Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sabancı ailesinden Binali Yıldırım’a Maltalı Türkler

Tayyip Erdoğan'ın her konuşmasında yatırım için yabancılara yalvardığı 2018'de Türk işadamları vatandaşlık alabilmek için Malta'ya yatırım yapmış.

Sabancı ailesinin komple Malta vatandaşlığına geçmesi günün olayı. Ama Malta aşkı Binali Yıldırım’dan başlayıp giden uzun bir hikâye..

BOLD– Sabancı ailesinin Malta vatandaşlığına geçtiği haberi, günün en önemli gelişmeleri arasında yerini aldı. Söz konusu gelişmeyi Sabah yazarı Dilek Güngör duyurdu. Ancak Malta yolu, Binali Yıldırım’a kadar uzanıyor.

Sabancı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanvekili Erol Sabancı’nın kızları Çiğdem Sabancı Bilen ve Suzan Sabancı Dinçer listenin en popüler olanları.

Sabancı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanvekili ünlü işadamı Erol Sabancı’nın kızı Suzan Sabancı Dinçer, Malta’dan vatandaşlık alanlar listesinin en popüler olanı.

Listede ayrıca Suzan Sabancı Dinçer’in çocukları Ceyda Sabancı Dinçer ve Haluk Akay Sabancı Dinçer ile Çiğdem Sabancı Bilen’in eşi Faruk Bilen ve iki çocuğu da (Gözdem ve Gizem Bilen) var. Forbes’a göre Çiğdem Sabancı Bilen’in serveti 1.2 milyar dolar, Suzan Sabancı Dinçer’inki ise 1 milyar doların üzerinde.

ŞEVKET SABANCI’NIN TORUNLARI DA LİSTEDE

Malta’dan vatandaşlık alanlar arasında Sabancı ailesinden sadece Erol Sabancı’nın kızları yer almıyor. Sabancı kardeşlerin üç numarası olan Esas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şevket Sabancı’nın torunları Can Köseoğlu, Kazım Köseoğlu, Zeynep Köseoğlu, Irmak Köseoğlu da 2014’te Avrupa Birliği (AB) üyesi olan Malta’dan vatandaşlık aldı.

Malta’dan vatandaşlık alma kuyruğuna girenler arasında sadece Sabancı ailesi mensupları yok. Yargıdan gıda ve sağlık sektörüne kadar pek çok kişi Malta vatandaşlığına geçmiş.

ERDOĞAN’IN “TÜRKİYE’YE YATIRIM YAPIN” DİYE YABANCILARA YALVARDIĞI 2018’DE TÜRK İŞADAMLARI MALTA’YA YATIRIM YAPMIŞ

Malta Resmi Gazetesi’nde her yılın sonunda ülkeden vatandaşlık alanların listesi yayımlanıyor.

“Yatırım ile Vatandaşlık” programına girenlerin listesinde, Türkiye’deki kazancıyla 2017’de gelir vergisi rekortmenleri arasına 10’uncu sıradan yerleşen, Twitter’ın da avukatlığını yapan Gönenç Gürkaynak ile avukat eşi Serra Ayşe Başoğlu Gürkaynak da yer alıyor.

Kurukahveci Mehmet Efendi markasıyla kahve satan Akyürek Pazarlama’nın sahipleri Hulusi Kurukahveci, Nezlihan Akyürek Kurukahveci ve Hulusi Doruk Kurukahveci de vatandaşlık için Malta’yı seçen Türkler arasında.

Abdi İbrahim’in patronu Nezih Barut, 2018 yılında Malta’dan vatandaşlık alan Türkler arasında.

Abdi İbrahim’in patronu Nezih Barut, kardeşi Nesrin Esirtgen ve oğlu İbrahim Barut, Orta Anadolu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Fatih Karamancı, Reha Tekstil’in sahibi Mehmet Reha Demirdağ, Arvento Genel Müdürü Özer Hıncal gibi isimler de listede yer alıyor.

BİNALİ YILDIRIM’IN ÇOCUKLARINI MI ÖRNEK ALDILAR?

