Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Erdoğan, Aziz Paul’un kayıp İncilini Papa’ya hediye mi etti?

Erdoğan, 3 Kasım 2017'de Vatikan'da Papa Franciscus'u ziyaret etmişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, çok tartışılacak bir iddiayı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Başarır, “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Vatikan ziyareti esnasında, Aziz Paul’un kayıp İncilini Papa Franciscus’a teslim ettiği iddiaları doğru mudur?” diye sordu.

Başarır, Mersin’in Tarsus ilçesi 82 Evler Mahallesi’nde gerçekleşen “esrarengiz kazı çalışması” hakkında soru önergesi hazırladı ve soruların Cumhurbaşkanlığı tarafından cevaplandırılmasını istedi.

NEDEN VE NEYİN KARŞILIĞINDA VERİLDİ

Başarır, kazı çalışmalarından kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 59 yıldır ziyaret edilmeyen Vatikan’a yaptığı ziyareti hatırlattı. Aziz Paul’un kayıp İncilinin Vatikan’a niçin ve neyin karşılığında teslim edildiğini sordu.

BAŞARIR: BU KAZI DEVLET SIRRI MIDIR?

Odatv’nin haberine göre gizemli kazının, 2012 yılında öldürülen bir polis memuruna kadar uzandığını belirten Başarır önergesinde şu ifadelere yer verdi:

MİT VE ÖZEL HAREKÂT GÖZETİMİNDE KAZI

“Mersin İli Tarsus İlçesi’nde 82 Evler Mahallesi’nde bulunan müstakil bir evde MİT ve özel harekât polisleri gözetiminde 13 Kasım 2016 tarihinde başlatılan gizemli kazı çalışması 4 Kasım 2017 tarihinde sona erdirilmiş ve kazı yapılan alan kapatılmıştır. Kazı yapılan alanın çevresinde bulunan birçok ev yapılan bu kazı çalışması sonrasında zarar görmüş, binaların içinde ve dışında irili ufaklı çatlaklar meydana gelmiştir.

DEFİNECİLER KRAL MEZARI BULDU

Tarsus ilçesinde trafik şubede görev yapan, aynı zamanda bölgedeki define kaçakçılığı şebekeleri konusunda Emniyet’e bilgi veren polis memuru Mithat Erdal’ın 2012’de esrarengiz bir cinayete kurban gittiği; iddiaya göre 2011 yılı kasım ayında definecilerin bir kral mezarı bulduğu, içinde 32 altın şamdan, altın sikke ve taslardan oluşan paha biçilmez hazine olduğu bilgileri basında yer almıştır.

BU CD BENİM TEMİNATIM

Definecilerin kazı yaptığı evi kiralayan Mithat Erdal’ın polis eşi Sibel Erdal’ın, bir gün kocasının kendisine elindeki CD’yi göstererek ‘Bu benim teminatım, gerekirse Ankara’ya gidip olup biteni anlatacağım’ dediğini aktardığı; eşinin ifadesine göre Mithat Erdal, öldürülmesinden günler önce ‘Dün akşam lahit kapağı açılmadan Kaçakçılık Şube benim ihbarımla baskın yaptı. 7 kişi tutuklandı.

MEĞER HEPSİ ŞEBEKENİN İÇİNDEYMİŞ

Ancak bugün baktım ki tutanakta hazineden söz edilmiyor, lahidin içi boş yazıyor. İtiraz ettim. Emniyet Müdürü’ne anlatmaya gittim, beni susturdu. Meğer hepsi şebekenin içindeymiş’ dediği de basında yer alan haberlerdendir.

ENSESİNDEN VURULMUŞ HALDE BULUNDU

Mithat Erdal, 28 Ocak 2012’de kuytu bir yerde kendi silahıyla ensesinden vurulmuş, arkadaşıyla şakalaşırken vurulduğu yönünde kayıt düşülmüş, ancak dosyada definecilerden ve cinayetten söz edilmemiştir. Silahı ateşleyen Hüseyin Yasak’a her ne kadar 25 yıl hapis cezası verildiyse de bunun bir defineci cinayeti olduğu gizlenmiştir.

