Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Küresel ısınma konuşulacak: 1.500 özel jet Davos’ta!

Dünya Ekonomik Forumu'na katılan iş ve siyaset liderleri yine çevreye en zararlı yolu kullandı. Zirve için 1.500 özel jet İsviçre'nin Davos kasabasına akın etti.

Üç gün boyunca küresel ekonominin nabzının atacağı Davos toplantıları bugün başladı. Bu yıl iklim değişikliğinin ana gündem yapılacağı zirveye, iş dünyası ve siyasi liderlerin yine özel jetlerle katılması eleştiri konusu oldu. Zirve için bu yıl toplam 1.500 iş jeti uçuşunun gerçekleşmesi bekleniyor.

BOLD- Her yıl küresel ekonominin masaya yatırıldığı, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) bu yıl 22–25 Ocak tarihleri arasında İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleştiriliyor.

Bu yıl 49’uncu kez düzenlenen zirveye 110 ülkeden 3 binden fazla işadamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılacak ve 350’yi aşkın oturum gerçekleştirilecek.

60’DAN FAZLA LİDER KATILACAK

60’dan fazla ülkenin devlet başkanı ve başbakan seviyesinde temsil edileceği zirvede katılan önemli isimler şunlar:

  • Almanya Başbakanı Angela Merkel
  • Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro
  • Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani
  • Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih
  • Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardem
  • Çin Devlet Başkanı Yardımcısı Wang Qishan
  • Japonya Başbakanı Şinzo Abe
  • Peru Devlet Başkanı Paul Kagame
  • Hollanda Başbakanı Mark Rutte
  • İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu
  • İngiliz kraliyet tahtının ikinci sıradaki varisi Cambridge Dükü Prens William

Zirvenin ana konusu “Küreselleşme 4, Dördüncü Sanayi Devrimi Çağında Küresel Yapıyı Şekillendirmek” olarak belirlense de Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yıllık olarak yayımladığı küresel risk analizine göre, iklim değişikliği ve sıra dışı hava olayları dünya ekonomisinin karşı karşıya olduğu tehlikeler listesinin başında geliyor.

Bu sebeple iklim değişikliği zirvenin ana çerçevesini belirleyecek. Bu yıl, 92 yaşındaki meşhur İngiliz tabiat bilimci David Attenborough, Davos’un en yaşlı delegesi olarak iklim değişikliği konusunda iş dünyasının liderlerine ve siyasetçilere hitap edecek. Attenborough’a zirvede “olağanüstü kültür lideri” ödülü verilecek.

Davos zirvesine 110 ülkeden 3 binden fazla işadamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılacak.

1.500 JETLE İKLİM ZİRVESİ

İklim konusuna bu kadar odaklanılmasına rağmen, iş dünyası ve siyasi liderlerin, özel jet ile İsviçre’nin Davos kasabasına gelmeyi tercih etmesi eleştiri konusu oldu.

Zürih Uluslararası Kloten Havaalanı işletmecisi Flughafen Zurich AG, zirve boyunca günde ekstradan 130 uçak hareketinin beklendiğini duyurdu.

Dünyanın en büyük jet şirketlerinden Air Charter Service’den yapılan açıklamada ise 2018’de, 2017’ye göre yüzde 11 artışla 1.300 jetin Davos Zirvesi için havalandığına dikkati çekildi. Şirket, aynı temayülün devam etmesi durumunda bu yıl dünya genelinden zirve için 1.500 özel jetin İsviçre’ye uçmasının beklendiğini duyurdu.

Avrupa Birliği’ne göre, havacılık sektörü, dünyanın en hızlı büyüyen sera gazı kaynağı ve en büyük kirleticilerinden biri olarak kabul ediliyor.

TÜRKİYE İKİ BAKANLA KATILACAK

Davos toplantılarına Türkiye’den ise Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan katılacak. İş dünyasından ise Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Koç, Sabancı Holding üst yöneticisi Mehmet Göçmen, Doğan Online Kurucusu ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı zirvede yer alacak.

Davos kasabasında güvenlik tedbirleri en üst seviyeye çıkarıldı. (Fotoğraf: Reuters)

BU YIL SIRA DIŞI KONUŞMACILAR VAR

Birçok çok uluslu şirketlerin üst düzey yetkililerinin zirvede yeni pazar arayışında olması beklenirken Microsoft’un kurucusu Bill Gates, küresel sağlık için finansal inovasyon konusuna odaklanan bir forumda, Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde ise birçok panelde konuşma gerçekleştirecek.

Eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, ABD’li sihirbaz David Blaine, 30 yıl önce HTML programlama dilini geliştirerek Dünya Çapında Ağ (WWW) olarak da tanımlanan bilgi paylaşım sistemini kurmuş olan İngiliz bilgisayar profesörü Tim Berners-Lee ve Uber’in üst yöneticisi (CEO) Dara Khosrowshahi’de katılımcılar arasında dikkat çekiyor.

DAVOS TOPLANTILARI NASIL BAŞLADI?

Dünya Ekonomik Forumu’nun temelleri 1971’de ekonomi profesörü Klaus Schwab tarafından atıldı. 1938 yılında Almanya’nın Ravensburg kentinde doğan Schwab, 1971’de WEF’in altyapısını oluşturan Avrupa Yönetim Forumu’nu kurduğunda Cenevre Üniversitesi’nde çok az tanınan bir ekonomi profesörü olarak görev yapıyordu.

Schwab’ın Avrupa Yönetim Forumu’nu kurmasındaki amacı yeteri derecede iyi performans sergileyemeyen Avrupalı şirketlere Amerikan tekniklerini anlatmaktı. Klaus Schwab, aynı zamanda sadece şirket hisse sahiplerinin değil, müşteri, çalışan, faaliyet gösterilen toplum ve hükûmetin yer aldığı bir yönetim anlayışı olan “Paydaşlar Yönetim Anlayışı” geliştirdi ve destekledi.

WEF’e standart üyelik 60 bin dolar olarak belirlenirken, organizasyona stratejik ortak üyelik ise 600 bin dolara mâl oluyor. Davos zirvesine katılmak içinde 27 bin dolar ekstra ücret talep ediliyor.

1987’DE DÜNYA EKONOMİK FORUMU OLDU

1973 yılının ana olayları olan Sabit Kur Sistemi, Bretton Woods’un çökmesi ve Arap-İsrail Savaşı Avrupa Yönetim Forumu’nun yıllık toplantılarının şirket yönetiminden ekonomik ve sosyal sorunlara genişlemesine sebep oldu. 1974’te ilk defa siyasi liderler Davos’a davet edildi ve iki yıl sonra da dünyanın bin büyük şirketi için üyelik sistemi başlatıldı.

1987’de ise Avrupa Yönetim Forumu, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) oldu ve dünyanın diyalog merkezi olmaya da başladı. 1988’deki yıllık toplantıda “Davos Deklarasyonu” Türkiye ve Yunanistan tarafından, bu iki ülkeyi savaş eşiğinden döndürmek adına imzalandı.

1989’da Kuzey ve Güney Kore ilk bakanlık düzeyinde toplantılarını yaparken, aynı yıl Doğu ve Batı Almanya Davos’ta birleşmeyi konuştu.

Schwab, çocukluğunda yaşanan II. Dünya Savaşı dönemindeki duygularının, dünyanın durumunu iyileştirmek amacıyla bir organizasyon kurması için ona ilham verdiğini belirtiyor. İsviçre’nin kayak merkezi Davos kasabasının güvenlik ve lojistik açısından dünyanın elitlerini toplamak için ideal bir yer olduğuna karar veren Schwab, WEF’in yıllık toplantılarını burada yapıyor.

Avrupa’daki bazı sivil toplum kuruluşları WEF’in faaliyetlerini destekleyen yaklaşık bin şirkete “tamamen bağımlı” olduğunu iddia ediyor.

STANDART ÜYELİK 60 BİN DOLAR

WEF’e standart üyelik 60 bin dolar olarak belirlenirken, organizasyona stratejik ortak üyelik ise 600 bin dolara mal oluyor. Davos zirvesine katılmak içinde 27 bin dolar ekstra ücret talep ediliyor.

Ayrıca, zirve sırasında otel fiyatlarının aşarı yüksek olması dikkat çekiyor.

En değerli 500 marka açıklandı, listede Türkiye’den tek isim yok!

Dünya

Türkiye AB savunma projesinde yer almak için başvurdu

Türkiye‘nin, AB ülkelerinin savunma alanında ortak çalışmalarına çerçeve oluşturan Yapılandırılmış Daimi İşbirliği (PESCO) projesinde yer almak üzere başvurduğu ileri sürüldü. Türkiye ile ilgili kararda Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın tepkisi belirleyici olacak.

BOLD – Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin savunma alanında yoğun işbirliğine çerçeve oluşturan Yapılandırılmış Daimi İşbirliği’nin (PESCO) bir projesinde yer almak üzere resmen başvurdu.

