Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Melih Gökçek oğluna koltuk bulamıyor

24 yıl Ankara Büyükşehir belediye başkanlığı yapan Melih Gökçek, siyasi mirasını devam ettirmesini istediği, oğlu Osman Gökçek’e bir türlü koltuk bulamıyor.

BOLD- Çankaya belediye başkanlığı, Ankara Ticaret Odası (ATO) başkanlığı, milletvekilliği ve son olarak da Sincan Belediye Başkanlığı, Melih Gökçek’in oğlu için istediği koltuklardı.

Ancak uzun zaman önce üzeri çizilen Melih Gökçek’in bu isteklerinden hiçbiri Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AKP) karşılık bulmadı.

ÇEYREK ASIRLIK BAŞKAN

Melih Gökçek, siyaseten doğru zamanlarda yaptığı doğru hamleler ile çeyrek asır Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda kalmayı başarmış bir isim.

Zaman zaman partisi ile ters düşse de “Ankara’yı parsel parsel sattığı” eleştirilerine maruz kalsa da sonunda istifaya zorlansa da onunki bir siyasi başarı öyküsü.

SİYASİ VARİSİ OSMAN GÖKÇEK

Gökçek’in, siyasi mirasını devralması için uzun yıllardır oğlu Osman Gökçek’i hazırladığı biliniyor.

Gökçek oğlunu daha genç yaşlarda birçok dernekte yönetici yaptı. Osman Gökçek’in tanınırlığını artırmak için Beyaz TV’yi kurdu. Her platformda önde görünmesini sağladı.

ERDOĞAN ÖNÜNÜ AÇMADI

Ancak Tayyip Erdoğan ve partisi Osman Gökçek’in önünü açmadı. Ankara kulislerinde, buna damadı Berat Albayrak’ı kendi yerine düşünen Erdoğan’ın, hanedan görünümlü bir başka rakip istememesi olduğu bile konuşuldu.

Gökçek’in Bülent Arınç’la girdiği polemik, Osman Gökçek’in adının sık sık mafya ile anılması da sebepler arasında sayılabilir.

CHP’Lİ EMİR: OSMAN’IN SUÇU NE?

Gökçek’lerin bu durumu CHP için espri konusu bile oldu. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, “Osman Gökçek, uzun süredir bir koltuğu olsun istiyor. Çankaya Belediye Başkanlığı’nı arzu etti, olamadı. Ankara’dan milletvekili olmak istedi, olamadı. ATO başkanlığını istedi, son anda bir Saray darbesiyle cezalandırıldı. Bunca kişi kollanırken, herkese bir köşede bir koltuk bulunurken, ‘Osman Gökçek’in suçu ne?” demişti.

GÖKÇEK’İN KOLTUK TEPKİSİ

Melih Gökçek’in, AKP’nin Ankara adaylarının tanıtıldığı törene davet edilmesine rağmen katılmamasıyla kırgınlık bir kere daha gün yüzüne çıktı.

Kulislerde Gökçek’in, AKP Ankara İl Başkanlığı’ndan kendisini telefonla arayarak törene davet eden kişiye, “Osman’ın aday olmadığı yere mi çağırıyorsunuz beni!” diye tepki gösterdiği iddia edildi.

ÖZHASEKİ VE ALTINOK İSTEMEDİ

Öte yandan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki ve Keçiören Belediye Başkanlığı günlerinden bu yana Gökçek’le arası açık olan Turgut Altınok’un da, Osman Gökçek’in adaylığına itiraz ettiği ileri sürülüyor.

BİRAZ DAHA PİŞSİN MUTLAKA DEĞERLENDİRİLİR

AKP’de Osman Gökçek’in adaylığına itiraz eden isimlerin, “Bir getirirse üç götürür” ortak yorumunu yaptığı da konuşulanlar arasında. Melih Gökçek’in kızgınlığını gören AKP’lilerin ise kendisine “Osman siyasette biraz daha pişsin, olgunlaşsın, daha sonra mutlaka değerlendirilir.” dedikleri ifade ediliyor.

OSMAN GÖKÇEK KİMDİR?

Osman Gökçek, Ankara büyükşehir eski belediye başkanı Melih Gökçek‘in oğludur.

