Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

CNN’in konuğu olan Enes Kanter: NBA’de bir kürsüm var ve ben onu bütün masumların sesi olmak için kullanıyorum

New York (BOLD)- NBA’nın New York Knicks takımında forma giyen milli oyuncu Enes Kanter‘in can güvenliği sebebiyle takımı ile birlikte İngiltere’nin başkenti Londra’ya gidememesi ve hakkında kırmızı bülten talebinde bulunulması ABD medyasında yankılanmaya devam ediyor.

ABD’nin önde gelen yayın kuruluşlarından CNN’in canlı yayın konuğu olan Kanter, Türkiye’de insan hakları ihlalleri ile ilgili ayrıntılı bilgiler paylaştı. CNN’nin tanınmış sunucularından Brooke Baldwin’e konuk olan Kanter, Türkiye’deki insan hakları ihlallerini gündeme getirmeye devam edeceğini söyledi.

“TERÖRİZE ETTİĞİM TEK ŞEY POTA ÇEMBERİ”

Kanter’in CNN’deki konuşmasının tamamı şöyle:

Brooke Baldwin: Devlet medyasının haberine göre, Türkiye az önce bir NBA oyuncusu için “terörist olduğu” iddiasıyla bir yakalama emri çıkardı. Ancak Knicks orta saha oyuncusu Enes Kanter, tehlikeli olanın Türkiye olduğunu söylüyor.

Bu yüzden bundan birkaç dakika sonra Londra’da gerçekleşecek Wizards’a karşı maçta oynayamıyor. Kanter, ABD’den ayrılırsa Türk hükümeti tarafından öldürülebileceğinden korktuğunu söylüyor. Interpol kırmızı bültenle arandığını öğrenirken, Kanter buna cevap olarak şu tweeti atıyor: Terörize ettiğim tek şey pota çemberi.

26 yaşındaki profesyonel sporcu, gazetecilerin yanı sıra on binlerce muhalifi tutuklatan Türkiye Cumhurbaşkanı’nı (Recep Tayyip Erdoğan) sert bir şekilde eleştiriyor. 2017’de Kanter, Türkiye’nin liderini, “Asrımızın Hitleri” olarak nitelendirmişti. Enes Kanter şimdi bizimle birlikte. CNN’e geldiğiniz için teşekkürler.

Kanter: Davet ettiğiniz için teşekkür ederim.

Baldwin: Neden şu anda Londra’da değilsin, bu maçı oynamıyorsun?

Kanter: Bu konuda konuştuğum zaman kalbim acıyor. Çünkü Londra maçına kadar tek bir maçı kaçırmadım. Takımımla ve yönetimdeki arkadaşlarla konuştuğumda, “bu maçı kaçırman gerekecek ve Londra’ya gitmeni istemiyoruz, çünkü çok büyük bir sorun olabilir” dediler. Ve hatta onlara takımla çok oynamak istediğimi söyledim fakat orada kendimi güvende hissetmiyorum.

Baldwin: Güvende hissetmeyeceğini, tutuklanabileceğini, öldürülebileceğini sebep olabilecek yaptığın ve söylediğin şey ne olabilir ki?

Kanter: Eğer Avrupa’da ve dünyanın diğer ülkelerindeki Erdoğan’ın yürüttüğü operasyonlara baktığınızda…

Baldwin: Cumhurbaşkanı Erdogan, Türkiye devlet başkanı.

Kanter: Evet. Ve Türk hükümeti, kendisi ve Erdoğan hakkında konuşan insanları avlamakla biliniyor. Bu yüzden Erdoğan’ın uzun kollarından korktum, hayatım tehlikede olacaktı.

Baldwin: ABD’yi terk ettiğinde öldürülebileceğine inanıyorsun?

Kanter: Amerika dışına adımımı attığımda, evet. Fakat Amerika’da güvende hissediyorum kendimi.

“HER 2-3 HAFTADA BİR GÜLEN’İ ZİYARET EDERİM”

Baldwin: Önceki ay Türkiye Dışişleri Bakanı, (ABD Başkanı) Trump yönetiminin, senin de takip ettiğin, din adamı Fethullah Gülen’in iadesi ile uğraştığını söylemişti.

Bununla birlikte, ABD tarafında, bununla ilgili bir gelişme olduğuna dair Washington’dan hiçbir işaret bulunmadığını belirtmeliyiz. Buna cevabın nedir?

Kanter: Türkiye hükümeti 5 yıldır Gülen’i iade etmek için uğraşıyor ve ortaya sunabildiği bir delil yok.

