Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

OHAL’de askerlere yapılan tecavüz dahil ağır işkenceler raporlaştırıldı

"İşkence yok." diyen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na tokat gibi cevap OHAL Raporu'nda bizzat işkence mağdurları tarafından verildi

Mağdurlar İçin Adalet topluluğu tarafından Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde özellikle asker şahıslara yapılan işkencelerle ilgili onlarca kişiyle görüşüp rapor hazırladı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra gözaltı ve tutuklama safhasında herhangi bir işkence ya da kötü muamele olmadığını iddia etmişti.

Mağdurlar İçin Adalet topluluğu tarafından hazırlanan OHAL raporunda tecavüz, işkence ve tehdit vakaları bizzat şahit olanların ifadeleri ile yer aldı.

ON BİNLERCE İNSAN GÖZALTIN ALINDI, TUTUKLANDI  

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü bahane edilerek on binlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı. Uluslararası raporlarda da geçen tecavüz ve işkence iddiaları bu sefer Mağdurlar İçin Adalet Topluluğu tarafından açıklanan ikinci OHAL Raporu’nda da yer aldı.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) mağdurunun raporda yer alan ifadeleri Ahval tarafından yayımlandı.

“ASKERLER İÇ ÇAMAŞIRI KALACAK ŞEKİLDE SOYULDU”

O ifadelerden biri şu şekilde: “Gözaltı sürecinde birlikte kaldığımız kişilerin çoğunluğu darbe zanlısı askerler olduğu için onlardan dinlediğim kadarıyla; birçok üst rütbeli askere çok ciddi işkence edilmiş. Sadece iç çamaşırı kalacak şekilde soyulan askerlere öldüresiye dayak atılmış.

Salona ters kelepçeli getirilen askerleri sağlı sollu bekleyen 20-30 kadar polis ölüm koridoru oluşturmuş ve bazı kişiler gözlerini hastanede açmış. Hastanede gözünü açanlardan birisi bir yüzbaşı. Yüzbaşıya makattan cop sokulduğunu bizzat şahit olan jandarma uzman çavuş anlatmıştı. Kendisi bildiğim kadarıyla tahliye oldu. Erlere, uzman çavuşlara ve teğmenlere de üst rütbelileri dövdürmüşler.”

Gökhan Açıkkolu’nun işkenceden ölümü İspanya basınında

“AKRABAMIN BAĞIRSAKLARI ZARAR GÖRDÜ”

Bir başkası ise copla tecavüzün sonuçlarına dair, ayrıntı vermemeye çalışarak şunları aktardı: “Bir akrabam türlü işkenceler gördü bağırsakları zarar görecek seviyede. Dava açtı, şikâyetçi oldu. Bunun üzerine eşini gözaltına alıp, niye dava açtığını sorup tehdit ettiler. İki küçük çocuğu var. Haftada üç gün imza atmasına karar verildi.”

Bir başka copla tecavüz detayı ise raporda şu şekilde yer aldı: “Gözaltı salonundayken geceleri isimleri yüksek sesle söylenen kişilere işkence yapıldığını duydum. Gün içinde normal bir şekilde yürüyen birinin gece yapılan işkence sonrası aksayarak yürüdüğünü gördüm. İnsanları delil torbasıyla boğmaya çalıştılar, makatlarına cop soktular. Bir askere yapılan işkence sonrası açılan yarasına cop sokularak işkenceye devam edildi.”

“MAKATTAN COP SOKMUŞLAR”

Mağdurlar İçin Adalet Topluluğu’nun raporunda, tanıdıklarının yaşadıklarını anlatan insanlar da var: “Cezaevinde arkadaşımın kayınına makatından cop sokmuşlardı. Bir arkadaşım da günlerce bir eli yüksek bir yerde kelepçeli bekletilmiş. Yanındaki arkadaşları gibi kendisine de elektrik vermişler.”

Aynı kişi şunları da anlattı: “Eşinin gözünün önünde dövenler, öldürülenler, tecavüze uğrayanlar olduğunu da duydum.”

