer.İşte hükümetin Öcalan’ı görünmez kılmaya çalışmasının nedeni de budur.

Savaşı tek seçenek olarak topluma sunmak ve tehdit algısıyla toplumu baskı altında tutmaya devam edebilmek.

ERDOĞAN VE BAHÇELİ’DEN BARIŞ BEKLEMEK SAFLIK OLUR

Erdoğan-Bahçeli zihniyetinin kapsamlı bir politik manevra yapmasını beklemek ve barış süreçlerinin önünü açacaklarını ummak hayalcilik ve saflık olur. Ama bu siyasi klik istemiyor diye de bizim Öcalan’lı barış seçeneğini yok saymamız gerekmiyor.

Tam aksine, bu seçeneği ciddi bir alternatif politika olarak toplumun önüne koyabilmeliyiz. İktidarın savaş, çatışma, baskı, gerilim politikalarını bu kadar pervasızca yürütebiliyor olmasının nedeni de toplumun önüne başka bir alternatif konulamıyor olması değil midir zaten?”

HDP Eş Başkanı Temelli’den Erdoğan’a: Sana ‘diktatör’ diyeceğiz

Politika

MHP’li vekiller ihbar etti: Kılıçdaroğlu hakkında ‘muhtarlık dahi yapamasın’ fezlekesi

Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunu eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında MHP’li üç genel başkan yardımcısının suç duyurusu üzerine fezleke düzenlendi. Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılarak, “Suç ve suçluyu övme” iddiasıyla yargılanması istendi.

BOLD – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı fezlekede Kemal Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılarak yargılanması istendi.

MHP’nin üç genel başkan yardımcısının yer aldığı komisyon, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM’deki konuşmalarıyla ilgili dosya hazırlayıp Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık da “Suç ve suçluyu övme” iddiası ile Kılıçdaroğlu hakkında kovuşturma yapmak için dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi.

MUHTARLIK DAHİ YAPAMASIN

TBMM’ye gönderilen 10 sayfalık fezlekede, Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması halinde, hakkında 3 yıl hapis öngören TCK’nın 215 ve 218’inci maddeleri uyarınca işlem yapılacağı belirtildi. Fezlekede, CHP lideri için TCK’nın 53. maddesinin de uygulanarak muhtarlık dahil, seçme ve seçilme hakkından yoksun bırakılması, serbest meslek erbabı ya da tacirlik yapamaması da talep edildi. TBMM tarihinde ilk kez bir partinin oluşturduğu komisyon aracılığıyla ana muhalefet lideri hakkında fezleke hazırlanmış oldu.

DEMİRTAŞ’LA İLGİLİ KONUŞMASI

Fezlekede MHP’nin dilekçesinde yer alan Kılıçdaroğlu’nun yaptığı 10 farklı konuşmanın TBMM grup konuşması olduğu, yedi farklı konuşmasında da suç unsuru olmadığı belirtilip işleme gerek görülmedi. Buna karşın fezlekede Kılıçdaroğlu’nun Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunu, belediyelere kayyum atanmasını eleştirmesi, iktidarın yargıyı siyasallaştırdığını söylemesi suç unsuru olarak yer aldı.

‘MUHBİR VEKİLLER ŞİKAYET EDİYOR’

CHP lideri Kılıçdaroğlu hakkındaki fezlekeye, “Ben Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan, Müyesser Yıldız’ın içeride tutulması doğru değil diye açıklama yapmıştım. MHP milletvekilleri beni şikayet ediyor, terörü övüyor diye. Savcı da dosyayı gönderiyor. Şimdi karşımıza muhbir milletvekilleri çıktı” diyerek tepki göstermişti.

Erdoğan, Berat Albayrak’ın görevden aldığı bürokratları Sayıştay’a atadı

Okumaya devam et

Politika

AKP’li belediyenin borçları yüzünden CHP’li başkanın makam odası haczedildi

AKP’li belediye döneminden kalan 300 milyon borç nedeniyle icra memurlarının sık sık geldiği CHP’li Atakum Belediyesi’nde dün makam odası haczedildi. Belediyeye ait bir tesise de icra gelmesi üzerine Başkan Cemil Deveci isyan etti. 