Sabah yazarı Dilek Güngör’ün “MaltaSA” başlıklı makalesinde tek satır atıf yapılmasa da Malta dosyası Binali Yıldırım’ın oğullarının Malta’da kurduğu şirketleri akla getirdi.

“Paradise Papers/Paradise Belgeleri” olarak adlandırılan belgeler, Binali Yıldırım’ın oğulları Erkam ve Bülent Yıldırım’ın Malta’da Hawke Bay Marine Co. Ltd ile Black Eagle Marine Co. Ltd adlı şirketleri olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Hawke Bay Marine 2004 yılı nisan ayında, Black Eagle ise 2007 yılı ocak ayında deniz taşımacılığı alanında faaliyet göstermek üzere kurulmuş. 2017 yılından bu yana iki şirketin aktif olduğu da belgelerdeki ayrıntılar arasındaydı.

Şirketlerin kurulduğu tarihlerde Binali Yıldırım, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin ulaştırma bakanıydı. Belgelere göre, Erkam Yıldırım en büyük hissedar ve her iki şirketin de direktörü.

BİNALİ YILDIRIM TWITTER’DA 4 HESABI TAKİP EDİYOR, BİRİ MALTA CUMHURBAŞKANI

Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmeden AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi için başkan adayı olarak açıkladığı Binali Yıldırım’ın resmi Twitter hesabı olan “@TCMeclisBaskani”, sadece 4 hesabı takip ediyor.

Twitter’da sadece 4 hesabı takip eden Binali Yıldırım’ın takip ettiği kişilerden bir Malta Cumhurbaşkanı Marie-Louise Coleiro.

Bunlar sırasıyla Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı, AKP ve Malta Cumhurbaşkanı Marie-Louise Coleiro.

Yıldırım’ın Malta Cumhurbaşkanı’nı takip etmemesi ise dikkati çekici.

Sabancı ailesi Malta’dan vatandaşlık aldı

Gündem

Koronavirüs verilerindeki tırmanış sürüyor: 161 can kaybı 7 bin 381 yeni hasta

Sağlık Bakanlığının açıkladığı güncel koronavirüs verilerine göre, bugün 161 kişi yaşamını yitirdi, 7 bin 381 kişiye ise yeni hasta tanısı konuldu.

BOLD – Sağlık Bakanlığı güncel koronavirüs verilerini ilgili siteden kamuoyu ile paylaştı. Buna göre, bugün hayatını kaybeden 161 kişiyle birlikte toplam can kaybı 12 bin 672’ye yükseldi. Son 24 saatte yapılan testler sonucunda ise 7 bin 381 kişiye yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tanısı konuldu. Böylece toplam hasta sayısı da 460 bin 916’ya yükseldi. Tedavisi bugün tamamlanan 3 bin 678 kişiyle beraber iyileşenlerin sayısı ise 381 bin 569’e yükseldi.

KALABALIKLARDAN UZAK DURUN

Verileri sosyal medya hesabından değerlendiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ağır hasta sayısı ve yeni hasta sayısındaki yükselişe dikkat çekti. Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada: “Bugün tespit edilen 7.381 yeni hastamız var. Ağır hasta sayımız 4.543’e ulaştı. Salgının seyrini değiştirmek elimizde. Aldığımız tedbir ve kısıtlamaların daha iyi ve hızlı netice vermesi için desteğiniz şart. Zorunlu olmadıkça kalabalıklardan uzak durun” dedi.

Canlı yayında annesinin vefat haberini aldı

Okumaya devam et

Gündem

Cumartesi Anneleri’nden Erdoğan’a tepki: Sözde reformlarınızla bizi oyalamayın!

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nda yapılan ve 46 kişinin gözaltına alındığı 700. hafta eylemine dava açılmasıyla ilgili AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Adalet Bakanı Gül’e tepki gösterdi. Açıklamada, “Sözde reformlarınızla bizi oyalamayın” denildi.

