Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

İkinci el araçlarda ekspertiz raporu 1 Nisan itibarıyla zorunlu olacak

İkinci el araç satışında ekspertiz raporu da gerekli belgeler arasında sayılacak.

Nisan 2019’dan itibaren ikinci el araç alım satım işlemlerinde gerekli belgelere yetkili ekspertiz merkezi raporunun da eklenmesi zorunlu hale gelecek.

DHA’nın haberine göre, ikinci el otomobil satışlarında kilometre düşürme, aracın hasarını gizleyerek satma gibi nedenlerle tüketicilerin yaşadığı sorunlara karşı bir takım yenilikler getiriliyor.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarı hakkında bilgiler veren Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık, getirilecek zorunluluğun alıcı ve satıcılar için faydalı olabileceğini belirtti.

Yanık , “Şubat 2018’de çıkan yönetmelikle ikinci el araç alırken TSE standartlarına sahip işletmelerden ekspertiz raporu almak zorunlu hale getirildi. 1 Nisan 2019 tarihinden itibaren bu yönetmelik yürürlüğe girecek” dedi.

EKSPERTİZ FİRMALARININ YÜZDE 90’I GÜVENİLİR DEĞİL”

Ekspertiz firmalarının belirli bir standartta çalışmadığını belirten Yanık, şöyle devam etti:

“Devlet, bu sebeplerle, ekspertizcilere de bir standart uygulamak için adımlar attı. Bu yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra noterlerde ekspertiz raporu olmadan satış gerçekleştirilmeyecek. Bu teoride çok güzel bir uygulama ancak bugünkü sektörel duruma bakıldığında bu ne kadar sağlıklı uygulanabilir onu bilemiyoruz.

Halen Türk Standartları Enstitüsü ekspertizciler için tam anlamıyla bir standart belirleyemedi. Genel olarak bakacak olursak şu an hizmet veren ekspertiz firmalarının yüzde 90’ı güvenilir değil. Bu kuruluşlar arasında işini düzgün yapanların sayısı ancak bir elin parmakları kadardır. Odamıza ekspertizlerle ilgili yüzlerce şikayet geliyor.”

Yanık, ekspertiz işletmeleri güvenilir olmadığı için zorunluluğun olumlu bir gelişme olmadığını, önce güvenilirlik sorununun çözülmesi gerektiğini söyledi.

“YENİ YASA SORUNLARI ÇÖZECEK”

7 yıldır ekspertiz işi yapan Hasan Niğdelioğlu ise “Bize gelen araçların önce motoru kontrol edilir. Motor performansı alınır. Daha sonra fren, amortisör testi, araç alt kontrolü, kaporta, boya, değişen kontrolü yapılarak müşteriye bilgi verilir” diye konuştu.

Niğdelioğlu, yeni yönetmelikle sektörde yaşanan pek çok sorunun aşılacağını belirtti:

“Çalışanlar, makineler ve yapılan işler denetlendikten sonra bu sürecin bize de faydası olur. Bu sayede herkes güvenilir bir ekspertiz raporu alarak çıkar. Bizim kontrol edip bir araçta 8 değişen yazdığımız evraklara bazı ekspertizciler 2 değişen yazarak kayıtlara geçiyor. Gündemde yanlış verilen ekspertiz raporları, değiştirilen ekspertiz raporları var. Bizler bu konulardan zaten muzdarip durumdayız. İnşallah gelen yasayla birlikte bu sorunlar da ortadan kalkacak. Vatandaşlar da hiç akıllarında şüphe olmadan güvenilir bir şekilde ekspertiz yaptıracaklar.”

Niğdelioğlu, ekspertiz fiyatları hakkında da bilgi verdi:

“Sadece motor ve kaporta olarak 80 lira ücret alıyoruz. Normal paketimiz 150 lira. Ekstra elektrik aksam isterlerse 50 lira ek bir ücretimiz var. Detaylı olarak komple bir aracın bakımı 200 lirayı buluyor.”

Gündem

Bin 14 gündür adalet arayan Oğuz Arda’nın annesi yoğun bakımda

Çorlu tren kazasında 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden ve o günden bu yana adalet mücadelesi veren Mısra Öz, koronavirüs nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı.

