Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Telekom’da davul bankaların sırtında, tokmak Saray’da

Türk Telekom'da 9 yönetim kurulu üyesinin 5'i AKP'li isimlerden oluştu. Böylelikle AKP, soyulmasına seyirci kaldığı Telekom'da tekrar dümene geçti.

Türk Telekom’un olağanüstü genel kurulunda, yönetim kurulu üye sayısı 12’den 9’a indirildi. 9 kişinin 4’ü Telekom’un sahibi bankaları temsil ederken, AKP’li ve Saray’a yakın 5 isim de yönetimde yer aldı.

Böylelikle AKP, 2005’te özelleştirip sonrasında soyulmasına seyirci kaldığı Telekom’da tekrar dümene geçmiş oldu.

ANALİZ- Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk Telekom) yeni hissedarı Levent Yapılandırma Yönetimi A.Ş.’ye hisse devir işlemlerinin geçen ay tamamlanmasının ardından ilk genel kurulunu bugün (25 Ocak 2019) Ankara’da gerçekleştirdi.

Şirketin önceden planlanarak kamuoyuna duyurulan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı, Ankara’da genel müdürlük kültür merkezinde yapıldı. Toplantıda, Levent Yapılandırma AŞ’ye devir işlemlerinin ardından, şirket ana sözleşmesinde yapılacak tadil tasarısı da onaylandı.

DAHA HIZLI ESNEK VE KUSURSUZ YÖNETİM KURULU!

Buna göre, 12 kişilik yönetim kurulu, 9’a indirildi. Bunun gerekçesi olarak da, yönetim kurulunun daha hızlı, esnek ve kusursuz işlemesini sağlamak olarak açıklandı.

Toplantıda yönetim kurulu üyeleri Dr. Ömer Fatih Sayan, Bülent Aksu, Dr. Nureddin Nebati, Selim Dursun, Eyüp Engin, Hakan Aran, Dr. Muammer Cüneyt Sezgin, Yiğit Bulut ve Emre Derman olarak belirlendi.

Şirketten yapılan açıklamada, “Türk Telekom, yeni ortaklık yapımız ve yeni hissedarımızla sağlam ve güçlü duruşunu sürdürecektir. Türkiye’nin değeri Türk Telekom olarak, sorumluluk ve görev bilinciyle, mevcut altyapıyı genişletmek ve Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlayarak milletimiz için sağlam ve kalıcı yararlar sağlayabilmek adına yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.” denildi.

SARAY KADROSU YİNE DÜMENE GEÇTİ

Toplantıda göreve seçilen yeni yönetim kuruluna bakıldığında ise Dr. Ömer Fatih Sayan, Dr. Nurettin Nebati, Bülent Aksu, Selim Dursun ve Yiğit Bulut’un AKP’li ve daha da özelde saraya yakın kimlikleriyle ön plana çıktığı görülüyor.

Nurettin Nebati ve Bülent Aksu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yardımcıları. İkisi de halen hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı olarak görev yapıyor.

Dr. Ömer Fatih Sayan ve Selim Dursun da halen Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı olarak görevlerine devam ediyor. Ömer Fatih Sayan aynı zamanda eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın da ağabeyi.

Yiğit Bulut içinse fazla söze hacet yok. Saray danışmanı ve elbette Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a en yakın isimlerden.

BANKALARI DÖRT İSİM TEMSİL EDİYOR

Diğer dört yönetim kurulu üyesi ise biraz da mecburiyetten, Türk Telekom’un yasal sahibi konumundaki bankaları temsil ediyor.

Türk Telekom’un hisselerini, 4,75 milyar dolarlık kredi boruna karşılık devralan Levent Yapılandırma AŞ, Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası ve Yapı Kredi başta olmak üzere alacaklı 29 bankanın ortak şirketi.

Türk Telekom yönetim kuruluna seçilen Eyüp Engin halen Akbank Teftiş Kurulu Başkanı. Hakan Aran İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı.

Dr. Muammer Cüneyt Sezgin, Garanti Bankası yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyor. Türk Telekom yönetimindeki son isimse yine Akbank’tan. Emre Derman halen Akbank yönetim kurulu üyesi.

Türk Telekom’un değişmez yönetim kurulu üyesi, Saray danışmanlarından Yiğit Bulut.

DAVUL BANKALARDA TOKMAK AKP’DE!