Her 2-3 haftada bir kendisini ziyaret ediyorum. Kendisi Pensilvanya’da yaşayan yaşlı bir adam. Kendisinin bir araba park cezası bile yok. ABD’de yasalar ve kurallar var. Bundan dolayı böyle bir iadenin olabileceğine ihtimal vermiyorum.

Baldwin: Fakat görünüşe göre, onu takip ettiğin için Türk hükümeti senin terörist olduğunu düşünüyor. Çünkü Erdoğan’ın 2016 darbesi ile suçladığı bu din adamını destekliyorsun. Buna ne diyorsun?

Kanter: Darbe gecesi Sayın Gülen’le birlikteydim. Aynı odadaydık. Gülen’in asistanı bu haberi getirince, odadaki herkes şoke oldu.

Baldwin: Sen onun şahidisin.

Kanter: Ben onunla aynı odadaydım. Herkes şoke olmuştu. Sayın Gülen çok üzgündü ve kendi gözlerimle gördüm, hatırlıyorum. Tek yaptığı, sandalyesinde oturdu ve ülkesi için dua etti.

Baldwin: Onunla olan ilişkinden dolayı ve söylediklerinden dolayı iade edileceğinden endişe ediyor musun?

“BENİM HIZ YAHMA CEZAM BİLE YOK”

Kanter: Söylediğim gibi, Sayın Gülen gibi, benim bir hız yapma cezam bile yok. Amerika’da hız bile yapmıyorum. Amerikan vatandaşı olmaya çalışıyorum ve umarım 2021 yılında olacağım. Ama yanlış bir şey yapmadım. Tek yaptığım bütün masum insanların sesi olabilmek.

Baldwin: Ailenle ilgili konuşalım. Geçen sene Haziran ayında baban 15 sene hapis cezasına çarpıtıldı. Bundan önce, 2016 yılında baban seni reddederek, “Böyle bir oğlum olduğu için Türk halkından ve Cumhurbaşkanından özür diliyorum.” dedi. Babanla ilişkinden bahseder misin?

Kanter: Her şeyden önce, onları 2015 yılından bu yana görmedim. Onların sesini unuttum. Onların görüntüsünü bile bilmiyorum artık.

Baldwin: Nasıl hissediyorsun?

Kanter: Doğrusunu söylemek gerekirse, kalbimi acıtıyor. 2017 yılında polis Türkiye’de bizim eve geldiklerinde, bütün evde arama yaptılar ve bütün elektronik eşyaları alıp götürdüler. Telefonlar, bilgisayarlar, laptoplar, her şey.

Ailemle bir irtibatımın hala olup olmadığını kontrol etmek istiyorlardı. Eğer ”merhaba anne!” gibi kısa bir mesaj attığımı görseler veya herhangi bir cevapsız arama veya ”baba merhaba, nasılsın?” gibi bir konuşma. Bugün onlar hapisteydi. Bundan dolayı ailemin veya herhangi bir kimsenin hayatını tehlikeye atmak istemiyorum. Benimle iletişimde oldukları için hapse girebilirler.

Baldwin: Fakat babanın böyle bir şey söylemesi ve Türk halkından böyle bir evlat için özür dilemesi.

“AİLEM BÖYLE KONUŞMASAYDI HEPSİ HAPSE ATILIRDI”

Kanter: Böyle bir açıklama yapmak zorundalardı, yoksa hepsi hapiste olurdu. Çok üzüntü verici tabii. Çünkü onlar benim ailem. Onlarla konuşmak istiyorum. Elbette onları seviyorum. Onlara ulaşmak istiyorum. Annemle konuşmak istiyorum.

Annem muhtemelen benimle ilgili her şeyden dolayı çok endişeleniyor. Ne yapıyorum? Ne yiyorum? Soğuk mu? Hasta oldum mu? Bundan dolayı çok zor bir durum bu.

Baldwin: Birkaç gün önce Kongre’deydin. ABD hükümetinden ne talep ediyorsun? Ne istiyorsun?

Kanter: Birçok Senatör ve Meclis Üyesi ile görüştüm ve onlar çok yardımcı oldu. İade ile ilgili konuştuk. Interpol ile ilgili konuştuk. Birçok diğer konularla ilgili ve Erdoğan’ın kendi gücünü kullanarak Türkiye’de gerçekleştirdiği korkunç insan hakları ihlalleri ile ilgili konuştuk.

Aslında şoke oldum çünkü bunlarla ilgili konuştuğumda onlar beni durduruyordu ve, “Merak etme, bütün bunları biliyoruz zaten.” diyorlardı. Bunlar beni hep mutlu etti, çünkü bütün bu Senatörler ve Meclis üyeleri biliyorlar.

Baldwin: Bunları biliyorlar ve bu ülkede güvende hissettiğini söylemiştin.