OHAL raporunda şişeyle tecavüz girişimleri de var. Gözaltındaki KHK mağduru şahet olduğu böyle bir vakayı şu sözcüklerle dile getirdi: “İl emniyet müdürlüğünün TEM katında, kamerasız bir salona çatı saclarıyla kabin yapıldığını, buraya koyulan şüphelilere hakaretler ve saclara vurarak ses çıkarmak suretiyle 12 saati bulan sorgulamalar yapıldığını dinledim. Bir öğrenciye bildiklerini anlatması için soyunması söylenmiş. Kendisi bir şey bilmediğini söyleyince, tekrar ‘soyun’ denmiş. İnanamayarak ‘Gerçekten yapacak mısınız?’ diye sorması sonucu elinde boş soda şişesi olan polis, soda şişesiyle karnına vurarak ve hakaret ederek soyunmasını sağlamış.

Çaresiz soyunan öğrenci gözlerini kapatıp olacaklardan korkarken, bir başka polis memuru bu sefer ‘yapma’ diyerek elinde soda şişesi olan polisi engellemiş. Soda şişesini tutan polisin adı, birçok kişiye yapılan elektrik işkencelerinde geçti.”

Çok sayıda cezaevinde aynı anda soğukla işkence başladı

“BANA COPLA TECAVÜZ EDECEKLERİNİ SÖYLEDİLER”

Bir mağdur ise bizzat kendi yaşadıklarını şöyle anlattı: “Kayıt ve kamera sistemi olmayan odada işkence gördüm. Bana copla tecavüz edeceklerini ima ettiler. İtirafçı olmazsam güneş yüzü göremeyeceğimi söylediler. Avukatla görüşmeden önce üç gün boyunca işkence gördüm.”

Cezaevinde birlikte kaldığı bir öğretmenin uğradığı coplu tecavüzü telaffuz edemeyen bir başka mağdur ise, şu cümlelerle özetliyor cinsel şiddeti: “Bir öğretmen arkadaşımıza copla fiziki baskı yapıldı. Bağırsaklarından ameliyat edilmek zorunda kalındı. Adli tıp raporu istendi. Cezaevinde iken dokuz ay sonra İstanbul Adli Tıp’a götürüldü, fakat bir sonuç çıkmadı.”

“ASTSUBAY, BU GECE KADİR GECESİ OLMASIN DİYE DUA EDERDİ”

Raporda geçen “Kadir gecesi” ifadesi dikkati çekti. Ancak burada adı geçen kutsal gün olarak bilinen Kadir gecesi değil, adı Kadir olan bir polisin yaptıklarını anlatmak için yapılan bir isimlendirme: “Yan yana yattığımız bir astsubay yaklaşık 30 gündür sorgusuz sualsiz bekletildiğini, ailesinin de kendisinden haberdar olmadığını söylemişti.

Biz orada iken ifadesi alınmış ve mahkemeye sevk edilmişti. Mehmet Ali adlı bir lise öğretmeni her gün ‘Bu gece kadir gecesi olmasın’ diye dua ederdi. Çünkü isminin Kadir olduğunu söyleyen polis onu herkes uyuduktan sonra gece 24.00-01.00 çağırır soyunma odasında dövermiş.

Bir sabah kalktığımızda Mehmet Ali başını battaniyenin içinden çıkarmıyordu. O günü battaniyeye sarılı, kıvrılmış ve psikolojisi altüst bir şekilde geçirdi. Öğleden sonra gelen doktorlar, ‘polis nezaretinde darp yoktur’ dedi. O gün Mehmet Ali’nin gözleri morarmıştı. Hepimiz gibi korkusundan ‘darp var’ diyememişti.

Mehmet Ali sürekli kendisinden isim istendiğini, birçok küfür ve tehditlere maruz kaldığını anlatırdı. En son artık ‘Siz isim yazın imzalayacağım’ dediğini söylemişti. Mahmut ve Ertuğrul vardı, Ertuğrul’un başın poşet geçirip döverlerdi.”

Prof. Haluk Savaş’ın videosu 500 bin etkileşimi geçti, OHAL Komisyonu’na isyan büyüyor

AĞZINA SİLAH NAMLUSU SOKMA

Bir başka işkence vakası, en fazla filmlerde ve mafya sahnelerinde rastlanılabilecek türden… Gözaltındakilerin ağzına silahın namlusunu sokma: “Başına poşet geçirilip milli piyango spor kompleksinin üzerine çıkarılıp ağzında tetik düşürülen kişiler vardı koğuşta.”

Aynı kişi rapora yansıyan ifadesinde coplu tecavüzün sonuçlarını şu cümlelerle ifade ediyor: “Üç ay boyunca yaşadıklarından dolayı konuşamayan ve altına yapanlar vardı. Bir tanesi sudan çok korkuyordu. Bir başkası kendisini bir ara voleybol topu zannettiğini söylüyordu, herhalde tokatlardan.”