Türk Telekom, sermayesini dört bankanın koyduğu, batık kredileri yüzünden el değiştirmek zorunda kalmış ama bütün bunların müsebbibi olan AKP’nin yönetiminde yine yoluna devam edecek.

Yönetim kurulunda çoğunluk Saray ve Damat ekibinden oluşuyor. Yani davul bankaların sırtına yüklendi, tokmak yine AKP’de kaldı.

Yönetim kurulu açıklamasında denildiği gibi Türk Telekom yine yatırımlarına hız kesmeden devam edecek. Aynı sözleri, 2005’teki özelleştirme sürecinde de duymuş ve okumuştuk.

Türkiye’nin en önemli kamu şirketi, kasasında 2 milyar dolar nakitle özelleştirilmiş, önce ihale şartnamesine aykırı olmasına rağmen taşınmazları satılmıştı.

CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK SOYGUNU

Şirketin bütün kârı Oger Telekom tarafından yurtdışına çıkarılmış, şirket çok ciddi zarara sokulmuştu. Daha sonra kurtarmak için AKP hükümetinin devreye girmesiyle bankalardan kredi çekilmiş ama o kredi de ödenmemiş ve “Türk Telekom vakası” “Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu” olarak kayıtlara girmişti.

Şimdi soru şu, bundan önceki o büyük soygun sürecine seyirci kalan AKP, yine Türk Telekom’da dümene geçtiğine göre, bu sefer şirketi nasıl bir son bekliyor?

Bu kez fatura kime kesilecek?

Yapı Kredi de “leventlere” katıldı, Türk Telekom’a ortak oldu

BOLD ÖZEL

“Yedi aydır çocuklarımıza ne dokunabildik ne öpebildik”

Tutuklu matematik öğretmeni Kevser Sinan, koronavirüs salgını nedeniyle aylardır çocuklarına sarılamamanın acısını yazdı. Anne-babadan sonra dayıları da tutuklanan oğlunun ve kızının yıkıldığını vurguladı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Çocuklarını okula almaya gittiğinde gözaltına alınan Kevser Sinan, 7 aydır oğlunu ve kızının görememenin çaresizliğini erkek kardeşi Ramazan Akaslan’a yazdığı mektupta anlattı. 17 Ekim 2019’da tutuklanıp Ankara Sincan Cezaevine gönderilen Kevser Sinan’ın 15 yaşında lise birinci sınıfa giden Ali İhsan adında bir oğlu ve 10 yaşında Seher adında bir kızı var. Örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla tutuklanan eşi Nuri Sinan da 3 yıldır Sivas Cezaevinde.

“OĞLUM 10 KİLO ZAYIFLAMIŞ”

Türkiye’de Mart 2020’de başlayan koronavirüs salgını nedeniyle tüm cezaevlerinde açık ve kapalı görüşler yasaklandı. Cam arkasından yapılan kapalı görüşler ise hazirandan itibaren ayda bir kez olmak üzere yeniden başlatıldı.

Mektubunda, ailece yaşadıkları zorlukların en çok çocuklarını etkilediğini söyleyen Kevser Sinan “7 aydır çocuklarımıza ne dokunabildik ne sarılıp öpebildik. En çok da canımızı bu durum acıtıyor. 6 ay sonra Ali İhsan geldi görüşe, yavrum 10 kilo zayıflamış, çok üzüldüm.” dedi.

Eşi Nuri Sinan’ın tutuklanmasından sonra çocuklarını çok zor toparladığını belirten Kevser Sinan, kendisi ve abisi Yasin Akaslan tutuklanınca çocuklarının tamamen yıkıldığını vurguladı ve “Abimin alındığı günün ertesinde görüşe gelmişlerdi. Öyle çok ağladılar ki… Dayım bizim her şeyimizdi diye.” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLAR AĞLADI, BEN TESELLİ ETTİM”

Kevser Sinan şöyle devam etti:

“Burada en çok mutlu eden şey hatırlanmak ve geride kalan çocuklarımızın yüzünün gülmesi. Çocukların en ufak bir sıkıntısı bizi burada alt üst ediyor. Annelik duygusu farklı işte. Dün kapalı görüş vardı mesela. Çocuklar ağladı, ben teselliye çalıştım. Sonra koğuşa dönünde epey zor oldu. Maalesef burada üzüntüyle baş etmek zor. Tansiyon ilacına başladım.”