BOLD – Cumartesi Anneleri, 700’ncü hafta eylemi nedeniyle aralarında kayıp yakınlarının da bulunduğu 46 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

Cumartesi Anneleri’nin Beyoğlu Kaymakamlığı’nca yasaklanan Galatasaray Meydanı’ndaki 700’ncü hafta eylemine polis göz yaşartıcı gaz ve boyalı mermi ile müdahale etmişti. Aralarında kayıp yakınlarının da bulunduğu 46 kişi gözaltına alınmıştı. Özellikle kayıp yakınlarına polisin sert müdahalesi büyük tepki toplamıştı. Olaydan sonra Galatasaray Meydanı Cumartesi Anneleri’ne ve tüm etkinliklere kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun hazırladığı iddianamede, gözaltına alınan 46 kişi hakkında 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Cumartesi Anneleri’nden davaya ilişkin yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Biz Galatasaray’a çıktığımızdan beri 17 iktidar değişti. Ancak iktidarlar değişse de, kayıplarımızla ilgili inkar ve cezasızlık siyaseti hiç değişmedi. Çünkü cezasızlık, ihlalin bir devlet politikası olarak uygulanmasının ortaya çıkardığı sonuçtur ve ihlal rejimi, iktidarlar değişse de değişmeyen bir Türkiye gerçeği olarak varlığını sürdürmektedir. Evrensel hukuk standartlarından uzak bir yargı mekanizması üreten siyasal sistem, kayıplarımızın akıbetinin açığa çıkarılmasını ve bu suçu işleyenlerin hesap vermesini engelliyor. Adında “adalet” sözcüğü bulunan iktidarın son dönem uygulamaları ise adalet isteyen Cumartesi Anneleri’ni yargılama noktasına geldi.

HUKUK VE ADALET REFORMU MÜJDESİ SONRASI DAVA

Savcılık makamı, anayasal hakkımız olan düşünce ve ifade özgürlüğümüzü kullandığımız için hakkımızda dava açılmasını talep etti. İçinde kayıp yakınları, İnsan Hakları Derneği yönetici ve üyelerinin de olduğu 46 kişi hakkında dava açıldı. Dava, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Hukuk ve demokraside yepyeni bir seferberlik başlatıyoruz.” açıklaması ve Adalet Bakanı Gül’ün “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun… Bizim yargıçlardan, yargı mensuplarından beklediğimiz budur” şeklindeki sözlerinin hemen ardından açıldı. 28 Şubat koşullarında bile sürdürdüğümüz 25 yıllık adalet arayışımızın, hukukun bütünüyle devre dışı bırakılarak bir davaya konu olması, Cumartesi Anneleri’ne “sorununuz kabinemin sorunudur” diyen AKP iktidarının “Hukuk ve adalet reformu” müjdesi sonrasında gerçekleşti.

ERDOĞAN VE GÜL’E SESLENDİLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Adalet Bakanı Gül’e sesleniyoruz: Demokratik bir devlette, mevcut adaletsizliklere itiraz edenler, hak ve özgürlük talep edenler, düşüncelerini barışçıl yöntemlerle ifade etme imkanı bulmalıdır. Eğer bu imkan yoksa hukuktan, demokrasiden, adaletten, reformdan bahsedilemez. Türkiye’nin yapısal sorunlarını çözmek yerine, sadece siyasi krizleri aşmak için gündeme getirilen reformlardan demokrasi ve adalet çıkmaz. Demokrasi, adalet ve reform gibi kavramları, karşı karşıya kaldığınız açmazları ötelemek için başvurduğunuz hamleler olmaktan çıkarın.

SÖZDE REFORMLARINIZLA BİZİ OYALAMAYIN, ADALET TALEBİMİZİ DUYUN

Önce yargıyı araçsallaştıran siyasetinize son verin. Hak ve adalet arayışını suç sayan zihniyetinizi değiştirin. Cezasızlığa son vererek, adaleti sağlayacak bütünlüklü politikaları hayata geçirin. Sözde reformlarınızla bizi oyalamayın, toplumun ve bizim adalet talebimizi duyun ve adliyelerin kapılarını artık adalete açın.”