“EŞİNE TECAVÜZ EDECEKLERİNİ SÖYLEDİLER”

Cezaevinde bir süre kalan ve sonra tahliye olan bir mağdur ise, tutukluyken yanındakilerle dertleştiklerini belirterek, Hüseyin adlı bir öğretmenin nasıl eşine tecavüz tehdidiyle tutuklandığını dile getirdi: “Ceza infaz kurumunda iken yargılanmaya gelen birçok mahkûmla bu konularda dertleşmemiz oldu. Hüseyin adında bir öğretmen ‘İfadem alınırken eşimi getirdiler sorgu odasına, bana gösterip çıkardıktan sonra, istiyorsan şimdi de konuşma, neler olacağını tahmin edebilirsin’ denildiğini anlatmıştı.”

Aynı kişi Emniyet’e birlikte kaldığı Musa adlı bir radyoloğa 21 gün boyunca cinsel bölgelerinden elektrik verildiğini, cinsel organına ağırlık takıldığını da ekliyor.

Eşleriyle tehdit edenler, çocuklarının kimsesiz yurtlarına verilmesiyle korkutulanlar bir-iki vaka değil: “Arkadaşıma itiraf etmesini söyledikten sonra,  itiraf etmediği takdirde eşini de alacaklarını çocuklarını yurda vereceklerini söyleyerek baskı yaptılar.”

“ÇOCUĞUNU ÇOCUK ESİRGEME’YE VERECEĞİZ”

Bir başkası farklı bir şehirde ve farklı bir gözaltı merkezinde neredeyse aynı şeyleri yaşamış: “Cezaevinde kaldığım sürede çok mağdur ile karşılaştım hepsinin ayrı hikâyesi vardı. Arkadaşımın eşine senin hanımını da alacağız, çocuklarını da çocuk esirgemeye vereceğiz demişler. Bir bekâr kadın nezarette iken sabah kadını almışlar yukarı kata bir odaya götürmüşler. Orada tek bir polis memuru varmış, ‘gelirken börek aldım çay söyledim bugün baş başa kahvaltı edeceğiz’ demiş.”

OHAL’in Toplumsal Maliyetler Raporu: 250 bin kişi 1’inci derecede mağdur edildi

Gündem

Mehmet Ağar Yalıkavak Marina ile ilgili sözleri nedeniyle Soylu’dan özür diledi

İçişleri Bakanı Soylu’nun açıklamalarının ardından, eski Bakan Mehmet Ağar, Yalıkavak Marina’ya ilişkin olarak “Bizi buradan uzaklaştırınca yapılacak olan da belli: Buraya mafya çökecek” sözleri nedeniyle özür diledi.

BOLD – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, eski Bakan ve eski Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın Yalıkavak Marina ile ilgili açıklamalarına tekzip beklediğini ifade etmesinin ardından Ağar özür diledi.

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iş insanı Mübariz Mansimov’u tehdit ederek, Bodrum Yalıkavak Marina’yı aldığı iddialarına yanıt vermişti. Ağar, Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e yaptığı açıklamada marinaya işaret ederek “Bizi buradan uzaklaştırınca yapılacak olan da belli, buraya mafya çökecek” demişti.

Ağar, eleştirilere neden olan bu ifadeye ilişkin olarak bugün Sözcü TV’ye yaptığı açıklamada, “Bütün eleştirilere hak verdiğini” belirtti. Bunun iddialara ilişkin kızgınlıktan dolayı bir “sürçülisan” olduğunu vurgulayan Ağar, “Benim bu tabiri kullanmam fevkalade yanlıştır. Bütün meslektaşlarımı incittiğimi düşünüyorum, bundan dolayı kalbi olarak özür diliyorum” dedi. Haberin yayımlanmasının ardından rahatsızlık duyduğunu belirten Ağar, ama konunun “fevkalade uygun bir şekilde” aktarıldığını kaydetti. Ağar, “Ama buradaki kusur benim” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun çalışmalarını takdirle takip ettiğini ifade eden Ağar, “Gerek terörle mücadelede, gerek organize suçlarla mücadelede, gerekse teşkilata verdiği güven dolayısıyla fevkalade başarılı görev sürecini devam ettiriyor. Allah da uzun yıllar devam ettirsin” ifadelerini kullandı.

SEDAT PEKER NE DEDİ?

Suç örgütü lideri Sedat Peker, daha önce yayımladığı videoda, eski Bakan Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar’a yönelik suçlamalarda bulunmuştu.

