Bizimle iletişime geçiniz

Kültür

Sherlock Holmes 165 yaşında

Arthur Conan Doyle’un yarattığı ölümsüz karakter, polisiye edebiyatın ilk önemli şahsiyeti Sherlock Holmes 165 yıl önce bugün doğdu.


(İskoçya’daki Sherlock heykeli)

NEDEN 6 0CAK 1854

Sherlock Holmes, elbette kurgusal bir karakter. Ancak, tüm dünyadaki Sherlock fanları -Sherlockians diyorlar kendilerine- 6 Ocak’ı Sherlock’un doğum günü olarak kutluyor. 1854 tarihi, son Sherlock hikayesinden geliyor. 1904 tarihli hikayede Sherlock 60 yaşında olarak tarif edilmiş yazar tarafından.

“6 Ocak” ise dünyadaki en eski Sherlock Holmes cemiyetlerinden biri olan Baker Street Irregulars’ın kuruluş tarihinden alınma. Cemiyetin kurucusu Christopher Morley, ünlü dedektifin karakterini inceleyen astrologların Sherlock’un ocak doğumlu olması gerektiği kanaatine vardıklarını da belirtmiş bir dergiye verdiği röportajda.

SHERLOCK HOLMES KİMDİR

İki yüze yakın filme konu oldu, Michael Caine’den Benedict Cumberbatch’a birçok yetenekli aktör tarafından canlandırıldı. Tiyatro ve radyo oyunlarının sayısı da yine yüzlerle ifade ediliyor. Peki nasıl biridir bu ilk büyük dedektif?

6 Ocak 1854’de Londra’da doğdu. Ölüm tarihi ise 1904. Olayları gözlemleyerek çözüyor. Elindeki ipuçlarından anlamlı bir bütüne ulaşmaya çalışır. Genellikle ayak izleri ve sigara izmaritleri gibi izlerden suçluyu bulur. Tabi modern dönemde buna kriminoloji de eklenmiştir. Hem çok zeki hem entelektüeldir. Kibirli ve ukala olan Sherlock, asosyal bir yapıya da sahiptir.

Romanda Baker Sokak 221 B adresinde oturuyor. Bu adreste ise bugün Sherlock Holmes Müzesi var.

Okumaya devam et
Reklamlar

Kültür

İptal edilmesi şaşkınlık uyandıran 10 yabancı dizi

Seyircinin tutmadığı bazı dizilerin sezon sonunu bile görememesi normal. Ama izleyici tarafından çok sevilmesine rağmen iptal edilen diziler de var.

BOLD– TV dizileri internet trafiğinin ciddi bir kısmını oluşturuyor. ABD’de ya da başka ülkede yayınlanan bir yapım neredeyse hemen tüm dünyadan izlenebiliyor. Durum bu olunca da bazı diziler kolayca küresel bir beğeni kazanıp uzun ömürlü olabiliyor.

Ne yazık ki çok beğenilen her dizi bu kaderi paylaşmıyor. Seyircinin takdirine rağmen beklenmedik şekilde sona erdirilen yabancı diziler de var.

İşte iptal edilmesi en fazla şaşkınlık uyandıran 10 yabancı dizi…

Firefly (2002–2003) | IMDb: 9.2

Joss Whedon’un (Avengers) çektiği Firefly, TV tarihinin en iyi bilim kurgu dizisi kabul ediliyor, üstelik tek sezonla… 2517 yılında bir uzay gemisinde görev alan 9 kişinin maceralarını anlatan dizi, IMDb’deki en yüksek puanlı bilim kurgu dizisi olmasına rağmen FOX tarafından 14. bölümün sonunda yayından kaldırıldı. Neyse ki sonra yine Joss Whedon tarafından Serenity adlı bir devam filmi yapıldı.

Twin Peaks (1990–1991) | IMDb: 9.0

TV tarihinin efsane yapımlarını konu alan tüm listelerde kendime yer bulan Twin Peaks, 4 Oscar adaylığı bulunan David Lynch imzasını taşıyor. FBI Ajanı Dale Cooper’ın küçük bir kasabada öldürülen genç bir kızın cinayetini araştırmasını anlatan yapım da ne yazık ki 30. bölümde yayından kaldırıldı. 2017’de gelen devam yapımı da çok iyi olsa da orijinal yapım hâlâ birçok diziseverin aklında.

