Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Vehbi Bey, oğlu Rahmi Koç’u hiç anlamadı

Vehbi Koç'un çocukları Semahat Arsel ile kardeşi Rahmi Koç, Koç Holding'in ikinci kuşağını temsil ediyor.

Koç Grubu’nun kurumsal dergisi, “Bizden Haberler” Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç ile ablası Semahat Arsel’in iş ve özel hayatını anlatan bir sayı yayınladı.

Dergide, Rahmi Koç’un kız kardeşi (merhum) Sevgi Gönül’ün ilginç bir sözü yer aldı: “Vehbi Bey’in hayatında en önemli konu ‘işi’ olduğu için, Rahmi’nin de tıpkı kendisi gibi, yalnız işlerle ilgilenmesini beklemiştir. Rahmi’nin deniz sevgisini, antika merakını, seyahat tutkusunu anlamamıştır.”

BOLD- Koç Holding’in kurumsal dergisi “Bizden Haberler”, son sayısını Koç Holding Şeref Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi M. Koç ile Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Semahat Arsel’e ayırdı.

Özel dosyada iş hayatında Rahmi Koç’un 60, Semahat Arsel’in ise 55 yılını geride bıraktıkları vurgulandı. İki ismin çocukluk ve gençlik yıllarıyla, iş hayatlarından anekdotlar ve hatıralara yer verildi.

Koç Holding şeref başkanı Rahmi Koç 1930, ablası Semahat Arsel 1928, diğer kız kardeşlerinden merhum Sevgi Gönül 1938 ve Suna Kıraç 1941 doğumlu.

Rahmi Mustafa Koç’un gençlik yılları… (Kaynak: Bizden Haberler Dergisi)

ANKARA’YA GİTMEK İSTEMEDİM AMA GÖNDERDİLER

İş hayatına 1958 yılında Koç Holding’in Otomotiv Grubu’nda başlayan Rahmi Koç’un, çalışmak için Ankara’ya gönderildiği ve Koç’un bu durumdan duyduğu rahatsızlık dergide Rahmi Koç’un ağzından anlatılmış.

Rahmi Bey o dönemi şöyle anlatıyor: “Askerliğimi bitirince bana ‘Ankara’ya gideceksin’ dediler. Oysa benim gönlümden İstanbul geçiyordu. Beni Bernar Nahum’un yanına verdiler. Bir gün Bernar Nahum beni çağırdı, ‘Bak kuzum, ben müdürüm. Sen Vehbi Koç’un oğlusun, ama burada, benim yanımda çalışacaksın’ dedi.”

Bernar Nahum’un yanında, babası Vehbi Koç’un talebiyle iltimas gösterilmeden yetiştirilen Rahmi Koç, Nahum’un bu konudaki sert duruşunu ise, “Bir kere ona sormadan bir adamı işe almıştım. Benim yanımda o adamı işten attı ve dedi ki ‘Burada patron benim!’ Sesimi çıkaramadım.” örneğini vererek açıkladı.

1966 yılında Rahmi Koç’un girişimiyle fiberglass malzemeden üretilmiş ilk Anadol otomobilin banttan indirilirken, 1985 yılında ise yine Koç’un girişimiyle sac otomobil üretimi gerçekleştirildi. Ford’un Taunus modelinin imalatına aynı sene başlandı.

HOLDİNGDE İKİNCİ KUŞAK DÖNEMİNİ BAŞLATTI

Rahmi Koç, Otokoç Otomotiv’de işe başladıktan altı yıl sonra Koç Holding Koordinatörü, 1970’te İcra Kurulu Başkanı, 1975’te İdare Meclisi Başkan Yardımcısı, 1980’de ise İdare Komitesi Başkanı oldu. Bizden Haberler dergisi o yılları “Holding için uzun ve önemli bir büyüme döneminin başladığı yıllar” diye niteledi.

Rahmi Koç’un 1984’te yönetim kurulu başkanı olmasıyla Koç Holding’de ikinci kuşak direksiyona geçti. Bu dönemde topluluk şirketlerinin mali bünyeleri güçlendirilerek, karar mekanizmalarını hızlandırıldı ve üretim teknolojilerini yenileyen yatırımlara ağırlık verildi.