Palmali Group’un sahibi Azeri-Türk iş adamı Mübariz Mansimov’un tutuklanması konusunda Ağar’a işaret eden Peker, Ağar ve oğlu Tolga Ağar’ı Mansimov’un mallarına “çökmekle” itham etmişti.

SOYLU NE CEVAP VERDİ?

İçişleri Bakanı Soylu, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarına yanıt verdiği açıklamada, isim vermeksizin eski Bakan Mehmet Ağar’ı da eleştirmişti. “Bu süreçte ‘belki dil sürçmesidir’ diye hala tekzibini beklediğim cümle. Biz olmasa idik oraya mafya çökecekti cümlesidir” diyen Soylu, “İnşallah saygısız gazetecinin çarpıtmasıdır. Benim devletim Libya’ya ve Karabağ’a çökülmesine fırsat vermedi. Kıytırık bir marinaya mafya bozuntularının çökmesine fırsat vermez. Türkiye eski Türkiye değil” ifadelerine yer vermişti.

Sedat Peker’le Mehmet Ağar’ın asıl derdi: Neyi paylaşamadılar?

Okumaya devam et

Gündem

Üç aşamalı normalleşme planı

Kovid-19 salgınıyla mücadelede ‘tam kapanma’ sonrası üç aşamalı normalleşmeye geçilecek. İlk etapta kafe, restoran ve lokantalar açılacak. Pazar günleri sokağa çıkma yasağı devam edecek.

BOLD – 17 Mayıs 2021 tarihinde sona erecek tam kapanma sonrası planlı normalleşmeye geçilecek. Kulislere göre bu sene okullar açılmayacak, uzaktan eğitim devam edecek. Her şey yolunda giderse okulların en erken Eylül, Ekim döneminde eğitime başlaması bekleniyor.

CUMARTESİ SERBEST PAZAR GÜNÜ KAPALI

Birgün gazetesinde yer alan habere göre Pazartesi sonrası uygulanacak planlamada ilk etapta kafeler, restoranlar ve lokantalar saat 20.00’a kadar açılacak. Sokağa çıkma kısıtlaması artık 19.00’da değil eskisi gibi 21.00’den sonra olacak. Cumartesi günleri ise sokağa çıkma kısıtlaması kaldırılacak. İlk etapta sokağa çıkma kısıtlamasının pazar günü sürmesi bekleniyor.

İKİNCİ AŞAMA MAYIS SONUNDA BAŞLAYACAK

Planlamanın ikinci aşamasındaki belirlenen tarih ise 31 Mayıs. İkinci aşama adımlarının bu tarihte başlaması bekleniyor. Bu dönemde kafe, restoran, lokanta gibi iş yerleri 22.00’de kapanmaya başlanacak ancak kapalı alanlar kullanılamayacak. Dışarısı ise yüzde 50 oranla kullanıma açık olacak.

Daha küçük işletmeler, kahvehane ve çay ocağı gibi yerler için valilik üzerinden izin çıkarılacak. Örnek olarak “kapınızın önüne masa atarak çalışın” denilebilecek. Bu dönem pazar günü de sokağa çıkma kısıtlaması da olmayacak.

ÜÇÜNCÜ AŞAMA TEMMUZ AYINDA

Üçüncü aşama için işaret edilen tarih temmuz ayı, hayat neredeyse normale dönecek. Düğünler belirli kısıtlamalarla yapılabilecek. Kafe ve restoran gibi yerler ise 23.45’e kadar açık olacak ama yine de kapalı alanlar kullanılamayacak. Dışarısı ise yüzde 50 oranda kullanılabilecek. Nargileciler ve gece kulüplerinin ise açılması beklenmiyor.

Okumaya devam et

Gündem

Mahpuslar bayram görüşü yapamadı

Türkiye genelinde hapishanelerde 283 bin 516 tutuklu ve hükümlü, “tam kapanma” nedeniyle Ramazan Bayramı’nda yakınları ile açık veya kapalı görüşe çıkamadı. Karantina şartlarının insan hakları ihlaline ulaşacak şekilde uygulandığını söyleyen TİHV Kurulu Üyesi adli tıp uzmanı Ümit Biçer, Adalet Bakanlığı’nı gerekli önlemleri almaya davet etti.

