Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

TCDD yöneticileri hızlı tren faciasında suçu ölen makiniste yükledi

TCDD yöneticileri, Ankara'daki tren kazasında suçlunun, hayatını kaybeden makinist olduğunu öne sürdü.

Ankara’da yüksek hızlı tren (YHT) kazasına ilişkin soruşturmayı yürüten savcılık, kazadan 4 gün önce bölgedeki tren trafiğini değiştiren TCDD Bölge Müdürü Duran Yaman, YHT Gar Müdür Yardımcısı Kadir Oğuz ile YHT Gar Bölge Müdürlüğü Trafik ve İstasyon Yönetimi Servis Müdürü Ünal Sayıner’in şüpheli olarak ifadelerini aldı.

Trenlerin hareket saatlerini denetleme görevinin olmadığını öne süren Servis Müdürü Sayıner, ifadesinde kazada ölen makinisti suçlayarak, “Yanlış hatta girdiğini görmesine rağmen treni durdurmadı, merkeze bilgi vermedi.” dedi.

SORUŞTURMADA 3 PERSONEL TUTUKLANDI

Ankara’da 13 Aralık 2018’de meydana gelen ve 3’ü makinist 9 kişinin hayatını kaybettiği, 47 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, aralarında makasçı Osman Yıldırım’ın bulunduğu 3 personel tutuklanmıştı.

Tutuklanan makasçı Yıldırım, Kadir Oğuz’u kendisini bu zamana kadar hiç denetlememekle suçlamıştı.

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre, Ünal Sayıner’in ifadesi önce tanık olarak, ardından ise şüpheli olarak alındı.

Sayıner ifadesinde, ölen YHT makinistlerini suçlayarak şunları kaydetti: “Çarpışma Ankara YHT Gar’dan saat 06:30’da hareket eden 81201 No’lu YHT’nin Hat 1 yoldan gönderilmesi gerekirken Hat 2 yoldan gönderilmesi sebebiyle meydana gelmiştir. Hat 1 yoldan gitmesi gereken tren, makasının düzenlenmemesi ile Hat 2 yola girdiğinde kural dışı bir hareketin tehlike doğurabileceği, treni kullanan makinist tarafından algılanıp merkeze bildirilmesi gerekirken, hatta duyurulan ORER planına göre karşıdan da tren gelebileceği düşünülüp durulması dahi gerekmekteyken, yoluna devam etmesiyle hatanın telafisi mümkün olmamıştır.

Çünkü trenlerin hangi hattan gidip geleceği önceden belirlenmiştir. Aynı numarayla sefer yapan bu tren aynı güzergâhı (Hat 1 yolu) kullanmaktadır.”

“MAKAS YÖNÜ HAKKINDA HAREKET MEMURUNA BİLGİ VERİLDİ”

Kazanın yaşandığı bölgede trenlerin trafiğinin merkezden idaresi (TMİ) sistemi uygulandığını belirten şüpheli servis müdürü Sayıner, “06:30’da Konya’ya gidecek YHT’nin 11. yoldan hareket ettirilerek yaklaşık 150 metre sonra Hat 2’den Hat 1’e geçirilmesi gerekmektedir.

Bu geçişi sağlayan M74 No’lu makasın, tren teşkil görevlisinin kullandığı kilitli pano içerisindeki butonlar vasıtasıyla elektrik motorlarıyla Hat 1 yola geçişe uygun hale getirilmesi gerekirken, saat 06:50’de 13. yoldan Eskişehir’e gidecek YHT’yi temin edecek boş set Hat 2 yoldan 13. yola alındığından, makas tekrar eski konumuna Hat 2’den Hat 1’e yönledirecek şekilde düzenlenmemiştir.

Düzenlenmediği halde tren teşkil görevlisi makasın yönünü Hat 1. yola olduğunu hareket memuruna söylediği telefon kayıtlarından duyulmaktadır. Bu bilgi üzerine hareket memuru, YHT’yi Hat 1. yola yönlendirildiğini zannederek sevk etmiştir.”

‘Hızlı trenin ilk seferine binenler test nesnesi olacak’

Gündem

Yıldız Gül’ü katlettiler: Boğazı kesildi sürünerek yardım istedi

İstanbul Esenler’de ağaçlık alanda boğazından bıçaklanan 38 yaşındaki Yıldız Gül, sürünerek yardım istedi. Çevredekilerin yardımıyla hastaneye kaldırılan kadın kurtarılamadı.

BOLD – Olay, Esenler Mahmutbey Yolu, Sultangazi istikametinde dün akşam saat 20.00 sıralarında meydana geldi. Yol kenarındaki ağaçlık alanda bıçaklanan 38 yaşındaki Yıldız Gül ağır yaralandı. Yaralı kadın sürünerek yola kadar ulaştı. Kadını gören sürücüler yardım için durdu. Olay yerine ambulans ve polis çağrıldı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri boğazından bıçaklanan kadına ilk müdahaleyi yaparak hastaneye kaldırdı. Yıldız Gül, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Olay yerine gelen polis ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi alarak inceleme yaptı. Polis ekipleri saatlerce hem yeşillik alanda hem de yol kenarında detaylı çalışma yaptı. Polis, çevredekilerden bilgi alırken, güvenlik kameralarını da inceleme altına aldığı öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma çok yönlü sürdürülüyor.

Okumaya devam et

Gündem

Ankesörden sonra şimdi de sabit telefon: 47 eski askeri öğrenci hakkında gözaltı kararı

15 Temmuz bahanesiyle eski askeri öğrencilere yönelik oluşturulan mağduriyetlerin ardı arkası kesilmiyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 47 eski askeri öğrenci hakkında gözaltı kararı verildi. Savcılık, kontörlü sabit telefon üzerinden yapılan görüşmeleri dosyaya delil diye koydu.  