Deadwood (2004–2006) | IMDb: 8.9

Western tarzı dizilere öncülük eden Deadwood, 1800’lü yıllarda küçük bir yerleşim yerinde yaşananları anlatıyordu. Emmy ve Altın Küre ödüllü dizi 36. bölümünün ardından yayından kaldırılmıştı.

Carnivàle (2003–2005) | IMDb: 8.6

Tuhaf güçleri olan hapishane kaçkını bir adamla, yine tuhaf güçlere sahip bir rahibin gezici bir karnavalda kesişen hikâyesini anlatan Carnivale, 5 Emmy ödülüne rağmen 24.bölümünün ardından iptal edildi.

Pushing Daisies (2007–2009) | IMDb: 8.5

3 Altın Küre adaylığı elde eden dizi özel güçlere sahip Ned’in dedektif Emerson Cod’la birlikte cinayet vakalarını çözmesini anlatıyordu. Seyircinin çok sevdiği dizi yine de 22. bölümünün ardından yayından kaldırıldı.

My So-Called Lıfe (1994–1995) | IMDB: 8.4

Claire Danes’e (Homeland) Altın Küre’yi kucaklatan, Jared Leto’nun parlamasını sağlayan dizi beğeniyle karşılanmasına rağmen 19 bölüm sonra yayından kaldırıldı.

Boss (2011–2012) | IMDb: 8.1

Alzheimer teşhisi konulan Şikago Belediye Başkanı Tom’un hastalığını saklama çabalarını anlatan dizi başrol oyuncusu Kelsey Grammer’a Altın Küre kazandırsa da 18. bölümünde yayından kaldırıldı.

Lie to Me (2009–2011) | IMDb: 8.0

Dr. Lightman ve ekibinin yalanları ortaya çıkartma çalışmalarını konu ala psikolojik dizisi 48. Bölümde yayından kaldırıldı.

The OA (2016-2019) IMDb: 7.8

Zal Batmanglij ve Brit Marling’in birlikte yazdığı, Marling’İn aynı zamanda başrolünü üstlendiği Netflix dizisi 2016’da yayınlanan ilk sezonuyla bilimkurgu, doğaüstü, fantastik dizilerden hoşlananların gözdesi oldu. İkinci sezonu ancak Mart 2019’da yayınlanan dizi Netflix tarafından sürpriz bir kararla yayından kaldırıldı.

Flashforward (2009-2010) IMDb: 7.6

Kanadalı bilimkurgu yazarı olan Robert J. Sawyer’ın aynı isimli romanından uyarlanan Flashforward, dünya üzerindeki tüm insanların aynı anda bayılmasını ve bu sırada gördükleri bazı rüyaların zamanla gerçekleşmesini anlatan konusu ve Joseph Fiennes, Sonia Wagner, John Cho gibi oyunculardan oluşan kadrosuyla dikkat çekmişti. Ne yazık ki dizi ilk sezonun ardından iptal edildi.

Okumaya devam et

Kültür

The Irishman’in yapım sürecini anlatan belgesel Netflix’te yayında

Netflix, The Criterion Collection tarafından hazırlanan ve filmin kamera arkası görüntülerine yer veren 40 dakikalık “The Irishman” (İrlandalı) belgeselini yayımladı.

BOLD– Sinema tarihinin önemli yapımlarını restore ederek izleyiciye sunan The Criterion Collection‘ın kasım ayı seçkisinde Martin Scorsese’nin yönettiği “The Irishman/İrlandalı” filmine yer vereceği daha önce duyurulmuştu. Netflix bir sürpriz yaparak söz konusu yapımı platformda yayınladı.

SCORSESE VE YILDIZLAR KARMASI

Geçtiğimiz yılın en çok ses getiren filmi olan “İrlandalı” The Criterion Collection’daki versiyonunda, Martin Scorsese, Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci’nin 2019’da kaydedilmiş konuşması ve filmin yapım aşamasıyla ilgili bir belgesel de yer alıyor.

The Irishman’e ilişkin ilginç detaylar barındıran kamera arkası belgeselini aşağıdan izleyebilirsiniz.

Okumaya devam et

Eskimez Yazılar

Hilmi Yavuz: Hüznün bize yakıştığını söyleyemiyorum artık

Şair ve yazar Hilmi Yavuz kişisel Facebook sayfasında yayınladığı yazısında sokağa dökülen nefret dilinden ve sıradanlığın yayılmasından üzüntüsünü dile getirdi.

