Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Almanya’da iç istihbaratın 2 numaralı ismi Sinan Selen oldu

Sinan Selen 4 yaşında göçmen bir ailenin çocuğu olarak geldiği Almanya'da istihbarat teşkilatı BfV'de iki başkan yardımcısından biri olmayı başardı.

Federal Almanya iç istihbarat birimi Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) başkan yardımcılığına Türkiye doğumlu, Alman vatandaşı Sinan Selen getirildi.

Almanya’da güvenlikle alakalı bir devlet kurumunun en üst makamlarından birine ilk defa bir göçmen atanmış oldu. Teşkilattaki diğer başkan yardımcılığı görevine ise Michael Niemeier getirildi.

Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer (sağ başta) Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı’na (BfV) atanan Sinan Selen ile Michael Niemeier’i (sol başta) gazetecilere tanıttı. (Fotoğraf: dpa)

İÇİŞLERİ BAKANI SEEHOFER AÇIKLADI

Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 21 Ocak’ta Köln’de yapılan personel toplantısında Selen ve Niemeier’in başkan yardımcılığı görevlerine atandığını resmen açıkladı.

46 yaşındaki Selen uluslararası terörizm, casusluk ve siber saldırılara karşı mücadele ile aşırı sağ, aşırı sol ve yurt dışı kaynaklı aşırı akımlarla mücadele konusunda uzman bir isim.

1972 YILINDA İSTANBUL’DA DOĞDU

1972 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Selen, dört yaşındayken ebeveynleriyle birlikte Köln şehrine yerleşti. Köln Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gören Selen, eğitimi sırasında polis hukuku, Avrupa hukuku ve idare hukuku üzerine ihtisas yaptı.

Üniversite eğitiminin ardından 2000 yılında Federal Emniyet Teşkilatı’nda (BKA) çalışmaya başlayan Selen; siyasi suçlar, terör suçları ve casusluk alanında görevli devlet güvenliği birimi (Staatsschutz) ile Berlin’deki anayasal kurum ve makamların güvenliğinden sorumlu çeşitli birimlerde görev yaptı.

Selen, bu dönemde Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in güvenliğinden sorumlu ekipte yer aldı.

11 EYLÜL SALDIRGANLARININ HAMBURG BAĞLANTILARINI ARAŞTIRDI

Alman medyasında yer alan haberlere göre uluslararası terörizm konusunda uzmanlaşan Selen, ABD’de 11 Eylül 2001’de gerçekleşen terör saldırılarının ardından saldırganların Hamburg bağlantılarını soruşturan BKA özel komisyonunda görev yaptı.

Selen, 2006’da Köln ve Koblenz şehirlerinde trenlerde valiz içerisine yerleştirilmiş bombaların bulunması üzerine suçluların aranması için teşkil edilen ekibi sevk ve idare etti.

Operasyondaki başarısı üzerine taltif olarak İçişleri Bakanlığı’na tayin edildi.

Selen, İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble döneminde terörle mücadele, terörle mücadelede uluslararası işbirliği ve Federal Emniyet Teşkilatı ile Anayasayı Koruma Teşkilatı’ndan sorumlu birimin başına getirildi.

2009 yılında Potsdam merkezli Federal Sınır Polisi Başkanlığı’nda görev yapmaya başlayan Selen, burada sınır ötesi suçlarla mücadeleden sorumluydu. Selen’in bu birimde üzerinde yoğunlaştığı konular arasında kaçakçılıkla mücadele de bulunuyordu.

Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı iç istihbarat birimi uluslararası terör ve radikal örgütler üzerine çok sayıda uzmanı istihdam ediyor.

2011’DE KAMU GÜVENLİĞİ’NİN BAŞINA GEÇTİ

Polis teşkilatında iki yıl kadar çalıştıktan sonra İçişleri Bakanlığı’na geri dönen Selen, 2011 yılında kamu güvenliği biriminin başına geçti. Selen’in bu birimde sorumlulukları arasında kamu güvenliğini tehdit eder nitelikteki istihbaratı değerlendirmek ve gerekli olduğu takdirde farklı güvenlik kurumları arasındaki koordinasyonu sağlamak yer alıyordu.

13 Kasım 2015’te Paris’te gerçekleşen terör saldırılarından kısa bir süre sonra Almanya ile Hollanda milli futbol takımları arasındaki maçın terör tehdidi sebebiyle iptal edildiği gün Selen, dönemin İçişleri Bakanı Thomas de Maizière’in ekibinde yer alıyordu.

