Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Enes Kanter, Türkiye’deki insan hakları ihlallerini Washington Post’a yazdı

New York (BOLD)- Amerikan Basketbol Ligi (NBA) New York Knicks’te oynayan milli oyuncu Enes Kanter, ABD’nin muteber gazetelerinden The Washington Post (WAPO) için bir makale kaleme aldı.

Kanter takımının 17 Ocak’ta İngiltere’nin başkenti Londra’da Washington Wizards ile oynayacağı maça güvenlik gerekçesi ile neden gidemediğini ve aldığı ölüm tehditlerini anlattı.

ENES KANTER, WASHINGTON POST İÇİN YAZDI

Enes Kanter’in güvenlik gerekçesi ile Londra’ya gitmemesi ABD medyasında yankı uyandırmaya devam ediyor.

Kanter son olarak Washington Post için kaleme aldığı bir makalede Türkiye’de binlerce insanın suçsuz yere hapse atıldığını ve hükümetin yurt dışında yaşayan cemaat mensuplarına karşı operasyon yapmaya devam ettiğine dikkat çekti.

Kanter WAPO’da yayımlanan makalede sosyal eşitsizlikleri protesto etmek için diz çökme eylemeni başlatan Amerikan Futbol Ligi’nde (NFL) oynayan ünlü oyuncu Colin Kaepernick’in oynadığı reklam filminde geçen, “Her şeye feda etmek anlamına gelse bile bir şeye inanın.” mottoya da atıfta bulundu.

Milli oyuncu makelenin girişinde, “NBA platformunu; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, büyüdüğüm ve ailemin hâlâ yaşadığı yerle konuşmak için kullandığımda bazılarının söylediği şey bu: Sakin ol ve top oyna. Tercih ettiğim tavsiyeler ise Colin Kaepernick’in (NFL oyuncusu) Nike’ın reklam kampanyasından geliyor: Her şeye feda etmek anlamına gelse bile bir şeye inanın.” ifadelerine yer verdi.

NBA yıldızlarından Kanter: ABD dışında kendimi güvende hissetmiyorum

“ERDOĞAN KENDİSİNİ ELEŞTİRENLERİ INTERPOL ARACILIĞIYLA TUTUKLATMAYA ÇALIŞIYOR”

Kanter, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Uluslararası Polis Teşkilatı’nı (INTERPOL) kullanarak kendisini eleştiren insanları tutuklatmaya çalıştığını söyledi.

Amerikan vatandaşı olmadığını hatırlatan Kanter, “Beni koruyacak olan ABD pasaportum yok. O yüzden yurtdışına seyahat etmeyi risk etmiyorum. Risk alsaydım bile Türk ajanlar tarafından çok rahat bir şekilde öldürülebileceğim veya rehin alınabileceğim İngiltere’ye gidemezdim. Erdoğan’ın kolları uzundur. Ona muhalif olan herkesi avlıyor. 2017’de korumaları Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde barışçıl eylemcileri dövmüştü.” dedi.

Makalede 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası Türkiye’de yaşanan gelişmeleri anlatan genç pivot, “2016 darbe girişiminden sonra Türkiye’deki olaylar çok kötü oldu. Erdoğan geniş çaplı kıyıma başladı, kamuda çalışan 100 bin insanı işten attı ve bunların 50 binini tutuklattı. Bunlar suçlu insanlar değil.

Kanter, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın INTERPOL’ü kullanarak kendisini eleştiren insanları tutuklatmaya çalıştığını söyledi.

Amerikan vatandaşı olmadığına işaret eden Kanter, “Beni koruyacak bir ABD pasaportum yok. O yüzden yurtdışına seyahat etmeyi risk etmiyorum. Risk alsaydım bile Türk ajanlar tarafından çok rahat bir şekilde öldürülebileceğim veya rehin alınabileceğim İngiltere’ye gidemezdim. Erdoğan’ın kolları uzundur. Ona muhalif olan herkesi avlıyor. 2017’de korumaları Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde barışcıl eylemcileri dövmüştü.” dedi.

“DARBE GİRİŞİMİNDEN SONRA ERDOĞAN TEMİZLİĞE BAŞLADI”

2016’daki darbe girişimi sonrası Türkiye’de yaşanan gelişmeleri anlatan genç pivot,  “2016 darbe girişiminden sonra Türkiye’deki olaylar çok kötü oldu. Erdoğan geniş çaplı temizliğe başladı, kamuda çalışan 100 bin insanı işten attı ve bunların 50 binini tutuklattı. Bunlar suçlu insanlar değil. Bunlar arasında akademisyenler, gazeteciler ve hakimler var. Erdoğan konuşma özgürlüğünün tehlikeli olduğunu düşünüyor ve eleştirenleri terörist olmakla suçluyor. Ona karşı konuşan herkes bir hedeftir. Ben kesinlikle bir hedefim. Erdoğan, beni susturabileceği Türkiye’ye geri dönmemi istiyor.” ifadelerine yer verdi.