Gökhan Açıkkollu öğretmenin adı Togo’da yaşatılacak

Okumaya devam et

Gündem

24 Kasım KHK’lı öğretmenler gününüz kutlu olsun!

21 yıllık fizik öğretmeni Murat Aksoy, KHK ile işsiz bırakılıp 15 ay cezaevinde kaldı. İş yapmasına izin verilmeyince yardımlara muhtaç oldu. Arkadaşları gıda yardımı yapıyor, diye üçüncü kez gözaltına alındı. Öğretmenlikten başka yapacak mesleği olmadığını söyleyen 22 yıllık edebiyat öğretmeni Bekir Karabulut ise bugünlerde bir bakkal dükkanı işletiyor. İşte 24 Kasım’da öğretmenlerin hali…

BOLD – 15 Temmuz’un ardından yaklaşık 60 bin öğretmen KHK’larla işsiz kaldı. Kimisi cezaevine girdi, kimisi tüm çabalarına rağmen iş bulamadı. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü mesleğinden, okulundan ve öğrencilerinden uzak olarak buruk bir şekilde yaşayan on binlerce öğretmenden sadece 2’si zor günlerini anlattı.

Kronos’tan Tuba Demir ve Süleyman Özkaya’nın haberine göre 21 yıllık fizik öğretmeni Murat Aksoy, Türkiye’nin farklı illerinde Hizmet Hareketi okullarında görev yaptı. KHK ile işsiz kaldığı gibi bir de mesleğini yapması engellendi. Üzerine tutuklanıp 15 ay cezaevinde kaldı.

İSTİHBARATÇILAR PEŞİNİ BIRAKMADI

Tahliye olduktan sonra özel kurumlarda ders vermek istese de iş veren olmadı. Bunun üzerine özel ders vermeye başladı. Öğrencilere kamuya açık alanlarda ders vermeye başladı. Sürekli istihbarat elemanları tarafından takip edildiğini fark eden Aksoy, öğrencilere anlattığı dersi yan masadaki istihbaratçıların da dinlediğini anlattı. Bir anısını da paylaşan KHK’lı öğretmen “Dersi anlattıktan sonra masadan kalkıp, beni takip eden istihbaratçının yanına gittim. İstihbarat elemanına ‘Ben ailemin geçimini temin etmek için ders anlatıyorum, sizin de kim olduğunuzu biliyorum dedim. Elinde bulmaca dolduruyor görünen kişinin elindeki bulmaca ekini ters tuttuğunu kendisine söyleyince birden rengi değişti. İnanın anlattıklarım size film sahnesi gibi gelebilir ama ben bunları yaşadım. Ve artık iyice emindim takip edildiğim konusunda” ifadelerini kullandı.

Aksoy bir süre sonra özel dersten kazandığı parayı mağdur ailelere aktardığı gerekçesiyle tekrar gözaltına alındı. Özel ders vermesi de artık zorlaştı ancak bir arkadaşı ona yardımcı oldu. Bu sefer arkadaşı ona yardımcı olduğu için cezaevine girdi. Aksoy, “Bir öğretmen arkadaş tarafından ayarlanan bir büroda öğrencilere ders vermeye başladım. Bir süre sonra arkadaşı gözaltına alıp, tutukladılar. Bana ders bulduğu için 4 ay cezaevinde kaldı arkadaş. Sonra arkadaşa yüklü bir para cezası kestiler.” dedi.

YARDIM ALMAKTAN GÖZALTINA ALINDI

Artık özel ders de veremeyen öğretmen Aksoy yardıma muhtaç hale geldi. Ancak arkadaşlarının gıda yardımı ile karnını doyurabildi. Fakat onu takibe devam eden istihbaratçılar vardı ve “yardım alma” suçlamasıyla 3’üncü kez gözaltına alındı. Gözaltının artık rutin hale geldiğini anlatan Aksoy “Güler misin ağlar mısın, bir polis memuru ‘Ya Hocam yine mi sen demişti’ Ben de Papua Yeni Gine de bir operasyon yapsanız beni alacaksınız. Çünkü birincisi ben okullarda 21 yıl çalıştım. İkincisi ise evim Sakarya emniyetinin karşısında her yaptığınız operasyonda beni ekliyorsunuz demiştim. Evet komedi filmi gibi son operasyonla anladım ki bizi aç bırakıp öldürmeye karar vermişler.” ifadelerini kullandı.