Kanter: Evet

Baldwin: Benim son sorum: Ailenle ilgili üzüntünü anlayabiliyorum. Senin pasaportunu elinden aldılar. 2015’ten bu yana evine uğramamışsın?

Kanter: Evet

“HAPİSTEKİ GAZETECİLER İÇİN BUNU YAPMAM GEREKİYOR”

Baldwin: Erdoğan’la ilgili çok sert eleştirilerin var. Değer mi?

Kanter: Her gün takım arkadaşlarımdan duyduğum bir soru bu. Arkadaşlarım, herkes bana ”Deli misin?” diye soruyor. Ben deli değilim.

Baldwin: Deli olup olmadığını sormuyorum. Buna değer mi? diye soruyorum.

Kanter: Değer mi? Evet, değer. Ben NBA’de oynuyorum ve büyük bir kürsüm var. Bu kürsümü bütün masumların sesi olmak için kullanıyorum. Çünkü insanlar benim hikâyemi biliyorlar, fakat orada binlerce ve binlerce insan var ki seslerini duyurmak için bekliyorlar. İşte benim işim bütün bu masum insanların sesi olabilmek.

Sonuçta ben bir basketbol oyuncusuyum. Siyasetçi değilim. Gazeteci değilim. Şu anda kullandığım bazı kelimeleri bile hayatımda ilk kez kullanıyorum.

Fakat bunu masum insanlar ve hapisteki bütün gazeteciler için yapmam gerekiyor.

NBA yöneticisi Silver’dan Enes Kanter’e destek: Tehditler ciddi

Dünya

Hizmet Hareketi gönüllülerine hakaret ve saldırıya ‘ağır ceza’

Belçika’da Hizmet Hareketi gönüllülerini hedef alan saldırganlardan 3’ü para cezası alırken 14 kişi hakkında Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılıyor.

BOLD – Belçika’da AKP rejimini nefret söyleminin neden olduğu şiddet olaylarıyla ilgili önemli bir dava görüldü. 15 Temmuz sonrasında Belçika’da Hizmet Hareketi gönüllülerini ve Fedactio ile De Gouden Meridiaan isimli dernekleri hedef alan şüpheliler yargılandı.

Hizmet Hareketi’ne mensup insanlara sözlü ve fiili saldırıda bulunan AKP yandaşı bazı Türk vatandaşları, Gent’teki Islah Mahkemesi tarafından suçlu bulundu.

Dava konularından biri, Facebook’taki bazı hesaplardan Gülen Hareketi’ne mensup insanlara yönelik aktif bir şekilde nefret ve şiddetin körüklenmesiydi. Söz konusu davada 14 kişi bu tür Facebook mesajlarından ve paylaşımlarından dolayı yargılandı. Facebook’taki sayısız mesaj nedeniyle, birçok AKP yandaşı gerçek hayatta da Belçika’daki Gülen Hareketi’ne mensup insanlara saldırmaya hakkı olduğunu savundu. Bu saldırıların bir kısmı da yine bu davada ele alındı.

1.600 AVRO PARA CEZASI

Hürü Örnek ve Sultan Yıldırım isimli saldırganlar, Gent’teki Fedactio binalarını tahrip etti. Söz konusu binalara Gülen Hareketi mensuplarını aşağılayan ve onları terörist olmakla suçlayan duvar yazıları yazıldı. Ahmet Başoğlu adlı bir başka saldırgan da daha sonra söz konusu binaların pencerelerini kırdığı için yargılandı.

Mahkeme, 16 Kasım 2020 tarihinde kararını verdi. Hürü Örnek ve Sultan Yıldırım, 1.200’er euro para cezalarına çarptırıldı. Ahmet Başoğlu ise 6 ay ertelemeli hapis ve 1.600 euroluk para cezası aldı.

Islah Mahkemesi, Facebook paylaşımları sebebiyle yargılanan 14 kişiyle ilgili de görevsizlik kararı verdi ve şahısların Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması gerektiğine hükmetti.

Ağır Ceza Mahkemeleri, en ciddi cezai suçlar için ayrılmış ve bir halk jürisinden oluşuyor. Nefret suçu işledikleri belirtilen 14 kişiyle ilgili jürili Ağır Ceza Mahkemesinde yeni bir dava süreci başlayacak.

Okumaya devam et

Dünya

Alman der Spiegel: Uydu görüntüleri Roselina-A’nın silah kaçakçılığına işaret ediyor

Alman der Spiegel dergisi, Alman askerlerinin aradığı Rosaline-A’dan uzun süredir kuşkulanıldığı, uydu görüntülerinin geminin Libya’ya silah sevkiyatında kullanıldığına işaret ettiğini iddia etti.