BOLD – Hizmet hareketine yönelik 15 Temmuz bahanesiyle yapılan operasyonlar sürüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, hizmet hareketi mensubu iddiasıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, 47 eski askeri öğrenci hakkında gözaltı kararı verildi.

SORUŞTURMA NEDENİ KONTÖRLÜ SABİT TELEFON İLE GÖRÜŞMEK

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Terör Suçları Soruşturma Bürosunca, Kara Kuvvetleri Komutanlığı mahrem hizmetler yapılanmasıyla irtibatı olduğu anlaşıldığı ve kontörlü sabit telefon üzerinden sivil imamlarıyla iletişim sağladıkları öne sürülen şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi. Açıklamada, daha önce ilişiği kesilmiş 47 askeri öğrenci hakkında Ankara merkezli 17 ilde gözaltı kararı verildiği bildirildi. Şüphelilerin yakalanmasına yönelik işlemlere Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince devam ediliyor.

THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı ayda 17 maaş alıyor

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’nin davası: Biber gazıyla öldürülen Metin Öğretmen’in davası 10 yıl sonra başlıyor

Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında Artvin Hopa’ya yaptığı ziyaret öncesi protesto eylemlerinde polisin sıktığı biber gazı nedeniyle hayata veda eden öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüne ilişkin dava, 10 yıl sonra başlıyor. Oğul Lokumcu, “Bu dava Hopa’nın ve Türkiye’nin davası” diyor.

BOLD – Artvin Hopa’da 31 Mayıs 2011’de dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’a yönelik protestoyu engellemek için polisin sıktığı biber gazı eğitimci Metin Lokumcu’nun ölümüne neden oldu. Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu, babasının en büyük hayalinin insanca yaşam olduğunu söyledi. Lokumcu, “Bu dava Hopa’nın ve Türkiye’nin davası. Artık biber gazından insanlar ölmesin. Davayı kazanırsak biber gazının bir silah olduğunu gösterebiliriz ve belki içeriğini değiştirebiliriz” dedi. Lokumcu, babasının ölümünün ardından Lokumcu soyadının Rize’de fişlendiğini de söyledi. Dava güvenlik gerekçesiyle Hopa’dan Trabzon’a kaçırılmıştı. Ulaş Lokumcu, Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek davaya katılım çağrısında bulundu.

KAMU GÜVENLİĞİ BAHANESİ

Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın 31 Mayıs 2011 günü Hopa’da yapacağı miting öncesi HES’lere karşı eylem yapan gruba çok sert müdahale edilmiş, olaylar sırasında polisin sıktığı biber gazı nedeniyle fenalaşan Metin Lokumcu yaşamını yitirmişti. Dönemin Artvin İl Emniyet Müdürü Muhsin Armağan ve Hopa İlçe Emniyet Müdürü’nün de aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşması, 24 Aralık 2020 tarihinde Hopa’da görülecekti. Ancak duruşmaya saatler kala, dava “kamu güvenliği” gerekçesiyle Trabzon Asliye Ceza Mahkemesine taşındı.

BİBER GAZI KİMYASAL BİR SİLAH

Yarınki duruşma öncesi konuşan Ulaş Lokumcu, “2020’ye kadar resmen dava yok sayıldı. Sanki araştırma yapılmamış, herhangi bir bulgu bulunmamış gibi.. Hukuki mücadelemiz 10 yıldır devam ediyor. 10 yıl sonra ilk duruşmanın görülecek olması buruk bir sevinç yarattı. Amacımız, biber gazının bir kimyasal silah olduğu ve insanları öldürebileceğini ispatlamak. Elimizde bilimsel kanıt da var” dedi. Davanın Türkiye’de emsal olmasını istediklerini anlatan Lokumcu, “Destek olmak isteyen herkesi oraya bekliyoruz. Emri verenlerin daha yukarıda olduğunu biliyoruz. Onların da yargılanmasını istiyoruz. Babam emekli bir öğretmendi. Geleceğe güzel nesiller yetiştirmek istiyordu. Duyarlı insanlar yetiştirmek istiyordu. Hayali bu topraklarda insanca yaşamdı” diye konuştu.

BUNLAR İLK RAPORLAR

Dava avukatlarından Meriç Eyüboğlu, Türk Tabipleri Birliği ve Adli Tıp Genel Kurulu’nun 2012 tarihli raporlarıyla Lokumcu’nun ölümü ile kullanılan kimyasal gazlar arasında somut bir ilişki tespit edildiğini anımsattı. Eyüp-oğlu, “Bunlar aynı zamanda, gaz kullanımına, bu gazların öldürücülüğüne ilişkin ilk raporlar. Toplumsal olaylarda kimyasal gaz kullanımının yasaklanmasına ilişkin özellikle Gezi’den sonra yükselen talepler zamanla azalmıştı. Metin Lokumcu davası, bu talebin yeniden gündeme getirmesi açısından önemli” dedi. Davanın Trabzon’a taşınmasını değerlendiren Eyüboğlu, “Bu bir devlet geleneği. Bu davaya Hopalıların sahip çıkması, toplum tarafından sahiplenilmesi engellenmek isteniyor. Ayrıca cezasızlıkla sonuçlanacak bir süreci başlatmış oluyorlar. Ama Fizan’da da olsa bu davaya giderdik. Görev savma kabilinden bir iddianameyle karşı karşıyayız. Görev savma kabilinden bir yargılama olmaması için her türlü hukuki hazırlığı yaptık” diye konuştu.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0