Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Başörtüsü ve korkutma politikası yeniden sahnede

AKP’li siyasetçiler hep bir ağızdan seçilememeleri durumunda başörtülülerin başlarının açılacağından, esnaflara ikinci vergi geleceğine kadar, korkutma dolu cümleler kurmaya başladı.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Van Milletvekili Abdulahat Arvas, AKP’nin yerel seçimleri kazanamaması halinde silahlı çetelerin ortaya çıkacağını, başörtülü kadınların sokakta yürüyemeyeceğini ileri sürdü.

BOLD-Anketlerde oy oranlarında ciddi düşüş görülen AKP, tek başına iktidarı kaybettiği 7 Haziran seçimleri sonrası yaptığı gibi, yine korkutma politikasını devreye soktu. Başörtüsü istismarına başladı. Seçim yarışını yerel seçim dinamiklerinden uzaklaştırıp genel seçim havasına sokma çabasına girişti.

BİZ OLMAZSAK SİZ DE OLMAZSIZINIZ ANLAYIŞI

“Dış güçler, vatan elden gidiyor, içerideki hainler, beka meselesi” söylemlerinden beklediği yeterli etkiyi bulamayan AKP’de bilindik senaryo devreye sokuldu. “Biz olmazsak siz de olmazsınız” anlayışı bu kez Van’da ortaya çıktı.

ARVAS: MEMLEKET BİR DAHA TOPARLANAMAZ

AKP’nin Van belediye başkan adaylarının açıklandığı, AKP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da katıldığı toplantıda AKP Van Milletvekili Abdulahat Arvas skandal sözlere imza attı. Arvas vatandaşa “Pireye kızıp yorganı yakmamalıyız. Bu memleket bir daha kaybederse toparlanamaz” diye seslendi.

ARVAS: ESNAF İKİNCİ VERGİYE TABİ OLACAK

AKP’nin belediyeleri kapbetmesi durumunda ise yaşanacağını iddia ettiği olayları şöyle sıraladı: “AK Parti Van’da kazanmasa tüccarlar kaybedecek, başörtülüler caddelerde yürüyemeyecek, esnaflar huzurlu olmayacak, silahlı çeteler yine şehirde peydahlanacak, esnaf yine ikinci vergiye tabi olacak. Bu günleri yaşamadık mı, hepsini yaşadık.”

YALAN VE KORKU TACİRLİĞİ YAPMAYIN

Arvas’a tepki Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Saruhan Oluç’tan geldi. Oluç, Arvas’ın sözlerinin durumun AKP açısından ne kadar vahim olduğunu gösterdiğine işaret etti. “Bunlar korku ve yalan tacirleri” ifadelerini kullandı.

ÜLKENİN BAŞÖRÜSÜ SORUNU YOK

Oluç, “AKP’nin yerel yönetimde ya da belediyede olmadığı her kentte başörtülüler de baş örtüsüzler de rahatça dolaşıyor. Bu sadece Kürt illeri için değil batı illeri için de geçerlidir. AKP’nin yönetimde olmadığı her yerde tüccar da esnaf da kazanabiliyor. Eğer bugün tüccar ve esnaf kazanamıyorsa, bu AKP’nin uyguladığı yanlış ekonomi politikaları nedeniyle yarattığı krizden kaynaklanıyor” dedi.

KORKU VE YALAN İKLİMİ OLUŞTURUYORLAR

Van Milletvekili Arvas’ın bir korku ve yalan iklimi yaratmaya çalıştığını belirten Oluç, “Oysa Arvas’ın konuşması gereken başka bir şey var. Bekir Kaya’yı neden tutukladınız ve mahkum ettiniz? Çünkü Van halkı Bekir Kaya’yı seviyordu ve onun demokratik belediyecilik anlayışını destekliyordu. Bekir Kaya bugün tutuklu olmasaydı, yeniden Van halkının teveccühünü kazanacaktı” ifadelerini kullandı.

KONUŞULMASI GEREKEN YOLSUZLUKLAR

Şimdi konuşulması gereken meselenin Van’a ve diğer 95 kente atanan kayyumların yaptığı yolsuzluklar olduğunu belirten Oluç, şunları söyledi: “Sayıştay raporlarında açıkça ortaya çıkarılmış olan yolsuzluklardır. Asıl konuşulması gereken bunlardır, yapılan vurgunlardır. Kayyum felaketidir asıl konuşulması gereken.”

KAYYUMLAR KENTİN VARLIKLARINI PEŞKEŞ ÇEKTİ

Oluç, “Siz Sayıştay raporlarını da duymak istemiyorsunuz. Çünkü sizin atadığınız kayyumlar, atandıkları her yerde o kentin varlıklarını yakınlarına peşkeş çektiler, yolsuzluğa bulaştılar. Sayıştay raporları bunların bir kısmını ortaya çıkardı. Seçimler öncesinde böyle korku ve yalan havası yaratarak sonuç alacağınızı düşünmeyin” dedi.