Selen aralarında IŞİD, PKK ve DHKP-C’nin de bulunduğu örgütlerle mücadele için kurulan mekanizmada Almanya adına tam yetkili konumdaydı.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre Selen, 2000 ile 2016 yılları arasında 11 terör saldırısının engellenmesinde rol oynadı.

DÜNYANIN EN BÜYÜK TUR OPERATÖRÜNE TRANSFER OLMUŞTU

2016 yılı haziran ayında kamu görevinden ayrılan Selen, dünyanın en büyük tur operatörlerinden TUI’de çalışmaya başladı.

TUI’de şirket çalışanları, tatilciler, otel, uçak ve gemilerin güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olan Selen, Tunus gibi tatil ülkelerinde yaşanan terör saldırıları karşısında şirketin hızlı ve uygun bir şekilde harekete geçebilmesi amacıyla şirket içerisinde bir kriz ve güvenlik yönetimi birimi kurdu.

Siyah Transporter belgeselinin Türkçe altyazılı hali

 

Dünya

Türkiye ve Libya arasında imzalanan deniz yetki anlaşması devam edecek

Türkiye ve Libya, Doğu Akdeniz’deki yetki alanlarına ilişkin 2019’da imzaladıkları mutabakat muhtırasına dair bağlılıklarını teyit etti.

BOLD – Türkiye ile Libya arasında Ankara’da düzenlenen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) toplantısının ardından yayımlanan ortak bildiride, 2019 yılı Kasım ayında imzalanan deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin mutabakat muhtırasının geçerliliğinin devam edeceği belirtildi.

Yunanistan, haklarını ihlal ettiği iddiasıyla anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor.

ORTAK BİLDİRİ YAYINLANDI

Libya’nın Şubat ayında oluşturulan Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, beraberinde 14 bakan ve genelkurmay başkanıyla dün Ankara’daydı.

Bakanlar Türkiye’deki mevkidaşlarıyla, Dibeybe ise AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dibeybe, iki ülke arasında beş anlaşma imzalanmasının ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında da deniz yetki alanlarına ilişkin mutabakat muhtırasının Türkiye ve Libya’nın çıkarına olduğuna vurgu yaptı.

“Akdeniz’de komşumuz olan Libya ile deniz yetki alanlarına ilişkin imzaladığımız mutabakat muhtırası, her iki ülkenin milli menfaatini ve istikbalini güvence altına almıştır.” diyen Erdoğan, bu konudaki kararlığı bugün tekrar teyit ettiklerini belirtti.

Erdoğan’dan sonra söz alan Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Dibeybe de, 27 Kasım 20192da imzalanan deniz yetki alanlarıyla ilgili anlaşmanın iki ülkenin çıkarına olacağını söyledi.

Görüşmeden sonra iki ülke liderlerinin imzaladığı ortak bildiride, “Türkiye ve Libya arasında akdedilen mutabakat muhtıralarının her iki ülkenin ortak çıkarları ile bölgesel istikrar ve işbirliği için önem taşıdığını vurgular, bunların içerdiği ilkelerin geçerliliğini teyit eder, mutabakat muhtıralarının ilerletilmeleri için niyet beyan eder, Doğu Akdeniz’de diyalog ve işbirliğini destekleyecek ve tüm tarafların haklarının garanti altına alınmasını amaçlayan bölgesel bir konferans düzenleme ihtiyacını vurgular” denildi.

YUNANİSTAN ANLAŞMANIN İPTAL EDİLMESİNİ İSTEDİ

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, geçen hafta yaptığı Libya ziyaretinde geçici hükumetten Türkiye ile yapılan deniz yetki anlaşmasının iptalini istemişti.

Türkiye ve Libya 27 Kasım 2019’da Doğu Akdeniz’de ‘Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı imzalandı.