BOLD – Çorlu tren katliamında hayatını kaybeden Arda’nın annesi Mısra Öz entübe edildi. Mısra Öz, üç yıldır Çorlu tren kazasında yaşamını yitiren 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel için adalet mücadelesi veriyordu. Kızının sağlık durumunun iyi olmadığını Twitter hesabından duyuran Mısra Öz’ün babası Mehmet Öz “Kızım Mısra Öz Kovit-19’dan dolayı an itibarı ile yoğun bakımda.” dedi.

Baba Mehmet Öz, kızı Mısra Öz’ü 5 gün önce hastaneye getirdiklerini, nefes alıp vermesini sağlayan cihaza bağlandığını ve tedavinin ne kadar süreceğini bilmediklerini ancak ciğerlerinden alınacak numune ile durumu belli olacağını ifade etti.

Mısra Öz Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018 tarihinde meydana gelen 25 kişinin hayatını kaybettiği, 318 kişinin de yaralandığı tren kazasıyla gündeme gelmişti. Mısra Öz, aynı kazada yaşamını yitiren 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel için adalet mücadelesi veriyordu.

Yoğun bakımdaki Mısra Öz’e sanatçılar, siyasetçiler ve insan hakları savunucuları büyük destek vererek adalet arayışını aynı paylaşımı yaparak sürdürdü: “Mısra Öz yoğun bakımda. Oğlunu kaybettiğinden beri istisnasız her gün yazdı, konuştu, haykırdı. Şimdi yaşam mücadelesi verirken yazamadığı için biz yazalım. 1014 gün oldu. Çorlu Tren Kazasında adalet yerini bulmadı. #CorluTrenKatliamı #OğuzArdaSel”

 

Okumaya devam et

Gündem

Gergerlioğlu cezaevinden yazdı: Vicdan eksenli bir toplum kuramadığımız müddetçe…

Milletvekilliği düşürüldükten sonra hapse gönderilen Ömer Faruk Gergerlioğlu, hapisteki ilk yazısını anne-babası tutuklu, lösemi Hakan Dağdeviren için kalem aldı.

BOLD – 3 Nisan’da tutuklanıp Sincan 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne konulan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevinde de masum ve mağdurları unutmadı. Anne-babası tutuklandıktan sonra lösemi teşhisi konulan 11 yaşındaki Hakan Dağdeviren’in durumunu kaleme alan Gergerlioğlu, “Vicdan eksenli bir toplum kuramadığımız müddetçe daha yüzyıllarca kimlikler üzerinden birbiriyle çatışan bir toplum oluruz.” dedi.

Gergerlioğlu’nun Gazete Davul’da yayınlanan yazısı:

Sanatçı Suavi, “Bir annemin ölümüne ağladım, bir de Hakan’ın yataktaki fotoğrafını görünce ağladım” demiş.

Hakan, anne babası hükümlü bir ailenin kanser olmuş çocuğu. Annesinin cezaevinden bana göndermiş olduğu mektubu mecliste gündem ettiğim ailenin çocuğu. Daha çocuk hasta değilken bana gönderilen içli mektubun zarfına çizilmiş resimde bir aile hasreti tablosu vardı. Hapisteki anne babanın rüyaları çocukları ile birleşiyor ve bu hülyalar masum bir aile yuvasında buluşuyordu.

Hepsinin rüyası bir çatı altında birlikte yaşamaktı.

Ama olmadı… Ailenin her biri ferdi ayrı bir yerde yaşadı ve anne-baba hüküm giydi.

Dedeleri ve akrabalarının yanında ayrı illerde kalan çocuklara ne mi oldu?

Hakan, kanser oldu. Büyük ihtimal anne ve babasının hasreti ile bağışıklık sistemi zayıflayan küçük çocuk bundan dolayı kanser oldu.

Dedesinin, ninesinin yanındaki çocuk hastaneye kaldırıldı, ama tedaviye cevap iyi değildi. Annesinden kemik iliği uysa şansı dönecekti.

