Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Şirketler 78 milyar TL’yi ödeyemeyince bankalar mecburen öteledi

2018 yılı ekonomi gündemine şirketlerin borç yapılandırma ve konkordato talepleri damga vurdu.

2018 yılında ekonomi gündemine özel sektörün borç krizi damga vurdu. Nisan ayında Doğuş ve Ülker gruplarının borç yapılandırma talepleri ile başlayan süreç, aralıkta Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) son noktayı koymasıyla tamamlandı.

Bu süreçte Ülker markasına sahip Yıldız Holding, Doğuş Grubu, Türk Telekom hissedarı Otaş, Arkas, Bereket Enerji, Yeni Elektrik Üretim AŞ, BİS Enerji, Boyabat Hidroelektrik Santrali, Ak Enerji, Gama Holding, Emay İnşaat, Derindere Otomotiv, IC İçtaş Astaldi, Compenanta Dökümcülük, Aynes Gıda, teknoloji perakendecisi Bimeks ve Galatasaray Spor Kulübü de borç yapılandırma isteyen önemli şirketler arasında yer aldı.

Bu şirketlerden Emay İnşaat ve Aynes Gıda daha sonra konkordato talebinde bulundu.

TBB Hüseyin Aydın, yeniden yapılandırılan alacak tutarının 2017 sonu itibarıyla 78 milyar Türk Lirası olduğunu açıklamıştı.

DOĞUŞ’UN BORCU 25,2 MİLYAR TL

Doğuş Holding A.Ş. ile bankalar arasındaki borç yapılandırma süreci tamamlandı.

Doğuş Holding’in Patronu Ferit Şahenk

Türkiye Bankalar Birliği’nden yapılan açıklamada, “Konsorsiyumunu temsil eden eş lider bankalar arasında bir süredir gündemde olan yapılandırma çalışmaları başarıyla tamamlanmış, Holding’in bazı firmalarını kapsayan yapılandırma süreci anlaşmayla sonuçlanmıştır.” denildi.

Edinilen bilgiye göre döviz karşılığı 25,2 milyar TL’lik borcun büyük bir bölümü bankalarca yeniden yapılandırıldı. Borç tutarı, vadesi ve faizleri ile ilgili bilgi verilmezken yapılan anlaşma bankacılık sektörü açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

REKORU YILDIZ HOLDİNG KIRDI

Borç yeniden yapılandırmasında rekoru Ülker Grubu’nun içinde bulunduğu Yıldız Holding kırdı. Yaklaşık 7 milyar dolarlık borcunun 5,5 milyar dolarını yeniden yapılandıran Yıldız Holding, böylelikle Türk Lirası bazında yaklaşık 30 milyar liralık borcunu yeniden yapılandırmış oldu.

Borç yapılandırmaya giden şirketlerden biri de 1902 yılında temelleri atılan İzmir merkezli Arkas Holding. Acentelik, armatörlük, limancılık, lojistik sektörü, gemilere yakıt ikmali, otomotiv, sigorta hizmetleri, bilgi sistemleri ve kruvaziyer turizmine kadar birçok farklı sektörde faaliyet gösteren şirketin yönetim kurulu başkanlığını Lucien Arkas yürütüyor.

Arkas Holding’in 14’ü Türkiye’de olmak üzere 25 ülkede, 62 ofisi bulunuyor. Ayrıca tüm bu ülkelerde 67 şirketi ile 7 bin 300 kişiye istihdam sağlıyor.

Yeniden yapılandırma sürecinin çetrefilli bir şekilde ilerlediği şirketlerin başında Türk Telekom’un hissedarlarından OTAŞ geliyor.

TARİH: 2005 OLAY: Telekom’un özelleştirme ihalesi. Dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan (ortada) ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım (sağda) temsili çeki Muhammed Hariri’den aldı.

OGER, 4,75 MİLYAR DOLARLIK KREDİYİ ÖDEMEDEN GİTTİ

Lübnanlı Hariri ailesine ait Saudi Oger’e bağlı olan Oger Telecom, 2005 yılında Türk Telekom’un yüzde 55’ini satın almak için Oger Telekomünikasyon AŞ’yi (OTAŞ) kurmuştu.