Yunanistan, o dönemde Ulusal Mutabakat Hükumeti’nin Atina’daki büyükelçisi olarak görev yapan ve şu anki yönetimde Libya Başkanlık Konseyi Başkanı (Cumhurbaşkanı) görevini üstlenen Muhammed El Menfi’yi sınır dışı etti. Ayrıca anlaşma ile Yunanistan’ın haklarının ihlal edildiğini iddia eden Atina yönetimi, anlaşmayı Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’e taşımıştı.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı mutabakatın uluslararası deniz hukukunun ihlali anlamına geldiğini ve iyi komşuluk ilişkileri prensibiyle bağdaşmadığını savunuyor. Atina, söz konusu hamle ile Ankara’nın Girit Adası’nın güneyindeki kıta sahanlığını ihlal ettiğini öne sürüyor.

Çavuşoğlu askıya alınan ihracat izinlerinin kaldırılmasını istedi: Kanada hepsini iptal etti

Okumaya devam et

Dünya

Halkbank’ın temyiz başvurusu görüşüldü: Karar daha sonra açıklanacak

Halkbank’ın İran’a yönelik yaptırımları ihlal ettiği suçlamasıyla ABD’de yargılanamayacağına yönelik başvurusu New York’taki Temyiz Mahkemesinde görüşüldü. Mahkeme heyeti duruşma sonunda, ”Vereceğimiz nihai kararı bekleyin” dedi.

BOLD – Halkbank’ın ABD’de yargılanamayacağı iddiasıyla yaptığı başvuru, New York’ta İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’nde görüşüldü. Mahkeme heyeti duruşma sonunda, Halkbank’ın avukatları ve savcılıktan yeni belge ve bilgi istemeyeceklerini kaydederek, ‘‘Vereceğimiz nihai kararı bekleyin” dedi.

Mahkeme Halkbank’ı haklı bulursa, bir alt mahkeme olan New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde yargı süreci duracak. Eğer karar Halkbank aleyhine çıkarsa, dava alt mahkemede görülmeye devam edecek. Mahkemenin ne zaman karar vereceği bilinmiyor.

Üst mahkeme hakimleri, Amalya Kearse, Jose Cabranes ve Joseph Bianco, telekonferans aracılığıyla pazartesi günü düzenlenen duruşmada tarafları dinledi ve çeşitli sorular yöneltti.

Toplam 46 dakika süren duruşmada, Halkbank’ı Williams & Connolly LLP hukuk firması avukatlarından Simon A. Latcovich, iddia makamını da New York Güney Bölgesi Başsavcı Yardımcısı Sidhardha Kamaraju temsil etti.

AVUKATLAR: HALKBANK İLE TÜRKİYE EŞDEĞER

Duruşmada Halkbank’ın avukatı Simon Latcovich, bankanın ABD’de yargılanamayacağını, Halkbank’ın dokunulmazlık anlamında ‘Türkiye ile eşdeğer olduğunu’ savundu. Latcovich, bu savını ABD’deki Yabancı Egemen Devlet Dokunulmazlık Yasası’na dayandırdı.

Yargıcın, ‘Halkbank ile Türk devleti eş anlamlı mı” sorusuna, Halkbank avukatlarından ‘evet’ cevabı geldi.

Yargıç bu kez Halkbank çalışanlarının diplomatik dokunulmazlıktan yararlanıp, yararlanmadığını sordu. Halkbank’ın avukatı ise Halkbank çalışanlarının diplomatik dokunulmazlık sahibi olmadığını ifade etti.

Yargıç bu cevap üzerine, ‘Nasıl olur da o zaman bankanın Türk Devleti ile aynı şey olduğunu iddia edersiniz?” dedi.

Savcı Sidhardha Kamaraju ise bu kanunun sadece sivil davalarda geçerli olduğunu belirterek Temyiz Mahkemesi’nin bu başvuruyu reddetmesi gerektiğini söyledi.

ŞEKERCİ DÜKKANI YARGI DOKUNULMAZLIĞINA SAHİP OLABİLİR Mİ?

Mahkeme Heyeti Başkanı Jose Cabranes, Avukat Latovich’e, ‘‘Halkbank’ın ticari işler yapan bir kuruluş olduğu doğru mudur?’’ dedi, ayrıca bir kamu kuruluşuysa ticari faaliyetlerine ek olarak Türkiye’de ne tür çalışmalar yaptığını sordu. Avukat Latovich bu soruyu,” Evet ticari bir kuruluş. Türk vatandaşları Halkbank aracılığıyla tahakkuk eden vergilerini ödeyebiliyor” diye yanıtladı. Hakim Cabranes, “Her mahalledeki şekerci dükkanı bile hükümet adına vergi toplayabilir. Bunu herkes yapabilir. Vergi topluyor diye şekerci dükkanı yargı dokunulmazlığına sahip olabilir mi?’’ sorusu ile yanıt verdi.