“ERDOĞAN TARAFINDAN AVLANDIĞIMI İLK ENDONEZYA’DA ÖĞRENDİM”

Kanter, 2017’de kendisine ait hayır kurumu için Endonezya’da çocuk basketbol kampına katıldığını ifade eden Kanter, “Erdoğan tarafından arandığımı (avlanmak) fark ettiğim gündü. Gecenin bir yarısında uyandırıldım. Manejerim Türkiye’nin Endonezya polisine benim tehlikeli olduğumu ve arandığımı söylemiş. Bizde hemen havaalanına gittik ve ilk uçakla ülkeyi terk ettik.Endonezya’dan Singapur’a ordan da Romanya’ya geçtim. Romanya’da Türk hükümetinin hakkımda arama kararı çıkarttığını ve pasaportumu iptal ettiklerini öğrendim.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de savcıların kendisini gözaltına alıp cezaevine göndermek istediklerini kaydeden Kanter, “Pennsylvania’da yaşayan barışçıl din adamı Fethullah Gülen’i desteklediğim için ‘Silahlı terör örgütüne’ üye olduğumu iddia ettiler. Erdoğan, darbe girişimi için Gülen’i suçluyor, ama o defalarca bunları şiddetle reddetti.” değerlendirmesinde bulundu.

“NEW YORK’TA TEK BAŞIMA GEZEMİYORUM”

Milli oyuncu New York’ta artık tek başına gezemediğini söyledi.

Kanter, “Erdoğan güçlü bir adam ve onun hakkında ve Türk hükümeti hakkında söylediklerim için bir ters tepki olacağını biliyordum, ama bu kadar  olacağını bilmiyordum. Birçok ölüm tehdidi alıyorum. New York’ta yalnız dolaşmayı severdim ama bunu daha fazla yapamam. Türkiye’deki arkadaşlarım ve ailem sadece benimle konuştuğu için tutuklanabilir. Londra’ya gidemediğim gibi aynı sebepten dolayı, geçen yıl Norveç’teki İnsan Hakları Vakfı’nın Oslo Özgürlük Forumu’na katılamadım.” şeklinde düşüncelerini aktardı. 

NBA yıldızı, makalesinde Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ın yaklaşık 4 ay önce “Hükümet, Gülen’in diğer ülkelerdeki taraftarlarına karşı operasyonlar yapmaya devam edecek.” tehdidine de atıf yaptı.

ABD Kongre Üyesi’nden Enes Kanter’e destek: Erdoğan tehlikeli biri

 

 

Dünya

UNESCO, Ayasofya ve Kariye’de inceleme yapmak istiyor

Ayasofya ve Kariye’de yapılan değişiklikler UNESCO’nun yakın takibinde. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, tarihi yapılarda inceleme yapmak için Türkiye’ye müracaat etti.

BOLD – UNESCO Türk hükümetinden Ayasofya ve Kariye’de inceleme yapmak için izin istedi. UNESCO Genel Direktör Vekili Ernesto Ottone, UNESCO Özel Danışmanı Mounir Bouchenaki’nin Bizans döneminden kalma iki eski kilise olan Ayasofya ve Kariye’de yapılan müdahaleleri ve muhtemel değişiklikleri gözden geçirmesinin ve bunları not etmesinin planlandığını belirtti.

İki yapıda da Hristiyanlık için değerli olan unsurlara müdahale edildiğine ilişkin söylentilerden rahatsız olduğunu ifade eden Ottone, UNESCO’nun bu iki müzenin camiye dönüştürülmesini onaylayacağı yönündeki yanlış haberlerin de endişe verici olduğunu vurguladı.

AYASOFYA VE KARİYE’NİN CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

86 yıl boyunca müze olan, 1985 yılından bu yana da UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Ayasofya 24 Temmuz’da müzeden camiye dönüştürüldü.

İstanbul’un Fatih ilçesinde tarihi 6’ıncı yüzyıla dayanan ve Bizans döneminden günümüze iyi korunmuş bir şekilde gelen Kariye’nin geçen Ağustos ayında yine Danıştay kararıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek ibadete açılmasına karar verildi. Kariye Camii, Bakanlar Kurulu’nun 29 Ağustos 1945 tarihinde aldığı kararla müzeye çevrilmişti.

Dünyada 5 yaşın altında 11 milyon çocuk açlıktan ölme sınırında

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye kan kaybediyor; Almanya’ya yüksek nitelikli iş gücü göçü ve ilticalar arttı

Alman hükümetinin 2019 yılı göç raporuna göre Türkiye’den yüksek nitelikli iş gücü göçü ve ilticaların sayısında artış sürüyor. Türkiye’den 990 kişi Almanya’da Mavi Kart alırken 10 bin 784 kişi de iltica başvurusu yaptı.