Hakan’ın iyiye gitmediği haberleri üzerine dedesi ve anneannesi ile ÖFG TV programında bir araya gelmiştim. Eskişehir Tıp Fakültesi’ndeki dede, nine hastanenin mescidine inerek canlı yayına bağlanmıştı.

Dede ile konuşmaya başladığımda, çok zorlu bir konuşma olacağı ortaya çıkmıştı. Karşımda derin bir hüzün, acı, hasret ve çaresizlik yaşayan bir insan vardı.

Ağlamaktan kendisini tutamıyor, beni de ağlatıyordu. Kendimi tutmaya çalışıyordum, ama karşımda o denli içi yanan bir insan vardı ki empati yapmamam, ona eşlik etmemem mümkün değildi. Konuşamayan dede telefonu eşine veriyor nine ile konuşuyorduk.

Biraz toparladıktan sonra dede ile yine konuşmaya başladık. Kızı ve damadı KHK ile ihraç edilmiş. Dede “biz ne yaptık da bize bu acıyı yaşatıyorlar” diyordu.

Önemli bir soruydu. Bu değişmez devlet geleneği devreye girmiş ve acımasızlık hakim olmuştu. İşte onun kurbanlarından bir çocuk, dede ve nine vardı karşımda.

Aileleri yıkan anne-baba tutukluluk gerçeğini defalarca gündem etmiş, ama iktidar cephesinden vicdanlı bir cevap alamamıştım. Sonuçta yatağında perişan, bitkin bir şekilde yatan bir çocuk, gözyaşlarını tutamayan bir dede. ‘Tepelerine acımasızca binin” buyruğunun olduğu bir yerde böyle vicdan sızlatan görüntülerin ortaya çıkmaması mümkün mü?

Küçük Ahmet Burhan, küçük Salman, küçük Hakan, bilemediğimiz daha nicesi.

İşte Suavi bu tabloya ağlıyordu. Sol camiadan vicdanlı bir insan olarak buna dayanması mümkün değildi. Haklıydı, kimliğine göre bakmayan vicdanlı bir insandan beklenen doğal sonucu sergiliyordu.

Çocuğun anne babasının kimliğine takılmıyor, vicdan sızlatan görüntünün yürek sızlatan haline odaklanıyordu. Doğru yapıyordu. Tersi olsa kaç dindar fotoya, tabloya bakıp içi sızlardı? Fazla olamazdı sanırım. Çünkü vicdani bakış açısı olması gerekiyordu ve maalesef inanç çoğunlukla vicdanın önüne geçiyordu. İnancın vicdanı besleyen bir değer olması gerekirken niye bu hal?

Sorulması gereken bir soru. Maalesef çağlar boyu inançlar, siyasi görüşler, vicdanı destekleyeceğine fanatik taraftar olmayı seçmişti.

Suavi’nin bu hali toplumumuzun kurtuluş reçetesidir. Vicdan eksenli bir toplum kuramadığımız müddetçe daha yüzyıllarca kimlikler üzerinden birbiriyle çatışan bir toplum oluruz.

Okumaya devam et

Gündem

Koronavirüse yakalanan Mısra Öz Sel yoğun bakıma kaldırıldı

Çorlu’da 2018 yılında meydana gelen tren faciasında oğlu Oğuz Arda’yı kaybeden Mısra Öz Sel, koronavirüs nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Mısra Öz Sel, 5 gün önce hastaneye yatırılmıştı.

BOLD – Çorlu’da meydana gelen tren faciasında oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Öz Sel, koronavirüse yakalandı.

Mısra Öz’ün babası Mehmet Öz, sosyal medya hesabından, “Kızım Mısra Öz, Kovid-19’dan dolayı an itibarı ile yoğun bakımda” paylaşımı yaptı.

Mısra Öz Sel, 5 gün önce solunum sıkıntısı sebebiyle hastaneye yatırılmıştı. Mısra Öz Sel, sosyal medya hesabından ‘“Oksijen desteği olmadan nefes alamıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Kamu Denetçiliği Kurumu: KHK ile kapatılan okula ödenen ücretin iadesi yapılmalı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0