Politika

Kemal Kılıçdaroğlu: Takip edildiğimi gayet iyi biliyorum

kemal kılıçdaroğlu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP medyasında hakkında yazılan ‘suikast’ iddiasıyla ilgili ilk kez konuştu. Telefonlarının dinlendiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Takip edildiğimi gayet iyi biliyorum. Korumalar var. Ama ciddi bir tehdit var. Bu bizi korkutmaz. CHP’de bir tane Kemal Kılıçdaroğlu yok ki, binlerce, on binlerce Kemal Kılıçdaroğlu var” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinden T24’ün canlı yayınına katılarak gazeteci Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.

Hakkında açılan tazminat davalarının yanı sıra suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’dan tehditler geldiğinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, Tank Palet fabrikasının bedelsiz olarak Katar ordusuna verildiği iddiasını tekrarladı. Kılıçdaroğlu, “Tahammül edemedikleri için baskı kuruyorlar, tehdit ediyorlar. Bir siyasi iktidar bu pozisyona düşmüşse artık o ülkeyi yönetemez. Eleştiriye tahammülü kalmamışsa, artık o ülkeyi yönetemez” dedi.

KORUMALAR VAR AMA CİDDİ BİR TEHDİT VAR

AKP medyasında bazı köşe yazarlarının kendisiyle ilgili ölüm senaryolarına yer verdiğinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Telefonlarımın dinlendiğini, takip edildiğimi gayet iyi biliyorum. Korumalar var. Ama ciddi bir tehdit var. Bu bizi korkutmaz. CHP’de bir tane Kemal Kılıçdaroğlu yok ki, binlerce, on binlerce Kemal Kılıçdaroğlu var. Aynı şekilde genel başkanlık yapacak, bizim söylediklerimizi tekrarlayacak, Türkiye’nin bağımsızlığı, özgürlüğü için mücadele edecek, on binlerce kişi var bu ülkede. Onlar çok dar düşünüyorlar, sanıyorlar ki bir kişiyi ortadan kaldırdıklarında sorunlar çözülür. Çözülmez, tam tersine Türkiye kaos sürecine girer. Biz her şeye rağmen bildiğimiz, inandığımız yoldan kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Eğer verdiğiniz mücadelede ülkenin çıkarı varsa kişilerin hayatı çok önemli değildir, bizim hayatımız çok önemli değildir. Önemli olan bu ülkede herkesin huzur içinde yaşaması, demokrasi için mücadele etmesidir.”

Muharrem İnce’den ‘devlet ciddiyeti’ açıklaması

Okumaya devam et

Politika

Muharrem İnce’den ‘devlet ciddiyeti’ açıklaması

Eski CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na suikast düzenleneceği haberleriyle ilgili, “Ben devletin ciddiyetine hep inandım. Devlet muhalifini de korumaya mecburdur” dedi.

BOLD – Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi’ye konuşan Eski CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, yeni parti kuruluşuyla ilgili soruya ise, “Evet” cevabı verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu suikast düzenleneceği iddiasıyla ilgili İnce, “Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasında bir ilde emniyet müdürü otobüsüme geldi. Suikast ihbarı olduğunu, mitingi iptal etmemiz gerektiğini söyledi. Ben de iptal etmeyeceğimi söyledim. ‘Senin görevinin beni korumak’ dedim. En kısa yaptığım miting odur. 21 dakikadır. Bu tür şeyler ortalıkta konuşulmaz. Ortada bir devlet vardır. Devlet muhalifini de korumaya mecburdur” ifadelerini kullandı.

İnce kuracağı partinin ismi ve logo üzerindeki çalışmalarının büyük ölçüde tamamlandığını, koronavirüs vakalarındaki artış nedeniyle kurucular kurulu toplantısını ertelediklerini söyledi.

2021 bütçesine muhalefet şerhi: Çöküşü hızlandıracak

Okumaya devam et

Politika

Cezaevleri katliam evlerine dönüştü

HDP’li Züleyha Gülüm, cezaevlerinin katliam evlerine dönüştüğünü savundu. Başta hasta tutuklular olmak üzere acil tahliyelerin gerçekleşmesi gerektiğini söyledi. “İktidar, siyasi tutuklulara dönük düşman tavrını sona erdirmeli ve insan haklarına saygılı bir tutum sergilemelidir” dedi.

BOLD – (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, koronavirüs salgınının yayılma riskinin en yüksek olduğu yerlerden birinin cezaevleri olduğunu belirterek, özellikle siyasi tutukluların zor bir dönemden geçtiğine dikkat çekti.