Kevser Sinan mektubunda kaldığı koğuşa dair de bilgiler verdi. 17 kadının bulunduğu koğuşta 3,5 yaşında bir çocuk bulunduğunu vurguladı.

Hem anneleri hem babaları tutuklu bulunan Ali İhsan ve Seher’in birlikte yaptıkları aile fotoğrafı. Babaları Nuri Sinan 16,5 yıl hapis cezasına çaptırıldı. Anneleri Kevser Sinan’ın bir sonraki mahkemesi 17 Aralık 2020’de görülecek. 

Kevser Sinan çocuklarına duyduğu özlemi 4 sayfalık mektubunun 1. sayfasında anlatıyor.

Üç tutuklu anne üç mahkeme

Cezaevinde bir kanserli daha: Yasin Akaslan 9 aydır hapiste

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

15 Temmuz’un ayırdığı öğretmen çift: Biri mezarda biri gurbette

15 Temmuz’un simge isimlerinden öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun eşi ve aynı zamanda öğretmen olan Tülay Açıkkollu, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü eşinden ve işinden ayrı geçirdi. Tülay öğretmen, “Öğretmenler günü büyük bir acı gibi içime oturuyor” diyor.

BOLD ÖZEL – 15 Temmuz yaklaşık 60 bin öğretmeni işinden etti. Onlardan biri de Tülay Açıkkollu’ydu. Ancak Tülay öğretmenin acısı işini kaybetmekten çok daha büyük oldu. Çünkü 23 Temmuz’da gözaltına alınan öğretmen eşi Gökhan Açıkkollu, 13 gün boyunca gördüğü ağır işkenceler sonrası 5 Ağustos’ta hayata veda etti.

“EŞİMİN DOSYASINA BAKAN SAVCI BENİ DE GÖZALTINA ALDIRDI”

Gökhan öğretmene vefatından 1.5 yıl sonra görevine dönme izni çıktı. Bu trajik kararı kamuoyuna açıkladığı için 24 Şubat 2017’de gözaltına alındığını açıklayan Tülay öğretmen “O haberlerden sonra masum birinin kendini devlet tarafından, kendini devlet adamı olarak sayan birileri tarafından öldürülmesi gündeme gelince çok tepki topladı. Sonrasında eşimin dosyasına bakan savcı bu sefer beni gözaltına aldırdı” dedi.

ACISI 24 KASIM’DA KATLANDI

Cezaevine girme ihtimali doğunca, babalarını kaybeden 2 çocuğunu bir de annesiz bırakmak istemeyen Tülay öğretmen yurt dışına çıkma kararı aldı. Şimdilerde gurbetin yanı sıra vefat eden eşini de bırakıp yurt dışına çıkmanın acısını yaşıyor. Ancak 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde acısı daha da bir çoğalıyor.

Bold Medya’ya konuşan Tülay öğretmen “Eğer Türkiye’de olsaydım kesinlikle eşimin mezarına giderdim. Sadece 24 Kasım’da değil, herhalde her gün ziyaret ederdim mezarını. Şu an sanki garip kalmış gibi orada. Tanıdık tanımadık insanlar gidiyor ziyaret etmeye ama biz uzakta kaldık. Ancak dualarımızı okuduğumuz Kur’an’ları hediye edebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

ÖĞRENCİLERİN CIVILTILARI BENİ ÇOK AĞLATTI

Aradan yıllar geçmesine rağmen mesleğini ve öğrencilerini unutamadığını ağlayarak anlatan Tülay Açıkkollu, “Okulun yanından geçmek istemiyordum ama işlerim için mecburen geçiyordum. Çocuk sesleri cıvıltıları o caddeden geçerken beni çok ağlatmıştır. Okulun önünden geçerken karşılaşıyordum öğrencilerimle. O zil sesi eskiden çok heyecanlandırırken beni, ‘okula gideyim, dersimi anlatayım, çocuklarla birlikte olayım’ heyecanı yaşatırken şimdi büyük bir acı gibi oturuyor insanın içine” dedi.