“DEVLET MEMURU DEĞİLLER, DOKUNULMAZLIKLARI YOK”

Hakim, Avukat Latovich’e ayrıca devlet kuruluşu olarak ABD’de yargılanamayacağını iddia ettikleri Halkbank çalışanlarının devlet memuru olup olmadıklarını ve diplomatik bir dokunulmazlıktan yararlanıp yararlanmadıklarını sordu. Latovich, bu soruyu da “Devlet memuru değiller ve dokunulmazlıkları da yok” şeklinde yanıtladı.

Savcı Kamararaju da Halkbank’ın uluslararası bankacılıktan sorumlu başkan yardımcı Hakan Atilla’nın da federal mahkemede yargılandıktan sonra hüküm giydiğini, ayrıca hazırladıkları iddianamede Halkbank’ta çalışan yöneticilerin de suçlandıklarını hatırlatarak, “Bu kişilerin diplomatik dokunulmazlıkları yoktu. Burada yargılanmalarına engel bir durum yoktu” yanıtını verdi.

Sidhardha Kamaraju, Halkbank’ın Amerikan finans sistemini kullanarak bir milyar dolar tutarında kara para akladığını, bu suçun ABD mahkemelerinin yargılama yetkisi içinde olduğunu, Halkbank’ın ‘Yabancı Egemen Devlet Dokunulmazlık Yasası’ kapsamında olmadığını iddia etti.

Mahkeme heyeti Savcı Kamaraju’ya, Türkiye’nin daha önce Halkbank çalışanlarının ABD’de yargılanamayacakları konusunda müdahil olup olmadıklarını sordu. Savcı Kamaraju, şimdiye kadar Halkbank çalışanlarının bu ülkede yargılanması konusunda Türkiye’nin resmi bir müdahalesinin olmadığını kaydetti.

“DURUŞMALARA HAZIR MISINIZ?”

Mahkeme heyetinin Başsavcı Kamaraju’ya son sorusu da bir alt mahkemenin daha önce Halkbank’ın jürili seri duruşmaları için belirlediği 3 Mayıs’taki takvimin yeniden devreye girmesine hazır olup olmadıkları oldu. Başsavcı Yardımcısı Kamaraju hazır olduklarını, ancak salgın nedeniyle bazı ayarlamaların yapılabileceğini belirtti.

2019 yılının Ekim ayında açıklanan 45 sayfalık iddianame ile Halkbank’a, ‘dolandırıcılık’ ve ‘kara para aklama’ dahil altı farklı suçlama yöneltmişti. Eğer Temyiz Mahkemesi Halkbank’ın talebini kabul etmezse, jürili davaların 3 Mayıs tarihinde yapılması bekleniyor. Pandemi dolayısı ile bu sürecin bir süre daha ertelenmesi de mümkün.

Bu yaz da turist gelmeyecek: Rusya’dan Türkiye’ye 1,5 aylık yasak

Okumaya devam et

Dünya

Çavuşoğlu askıya alınan ihracat izinlerinin kaldırılmasını istedi: Kanada hepsini iptal etti

Kanada, Dağlık Karabağ’daki savaş nedeniyle Türkiye’ye insansız hava araçları alanındaki ihracat izinlerini askıya almıştı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, dün Kanadalı mevkidaşını aradı ve ihracata izin verilmesini istedi. Saatler sonra Kanada askıya alınan izinlerin tamamen iptal edildiğini açıkladı.

BOLD – Kanada Dışişleri Bakanı Marc Garneau, daha önce askıya alınan Türkiye’ye İnsansız Hava Aracı (İHA) teknolojisi ihraç izinlerini tamamen iptal edildiğini açıkladı. Kanada, Türkiye’de üretilen İHA (insansız hava aracı) ve SİHA’ların (silahlı insansız hava aracı) Dağlık Karabağ’da kullanıldığının tespit edilmesi üzerine bu araçlarda kullanılan teknolojinin ihracat izinlerini Ekim ayında askıya almıştı.