Otaş, 2013 yılında Türk bankaları ağırlıklı bir konsorsiyumdan 4,75 milyar dolar tutarında kredi aldı; ancak bu kredinin taksitlerini geri ödeyemedi. Gelirleri TL cinsi olan OTAŞ, kurdaki keskin yükseliş nedeniyle her biri 290 milyon dolar olan kredi geri ödemelerini kaçırdı.

Bunun üzerine OTAŞ’ın borcunun yeniden yapılandırılması ve olası satışı için görüşmeler başladı.

İki yıla yakın süren ve aralarında yüzde 55 hissenin satışı için görüşmelerin yapıldığı süreç sonunda Türkiye İş Bankası, Garanti Bankası ve Akbank, borçların yeniden yapılandırılması için tüm kredi veren taraflarca bir mutabakata varıldığını duyurdu.

TELEKOM’UN BÜYÜK HİSSEDARI BANKALAR OLDU

Yapılan duyuruda, OTAŞ’ın hisselerinin tamamının, OTAŞ’a kredi veren bankaların paydaş olacağı bir ortak girişim şirketi aracılığıyla devralınacağı belirtildi. Bunun üzerine Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası, Oger Telecom’a ait Türk Telekom’un yüzde 55 hissesini devralmak için Rekabet Kurumu’na Temmuz ayının başında başvurdu.

Sonuçta, Türk Telekom’un en büyük hissedarı olan OTAŞ’ın sahip olduğu yüzde 55 hisse, özel amaçlı ortak girişim şirketine (SPV – Special Purpose Vehicle) devredildi.

Levent Yapılandırma Yönetimi AŞ olarak adlandırılan bu şirket, OTAŞ’a kredi veren bankalar olarak Türkiye İş Bankası, Garanti Bankası ve Akbank tarafından kurulmuş oldu. Bu şirkete Akbank tarafından yüzde 35,5, Garanti Bankası tarafından yüzde 22 ve İş Bankası tarafından yüzde 11 oranlarında iştirak etti. Yapı Kredi Bankası da daha sonra yüzde 4,9 oranında hisse ile Levent Yapılandırma’ya ortak oldu.

Türk Telekom’un yönetim kurulu başkanlığına ise Dr. Ömer Fatih Sayan getirildi

Böylelikle, Türk Telekom’un en büyük hissedarının borcunu ödeyememesi dolayısıyla ortaya çıkan düğüm, önce borç yapılandırma ve son olarak da şirketin hisselerinin devredilmesiyle tamamen çözülmüş oldu.

(Kaynak: Merkez Bankası)

ENERJİ SEKTÖRÜ YAPILANDIRMAYA KOŞTU

Enerji şirketleri, son 15 yılda yeni projeler ve anlaşmalar için bankalardan yüksek oranda kredi kullandı.

Bu kredilerin çoğunun dolar kredisi olarak alınması ancak enerji şirketlerinin gelirinin Türk lirası olması, enerji sektörünün TL’nin değer kaybından etkilenmesine yol açtı. Bu yüzden borç yeniden yapılandırmayla ilgili adı en çok geçen şirketler enerji sektöründen geliyor.

Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Çeçen, Temmuz ayında yaptığı açıklamada 100 milyar dolar civarındaki yatırımlar neticesinde faiz hariç sektörde 50 milyar dolarlık bir kredi yükü olduğunu vurgulamıştı.

İşte bu yükten kurtulabilmek için harekete geçen ilk firma Bereket Enerji oldu. 4 milyar dolar kredi borcu bulunan şirket temmuz 2018’de bankalarla masaya oturdu. Eylül ayında ise şirketin yeni CEO’su İdris Küpeli oldu. Küpeli’nin borç yeniden yapılandırmasını yönetmek için göreve getirildiği öğrenildi.

ÜNAL AYSAL’IN FİRMASI DA YAPILANDIRMA İSTEDİ

Bloomberg’in haberine göre ise İtalyan Ansaldo Energia ile iş adamı Ünal Aysal’ın sahibi olduğu Unit Investment NV’nin ortaklığındaki Yeni Elektrik Üretim de 2019’da bankalarla kredi yapılandırmasına gitmeye hazırlanıyor.