BOLD – Der Spiegel dergisi, İrini misyonunda görevli analistlerin geminin daha önce de Libya’nın Mısrata limanında zırhlı askeri araçları boşalttığını uydu görüntüleriyle tespit ettiğini öne sürdü.

Spiegel’in haberinde güvenlik kameralarından elde edilen görüntülere göre, Rosaline-A’nın Kasım ayında demirlediği Ambarlı Limanı’nda da gemiye şüpheli malların yüklendiği iddia edildi. Bunun üzerine de, Libya’ya silah ambargosunu denetlemeyi hedefleyen İrini misyonu komutanlarının gemiyi kontrol etme kararı aldığı belirtildi.

GEMİDEKİ 150 KONTEYNERDEN ÇOK AZI KONTROL EDİLDİ

Haberde, İrini misyonu bünyesindeki Alman fırkateyni Hamburg’da görevli askerlerin geçen Pazar günü Bingazi açıklarında gemiyi durdurarak, arama yapmaya başladığı, ancak Türkiye’nin tepkisi üzerine operasyona son verildiği hatırlatıldı. Alman askerlerin gemide bulunan yaklaşık 150 konteynerden çok azını kontrol edebildiği ve kontrol edilen konteynerlerde silah bulunmadığı belirtildi.

TÜRKİYE’NİN SERT TEPKİSİ ŞÜPHELERİ ARTTIRDI

Spiegel, Türkiye’nin gösterdiği sert tepkinin Avrupa Birliği (AB) diplomatları tarafından gemide yasa dışı mallar bulunduğu yönündeki şüphenin doğru olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirildiğini yazdı. Spiegel’in güvenlik çevrelerinden edindiği bilgilere göre, AB’nin İrini misyonunun uzun zamandır Rosaline-A’yı takip ettiği, geminin sadece bu yıl sekiz kez Türkiye’den Libya’ya gittiği belirtildi.

GEMİ UZUN SÜREDİR TAKİP EDİLİYOR

Alman haber ajansı DPA da AB’nin gizli bir raporuna dayandırdığı haberinde, geminin Libya’ya yasa dışı silah sevkiyatı yaptığından uzun süredir kuşkulanıldığını iddia etti. Haberde, geminin geçen Pazar günü Alman askerleri tarafından aranmasından önce Birleşmiş Milletlerin silah ambargosu uzmanlarının gemiye ilişkin özel bir rapor hazırladığı belirtildi.

AB’nin Mart ayı sonunda kabul ettiği İrini misyonu, Libya’da yasa dışı yollardan silah sevkiyatının yanı sıra petrol ve akaryakıt kaçakçılığını engellemeyi hedefliyor.

Akdeniz’de Alman askerlerinden silah yüklü Türk gemisine baskın

Türkiye’nin Libya’ya silah gönderdiğine ilişkin görüntüler BBC’de: Türkiye’nin hayalet gemileri

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’da naylon poşet yasağı Federal Meclis’ten geçti

Almanya’da market ve mağazalarda naylon poşet sunumuna yasak getiren yasa Federal Meclis’ten geçti. Ülkede naylon poşetler 2016’dan beri parayla satılıyordu.

BOLD – Almanya’da süpermarketlerde naylon poşetlere yasak getiren yasa Federal Meclis’te kabul edildi. Yasaya göre süpermarketler 2022 yılından itibaren, kasalarda verilen 15 ila 50 mikrometre kalınlığındaki standart poşetleri tamamen kaldırmak zorunda olacak.

Çok kullanımlık dayanıklı kalın torbalarla sebze-meyve reyonlarında sunulan ince poşetler yasak kapsamının dışında tutuldu.

Yasak öncesindeki geçiş süreci ise sektörden gelen talepler nedeniyle başlangıçta planlanan altı ay yerine 12 aya uzatıldı.

PLASTİK TÜKETİMİNİN SADECE YÜZDE 1’İ

Uluslararası çevre kuruluşu WWF, naylon poşetlerin Almanya’daki plastik tüketiminin sadece yüzde 1’ini oluşturduğuna işaret ederek yasağın sadece sembolik anlam taşıdığını belirtti.

Almanya’da hükümetle Alman Ticaret Birliği arasında 2016 yılında varılan anlaşmayla market ve mağazalarda naylon poşetlerin ücretlendirilmesi karara bağlanmış, pek çok süpermarket zinciri naylon poşetleri kaldırarak yerine dayanıklı plastik çanta veya bez çantalar sunmaya başlamıştı.

Rus uzmanlardan korona aşısı uyarısı: Garanti yok, her yıl vurulmalı

Okumaya devam et

Popular