Osman Gökçek, 12 Ekim 1983 tarihinde Ankara‘da doğmuştur. İlkokulu Hamdullah Suphi İlkokulu’nda, ortaokulu TED Ankara Koleji’nde, lise öğrenimini ise Samanyolu Koleji’nde tamamladı. Başkent Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümünden mezun oldu.

ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYI

Osman Gökçek, 2002 yılında kurulan Keçiören Gençlik Derneğinde başkan oldu. 2006 yılında Çankaya Gönüllüleri Derneği Başkanı seçildi.

2009 yılında AKP’den Çankaya Belediye Başkanı aday adayı oldu. 2010 yılından beri Beyaz TV Genel Yayın Koordinatörü olarak görev yapıyor.

2015 MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI

Osman Gökçek, 2015 milletvekili genel seçimlerinde AKP aday adayı oldu, ancak aday gösterilmedi. 2016’da ATO başkanlığına aday oldu.

Gürsel Baran, Osman Gökçek ile giriştiği yarışı 100 oy ile kazandı. 188 meclis üyesinden 100’ünün oyunu alarak ATO başkanlığına seçildi.

Baran’ın rakibi Osman Gökçek 86 oy alırken 2 oy da geçersiz sayıldı.

İdris Naim Şahin, Ordu’da Millet İttifakı’nın adayı mı olacak?

BOLD ÖZEL

İdare Mahkemesinden delilsiz ‘şifahi’ adalet

15 Temmuz’un ardından KHK’larla ihraç edilenlere yönelik hukuksuz kararlara bir yenisi daha eklendi. Bir ihbar üzerine açılan ceza davasından beraat eden KHK’lı, ihracının iptali için Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı. Mahkeme, dosyada delil bulamayınca MİT’in şifahi(sözlü) olarak verdiği bilgiye dayanarak davayı reddetti.

BOLD – Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, ceza davasından beraat eden KHK’lının ihracına karşı açtığı davayı reddetti. Mahkeme herhangi bir delile yer vermediği gerekçeli kararında emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının şifahi(sözlü) bilgilendirmesini ihraç için yeterli buldu.

KHK’yla ihraç edilen bir kişi, hakkındaki ihbar üzerine gözaltına alınıp tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevkedildi. Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama talebini reddetti. Hakkında açılan davadan da tanığın beyanlarını reddetmesi üzerine beraat etti. Ancak OHAL Komisyonu memuriyete iadesine dair başvuruyu reddedince KHK’lı Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı.

İSTİHBARATIN ŞİFAHI BİLGİSİYLE KARAR VERDİ

Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, Emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının KHK’lı kişinin cemaat ile irtibatının bulunduğu yönündeki ‘şifahi’ bilgilendirmesini yeterli bularak davayı reddetti. Mahkemenin gerekçeli kararında, “…emniyet istihbaratında ve MİT Bölge Başkanlığından verilen şifahi bilgide kişinin yoğun olarak FETÖ mensupları ile ilişki içerisinde olduğu ve onlarla yoğun bir şekilde irtibat ve ilişkisinin bulunduğu bildirilmiştir” denildi.

Ankara 24. İdare Mahkemesinin hukuksuz ‘şifahi’ kararı.

Sedat Peker’in son videosu Hizmet Hareketine kurulan tuzağı deşifre etti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mikrofonu açık unutan Prof. Dr. Ahmet Özmen online derste nasıl torpil yaptığını anlattı

Sakarya Üniversitesi’nde online canlı ders sırasında mikrofonunu açık unutan Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özmen, staj alımlarında nasıl torpil yaptığını detaylarıyla anlattı.

BOLD – Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özmen’in online dersi sırasında bir öğretim görevlisi arkadaşı yanına geliyor. Özmen, arkadaşıyla konuşabilmek için bilgisayar başındaki öğrencilerine “Derse 5 dakika ara veriyorum” diyerek kamerasını kapatıyor ancak mikrofonunu açık unutuyor.

KİMSEYE YAYMAMALI!

Özmen, öğretim görevlisi arkadaşına, kendisine bir başvuru geldiğini, BAUM (Bilgisayar Araştırma ve Uygulama Merkezi) müdürü ve bölüm başkanı olduğunu söylediğini aktarıyor. Başvuru sahibinin gelip staj yapabileceğini ama kimseye yaymaması gerektiğini ise özellikle vurguluyor.