BOLD – Alman hükümetinin açıkladığı 2019 yılına ait son göç raporuna göre Türkler ülkedeki en büyük yabancı uyruklu grup olmayı sürdürürken; Almanya’ya göçlerde beşinci ve ilticalarda üçüncü sırada yer aldı.

İstatistiklere göre Türkiye’den Almanya’ya göçenlerin sayısı 2018’e göre yüzde 8,8’lik artışla 51 bin 610 kişi olarak gerçekleşti. Türkiye’ye göç edenlerin sayısı ise yüzde 2,6’lık artışla 30 bin 506 kişi oldu.

Almanya’ya göç veren ülkeler arasında Romanya, Polonya, Bulgaristan ve İtalya’nın ardından Türkiye yüzde 3,3’lük oranla beşinci sırada geliyor.

2019 yılı itibarıyla Almanya’da 83 milyon 166 bin 711 kişilik nüfusta yabancı uyrukluların oranı yüzde 3,1’lik artışla yüzde 12,5’e yükseldi. Yabancı uyruklular arasında en büyük grubu 1 milyon 470 bin kişiyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları oluşturdu.

TÜRKİYE’DEN BEYİN GÖÇÜ

“Yüksek nitelikli” çalışanlara verilen Mavi Kart uygulamasıyla Türkiye’den Almanya’ya gelen Türklerin sayısında da son yıllarda önemli artış kaydedildi.

Almanya’dan Mavi Kart alan yüksek nitelikli iş gücünün yüzde 30,1’ini Hintliler oluştururken Türkler yüzde 7,5’lik oranla ikinci sırada yer aldı. Almanya’dan Mavi Kart alan Türklerin sayısı 2016’da 439 iken iki kattan fazla artışla 2019’da 990’a yükseldi.

İLTİCA BAŞVURULARINDA DA ARTIŞ EĞİLİMİ SÜRÜYOR

Türkiye’den iltica başvurularında da artış eğilimi sürüyor. Rapora göre Almanya’ya ilticalarda Suriye ve Irak’ın ardından Türkiye üçüncü sırada yer aldı. Ancak Suriye ve Irak’tan iltica başvuru sayısı son yıllarda azalırken Türkiye’den başvurulardaki artış sürdü.

Türkiye’den iltica başvurusunda bulunanların sayısı 2018’e göre yüzde 6,1’lik artışla 10 bin 784 kişi oldu.

Biontech ve Pfizer aşısının yaygın kullanımına ilk onay İngiltere’den

Okumaya devam et

Dünya

SOHR: Türkiye destekli Suriyeli savaşçılar Dağlık Karabağ’dan ülkelerine döndü

Türkiye destekli 900 kadar Suriyeli savaşçının Dağlık Karabağ’daki çatışmaların son bulmasıyla Suriye’ye döndüğü öne sürüldü. İddia, İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden (SOHR) geldi.

BOLD – Türkiye’nin desteklediği ileri sürülen silahlı grupların, Dağlık Karabağ’dan ayrıldığı iddia edildi. En son 27 Kasım’da bir kafilenin ayrıldığını ve ayrılmayı bekleyen gruplar olduğunu savunan SOHR Direktörü  Rami Abdurrahman, bu savaşçıların Suriye’de Afrin, Cerablus ve El-Bab gibi Türkiye’nin kontrolündeki bölgelerden olduğunu ifade etti.

Gözlemevinin yöneticisi ayrıca, Dağlık Karabağ’a yollanan savaşçı sayısının 2 bin 580 olduğunu ve 293’ünün çatışmalarda hayatını kaybettiğini de öne sürdü.

Sekiz hafta süren çatışmalarda Azerbaycan safında yer alan Türkiye, Dağlık Karabağ’daki Bakü güçlerini desteklemek için bölgeye Suriyeli savaşçı göndermekle suçlanmış, suçlama hem Ankara hem Bakü tarafından yalanlanmıştı. Azerbaycan’dan yapılan bir açıklamada, “Suriye’den savaşçı sevk edildiğine dair iddialar Ermenistan’ın yeni bir kışkırtmasıdır ve tamamen saçmadır” ifadelerini kullanılmıştı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Dağlık Karabağ’daki yerel Ermeni yönetiminin, “Suriye’den gelen iki paralı savaşçıyı ele geçirdik” yönündeki iddiasının ardından bu bölgedeki “yabancı paralı askerlerin” varlığına ilişkin uluslararası soruşturma çağrısında bulunmuştu.

AİHM Dağlık Karabağ konusunda Türkiye aleyhine verdiği ihtiyati tedbir kararını kaldırdı

Okumaya devam et

Popular