Devlete yaptığı sosyal yardım başvurusu da kabul edilmeyen Aksoy “Artık gidebileceğim bir kapı, yapacağım bir şey yoktu. Geçimimi sağlayamıyordum. İnsanlar gıda yardımı yapıyordu, onları bile takip ediyorlardı, bir kısmını tutukladılar. Şu anda aileme emekli maaşlarıyla kayın validem ve babam destek oluyor. Bizi çok zor durumda bıraktılar.” dedi.

“OKULUN ÖNÜNDE DURUP AĞLADIM”

24 Kasım’ı gönlü kırık geçiren 21 yıllık öğretmen “Kalemimi, tebeşirimi, önlüğümü, laboratuvarımı çok özledim. Öğrencilerle hasbihal etmeyi, onların hislerine tercüman olmayı, onlara bir şeyler öğretmeyi, dertlerini dinlemeyi, özledim. Bir gün bir okulun yanından geçerken çocukların cıvıltıları cennetle özdeşleşecek kadar duygu hissettirdi, gözlerim doldu, ağlamaya başladım. Eski günlerim aklıma geldi. Film şeridi gibi eski günler gözümün önünden aktı. Bunu yaşayacak neler yaptım? Hiçbir şey yapmamıştım. Reva görülen şeyi aklım almıyor. İnsanların öğretmenin, hocam dediği bir kişiye dünya görüşler uymadı diye birileri terörist dedi.” ifadelerini kullandı.

24 Kasım’da KHK zulmü ile yaşamaya devam eden bir başka isim ise 22 yıllık edebiyat öğretmeni Bekir Karabulut. O, birçok meslektaşına göre daha şanslı. Çünkü cezaevine girmedi ve evine ekmek götürebildiği bir işi var. Sendikaya üyelik gerekçesiyle meslekten ihraç edilen Karabulut bugünlerde Kayseri’de bir bakkalı işletiyor.

“KENDİMİ İHANETE UĞRAMIŞ GİBİ HİSSETTİM”

İhraç sonrası psikolojisinin bozulduğunu anlatan Karabulut, “İhraç edilince kendimi dışlanmış, terk edilmiş ihanete uğramış gibi hissettim. Suç psikolojisi diye bir alan var psikolojide. Suç işleyen kişi suçun karşılığını görünce tatmin bile olabilir. ‘Ben bu suçları işledim dolayısıyla bu cezayı hak ettim’ diyebilir. Peki biz ne yapacağız? Bizim suçumuz ne? Ne hissedeceğimizi şaşırdık. İhanet deyince aklımıza ülkenin genel menfaatini başka bir kaynağa vermek gelirdi. Vatan haini olmak böyle bir şeydi. Şimdi sendikaya üye oluyorsun vatan haini, bankaya para yatırıyorsun vatan haini, dershaneye çocuğunu gönderiyorsun vatan haini, oy vermiyorsun vatan haini, biri içeri girince kalkmıyorsun vatan haini vs” ifadelerini kullandı.

Öğretmenlikten başka bir meslek bilmediğinin altını çizen Karabulut “Devletin bana bu darbeyi vuracağını öngörseydim belki Demirdöküm işine girerdim. Örneğin bir berberlik öğrenirdim, pazarcılık yapardım, kendimi yetiştirirdim. 22 yıl kamu görevinde bulunduktan sonra devlet ‘Ben seni attım’ dedi” dedi.

“BİZ TOPLUMU DEĞİL, TOPLUM BİZİ KAYBETTİ”

“Biz toplumu kaybetmedik, toplum bizi kaybetti. Biz bu toplumun has evlatlarıyız. Gadre uğrayan tarafız” diyen 22 yıllık emektar öğretmen ders verdiği günleri özlemle anıyor. Tekrar mesleğe döneceğinden emin olan Karabulut, “Çevrede bilen bilmeyen herkes bana hocam der. Sanki alnımıza yazılmış hoca olduğumuz. Haklarımız iade edilecek ve biz tekrar mesleğimize geri döneceğiz. Hayattaki en güçlü şey haklı olmanın vermiş olduğu güvendir. Ben haklarımızı alacağımızdan çok eminim. Buna dair ümidim çok güçlü” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Popular