Alman Welt am Sonntag gazetesinin diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre Türkiye, yer almak istediği PESCO projesinin koordinasyonundan sorumlu olan AB ülkesi Hollanda’ya bu konuda geçen hafta resmi başvuru yaptı.

Türkiye’nin yer almak istediği milyarlık projenin ‘askeri hareket kabiliyetinin iyileştirilmesini’ içerdiği bildiriliyor. Hollanda, askeri birliklerin ve askeri araç ile teçhizatın Avrupa içinde naklinin iyileştirilmesine dair projeninin koordinasyonunu yürüten üye ülke.

Kasım 2020’den bu yana AB üyesi olmayan ülkeler de PESCO projelerine katılabiliyor. PESCO 24 AB üyesi ülkesi müşterekliğinde yürütülüyor.

AB ÜYESİ OLMAYAN ÜLKELER HANGİ ŞARTLARLA KATILABİLİYOR?

Avrupa Birliği dönem başkanlığını Almanya’nın yönettiği 2020’nin ikinci yarısında, AB üyesi olmayan ülkelerin de PESCO projelerinde yer alabilmesinin önü açılmıştı.

AB üyesi olmayan ülkelerin belli siyasi, yasal ve maddi kriterleri yerine getirmesi şartıyla projelere dahil olması mümkün. Bu kriterlerin başında da söz konusu ülkenin AB’nin değerlerini paylaşması, ayrıca AB ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkileri ilkeleri çerçevesinde davranması, ortak güvenlik ve savunma çıkarlarıyla çelişecek adımlar atmaması şartı bulunuyor.

Mayıs ayı başında Brüksel’de düzenlenen AB ülkeleri savunma bakanları toplantısında Türkiye’nin dahil olmak istediği projeye ABD, Kanada ve Norveç’in de katılabilmesi yönünde izin çıkmıştı. PESCO projeleri, katılımcı ülkelerin tamamı veya bir kısmının iştiraki ile yürütülebiliyor. AB Konseyi de projeye dahil olmak isteyen AB üyesi olmayan ülkelerin gerekli şartları yerine getirip getirmediğini denetlemekle yükümlü.

2017 yılında kurulan PESCO, proje üyesi ülkelere savunma kabiliyetlerini işbirliği içinde geliştirme, operasyonel hazırlık yürütme ve askeri kuvvetlerin katkılarını artırma imkanı tanıyor. PESCO kapsamında şu ana kadar eğitim, kara formasyon sistemleri, deniz ve hava sistemleri, siber güvenlik gibi alanlarda biri tamamlanmış, 46 da süren proje bulunuyor.

GÜNEY KIBRIS VE YUNANİSTAN’IN TAVRI BELİRLEYİCİ OLACAK

Geçen yıl Doğu Akdeniz’deki gerilimlerin yaşandığı göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’nin AB’nin ortak savunma projesine iştirak için başvuruda bulunmasına Yunanistan ile Güney Kıbrıs’ın tepkisinin ne olacağı merak konusu. Welt am Sonntag gazetesine konuşan, adını vermek istemeyen diplomatlar, “Türkiye ile PESCO çerçevesinde yapılacak bir işbirliğinin AB ile NATO arasındaki işbirliğini iyileştirimesi dışında Türkiye ile Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında da normalleşme sağlamasını umut ediyoruz” dedi.

PESCO, Avrupa Birliği’nin güvenlik ve savunma alanındaki hareket kabiliyetini iyileştirme ve söz konusu alanlardaki zaafiyetin kapatılması amacını hedefliyor. Avrupa’da askeri birliklerle araç ve teçhizatların nakliye ve hareketliliğini kapsayan ve Türkiye’nin de dahil olmak üzere başvurduğu iddia edilen proje 46 PESCO projesinden sadece biri.

Avrupalı yetkililere göre, birliğin koyduğu şartlar dolayısıyla Rusya ve Çin, PESCO projelerinde yer alamaz. Son dönemde Avrupa Birliği ile ilişkileri bozulan Türkiye’nin de yer almaması gerekiyor. Avrupalı diplomatlar Türkiye’nin projeleri alınması durumunda kapının bütün ülkelerin katılımına açılmış olacağını belirtiyor.

EURACTIV sitesi, Kasım ayında yaptığı haberde Türkiye’nin Güney Kıbrıs’la problemleri çözülmediği sürece, Doğu Akdeniz’de de Yunanistan ve Fransa ile yaşadığı gerilim dinmeden Türkiye’nin PESCO projelerine alınmamasının kararlaştırıldığını iddia etmişti.

Türkiye’nin projeye katılımını ‘Truva Atı’ gibi gören Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın Ankara’nın başvurusuna karşı çıkması bekleniyor.