BOLD – Samsun’da Atakum Belediye Başkanı CHP’li Cemil Deveci, mesainin ilk saatlerinde belediye binasında icra memurları ile karşılaştı. İcra memurları başkanın makam odasını haczetti.

MAKAM KOLTUĞUNA KADAR HER ŞEY HACZEDİLDİ

Anka’nın haberine göre AKP’li eski belediye başkanı İshak Taşçı döneminden kalan borçlar nedeniyle odadaki makam koltuğu, makam masası, misafir koltukları, klima ve televizyona haciz işlemi uygulanırken Başkan Deveci, söz verdikleri projelerin ardı ardına hayata geçirildiği bir dönemde icra memurlarının belediye kapısında sıraya girmesinin, açılış törenlerini basarak haciz işlemi uygulamasının tesadüf olamayacağını söyledi.

SATILAN ARSALARDAN GELEN 400 MİLYON ORTADA YOK

CHP’li Deveci, belediyelerin Samsun esnafına borcunu yaklaşık 600 milyon lira olduğunu hatırlatarak, “Devlete olan borçlarımızı durdurun, kredi açın, başımızda durun, herkes han hamam yapmasın, esnafa olan borcunuzu ödeyin. Kim bunu diyecek? Esnaf Odası Başkanı, ‘Bize daha bir şikayet gelmedi’ diyor” dedi. Atakum Belediyesi’nin 300 milyon lira borcu olduğunu belirten Deveci, “Geçen 5 yılda 65 milyonluk mülk satılmış. Toplam 400 milyona yakın. Bu şehirde yaşıyorsunuz, 400 milyon nerede Atakum’da? Atakum’da 400 milyonluk yatırım yapılmış olsaydı ben de çivi çakmaz herkesin borcunu öderdim. Nerede bunlar?” dedi.

Doğumhane kapısında polisle tanışan Bahar’ın babası da tutuklandı

 

Okumaya devam et

Politika

İyi Partili Usta: Acı reçeteyi yandaş müteahhitlere içirin

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın ekonomide acı reçeteden söz etmesine tepkiler sürüyor. İyi Parti’li Erhan Usta, milletin acı reçetedeki ilaçları içecek midesinin kalmadığını belirterek, “Acı reçeteyi yandaş müteahhitlere içirin” dedi.

BOLD – İyi Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Erhan Usta, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomide “acı reçeteden” söz etmesini eleştirdi.

Usta, “Geçmişte bu acı reçete millete içirildi. Sakın ola sayın Erdoğan o acı reçeteyi millete içirmeye kalkmayın. Milletin ne bu acı reçetedeki ilaçları alacak parası kalmıştır ne de bu ilaçları içecek bünyesi kalmıştır. Siz onu gidin Saray’a içirin, yandaş müteahhitlere içirin” dedi.

FAİZ KARARI ATEŞ DÜŞÜRÜCÜ ETKİSİ YAPACAK

Faizin Türkiye’deki kötü yönetimin bir sonucu olarak çıktığını belirten Usta, “Dolar kurunun inmiş olması, hastaya ateş düşürücü vermek gibi bir şeydir. Alınacak olan faiz kararı da ekonomi için ateş düşürücü bir etki yapacaktır. Bundan sonra yapısal mahiyetli müdahaleler yapılmazsa, reform kararlarını hükumet almazsa işin geleceği nokta daha fazla faiz artırımı olacaktır. Bizim hükumete önerimiz; ciddi bir şekilde hemen yapısal reform ajandası açıklayın. Bütçenin yeni çerçevede yeniden revize edilmesi lazım” dedi.

ADİL BİR HUKUK SİSTEMİ KURUN

İyi Parti’nin hükumete önerilerini de sıralayan Usta, “İlk yapılacak iş yönetim tarzını bu hükumetin değiştirmesi lazım. Yargılamanın adil olduğu bir hukuk sistemi kurun ve hukukun üzerindeki eli çekin. İşi ehline verin, akraba kayırmacılığından vazgeçin. Kurumları daha fazla itibarsızlaştırmayın” dedi.

Doğumhane kapısında polisle tanışan Bahar’ın babası da tutuklandı

Okumaya devam et

Popular