AZİZ PAUL’UN KAYIP İNCİLİ BULUNDU

Öldürülen polis memurunun eşi Sibel Erdal’ın talebiyle soruşturma yeniden başlatılmıştır. 82 Evler Mahallesi’nde bulunan evdeki kazı, evin sahibine herhangi bir resmi belge göstermeksizin ve bilgisi dışında13 Kasım 2016 tarihinde başlatılmıştır. Kazının yapıldığı yerde basında ve sosyal medyada Hristiyanlığın önemli isimlerinden Tarsuslu Aziz Paul’ün kayıp İncili, kral mezarının, tarihi tabletlerin ve tonlarca altının bulunduğu iddiaları yer almıştır.

KAZIDAN 3 AY SONRA ZİYARET

Her ne kadar Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından kazı ile ilgili envanterlik nitelikte taşınır- taşınmaz kültür varlığına rastlanmamış dense de, kazının bittiği 3 Kasım 2017 tarihinden yaklaşık 3 ay sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Vatikan’ın daveti üzerine, eşi ve beraberindeki heyetle birlikte çeşitli hediyelerle Papa Franciscus’u ziyeret etmiştir.

Bu ziyaretin en önemli özelliklerinden biri de 1959 tarihinde Cumhurbaşkanı Celal Bayar’dan sonra Cumhurbaşkanlığı düzeyinde Vatikan’a yapılan ilk ziyarettir.”

Partik Bartholomeos imza attı: Ukrayna Ortodoks Kilisesi artık bağımsız

Politika

AKP’nin kurucularından Albayrak: Her türlü gayri meşru işi yap…

AKP’nin kurucu milletvekillerinden Kemal Albayrak, bazı siyasilerin ‘tövbe-i nasuh’ önerisini eleştirdi. “Her türlü gayri meşru işleri yap, sessiz kal, zulümler, yanlış güce uygun kararlar ver, bunun çözümü adalettir” dedi. 

BOLD – AKP’nin kurucu milletvekillerinden olan Kemal Albayrak, partisini sert sözlerle eleştirdi. Partinin kölelik kültürüne dayalı bir sistemle yönetildiğini öne süren Albayrak, “Tartışamıyorlar çünkü korku var. Korku düşünce yaratmaz, düşüncenin olmadığı bir yerde kölelik vardır” dedi.

TÖVBEYİ NASUH ÖNERİSİNİ ELEŞTİRDİ

Sözcü gazetesine yaptığı açıklamada Albayrak, bazı siyasilerin ‘tövbe-i nasuh’ önerdiğini belirtip, “Siyasette tövbe-i nasuh olmaz. Tövbe, yaratıcıya yapılır. Her türlü gayri meşru işleri yap, sessiz kal, zulümler, yanlış güce uygun kararlar ver, bunun çözümü adalettir” şeklinde konuştu.

TARTIŞMAKTAN KORKUYORLAR

Albayrak, Metraj Prodüksiyon isimli firmanın kurulduğu gün ile bugün ki AKP arasındaki farkla ilgili sorusuna, “Çok şey söylenebilir. ‘Akıl, bilim, hukuk, demokrasi’ dediler, oligarşiye yöneldiler. ‘Kaynaştıracağız’ dediler ayrıştırma yarattılar. Yargıyı ve devleti intikam aracı olarak kullandılar. Ekonomide çöküşe gittiler” dedi. AKP’nin kölelik kültürüne dayalı bir sistemle yönetildiğini belirten Albayrak, “Tartışamıyorlar çünkü korku var. Korku düşünce yaratmaz, düşüncenin olmadığı bir yerde kölelik vardır” dedi.

Koronavirüste sağlık çalışanı ölümleri de zirve yaptı

Okumaya devam et

Politika

MSB’nin tehdidinin ardından savcılar CHP’li Başarır için harekete geçti

Tank Palet Fabrikasının Katarlılara satılmasıyla ilgili açıklamaları yüzünden, MSB’nin hedefi olan CHP’li Mahir Başarır hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

BOLD – CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Habertürk’te katıldığı bir programda Tank Palet Fabrikasının yüzde 49’unun Katarlılara satılmasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Başarır’ın açıklamalarına sosyal medyada AKP’li hesaplar tepki gösterdi.