“DAYISI BİZDE PROFESÖR”

Özmen’in bu ifadelerinin ardından arkadaşı da “Bizde profesör dayısı, ben tanımıyorum” diyerek torpil rezaletini deşifre ediyor. Daha sonra Ahmet Özmen, kendi yeğeninin de geleceğini anlatıyor.

Ardından derse döndüğünde mikrofonun açık olduğunu fark eden Prof. Dr. Özmen, öğrencilere “Sorun yok siz de duymuş oldunuz biz böyle arada konuşuyoruz zaten mesele değil” diyor.

EKŞİ SÖZLÜK VE TWITTER TAKİPTE

Torpil skandalıyla ilgili Ekşi Sözlük’te “06.05.2021 saü’de torpil rezaleti” başlığı açıldı. Twitter’da de #meseledeğil etiketi altında rezalete tepki yağdı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevlerinde kaç insan koronavirüsten öldü?

Türkiye’yi Mart 2020’de etkilemeye başlayan koronavirüs salgınının üzerinden 14 ay geçti. Bu süre içinde cezaevlerinde Kovid-19 nedeniyle resmi açıklamaya göre 9, İHD’nin araştırmasına göre 17 insan hayatını kaybetti. Bold Medya olarak ise koronavirüs nedeniyle ölen; adını, yaşını, ölüm tarihini, kaldığı cezaevini tespit ettiğimiz mahpus sayısı 14.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ANALİZ 

Bir hafta içinde Türkiye cezaevlerinde 3 insan koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Afyon Bolvadin Cezaevinde virüs kapan makine mühendisi Ali Orhan 4 Mayıs’ta, Çanakkale E Tipi Cezaevinde hastalanan Yrd. Doç. Halil Şimşek 5 Mayıs’ta, Silivri 5 Nolu Cezaevinde korona olan eski yarbay Erdal Kılınç ise 12 Mayıs’ta öldü.

Türkiye’yi 14 Mart 2020’de etkisi altına alan salgın nedeniyle bugüne kadar cezaevlerinde kaç kişi öldü? Ceza ve Tevkifleri Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı 9 rakamı doğru mu? İnsan hakları dernekleri bu konuda ne diyor?

DOKUZ MAHPUS MU, YOKSA 17 MAHPUS MU?

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 18 Şubat’ta yaptığı resmi açıklamaya göre 14 Mart 2020’den itibaren cezaevlerinde 240 Kovid-19 vakası görüldü. Bu vakalar arasında bulunan 9 hükümlü virüse bağlı olarak yaşamını yitirdi. 18 Şubat’tan sonra medyaya yansıyan ölüm sayısı 4.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 1 Nisan’da açıkladığı 2020 Cezaevleri Hak İhlalleri raporuna göre ise 14 Mart 2020’den itibaren Türkiye cezaevlerinde 17 mahpus koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Raporda ayrıca 20 farklı hapishaneden 489 tutuklunun Kovid-19’a yakalandığına dair İHD’ye başvuru yapıldığı bilgisi yer aldı.

TEADAVİ VE MUAYENE TALEPLERİNE GEÇ CEVAP VERİLİYOR

Resmi rakamlara göre cezaevlerinde şu anda 276 bin tutuklu var. İHD’nin raporuna göre Türkiye hapishaneleri mahpus sayısı bakımından tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor ve bu durum yoğun hak ihlâllerini de beraberinde getiriyor. İHD raporunda, koronavirüs belirtisi gösterenlerin “muayene ve tedavi taleplerinin karşılanmadığı ya da geç cevap verildiğine” ilişkin çok sayıda başvuru aldıklarını belirtiyor.

Bold Medya olarak bizim yaptığımız araştırmaya göre ise 14 Mart 2020’den itibaren cezaevlerinde koronavirüs nedeniyle ölen; adını, yaşını, mesleğini, ölüm tarihini ve kaldığı cezaevini tespit edebildiğimiz kişi sayısı 14. Arif Yıldırım ve İsmet Nice adlı iki mahpus dışında hepsinin de fotoğrafına ulaştık. İşte o isimler…

1- Mehmet Yeter (70), 3 Nisan 2020, Bafra T Tipi Cezaevi ve Samsun Cezaevi.

2- İsmet Nice (60), 4 Nisan 2020, Şakran Cezaevi (fotoğrafına ulaşamadık).