VATANINA KÜSMEDİ

Tülay öğretmen ülkesinde maruz bırakıldığı muameleye kırgın olduğunu “24 kasımda içimde bir sızı hissediyorum. Mesleğimizden 1 günde ihraç edildik. Yıllarca takdirnameler almış öğretmenler olarak, öğrencileriyle özdeşleşmiş öğretmenler olarak, öğrencileri kendi evladı olarak gören öğretmenler olarak bir gecede darbeci, terörist ilan edildik. Bir gecede mesleğimizden uzaklaştırıldık” ifadeleriyle anlattı. Bu kırgınlığına rağmen öğretmenlik ideallerinden vazgeçmeyen Tülay Açıkkollu, şöyle devam etti:

“Çocuklarımıza daha güzel bir gelecek bırakabilmek için belki, onların da önceliklerini daha iyi belirleyebilmeleri için onlara çok daha iyi anlatabilmemiz lazım bu dönem yaşanmış olanları. Yine vatanımıza toprağımıza küstürmeden vatan millet düşmanı yapmadan bu çerçeveyi onlara güzel çizmek gerekiyor. Bu günün vazifesi bu diye düşünüyorum.”

ÖĞRENCİLERİNİN MEKTUPLARINI HALA SAKLIYOR

Tülay öğretmen her ne kadar üzgün ve kırgın olsa da geçmiş 24 Kasım’ları unutamadığını anlattı. “Öğrencilerin getirdiği bir çiçek kendi yaptıkları bir resim, yazdıkları bir mektup çok mutlu ediyordu bizi. Zaten maddi bir beklentimiz de olamazdı öğrencilerimizden. Ben öğrencilerimin bana yazdığı sevgi dolu mektupları hala saklıyorum” diye konuştu. Tülay Açıkkollu, eşi Gökhan Açıkkollu’ya öğrencilerinin verdiği hediyeleri hala saklamaya çalıştığını belirtti.

Gökhan öğretmenin tercihi ise çiçekti. Tülay öğretmen, eşinin Öğretmenler Günü ve Anneler Gününde kendine çiçek hediye ettiğini söyledi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Anne ve babayı cezaevine gönderip üç çocuğu ortada bıraktılar

Özlem ve Mehmet Demirtaş çifti, Edirne’de tutuklanıp ayrı cezaevlerine gönderildi. 9, 5 ve 2 yaşında üç çocukları ise halaya teslim edildi.  

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

15 Temmuz’dan bu yana birçok öğretmen darbe bahanesiyle tutuklanıp hapse gönderildi. Ancak tutuklamaların ardı arkası kesilmiyor.

Mobilya ve dekorasyon işleri öğretmeni Mehmet Demirtaş ve yurt idareciliği yapan eşi Özlem Demirtaş 27 Ekim’de Edirne’de gözaltına alınıp tutuklandı. Burak (9), Elif (5) ve Tarık (2) adında 3 çocukları bulunan Demirtaş çifti ayrı ayrı cezaevlerine gönderildi. Çocuklar ise halalarına teslim edildi.

Bir aydır annesiz-babasız kalan 3 çocuğun perişan olduğunu söyleyen hala, “Tarık geceleri uyanıp anne diye ağlıyor, uyuyamıyor. En son annesiyle 10 dakikalık telefon görüşmesinde 1-2 dakika konuşabildi. Ağlayarak anne gel diye kendini yerlere attı. Özlem Demirtaş’ın tutuksuz yargılanamaz mı? Üç çocuk annesi neden tutuklanıyor” dedi.

“NE YAPACAĞIMIZI ŞAŞIRDIK”

Tarık’ı görüşe götüremediklerini, Elif’in de görevlilerden korktuğu için görüşe gitmek istemediğini söyleyen hala şöyle devam etti: “Elif çok etkilenmiş, polisleri görünce korkuyor, bizi mi alacaklar diyor. Hakim beye durum açıklandı ama hiçbiri kabul edilmedi. Yeter ki bu çocuklar duruma düşmesin diye çok uğraştık. Beş yaşındaki çocuk polisleri görmek istemediğini söylüyor. Annesi babası arayınca ağlıyorlar. Ne yapacağımızı şaşırdık.”

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Demirtaş çifti, en son Isparta’da kapatılan özel bir yurtta ve dernekte idarecilik yapıyorlardı. Dosyaları hakkında gizlilik kararı bulunan Demirtaş çiftinin neden gözaltına alındığı henüz bilinmiyor. 35 yaşındaki Özlem Demirtaş Edirne Kadın Kapalı Cezaevinde, 37 yaşındaki Mehmet Demirtaş ise Edirne F Tipi Cezaevinde kalıyor.

Burak, Elif ve Tarık anne-babaları tutuklandığında adliye bahçesinde akrabalarıyla böyle kaldı.

Okumaya devam et

Popular