Dergide, Rahmi Koç’un 19 yıldır yürüttüğü Yönetim Kurulu Başkanlığı görev süresi boyunca, topluluğun yatırımlarının hem değerlerinin hem de boyutlarının arttığı da vurgulandı. Bu duruma örnek olarak, Arçelik, Beko ve topluluğun otomotiv sanayisine yaptığı yatırımlar ile söz konusu sektörün hem Koç Topluluğu’nun hem de Türkiye’nin yıllar sonra ihracat rekorları kırması verildi.

Rahmi Koç holdingde toplantı esnasında. (Kaynak: Bizden Haberler)

ZAMANINDA ÇEKİLMESİNİ BİLMEK FAZİLETTİR

Rahmi M. Koç, Vehbi Koç’tan aldığı bayrağı Mustafa V. Koç’a teslim ettiğinde ise takvimler 2003 yılını gösteriyordu. Babası Vehbi Koç’tan teslim alıp oğlu Mustafa Koç’a devrettiği Koç Topluluğu dünyanın en büyük şirketleri sıralamasında 451’inci sıraya yükselmişti.

Dergide, devir teslimi gerçekleştiren Rahmi Koç’un, “Zamanında çekilmesini bilmek fazilettir. Sağlığımda, elim ayağım tutarken ve müessesenin emin ellerde olduğuna inandığım 2000 senesinde çekilme kararı verdim. Kurucuların işi bırakması çok zordur. Bunu Vehbi Bey başarmıştı. Ben de bugün bayrağı benden sonrakilere teslim ediyorum.” sözlerine yer verildi.

Rahmi Koç’un, 73 yaşına kadar sürdürdüğü görevi Mustafa V. Koç’a devretmesinden yıllar sonra, iki dönem arasında Türkiye’deki değişimi ise, “Ben işi devraldığımda Türkiye’nin nüfusu 48 milyondu, görevi bıraktığımda ise 71 milyondu. Benim zamanımda tüm yumurtaları bir sepete koymak o zamanın değişken şartlarında tehlike arz ediyordu. Halbuki bugün başarının sırrı seçtiğiniz sektörlerde uzmanlaşmak, büyümek ve piyasa hissesi çoğaltmaktan geçiyor.” sözleri ile özetlediği aktarıldı.

Mütevelli Heyeti Onursal Başkanı olduğu Koç Üniversitesinde Rahmi Koç’un “itibar” konulu verdiği dersten de alıntılar yapan Bizden Haberler’de, Koç’un şu ifadelerine yer verildi:

“İtibar kelimesi kısa, ama ne Türkçe’de ne de İngilizce’de tek kelime ile ifade edilemiyor. İllaki bir şey söylemek gerekirse ‘dürüstlük’ diyebiliriz. Hayat üniversitesine atılacak siz gençler için, gerek profesyonel gerekse kendi işiniz olsun, genç yaşta itibar kazanmak çok önemlidir. İtibar için iyi bir tahsil şart değildir, fakat olursa da ilave bir değer arz eder. İtibarı elde etmek uzun seneler ister. İtibar kelimesinin önemini, şimdiden anlayın, içinize sindirin, kendinize çeki düzen verin. Bu, kısa vadede fedakârlık ister, ama uzun vadede mutlaka kazançlı çıkarsınız.”

Rahmi M. Koç, babası merhum Vehbi Koç ile (Kaynak: Bizden Haberler)

VEHBİ BEY RAHMİ’NİN TUTKULARINI ANLAMADI

Rahmi Koç’un iş yaşamı haricinde kişisel özelliklerinin de anlatıldığı dergide, Koç’un her konunun zaman içerisinde çözüleceğine inandığı aktarıldı.