Haberde 2010’da 14 yıl vade ile alınan 700 milyon dolarlık kredinin geri ödemelerinde, dolar kurunun yükselmesi ancak elektrik fiyatlarının düşmesi nedeniyle zorluk yaşandığı aktarılıyor.

Bankalarla borçlarını yeniden yapılandırmak için masaya oturan şirketlerden biri de Unit Investment’in Doğan Holding ve Doğuş Holding ile ortak olduğu Boyabat Hidroelektrik Santrali.

Business HT haber sitesine göre Boyabat Santrali, yürütmekte olduğu 513 MW kapasiteli hidroelektrik santrali projesi kapsamında 2010 yılında bankalardan sağladığı 750 milyon dolar tutarında kredinin yeniden yapılandırma görüşmelerinde henüz ilerleme sağlayamadı.

Haberde ayrıca borcunu ödeyemeyen santralin kredisinin takibe alındığı aktarıldı.

Habere göre Garanti, Akbank, İş Bankası, Yapı Kredi ve TSKB’den (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) alınan kredi, ikinci çeyrek itibariyle tahsili gecikmiş alacaklar sınıfına alındı.

Reuters’ın haberine göre Çek Cumhuriyeti merkezli enerji şirketi CEZ, Türkiye’de yüzde 37,36 hissesine sahip olduğu Akenerji’nin borçlarını yeniden yapılandırmayı gündeme aldı.

Bursa merkezli enerji şirketi BİS ENERJİ de KAP’a yaptığı duyuruda şirket bünyesindeki enerji santralinin yeniden faaliyete geçmesi amacıyla kreditör bankalar, kamu kuruluşları ve tahvil yatırımcılarıyla borçların yeniden yapılandırılması için olumlu görüşmeler yapıldığını, çalışmalarda son aşamaya gelindiğini duyurdu.

Şirket bu yüzden kupon ödemesini geciktirmek zorunda kaldığını belirtti.

GAMA HOLDİNG’İN BORCU 1 MİLYAR DOLAR

İnşaat, müteahhitlik ve enerji alanlarında faaliyet gösteren GAMA Holding de borcunu yeniden yapılandırmak için bankalarla masaya oturduğu söylenen şirketlerden.

Bloomberg’in haberine göre şirket, bankalara olan yaklaşık 1 milyar dolarlık kredisinin yapılandırması için görüşüyor.

Haberde Ankara merkezli holdingin çoğunluğu Türk olmak üzere bankalarla yaptığı görüşmelerde şirketin en büyük birimi olan Gama Enerji’yi ayrı tuttuğu, Gama Enerji’nin 2013 yılında enerji santrali inşa etmek için aldığı 500 milyon dolar krediyi ayrıca müzakere ettiği belirtildi.

GALATASARAY 129 MİLYON DOLAR BORCU YAPILANDIRDI

Borç yapılandırmaları konusu spor kulüplerine kadar genişledi. Borçlarını yapılandıran spor kulüplerinden biri de Galatasaray oldu. Halka açık olan Galatasaray’ın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada Denizbank ile yapılan anlaşma sonucunda 129 milyon dolar borcun yeniden yapılandırıldığı belirtildi.

Borç yapılandırma sürecine giren şirketlerden biri de Derindere Otomotiv AŞ. Derindere Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ 31 Ağustos 2018 tarihli 50 milyon TL tutarında bono ödemesini yapmadı. Şirketten Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yazılı açıklama yapılan açıklamada ekonomik gelişmelerin nakit akışını bozduğu iddia edildi ve bu yüzden bono itfasının vadesinde yapılmadığı kaydedildi.

YENİDEN YAPILANDIRMA NEDİR?