BAKAN, KANADALI MEVKİDAŞINI ARADI

Bakan Çavuşoğlu’nun dün Kanadalı mevkidaşı Marc Garneau ile telefon görüşmesi yaptığı ve Garneau’ya, Türkiye’ye yönelik savunma alanındaki kısıtlamalardan Türk yetkililerin ‘rahatsızlık’ duyduğunu iletti. Diplomatik kaynakların verdiği bilgiye göre, Çavuşoğlu Kanadalı bakana bu kısıtlamaların tekrar gözden geçirilmesi talebini dile getirdi.

KANADA İHRACAT İZİNLERİNİ TAMAMEN İPTAL ETTİ

Bu görüşmeden saatler sonra Kanada’dan Türkiye’nin isteğinin tam aksi yönünde bir karar geldi. Kanada Dışişleri Bakanı Marc Garneau, askıya alınan izinlerin tamamen iptal edildiğini açıkladı. Garneau, “Teknolojinin bu şekilde kullanımı Kanada’nın dış politikasıyla da, Türkiye’nin verdiği son kullanıcı taahhütleriyle de uyuşmamaktadır” dedi. Garneau, bu endişelerini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuoğlu’na ilettiğini de söyledi.

Garneau yeni askeri ürün ve teknoloji ihracatlarına izin vermeden önce son kullanıcı garantilerinde tutarlılık sağlamak için Türk yetkililerle karşılık güven oluşturma adına diyalog mekanizması kurmak istediklerini vurguladı. Özellikle savunma sanayi ürünlerinin ihracatında kullanılan son kullanıcı sözleşmeleri satılan teknolojilerin son kullanıcısının kimler olacağının açık bir şekilde bildirilmesini garanti altına alıyor. Savunma firmaları bu sözleşmelere dayanarak hükümetlerden ihracat izinleri alıyor. Kanada, NATO’nun savunma projeleri kapsamında Türkiye’ye ihracatın ise devam edeceğini açıkladı.

TÜRKİYE’DEN KARARA TEPKİ

Türkiye’nin Ottawa Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada, “NATO müttefiklerimizin yapıcı olmayan, ikili ilişkilerimizin kötü etkilenmesine ve ittifak dayanışmasının zarar görmesine yol açacak adımlardan kaçınmalarını bekleriz” dedi. Kanada’nın iptal ettiği ihracat izni, Türkiye’ye yönelik 29 farklı lisansı ilgilendiriyor. Kanada’nın Türkiye’ye savunma ihracatı 2019 yılında 150 milyon dolara ulaşmıştı. Dağlık Karabağ’da savaşın uzun süre sonra yeniden patlak verdiği geçen yıl Türkiye’nin Azerbaycan’a askeri ekipman satışları 6 kat artmıştı. Bu satışlarda en büyük kalemi AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın sahibi olduğu Baykar Makine’nin ürettiği Bayraktar İHA ve SİHA’ları oluşturuyor.

BAYRAKTAR’LARIN KRİTİK PARÇALARI KANADA’DAN ALINIYORDU

Türkiye’ye sattığı askeri teknolojilerin Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaşta Dağlık Karabağ’da kullanıldığı yönündeki iddialar üzerine Kanada hükumeti, Ekim ayında Türkiye’ye silah ihracatı izinlerini askıya almıştı. Kanadalı şirketler, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın sahibi olduğu Baykar Makine yapımı insansız hava aracı (İHA) ve silahsız insansız hava araçlarında (SİHA) kullanılan çok kritik parçaları üretiyor.

Kanadalı merkezli Bombardier Recreational Products (BRP) şirketi, Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarında kullanılan ‘Rotax’ motorlarını üretiyor. Yine Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarında kullanılan ‘WESCAM MX-15D’ optik sensör ve hedefleme sistemlerini de Kanada Ontario merkezli ‘L3 Harris WESCAM’ şirketi üretiyor.

Kanada hükumetinin, ihracat izinlerini askıya almasının ardından İHA ve SİHA’larda kullanılan bu kritik parçaların satışının durduğu biliniyor. Kanada daha önce de Türkiye’nin Suriye’deki operasyonları nedeniyle Ekim 2019’da ihracat izinlerini askıya almış, Mayıs 2020’de izinler tekrar verilmişti. Kanada, Türk SİHA’larının Libya’da da kullanıldığını ve bunun Birleşmiş Milletler’in ambargosunun ihlali olduğunu belirtmişti.

Bu yaz da turist gelmeyecek: Rusya’dan Türkiye’ye 1,5 aylık yasak

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0