Dergide babasını tarif eden Ömer Koç’un, “Babamın en belirgin vasfı sevecenliği ve insanlara karşı müsamahakâr tutumudur. Hiçbir zaman kin tutmaz, çatışmadan ziyade uzlaşma yollarını arar. Ufak tefek ehemmiyetsiz şeylere sinirlense bile büyük meselelerde soğukkanlılığını kaybetmez. Bizlerle olan ilişkilerinde her zaman anlayışlı ve sabırlı olmuştur. Meraklarımıza ve zevklerimize karışmaz. İkbal devrinde insanlara gösterdiği sevgi ve saygıyı idbar devrinde fazlasıyla gösterir.” ifadesi de yer aldı.

Semahat Arsel’e göre ise Rahmi Koç’un, Vehbi Koç’tan bir yönüyle farklı olduğunun altı çizildi. Buna göre, Vehbi Koç’un bütün hobisinin çalışmak olduğu, Rahmi Koç’un ise çok çeşitli hobileri olduğu belirtildi.

Sevgi Gönül’ün de Rahmi Koç hakkında ki görüşleri dergiye taşındı. Buna göre, Sevgi Gönül’ün Rahmi Koç için kullandığı, “Gerçekte Vehbi Bey, oğlu Rahmi’ye tutkundur, ona hayrandır. Tek erkek evlat oluşu, doğumundan beri Rahmi’ye bir ayrıcalık kazandırmıştır. Vehbi Bey’in hayatında en önemli konu ‘işi’ olduğu için, Rahmi’nin de tıpkı kendisi gibi, yalnız işlerle ilgilenmesini beklemiştir. Rahmi’nin deniz sevgisini, antika merakını, seyahat tutkusunu anlamamıştır. Bu yüzden Vehbi Bey’in, oğluna olan sevgisi, dikkatli gözlerden bile kaçmaktadır.” ifadeleri aktarıldı.

GÜNÜN 24 SAATİ TEMPOMA YETMİYOR

Dergide, Rahmi Koç’un aktif iş yaşamındaki hareketliliğini emekliliğinde de sürdürdüğü belirtilerek, Koç’un emeklilikle ilgili, “Bugünkü devirde emekli olunca inzivaya çekilip, köşende oturmak gibi bir şey yok. İnsanların zihinleri ve bedenleri çalışmazsa birçok melekemizi kaybederiz. Dolayısıyla her zaman bir şeyle meşgul olmak lazım. Ben kendimi emekli addetmiyorum, sadece kulvar değiştirmiş olarak görüyorum ve şu anda geçmişe nazaran daha çok meşguliyetim var. Bir günün 24 saati benim tempoma yetmiyor ve bundan çok memnunum.” sözlerine yer verildi.

Rahmi Koç, büyük oğlu (merhum) Mustafa Koç ile

KOÇ MÜZESİNİN İLHAMINI HENRY FORD’DAN ALDI

Rahmi M. Koç müzesini açmanın Rahmi Koç’un çocukluğundan gelen bir merak olduğunun belirtildiği Koç Holding’in kurumsal dergisi ‘Bizden Haberler’ de, Koç’un Detroit’teki Henry Ford Museum’u görmesiyle müze açma hayalini gerçeğe taşımaya karar verdiği belirtildi.

Rahmi Koç’un, çocukluğundan beri bir deniz aşığı olduğu da bildirilirken, çok küçük yaştan itibaren tekne ve balık tutma hobisinin bulunduğu bilgisi paylaşıldı.

Koç’un bu sevgisini çocuklarına da aşıladığı vurgulanırken,  2004 yılında Nazenin IV ismli teknesiyle 28 bin 250 deniz mili katederek 5 kıtayı kapsayan 657 günlük dünya turu gerçekleştirdiği belirtildi. Rahmi Koç’un, bu yolculuktaki gözlemleri de şu sözlerle aktarıldı: “Netice itibarıyla şu karara vardık ki Avrupa’nın üstüne kıta yok, Akdeniz, Ege ve Marmara’nın üzerine deniz yok. Türkiye’nin üzerine de memleket yok.”

Vehbi Koç Vakfı Başkanı Semahat Arsel.