Arabistan Türkiye’nin verileri inandırıcı bulunmuyor

Okumaya devam et

Dünya

Greepeace açıkladı: İngiltere’deki plastik atıklar Türkiye’de yakıldı

Çevre örgütü Greenpeace, İngiltere’deki plastik atıkların yaklaşık yüzde 40’ının Türkiye’ye ihraç edildiğini ve yasa dışı yollarla toplanıp yakıldığını açıkladı.

BOLD – Uluslararası çevre örgütü Greenpeace (Yeşil Barış) tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, geçen yıl İngiltere’deki plastik atıkların yaklaşık yüzde 40’ı Türkiye’ye ihraç edildi ve yasa dışı yollarla toplanıp yakıldı.

Raporda İngiltere’nin 2020 yılında Türkiye’ye ihraç ettiği plastik atıkların 210 bin ton civarında olduğu söylenirken araştırmacılar, atıkların Türkiye’de geri dönüştürülmek yerine, bir kısmının yollara, tarlalara ve su kaynaklarına atıldığını ve buralarda yakıldığını tespit etti.

Araştırmacılar rapor için Adana’daki 10 çöp sahasını inceledi ve İngiltere’de faaliyet gösteren Tesco, Asda, Co-op, Aldi, Sainsbury’s, Lidl ve Marks & Spencer gibi süpermarketlere ait plastik poşetler ve yine bu şirketlerin ürünlerini buldu.

Rapora göre Akdeniz kıyılarında da, İngiliz markası tuvalet kağıdı ambalajları da dahil olmak üzere, sahil boyunca İngiltere’den ithal edilmiş plastik bulundu.

Atıkların bir yıldan daha eski olamayacağının bir göstergesi olarak çöp sahalarında İngiltere’de yapılmış bir koronavirüs antikor testi de bulundu.

Raporda Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük plastik atık çöp ithalatçısı olabileceği yönünde uyarılarda bulunuldu.

AVRUPA’NIN EN BÜYÜK PLASTİK ATIK ÇÖPLÜĞÜ TÜRKİYE

Rapor Türkiye’nin 2016 yılında İngiltere’den 12 bin tonluk plastik atık ithal ettiğini aktarırken 2020 yılına gelindiği ise bu miktarın 18 kat artarak, İngiltere’nin toplam plastik atığının yüzde 40’ına denk düştüğünü gösterdi.

Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri de geçtiğimiz yıl 2016’ya kıyasla Türkiye’ye 20 kat daha fazla plastik atık gönderdi.

Türkiye merkezli Greenpeace Akdeniz’in biyoçeşitlilik projesi sorumlusu Nihan Temiz, Avrupa’dan Türkiye’ye her gün 241 kamyon dolusu plastik atık geldiğini söyledi.

Temiz, “Verilerden ve sahadan görebildiğimiz kadarıyla, Avrupa’nın en büyük plastik atık çöplüğü olmaya devam ediyoruz.”

Türkiye, Malezya ve Polonya ile beraber 2020’de en yüksek plastik atık ithal eden ülkeler arasında.

İngiltere ABD’den sonra kişi başı plastik atık üretiminde dünyada ikinci sırada yer aldı. 2018 yılında İngiltere’de tahmini 5,2 milyon ton plastik atık üretildi.

AB ülkeleri çöplerini Türkiye’ye gönderiyor

Okumaya devam et

Dünya

İsrail saldırılarının en kanlı günü: 16’sı kadın 10’u çocuk 42 kişi öldü

İsrail ile Hamas arasında pazartesi sabaha karşı yeni hava saldırıları yaşanırken, İsrail’in Gazze Şeridi’ne Pazar günü düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısı 42’ye yükseldi. Pazar günü Gazze’ye yönelik İsrail saldırılarının en kanlı günü olarak kayıtlara geçti.

BOLD – Filistinli yetkililer, Pazar günü İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırılarında Gazze’de 16’sı kadın, 10’u çocuk toplam 42 kişinin öldüğünü duyurdu. Yetkililer, bunun çatışmanın başından beri bir günde kaydedilen en yüksek sayıdaki ölüm olduğunu söyledi.

İsrail Pazartesi sabaha karşı gerçekleştirdiği ağır hava saldırılarında, Gazze Şeridi’nde yönetimi elinde bulunduran Hamas’a ait dokuz yöneticinin evini hedef aldığını açıklarken, Gazze’deki yerel medya bölgedeki ana yollardan birisinin ve güvenlikle ilgili yerleşkelerin vurulduğunu belirtti. Hamas’ın da Pazartesi sabaha karşı İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda bir roketin İsrail’in sahil kesiminde yer alan Aşkelon kentindeki bir sinagoga isabet ettiği belirtildi. Karşılıklı saldırılarda yaralılara dair bir bilgi paylaşılmadı.