BOLD– Hilmi Yavuz “Yaşlı biriyim ben…” diyerek başladığı yazısında bir yandan “Türkiye’de giderek çoğalan acılarla yaşamak”tan söz ederken bir yandan da ülkede yaratılmak istenen bölünmüşlüğün “tutmayacağına” olan inancını dile getiriyor.

“Hüzün ki en çok yakışandır bize” dizesinin şairi Hilmi Yavuz’un kişisel Facebook sayfasında yayınladığı o yazı…

TAZARRUNAME’MDİR

“Yaşlı biriyim ben. Çok güzel günler gördüm ülkemde, yapraklar ağaçlarda yeşile durmuşken de, sararıp düştükleri günlerde de… Acılı günler de yaşadım karlar yolları örtmüşken de, güneşin Dünya’yla kuytularda bile buluştuğu günlerde de…

Yaşlı biriyim ben. Giderek çoğalan acılarla yaşadığım bu ülkede, hüznün bize yakıştığını söyleyemiyorum artık. Kavganın nefret zırhıyla kuşanmışları dilde ve söylemde sokağa dökülmüşken, zihinleri sıradanlığın demirden miğferiyle örtülmüşler köşe başlarını tutmuşken?

Yaşlı biriyim ben. Bunca yıl yaşadım ve hiç böylesini görmedim. Gülümseyen insanların saydam, iyimser yüzleriyle var oldukları bu ülkede güvenle, hazla yaşadım. İnsanların, hiç tanışmamış olsalar da gülümsedikleri günlerden, hiç tanışmamış insanların birbirlerine nefretle baktıkları günlere gelinmişken…Necatigil’in deyişiyle, ‘Bu dünyada insanca yaşamak da yoksa, ne kalıyor geriye yüzyıllardan?’

Bakınız, önce Türk insanı sağcı ve solcu diye birbirine düşürüldü, tutmadı. Alevilerle Sünniler birbirine düşürüldü. tutmadı. Türklerle Kürtler birbirine düşürülmek istendi, tutmadı. Gezi Parkı’nda Laiklerle Muhafazakarlar birbirine düşürülmek istendi, Allah’a binlerce şükürler olsun, o da tutmadı! Şimdi Sünnilerle Sünnileri birbirine düşürdüler;- o da tutmayacaktır!

Tutmayacaktır, tutmamalıdır. Ülkesini esenlik içinde görmekten bahtiyarlık duyan ben ve benim gibiler, olup bitenlere itidalle [itidâl-i dem’le], serin kanlılıkla ve sağduyuyla bakmak gerektiğinin farkındalar. Sadece kavganın dışındakiler değil, kavganın içinde olanlar da farkındalar elbet…

Yaşlı biriyim ben. Yaşayacağım günlerin, yaşadıklarımdan daha kötü olmasından kaygı duymayacak bir yaşta değilim. İlk gençliğimizde ‘Elbet ilerdedir yaşanacak günlerin en güzelleri..’ derken , ‘ilerde, ama ne zaman?’ diye tasalanmazdık;- geç de olsa ne gam! Yaşayacağımızı biliyorduk o günleri!

Rilke gibi söyleyeyim: ‘Allah bilir, niçin böyle olmadı?’ Eski günlerimiz, tıpkı Rilke’nin eski mobilyaları gibi, ‘ koymamıza müsaade ettikleri bir samanlıkta çürüyor’ mu? Sadece eski günlerimiz mi, yoksa gelecek günlerimiz de, Rilke’nin eski mobilyalarının akıbetine mi uğrayacak? Ve hâlâ o şarkıdaki gibi, ‘güzel günlere var iştibâhım!’ diyerek daha da kötümserleşmeye devam mı edeceğiz?

Yaşlı biriyim ben. Kavgasız, gürültüsüz, toma’sız, biber gazsız, kinsiz ve garazsız, gencecik fidanların parklarda kurumadığı, slogansız, Sait Faik’in o güzelim ‘Ayışığı’ hikayesinde söylediği gibi: ‘haksızlıkların olmadığı bir dünya’da, ve Türkiye’de yaşamak!

Çok şey mi istiyorum? Öyle, çok şey istiyorsun, diyorsanız, bağışlayın beni. Yaşlı biriyim ben…

NOT: Bu yazı Hilmi Yavuz’un kişisel Facebook sayfasında 25 Kasım 2020 tarihinde yayımlanmıştır.

Okumaya devam et

Popular