Merkez Bankası’nın açıklamasına göre;

Bir finansal piyasa altyapısı kuruluşun, katılımcı temerrüdü veya (iş, operasyonel veya diğer yapısal zayıflıklar gibi) diğer nedenlerle ortaya çıkan ve normal mekanizmaların kullanılmasına rağmen çözülememiş olan herhangi bir karşılanmamış kayıp, likidite sıkışıklığı veya sermaye yetersizliği probleminin çözülmesi amacıyla, bağlı olduğu ilgili mevzuat, kendi iç kural ve prosedürleri ve sözleşmeye bağlı yükümlülükleri ile uyumlu olarak, önceden oluşturulmuş ancak tükenmiş olan finansal kaynakların ikmal edilmesi ve çeşitli likidite düzenlemelerini de içeren tüm faaliyetlere yeniden yapılandırma deniliyor.

Murat Ülker kime “hodri meydan” dedi?

BOLD ÖZEL

“Yedi aydır çocuklarımıza ne dokunabildik ne öpebildik”

Tutuklu matematik öğretmeni Kevser Sinan, koronavirüs salgını nedeniyle aylardır çocuklarına sarılamamanın acısını yazdı. Anne-babadan sonra dayıları da tutuklanan oğlunun ve kızının yıkıldığını vurguladı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Çocuklarını okula almaya gittiğinde gözaltına alınan Kevser Sinan, 7 aydır oğlunu ve kızının görememenin çaresizliğini erkek kardeşi Ramazan Akaslan’a yazdığı mektupta anlattı. 17 Ekim 2019’da tutuklanıp Ankara Sincan Cezaevine gönderilen Kevser Sinan’ın 15 yaşında lise birinci sınıfa giden Ali İhsan adında bir oğlu ve 10 yaşında Seher adında bir kızı var. Örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla tutuklanan eşi Nuri Sinan da 3 yıldır Sivas Cezaevinde.

“OĞLUM 10 KİLO ZAYIFLAMIŞ”

Türkiye’de Mart 2020’de başlayan koronavirüs salgını nedeniyle tüm cezaevlerinde açık ve kapalı görüşler yasaklandı. Cam arkasından yapılan kapalı görüşler ise hazirandan itibaren ayda bir kez olmak üzere yeniden başlatıldı.

Mektubunda, ailece yaşadıkları zorlukların en çok çocuklarını etkilediğini söyleyen Kevser Sinan “7 aydır çocuklarımıza ne dokunabildik ne sarılıp öpebildik. En çok da canımızı bu durum acıtıyor. 6 ay sonra Ali İhsan geldi görüşe, yavrum 10 kilo zayıflamış, çok üzüldüm.” dedi.

Eşi Nuri Sinan’ın tutuklanmasından sonra çocuklarını çok zor toparladığını belirten Kevser Sinan, kendisi ve abisi Yasin Akaslan tutuklanınca çocuklarının tamamen yıkıldığını vurguladı ve “Abimin alındığı günün ertesinde görüşe gelmişlerdi. Öyle çok ağladılar ki… Dayım bizim her şeyimizdi diye.” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLAR AĞLADI, BEN TESELLİ ETTİM”

Kevser Sinan şöyle devam etti:

“Burada en çok mutlu eden şey hatırlanmak ve geride kalan çocuklarımızın yüzünün gülmesi. Çocukların en ufak bir sıkıntısı bizi burada alt üst ediyor. Annelik duygusu farklı işte. Dün kapalı görüş vardı mesela. Çocuklar ağladı, ben teselliye çalıştım. Sonra koğuşa dönünde epey zor oldu. Maalesef burada üzüntüyle baş etmek zor. Tansiyon ilacına başladım.”

Kevser Sinan mektubunda kaldığı koğuşa dair de bilgiler verdi. 17 kadının bulunduğu koğuşta 3,5 yaşında bir çocuk bulunduğunu vurguladı.

Hem anneleri hem babaları tutuklu bulunan Ali İhsan ve Seher’in birlikte yaptıkları aile fotoğrafı. Babaları Nuri Sinan 16,5 yıl hapis cezasına çaptırıldı. Anneleri Kevser Sinan’ın bir sonraki mahkemesi 17 Aralık 2020’de görülecek. 

Kevser Sinan çocuklarına duyduğu özlemi 4 sayfalık mektubunun 1. sayfasında anlatıyor.