3- Arif Yıldırım (70), 14 Nisan 2020, Ankara Sincan Cezaevi (fotoğrafına ulaşamadık).

4- Veysel Atasoy, polis, 12 Eylül 2020, Kütahya Tavşanlı Cezaevi.

5- Yunus Gökgöz (30), memur, 10 Ekim 2020, İzmir Buca Cezaevi.

6- Hüseyin Özen (49), Bursa Telekom Bölge Müdür Yardımcısı, 14 Kasım 2020, Bursa H Tipi Cezaevi.

7- Kemal Polat (68), emekli şoför, 6 Aralık 2020, Kahramanmaraş Türkoğlu.

8- Metin Yücel (51), Avukat, 18 Ocak 2021, Düzce Cezaevi.

9- Kahraman Sezer, Diyarbakır Çevik Kuvvet eski Şube Müdürü, 30 Ocak 2021, İskenderun T Tipi Cezaevi.

10- Ersoy Karamustafa (44), Din Kültürü Öğretmeni, 13 Şubat 2021, Manisa T Tipi.

11- Önder Ateş (45), İngilizce öğretmeni, 3 Mart 2021, Samsun T Tipi Cezaevi.

12- Ali Orhan (56), makine mühendisi, 4 Mayıs 2021, Afyon Bolvadin Cezaevi (12 Nisan’da tahliye edilmişti).

13- Yrd. Doç. Halil Şimşek (53), 5 Mayıs 2021, Çanakkale E Tipi Cezaevi.

14- Yarbay Erdal Kılınç (48), 12 Mayıs 2021, Silivri 5 Nolu Cezaevi.

VAKALAR SAKLANIYOR MU?

Salgın başladığından bu yana cezaevlerindeki koronavirüs vakalarının saklandığı bilinen bir gerçek. Sincan Cezaevinde virüs kaptıktan sonra 14 Nisan 2020’de hayatını kaybeden 70 yaşındaki Arif Yıldırım’ın ölüm nedenini ortaya çıkardığı için insan hakları savunucusu HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Gergerlioğlu ayrıca geçen yıl haziran ayında “Dalaman Açık Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra vefat eden başka bir mahpus da var. Tahliye sonrası aileyle konuştum. Nusaybin’de yaşıyorlar. Bu mahpus da koronadan öldü.” demişti.

ÇELİŞKİLİ RESMİ AÇIKLAMALAR

Cezaevlerindeki vakaların saklandığına dair en kuvvetli delil, 3 Nisan 2020’de Samsun Cezaevinde koronavirüse yakalanıp ölen Mehmet Yeter ile ilgili iki ayrı resmi kurumdan yapılan çelişkili açıklamaydı. Samsun Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’nün 3 Nisan 2020’de yaptığı, Cumhuriyet Savcısı Serhan Güven imzalı açıklamaya göre Mehmet Yeter, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti ve cenazenin bekletilmesi riskli olduğu için ailesine ulaşılmadan hemen defnedildi. Yeter’in ailesi ölümden ancak 5 gün sonra haberdar edildi ve oğlu Ferhat Yeter bu olaya isyan etti.

Sosyal medyada çok tepki çeken bu ölüm sonrasında 8 Nisan 2020’de Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı ikinci bir açıklama yapmak zorunda kaldı ve Mehmet Yeter’in koronavirüs nedeniyle değil, bacağındaki kangrene bağlı olarak hayatını kaybettiği ve ailesine de haber verildiği açıklandı.

Samsun ve Bafra olmak üzere iki cumhuriyet savcılığından açıklama yapılmasını nedeni; seker hastası Mehmet Yeter, 3 yıl Bafra Cezaevinde kaldıktan sonra sağlık sorunları nedeniyle 16 Mart’ta Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi’ne yatırıldı. Bir hafta sonra sol bacağı kangren nedeniyle kesildi. 26 Mart’ta taburcu edilen Yeter, Samsun Cezaevine gönderildi. Burada tekrar fenalaşan Yeter, 3 Nisan 2020’de öldü. Hangi açıklama doğru ve akla daha yatkın? Hemen defnedilmesini talimat veren 3 Nisan’daki mi, yoksa ölümünden 5 gün sonra yapılan açıklama mı?

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0