Kovid-19 salgınından en çok etkilenen yerlerden biri olan cezaevlerinde hak ihlalleri her geçen gün ağırlaşarak ve artarak devam ediyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre cezaevlerinde 591’i ağır olmak üzere bin 564 hasta tutuklu bulunuyor. Cezaevlerinde hastalıklar ve tecrit altında salgınla mücadele etmek zorunda kalan hasta tutuklular, adeta ölüm ile burun buruna yaşıyor. Salgından şimdiye kadar 21 hasta tutuklu hayatını kaybetti.

HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, koronavirüs salgınının cezaevlerinde neden olduğu tehlikeye dikkat çekti.  Salgının yayılma riskinin en yüksek yerlerden birinin cezaevleri olduğunu belirten HDP’li Gülüm, “Doğal ışığı olmayan, ısınma ve havalandırması kısıtlı, duş alma imkanının neredeyse olmadığı, hijyen koşullarının sağlanmadığı sağlıksız cezaevleri, virüsün yayılmaya en müsait olduğu alanlardır” dedi.

Cezaevlerinde işkenceye maruz kalan siyasi tutukluların zor bir dönemden geçtiğini kaydeden Gülüm, “Ağır hasta mahpusların tedavi süreçlerinin aksatılması ve pandemi sürecinde özel bakımlarının yapılmaması, kelepçeli muayene dayatması ve ilaçların verilmemesi, hastane sevklerinin yapılmaması, engelli mahpusların tedavi ve ihtiyaçlarının karşılanmamasının üstüne bir de işkenceye maruz kalan siyasi tutuklular zor bir dönemden geçiyor” ifadelerini kullandı.

MAHKUMLAR SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR

Mezopotamya Ajansının haberine göre cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini dile getiren Gülüm, şunları söyledi: “Siyasi tutuklar üzerinde uygulanan tecrit, cezaevlerinin en başat sorunlarıdır. Siyasi tutukluların tek kişilik hücrelere konulması, süngerli oda uygulamaları, cezaevi görevlilerinin uyguladığı darp ve işkence, özellikle pandemi koşullarında yiyeceklerin sağlıklı olmayışı ve hijyenik bir ortamın olmayışı, temizlik malzemelerin fahiş fiyatlarla satılması, disiplin cezalarının keyfi bir biçimde uygulanması, cezaevine gönderilen mektupların mahpuslara ulaştırılmaması, kalabalık olan koğuşlarda yatacak yer bulunmaması, kitap ve yayınların verilmemesi, sohbet hakkı, spor ve kültürel faaliyetlerin kısıtlanması, kaloriferlerin yanmaması, anneleri ile birlikte kalmak durumunda olan çocukların ihtiyaçlarının gözetilmemesi, ziyaretçilere yönelik onur kırıcı muameleler ve çoğu kez ziyaret hakkının engellenmesi, çıplak arama uygulamaları, mahrem alanlara kameralar konulması, havalandırma boşluklarının tel örgülerle çevrilmesi gibi en temel insan hakkı ilkeleri ihlal edilmektedir. Tüm bunlar iktidarın uyguladığı düşman hukuku pratiklerinin bir sonucudur. Özgürlüğün gasp edilen mahkumlar baskı ve zulümle sindirilmeye çalışılıyor.”

HUKUK ASKIYA ALINIYOR

İktidarın cezaevlerini halka gözdağı vermek adına bir araç olarak kullandığını ifade eden Gülüm, Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan 75 yaşındaki ağır hasta tutuklu Takiyettin Özkahraman ile 80 yaşındaki Ali Boçnak ağır hasta olmasına rağmen tahliyesi yapılmadığını ve hayatlarını kaybettiğini belirtti. Gülüm, “İktidarın almadığı önlemler tutukluların yaşam hakkını elinden alıyor” dedi. Hasta tutukluların acil çözüm beklediğini, infaz erteleme başvurularının keyfi biçimde reddedildiğini hatırlatan Gülüm, “Kritik eşiği çoktan geçmiş bir an evvel cezaevinden çıkması gereken hasta mahpuslar hakkında Bakanlık Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Adli Tıp Kurumu (ATK) hukukunu uygulamamaktalar. Mahpus siyasi olunca tavır değişmekte, hukuk askıya alınmaktadır. Adeta ortaçağ karanlığı cezaevlerinde yeniden yaşatılmaktadır” ifadelerini kullandı.

ACİL TAHLİYELER GERÇEKLEŞMELİ

AKP iktidarına siyasi tutuklulara yönelik düşman tavrını sona erdirmesi çağrısında bulunan Gülüm, “İnsan haklarına saygılı bir tutum sergilemelidir. Pandemi nedeniyle yaşam hakkı tehlikede olduğundan kaynaklı başta hasta tutuklular olmak üzere acil tahliyeler gerçekleşmelidir” dedi.

2021 bütçesine muhalefet şerhi: Çöküşü hızlandıracak

Okumaya devam et

Popular