“CUMHURİYET’İN KIYMETİNİ İYİ BİLİYORUZ”

Koç Holding’in kurumsal dergisi ‘Bizden Haberler’in ikinci kısmında Vehbi Koç’un en büyük çocuğu olan Semahat Arsel’in hayatından kesitlere yer verildi. Arsel’in, Koç Ailesi’nin en büyük çocuğu olmasının da etkisiyle ailenin değerlerini, gelenek ve göreneklerini gelecek nesillere aktarmada önemli bir rol üstlendiği belirtildi.

Bu kapsamda Arsel’in, “Anne ve babamız gerek kişisel hayatımızda, gerekse iş hayatımızda bizlere genç yaşta sorumluluklar verdiler. Bize sınırlar çizdiler, aynı zamanda dirayetli olmayı öğrettiler. İlkeli ve prensipli yaşamayı, sadece vaaz etmeyi değil, uygulamaya geçmemizi, öğrenmemizi sağladılar” sözleri derginin okuyucularına aktarıldı.

Ankara’da huzurlu ve mutlu bir çocukluk ile gençlik geçiren Semahat Arsel’in, 1940’lı ve 1950’li yılların başkenti ile ilgili hatıraları ise Arsel’in kendi cümleleri ile şu şekilde anlatıldı: “Gençliğimizde, Ankara’da, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşunu ve gelişimini gördük. Çocukluğumuzdan bu yana ne günlerden, nerelere, ne kadar sıkıntı ve özveri ile gelindiğinin canlı şahidiyiz. O nedenle gerek Ankara’nın gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin kıymetini en iyi bilen ailelerden biri olduğumuzu düşünüyorum.”

DİVAN OTELİ’NİN İLK ETKİNLİĞİ SEMAHAT-NUSRET ARSEL’İN DÜĞÜNÜ OLDU

Arsel’in Ankara’daki ilkokul yıllarının ardından İstanbul’da Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde başarılı bir öğrencilik dönemini geride bıraktığının anlatıldığı dergide, kolejden mezun olduğu 1949 yılında köpeklerden geçen bir parazitin yol açtığı kist hidatik hastalığına yakalandığı bilgisi paylaşıldı.

Londra’da ameliyat edilen Semahat Arsel’in, ameliyat esnasında ise bir hataya maruz kaldığı ve bu durumun Arsel’in yaşamında önemli bir dönüm noktası olduğu belirtildi.

Semahat Arsel’in Nusret Arsel ile evliliğine ilişkin bilgilerin de paylaşıldığı dergide, çiftin 5 Ocak 1956 günü Divan Oteli’nde gerçekleşen nikah töreninin, aynı zamanda otelin ilk büyük etkinliği olduğu bildirildi.

Semahat Arsel gençlik yıllarında (Kaynak: Bizden Haberler)

İŞ HAYATINA ANNESİ SADBERK HANIM TEŞVİK ETTİ

1964 yılında Koç Topluluğu’nda çalışmaya başlayan Arsel’in, Koç Holding Yönetim Kurulu Üyeliği ile Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olarak işe başladığı bu dönemde, varlıklı ailelerin kızlarının iş yaşamına dahil olması konusunda da önemli bir örnek teşkil ettiği kaydedildi. Bizden Haberler’de yer alan bilgiye göre, Arsel’in iş hayatına atılmasında “ailelerdeki en büyük sorunların kardeşler arası eşitsizlikten kaynaklandığını” söyleyen annesi Sadberk Koç’un da desteği etkili oldu.

“DİVAN OTELİ EVLADIM GİBİDİR”

Divan Oteli’nin açılış hikayesine yer verilen dergide, otelin İstanbul’da düzenlenecek Dünya Para Fonu Kongresi’ne yetiştirilmesi ve 1955’te bazı eksiklerle delegeleri ağırladığı, fakat asıl açılışın ise 1956 yılında Semahat ve Nusret Arsel’in düğününden bir hafta sonra yapıldığı aktarıldı.