RESEN SORUŞTURMA

AKP’li hesapların ardından Milli Savunma Bakanlığından da (MSB), Başarır’ın ifadelerin ardından tehdit gibi açıklama geldi. Başarır hakkında dava açılacağının işaretinin verildiği MSB’ye ait sosyal medya hesabından: “Hesabının hukuk çerçevesinde sorulacağını, konunun takipçisi olacağımızı herkesin bilmesini istiyoruz” paylaşımı yapıldı.

MSB’nin paylaşımının ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Başsavcılıktan yapılan açıklamada: “Katıldığı bir TV programında ‘Türk ordusu satılmış’ diyen 27. dönem Milletvekili Ali Mahir Başarır hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca TCK’nın 301. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ve devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama suçlarından resen soruşturma başlatılmıştır” denildi.

Sunday Times Erdoğan’ın reform söylemlerinin ardındaki Biden gerçeğini yazdı

Okumaya devam et

Politika

Demirtaş: Silah ve şiddet yöntemini benimsemiyorum

Halen cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan problemlere karşı “demokratik siyaset” çıkışı geldi. Barışçıl yollara inandığının altını çizen Demirtaş “Silah ve şiddet yöntemini de benimsemediğim, doğru bulmadığım için demokratik siyaset yolunu tercih etmiş bir siyasetçiyim. Demokratik siyaset, şiddetin alternatifi ve panzehridir.” dedi.

BOLD – Selahattin Demirtaş, tutuklu olduğu Edirne Cezaevinde, 45 kişi tarafında sorulan 45 soruyu cevapladı. 1+1 Forum’un sitesinde yayınlanan soru- cevaplarda Demirtaş’ın demokratik siyaset vurgusu ön plana çıktı.

Oda TV’den Barış Terkoğlu, “PKK ile ilişkili olmakla suçlanarak yargılanıyorsunuz. Öte yandan azımsanmayacak sayıdaki kimi destekçilerinize göre siz PKK’ya ya da Kandil’e karşı tavrınızın kurbanı oldunuz. Bunlardan hangisi doğru? Demirtaş PKK’nın ya da Kandil’in vitrini mi, yoksa panzehri mi?” diye sordu. Demirtaş ise:

DEMİRTAŞ: PKK ÜYESİ YA DA YÖNETİCİSİ DEĞİLİM

“Ben PKK üyesi veya yöneticisi olsaydım bunu en azından mahkemede asla gizlemezdim. Neysem oyum. Saklayacak, gizleyecek hiçbir şeyim yok. Yasadışı bir faaliyetim yok. Zaten hakkımda öyle bir iddia da yok. Twitter hesabımda açıkladığım ve mahkemede hepsi de çürütülen birkaç somut iddia dışında, iddianamelerin tamamı kamuoyunun duyduğu, bildiği konuşmalarımla doludur. Savcılar bu konuşmalarımdan yola çıkarak PKK kurucusu ve yöneticisi olduğumu iddia edip dava açtılar. Bu da beni PKK yöneticisi yapmaz. Ben siyasetçiyim ve HDP dışındaki hiçbir örgütsel yapıya bağlı ya da tabi değilim. Silah ve şiddet yöntemini de benimsemediğim, doğru bulmadığım için demokratik siyaset yolunu tercih etmiş bir siyasetçiyim. Demokratik siyaset, şiddetin alternatifi ve panzehridir. Tüm sorunların barışçıl siyasi yollarla çözülmesi gerektiğine inandığım için de HDP’de siyaset yapıyorum.” dedi.

“OYALAMA VE ALDATMAYA DÖNÜK SÖZDE REFORM GİRİŞİMİ”

Gazeteci Erdal Er’in “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışınızdan sonra Erdoğan’ın yakın çevresine “bana ihanet ettiler” dediği, bu nedenle size kişisel husumet beslediği, bunun sonucu olarak hapiste olduğunuz söyleniyor. Bu iddiaya yorumunuz nedir? Sizin Erdoğan’la kişisel bir sorununuz var mı? Çözüm için siyasi rakibiniz Erdoğan’la el sıkışır mısınız? AKP ile HDP yan yana gelebilir mi?” diye sordu. Kendisinin siyasi rehine olduğuna vurgu yapan Demirtaş “İçeride olmamızın nedeni de partimizin her konudaki duruşunu savunmamızdır. Erdoğan ile nasıl bir kişisel sorunum olabilir ki? Ben bir siyasi rehine olarak hapisteyim. Kurumsal ve radikal demokratik adımlar cesaretle atılırsa kaos durumundan çıkış mümkün olabilir. Benim ve arkadaşlarımın şahsi özgürlüğünden çok, toplumun özgürlüğünün ve Türkiye’nin demokrasisinin gelişmesi önemlidir.” diyerek cevap verdi.