Üç tutuklu anne üç mahkeme

Cezaevinde bir kanserli daha: Yasin Akaslan 9 aydır hapiste

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

15 Temmuz’un ayırdığı öğretmen çift: Biri mezarda biri gurbette

15 Temmuz’un simge isimlerinden öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun eşi ve aynı zamanda öğretmen olan Tülay Açıkkollu, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü eşinden ve işinden ayrı geçirdi. Tülay öğretmen, “Öğretmenler günü büyük bir acı gibi içime oturuyor” diyor.

BOLD ÖZEL – 15 Temmuz yaklaşık 60 bin öğretmeni işinden etti. Onlardan biri de Tülay Açıkkollu’ydu. Ancak Tülay öğretmenin acısı işini kaybetmekten çok daha büyük oldu. Çünkü 23 Temmuz’da gözaltına alınan öğretmen eşi Gökhan Açıkkollu, 13 gün boyunca gördüğü ağır işkenceler sonrası 5 Ağustos’ta hayata veda etti.

“EŞİMİN DOSYASINA BAKAN SAVCI BENİ DE GÖZALTINA ALDIRDI”

Gökhan öğretmene vefatından 1.5 yıl sonra görevine dönme izni çıktı. Bu trajik kararı kamuoyuna açıkladığı için 24 Şubat 2017’de gözaltına alındığını açıklayan Tülay öğretmen “O haberlerden sonra masum birinin kendini devlet tarafından, kendini devlet adamı olarak sayan birileri tarafından öldürülmesi gündeme gelince çok tepki topladı. Sonrasında eşimin dosyasına bakan savcı bu sefer beni gözaltına aldırdı” dedi.

ACISI 24 KASIM’DA KATLANDI

Cezaevine girme ihtimali doğunca, babalarını kaybeden 2 çocuğunu bir de annesiz bırakmak istemeyen Tülay öğretmen yurt dışına çıkma kararı aldı. Şimdilerde gurbetin yanı sıra vefat eden eşini de bırakıp yurt dışına çıkmanın acısını yaşıyor. Ancak 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde acısı daha da bir çoğalıyor.

Bold Medya’ya konuşan Tülay öğretmen “Eğer Türkiye’de olsaydım kesinlikle eşimin mezarına giderdim. Sadece 24 Kasım’da değil, herhalde her gün ziyaret ederdim mezarını. Şu an sanki garip kalmış gibi orada. Tanıdık tanımadık insanlar gidiyor ziyaret etmeye ama biz uzakta kaldık. Ancak dualarımızı okuduğumuz Kur’an’ları hediye edebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

ÖĞRENCİLERİN CIVILTILARI BENİ ÇOK AĞLATTI

Aradan yıllar geçmesine rağmen mesleğini ve öğrencilerini unutamadığını ağlayarak anlatan Tülay Açıkkollu, “Okulun yanından geçmek istemiyordum ama işlerim için mecburen geçiyordum. Çocuk sesleri cıvıltıları o caddeden geçerken beni çok ağlatmıştır. Okulun önünden geçerken karşılaşıyordum öğrencilerimle. O zil sesi eskiden çok heyecanlandırırken beni, ‘okula gideyim, dersimi anlatayım, çocuklarla birlikte olayım’ heyecanı yaşatırken şimdi büyük bir acı gibi oturuyor insanın içine” dedi.

VATANINA KÜSMEDİ

Tülay öğretmen ülkesinde maruz bırakıldığı muameleye kırgın olduğunu “24 kasımda içimde bir sızı hissediyorum. Mesleğimizden 1 günde ihraç edildik. Yıllarca takdirnameler almış öğretmenler olarak, öğrencileriyle özdeşleşmiş öğretmenler olarak, öğrencileri kendi evladı olarak gören öğretmenler olarak bir gecede darbeci, terörist ilan edildik. Bir gecede mesleğimizden uzaklaştırıldık” ifadeleriyle anlattı. Bu kırgınlığına rağmen öğretmenlik ideallerinden vazgeçmeyen Tülay Açıkkollu, şöyle devam etti:

“Çocuklarımıza daha güzel bir gelecek bırakabilmek için belki, onların da önceliklerini daha iyi belirleyebilmeleri için onlara çok daha iyi anlatabilmemiz lazım bu dönem yaşanmış olanları. Yine vatanımıza toprağımıza küstürmeden vatan millet düşmanı yapmadan bu çerçeveyi onlara güzel çizmek gerekiyor. Bu günün vazifesi bu diye düşünüyorum.”