Dergide, otel açıldığı zaman yetişmiş personel bulmakta zorlandıklarını anlatan Semahat Arsel’in, “Türkiye’de o seneler, hizmet sektöründe genellikle Rum ve Ermeni vatandaşlarımız çalışırlardı. Pastanelerin çoğu da onlar tarafından işletilirdi. Türkler hizmet sektörünü hem beceremezler hem de küçümserlerdi. Turizm sektörü diye bir sektör mevcut değildi. Zamanlar yabancı şeflerden iş öğrenen ve kendilerini yetiştiren gençler, ilerinin hocaları, şefleri hâline geldiler. Derken turizm okulları açıldı ve bu sanayi hızla ilerledi.” ifadelerine yer verildi.

Yayında, Arsel’in otel için, “Divan benim evladım gibidir” sözü de paylaşıldı.

ALLAH BANA HEMŞİRELERLE UĞRAŞMA GÖREVİ VERDİ

Geçirdiği rahatsızlık döneminde dünyanın dört bir tarafında çok sayıda ameliyat geçiren Arsel’in hemşirelik mesleğinin önemini gözlemlediğinin anlatıldığı dergide, Arsel’in öncülüğünde yurt dışındaki hemşirelik hizmetleri ile Türkiye’dekilerin karşılaştırıldığı ve uzman sağlık personelinin yetiştirilmesine yönelik adımların atıldığı kaydedildi.

Semahat Arsel’in bu çabasının gerekçesini açıkladığı sözler ise dergide şu şekilde yer aldı: “Hastalığım sebebiyle dokuz defa ameliyat olmak mecburiyetinde kaldım. Japonya, Amerika, İsviçre, Almanya ve Türkiye’de çok değişik hastaneler gördüm. O vesileyle hemşirelik mesleğinin ne kadar önemli olduğunu anladım. Demek ki, Allah bana bir ideal, bir görev verdi, ‘Sen hemşirelerle uğraş,’ dedi. 1974’te Vehbi Koç Vakfı’nda bir fon kurdum, Vehbi Bey de bana destek oldu, o günden beri hemşirelik mesleğiyle çok yakından ilgileniyorum. O benim için ideal oldu.”

Yayında, 1985 yılında ABD’de geçirdiği operasyonla hastalığından kurtulan Semahat Arsel’in, hem hemşirelerden hem de eğitimcilerden gelen eğitim taleplerini karşılamak üzere 1992 yılında “Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim ve Araştırma Merkezi”ni (SANERC) kurduğunun da altı çizildi.

Semahat Arsel’in mezuniyet albümünden. (Kaynak: Bizden Haberler)

Ekonomi

Vatandaş 3 günde 2,1 milyar dolar aldı

Dolar 8,47 liraya çıktığında satan vatandaşlar, 8,20 liranın altını alım fırsatı olarak değerlendirdi. 6-7-8 Nisan’da vatandaşlar 2.1 milyar dolarlık alım yaptı. Döviz mevduatı 245.8 milyar dolara yükseldi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası başkanını görevden alması sonrası 12 milyar dolar satan şirketler ve vatandaşlar, ucuzdan dolar toplamaya başladı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun günlük verilerine göre 6-7-8 Nisan’da yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı yeniden yükselişe geçti ve üç günlük değişim 2.1 milyar dolar oldu. Dolar/TL’nin 8.20 liranın altına gerilediği günlerde alımda ticari işletmeler öne çıktı.

5 Nisan’da yurtiçi yerleşiklerin 243 milyar 745 milyon dolar olan döviz mevduatı 8 Nisan’da 245 milyar 845 milyon dolara yükseldi. Üç işgününde 2.1 milyar dolarlık toplam artış yaşandı.

EN ÇOK ŞİRKETLER ALDI

Gerçek kişilerin döviz mevduatı 5 Nisan’dan 8 Nisan’a 462 milyon dolar arttı. 5 Nisan’da 157 milyar 218 milyon dolar olan gerçek kişilerin döviz mevduatı 8 Nisan’da 157 milyar 680 milyon dolara çıktı. Şirketler ise daha hızlı bir alım yaptı. 5 Nisan’da 86 milyar 526 milyon dolar olan tüzel kişilerin döviz mevduatı 8 Nisan’da 88 milyar 164 milyon dolara yükseldi. Bu 1 milyar 638 milyon dolarlık alım yaptıklarını gösteriyor.