BOLD – Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, tam kapanma kararının alınmasının ardından, 29 Nisan 2021 tarihinde, cumhuriyet başsavcılıkları ve ceza infaz kurumlarına “Bilim Kurulu Kararı Gereğince Tedbir Kararlarının Devamı” konulu bir genelge gönderdi.

Genelge ile “tam kapanma” tedbirlerinin cezaevlerinde uygulanmasına ilişkin kurallar açıklandı. Buna göre, “Açık ve kapalı görüşlerin, ülke genelinde uygulanacak tam kapanma tedbirleri dikkate alındığında açık ve kapalı tüm cezaevlerinde tam kapanma tarihleri içinde kalan 1-17 Mayıs arasında ziyaret yaptırılmaması” kararı alındı.

ANKA’dan Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre tam kapanma süreci sonrası için de “18-31 Mayıs tarihleri arasında hükümlü ve tutuklulara 2 yakını ile bir kez ziyaret yaptırılması, bunun dışındaki diğer ziyaretlerin 1 Haziran 2021 tarihine kadar ertelenmesi, 1 Haziran 2021 tarihinde durumun tekrar değerlendirilmesi, zorunlu durumlarda Cumhuriyet Başsavcısı kararı ile görüşlerin yaptırılması. Kurumlardaki eş ve aile görüş odalarının kullanımının 1 Haziran 2021 tarihine kadar ertelenmesi”ne karar verildi.

KARANTİNA TEDBİRLERİ İNSAN HAKLARI İHLALİLE DÖNÜŞTÜ

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi adli tıp uzmanı Ümit Biçer, salgının cezaevleri koşullarına etkisini ve cezaevlerinde alınan tam kapanma tedbirlerine ilişkin olarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’de hapishanelerde var olan kronik sorunlar, Kovid-19 pandemisinde daha da ağırlaştı. Kovid-19, 2020 yılı başlarında dünyaya duyurulduğunda; bu hastalığın solunum yoluyla bulaştığı, hastalığın ileri yaşta ve kronik rahatsızlığı olan kişileri hedef aldığı; dolayısıyla bu grupların öncelenmesi gerektiğinin altı çizildi. Kalabalık nüfus içeren, insanların toplu yaşamak zorunda kaldığı mekanlar ile ilgili de düzenlemelerin yapılması gerektiği vurgulandı.

Ne yazık ki Adalet Bakanlığı sağlık meslek örgütlerinin uyarıları, insan hakları örgütlerinin taleplerine rağmen; hapishanede özgürlüğünden yoksun olarak tuttuğu, yaşam hakkından ve sağlığını korumaktan yükümlü olduğu kişilerle ilgili bu önlemleri yerine getirmedi. Yapılan İnfaz Kanunu düzenlemesinde; ağır hasta, kronik rahatsızlığı olan, engelli, ileri yaşta olan, hamile kadınlar ve çocuklar bu kapsam içine sokulmadı.

Bulaşma yollarının önlenmesi için alınması gereken önlemler; kişisel koruyucu malzemeler, hızlı ve düzenli test yapılması yerine getirilmediği gibi hastalığın bulaşmasının engellenmesi için uygulanan karantina tedbirleri, insan hakları ihlali olarak uygulandı.

“ETKİLİ VE HIZLI TEDAVİ YAPILMADI”

Hastalığın bulaşma yollarının tespit edilmesi, korunma önlemlerinin alınması ve tedavinin planlanması aşamalarında da Adalet Bakanlığı’nın etkili ve hızlı davrandığını düşünmüyoruz. Çünkü düzenli test yapılıp yapılmadığı konusunda bugüne kadar kamuoyuyla paylaşılmış bir bilgi yok.

Kapanma ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı tarafından alınan önlemlerde de farklı duyumlarla karşı karşıyayız. Özellikle karantinanın insan hakkı ihlaline ulaşacak boyutlarda uygulandığı veya karantinaya alınan kişilerin, her yeni gelen kişi ile birlikte burada kalma sürelerinin uzadığı, bu ortamlarda insanların kendi hijyenlerini sağlıklarını korumakta güçlük çektiği, günlük yaşantılarını, egzersizlerini yapamadığını avukatlar sıkça paylaşıyorlar. Kapanma önlemleri de hastalıktan korunma şeklinde değil, bir insan hakkı ihlaline ulaşacak şekilde uygulanıyor.

Adalet Bakanlığı’nı bir an önce hem hapishanelerde Kovid pandemisinin boyutları konusunda bilgi vermeye, yaşanan ihlalde önleyip gerekli adımları atmaya davet ediyoruz.”

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0