AKP’nin reform çıkışını “oyalama ve aldatmaya dönük sözde reform girişimi” diye tanımlayan Demirtaş “Samimi ve somut demokratik adımları, HDP dahil tüm partilerin destekleyebileceğini düşündüğünü ifade eden Demirtaş, şöyle devam etti: “Reform ve demokrasi adımlarını isimler üzerinden değil, genel ilkeler ve toplumun yararı üzerinden tartışmak yararlı olur. Oyalama ve aldatmaya dönük sözde reform girişimleri ise mevcut krizi derinleştirmekten başka işe yaramaz. Şu andaki sorunları ve krizi yaratan biz değiliz, ama çözüm konusunda kendimizi sorumlu hissederiz. Yeter ki ciddiyeti ve samimiyeti görelim. Bu düşüncelerim, iktidarından muhalefetine tüm partilere yöneliktir. Ve elbette demokratik reformların siyasi muhatabı kurumsal olarak partimiz HDP’dir.” ifadelerin kullandı.

‘ZULMÜN BÜYÜĞÜ DIŞARDA TOPLUMA YAPILIYOR’

Agos Gazetesi Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan’ın “Siyasi bir rehine olduğunuz su götürmez bir gerçek olduğuna göre, iktidarın sizi bu kadar uzun süre siyasi bir rehine olarak tutmasını nasıl açıklıyorsunuz?” yönündeki sorusuna ise Demirtaş, “İçeride benim gibi binlerce siyasi rehine var, ben yalnız değilim. Bu yapılanlar Kürt siyasetine diz çöktürme operasyonlarının bir parçasıdır. Zulmün büyüğü dışarıda tüm topluma yapılıyor.” cevabını verdi.

“MUHALEFET LİDERLERİ SEÇİMDE ISRAR ETMELİ”

Yazar Yıldırım Türker’in “Bugün ana muhalefet lideri olarak Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsaydınız ilk olarak ne yapardınız?” yönündeki sorusuna ise Demirtaş, kendini herhangi birinin yerine koyarak soruyu cevaplamamın doğru olmayacağını belirterek, “Ama ben muhalefet liderlerinin demokrasi, insan hakları gibi temel konularda birlikte hareket edebileceklerini düşünüyorum. Mesela kadın cinayetine dair bir duruşmayı, Çorlu tren faciası duruşmasını, siyasetçilerin ve gazetecilerin duruşmalarını genel başkanlar birlikte izleyemez mi? Katledilen bir kadının tabutunu bütün genel başkanlar birlikte taşıyarak en yüksek düzeyde hassasiyet yaratamazlar mı? Haksız yere işten çıkarılan emekçileri, Sakarya’da saldırıya uğrayan, Van’da helikopterden atılan Kürt ailelerini birlikte ziyaret edemezler mi? Daha birçok şey yapılabilir. Bu hem baskıyı frenler ve cinayetlerin önüne geçilmesine yardımcı olur hem de toplumda geleceğe dair demokrasi adına umutları çoğaltır. Sözlerden çok, bu tür adımlar anlamlı ve etkili olur gibime geliyor.” cevabını verdi.

Demirtaş, maddeler halinde hükümete çözüm önerileri sunmanın pek anlamlı gelmediğine işaret ederek, “Sanki sunulan önerileri hükümet tamamıyla yerine getirse her şey düzelecekmiş gibi bir algı oluşmasına yol açabilir. Bence muhalefet liderleri her konuşmalarında erken seçimde ısrar etmeli. Çünkü bu iktidarın yarattığı rejim değişmeden hiçbir şey değişmez.” dedi.

Okumaya devam et

Popular