Okumaya devam et

Ekonomi

Şahap Kavcıoğlu indirmek için geldiği politika faizine dokunamadı

Faize karşı görüşleri ile bilinen ve faiz indirmek için Merkez Bankası başkanlığına getirilen Şahap Kavcıoğlu, yaptığı ilk Para Politikaları Kurulu toplantısında faizi sabit tuttu. Geçen ay yapılan toplantı sonrası 200 baz puan artırılarak yüzde 19’a çıkarılan faiz sonrası eski başkan Naci Ağbal görevden alınmıştı.

BOLD – Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu Toplantısı ile faiz kararını belirledi. Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu Toplantısı yeni Başkan Şahap Kavcıoğlu tarafından ilk kez yapıldı. Merkez Bankası Toplantısında faiz kararı açıklandı. Açıklanan faiz kararına göre bir haftalık repo faizini sabit tuttu.

KARARDAN PİYASALAR ETKİLENMEDİ

Merkez Bankası’nın Twitter hesabından yapılan paylaşımda “15 Nisan 2021 Tarihli PPK Kararı: 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranı sabit tutuldu” denildi. Merkez Bankası faiz kararı sonrasında dolar kuru 8 lira 4 kuruşta seyrederken, altın fiyatları 452 lira bandında seyrediyor.

FAİZLER YÜZDE 19’A ÇIKARILMIŞTI

Merkez Bankası’nın Nisan ayı faiz kararı öncesi faizler yüzde 19 bandında yer alıyor. Merkez Bankası 2021 yılında Ocak ve Şubat aylarında faiz yüzde 17’lerde sabit tutulmuş Mart ayında ise 200 baz puan artırılarak yüzde 19’a çıkarılmıştı. Merkez Bankası karar metninden, “Gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacaktır” ifadesini çıkardı.

Şahap Kavcıoğlu kayıp 130 milyarı açıklayınca başkanlığı kaptı

Okumaya devam et

Ekonomi

Hükumet satmaya devam ediyor, 7 ildeki 19 taşınmaz satışa çıkarıldı

Cumhuriyet tarihinde özelleştirme rekoru kıran AKP hükumetleri kamu mallarını satmaya devam ediyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Hazineye ait 7 ilde bulunan 19 taşınmazı satış yöntemiyle özelleştireceğini duyurdu.

BOLD – AKP hükumeti özelleştirmelere tam gaz devam ediyor. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, özelleştirme süreçlerine ilişkin yatırımcılara duyurusu Resmi Gazete’de yayımlandı.

TAŞINMAZLAR PAZARLIKLA SATILACAK

Buna göre, Adana, Ankara, Aydın, Kilis, Malatya, Mersin ve Şanlıurfa’da bulunan 19 taşınmaza ilişkin ihaleler birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle pazarlık usulüyle gerçekleştirilecek. Gerekli görüldüğü takdirde ihaleler, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımıyla açık artırma suretiyle sonuçlandırılabilecek. İhalelere gerçek ve tüzel kişiler, ortak girişim grupları (OGG), kooperatiflerle kuruluş belgelerinde taşınmaz edinebileceklerine dair hüküm bulunan dernek ve vakıflar katılabilecek.

İHALEYE KATILABİLMEK İÇİN GEÇİCİ TEMİNAT GEREKİYOR

Teklif sahiplerinden ihalelere katılabilmesi için ilanda belirtilen tutarlarda geçici teminat alınacak. İhale bedeli peşin veya vadeli olarak ödenebilecek. İllere ve taşınmazlara göre değişen ihalelerdeki son teklif verme, geçici teminat ve ihale şartnamesi bedelleri de Resmi Gazete’nin bugünkü sayısındaki duyuruda yer alıyor.

ABD’ye gönderilen Fethullah Gülen dosyasında neler var?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0