ÖĞRENCİLERİNİN MEKTUPLARINI HALA SAKLIYOR

Tülay öğretmen her ne kadar üzgün ve kırgın olsa da geçmiş 24 Kasım’ları unutamadığını anlattı. “Öğrencilerin getirdiği bir çiçek kendi yaptıkları bir resim, yazdıkları bir mektup çok mutlu ediyordu bizi. Zaten maddi bir beklentimiz de olamazdı öğrencilerimizden. Ben öğrencilerimin bana yazdığı sevgi dolu mektupları hala saklıyorum” diye konuştu. Tülay Açıkkollu, eşi Gökhan Açıkkollu’ya öğrencilerinin verdiği hediyeleri hala saklamaya çalıştığını belirtti.

Gökhan öğretmenin tercihi ise çiçekti. Tülay öğretmen, eşinin Öğretmenler Günü ve Anneler Gününde kendine çiçek hediye ettiğini söyledi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Anne ve babayı cezaevine gönderip üç çocuğu ortada bıraktılar

Özlem ve Mehmet Demirtaş çifti, Edirne’de tutuklanıp ayrı cezaevlerine gönderildi. 9, 5 ve 2 yaşında üç çocukları ise halaya teslim edildi.  

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

15 Temmuz’dan bu yana birçok öğretmen darbe bahanesiyle tutuklanıp hapse gönderildi. Ancak tutuklamaların ardı arkası kesilmiyor.

Mobilya ve dekorasyon işleri öğretmeni Mehmet Demirtaş ve yurt idareciliği yapan eşi Özlem Demirtaş 27 Ekim’de Edirne’de gözaltına alınıp tutuklandı. Burak (9), Elif (5) ve Tarık (2) adında 3 çocukları bulunan Demirtaş çifti ayrı ayrı cezaevlerine gönderildi. Çocuklar ise halalarına teslim edildi.

Bir aydır annesiz-babasız kalan 3 çocuğun perişan olduğunu söyleyen hala, “Tarık geceleri uyanıp anne diye ağlıyor, uyuyamıyor. En son annesiyle 10 dakikalık telefon görüşmesinde 1-2 dakika konuşabildi. Ağlayarak anne gel diye kendini yerlere attı. Özlem Demirtaş’ın tutuksuz yargılanamaz mı? Üç çocuk annesi neden tutuklanıyor” dedi.

“NE YAPACAĞIMIZI ŞAŞIRDIK”

Tarık’ı görüşe götüremediklerini, Elif’in de görevlilerden korktuğu için görüşe gitmek istemediğini söyleyen hala şöyle devam etti: “Elif çok etkilenmiş, polisleri görünce korkuyor, bizi mi alacaklar diyor. Hakim beye durum açıklandı ama hiçbiri kabul edilmedi. Yeter ki bu çocuklar duruma düşmesin diye çok uğraştık. Beş yaşındaki çocuk polisleri görmek istemediğini söylüyor. Annesi babası arayınca ağlıyorlar. Ne yapacağımızı şaşırdık.”

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Demirtaş çifti, en son Isparta’da kapatılan özel bir yurtta ve dernekte idarecilik yapıyorlardı. Dosyaları hakkında gizlilik kararı bulunan Demirtaş çiftinin neden gözaltına alındığı henüz bilinmiyor. 35 yaşındaki Özlem Demirtaş Edirne Kadın Kapalı Cezaevinde, 37 yaşındaki Mehmet Demirtaş ise Edirne F Tipi Cezaevinde kalıyor.

Burak, Elif ve Tarık anne-babaları tutuklandığında adliye bahçesinde akrabalarıyla böyle kaldı.

Okumaya devam et

Popular