Çatışmaların başlamasından bu yana Gazze’de aralarında 58 çocuğun bulunduğu en az 197 kişinin hayatını kaybettiği, bin 200 kadar Filistinlinin de yaralandığı açıklandı.

İsrailli yetkililer ise geçtiğimiz Pazartesi günü başlayan gerilimden bu yana Gazze’den atılan roketler sonucunda 2’si çocuk 10 kişinin öldüğünü ve hafta boyunca da 3 binden fazla roketin atıldığını açıkladı.

NETANYAHU: SALDIRILAR TÜM GÜCÜYLE DEVAM EDECEK

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’ye yönelik süren harekatın ‘tüm gücüyle’ devam edeceğini söyledi.

Basın açıklamasında konuşan Netanyahu, “Sükuneti sağlamak için gerekli olduğu sürece devam edeceğiz. Bu biraz vakit alacak” dedi.

BM GENEL SEKRETERİNDEN UYARI

İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalar devam ederken, bölgede yükselen gerilimi düşürmek için diplomatik girişimler de sürüyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, gerilimin devam etmesinin bölgede ‘kontrol edilemez bir krize’ yol açacağı konusunda uyarıda bulundu.

Guterres Pazar günü yaptığı açıklamada, “son derece korkunç” olarak nitelendirdiği şiddetin derhal son bulmasına yönelik çağrı yaptı.

BM, hastaneler dahil olmak üzere pek çok tesisi olumsuz etkileyebilecek yakıt sıkıntısı konusunda uyarıda bulundu.

BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatör Yardımcısı Lynn Hastings, BM’nin İsrailli yetkililerden bölgeye yakıt ve erzak yardımı yapmak için izin istediğini söyledi. Ancak Hastings, kendilerine bunun güvenli olmayacağının söylendiğini bildirdi.

ABD, BM GÜVENLİK KONSEYİ’Nİ TIKAMAYA DEVAM ETTİ

BM Güvenlik Konseyi toplantısından ortak bir açıklama çıkartma çabaları ise 3. kez ABD tarafından engellendi. ABD yönetimi tansiyonun düşürülmesi için her iki tarafla görüştüklerini ve BM Güvenlik Konseyi’nden çıkacak bir açıklamanın bu diplomatik girişimleri baltalayacağı görüşünü savunuyor.

ABD’nin BM nezdindeki Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield toplantıda yaptığı konuşmada ABD’nin çatışmaları durdurmak amacıyla ‘yorulmadan diplomatik yolları kullandığını’ söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken tarafından hafta sonunda bölgeye gönderilen Büyükelçi Hady Amr ise İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüştü.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken ise Fransa, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar dışişleri bakanları ile İsrail-Filistin sorununu görüştü. Blinken, Mısırlı mevkidaşı Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Bütün taraflar gerilimi azaltmalı – şiddet derhal sona ermeli” dedi.

SİNAGOGDA AYİN SIRASINDA TRİBÜN ÇÖKTÜ

Öte yandan Kudüs’ün kuzeyinde yer alan ve inşaatı henüz tamamlanmamış bir sinagogda tribünün çökmesi sonucunda yaşanan kazada en az 2 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100 kişi de yaralandı.

Güvenlik güçleri, ibadet için yaklaşık 650 Ortodoks Yahudi’nin İsrail tarafından işgal altında olan Batı Şeria’daki Givat Zeev Sinagogu’nda bir araya geldiğini söyledi.

Olay yerinden çekilen fotoğraflarda salonda bulunan bir tribün yıkılırken, insanların birbiri üstüne düştüğü görülüyor.

Sinagogun inşasının ise henüz tamamlanmadığı öğrenildi.

Polis ve yerel yetkililer, töreni organize edenlerin sinagogun güvenli olmadığı yönünde daha önce uyarıldığını söyledi.

Nisan ayı sonunda İsrail’in kuzeyindeki Meron yerleşiminde, Lag BaOmer bayramı kutlamalarında da yaşanan izdiham nedeniyle 45 kişi ölmüştü.

İzdiham, kutlamalar sırasında kullanılan bir platformun çökmesiyle yaşandığı belirtilmiş, olayla ilgili soruşturma başlatılmıştı.

Arabistan Türkiye’nin verileri inandırıcı bulunmuyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0