Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Bahçeli’nin “Venezuela-Kılıçdaroğlu” örneği CHP’yi kızdırdı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu (solda), MHP lideri Devlet Bahçeli'nin kendisi hakkında sarfettiği sözlere şu ana kadar cevap vermedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Venezuela’da yaşananları eleştirirken Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden örnek vermesi ve İzmir adayı Tunç Soyer için söyledikleri, Cumhuriyet Halk Partisi’nda (CHP) öfkeye sebep oldu.

MHP lideri Devlet Bahçeli, Venezuela’da yaşananlarla ilgili “Biz, bunlara rıza gösterirsek Türkiye’nin de başına bela olurlar. Yarın Türkiye’de ‘Ben sizi tanımıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu’nu kabul ediyorum’ derse ne yapacağız?” dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu, Bahçeli’nin sözlerini “Zaytung haberi.” olarak yorumladı.

ÖZKOÇ: BAHÇELİ BUNU “PAPAZI GÖNDER” DEYİNCE GÖNDEREN KİŞİYE SÖYLESİN

Bahçeli’ye cevap CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’dan geldi. Özkoç, Bahçeli’nin sözleri için, “Bunu, ABD Başkanı Trump ne diyorsa onu yapan, ‘Papazı gönder’ dediği zaman gönderen, bir emrini iki etmeyen kişiyle ilgili söylemesi gerekiyor. Bahçeli’nin, böyle bir yakıştırmada bulunması hiç doğru değildir, şık değildir.” dedi.

“DİKTATÖRLÜKTEN YANA OLMAKTAN VAZGEÇSİN”

Özkoç, Bahçeli’nin CHP İzmir Büyükşehir belediye başkan adayı Tunç Soyer’in adaylığını ne ülkücülerin ne de devrimcilerin kabul edeceğine dair sözleri için, “Kendisi eğer bu konuda gerçekten rahatsız oluyorsa hem diktatörlükten yana olan hem de Amerikan emperyalizminin yandaşlığını yapan ve onun arkasında duran kişinin arkasında durmaktan vazgeçmelidir.” diye konuştu.

ÖZEL YAZILI AÇIKLAMA İLE CEVAP VERDİ

Bahçeli’nin aynı konuşmasında CHP’nin İzmir adayı Tunç Soyer’in babası Nurettin Soyer’le ilgili “Bunun izah edilmesi lazım. Kim izah edecek? Çok konuşan Manisa Milletvekili izah edemez.” sözlerine de CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, yazılı bir açıklama ile cevap verdi.

“TUNÇ SOYER’E DİL UZATMAK KİMSENİN HADDİ DEĞİL”

CHP’nin askeri ve sivil tüm darbe girişimleriyle mücadele etmiş, bu çerçevede yöneticileri hapisler yatmış, öldürülmüş, mal varlıklarına el konulmuş bir siyasi parti olduğunu belirten Özel, “Partimizin İzmir adayı üzerinden 12 Eylül 1980 darbesinde partimizin tutumunu ağzına almak ya da buradan Tunç Soyer’e dil uzatmak, hiç kimsenin haddi değildir.” dedi.

“BU DURUM EN ÇOK BAHÇELİ’NİN İŞİNE GELMEZ”

Babalarının iş ve işlemleri sebebiyle oğullarının sorumlu tutulamayacağını belirten Özel şunları söyledi: “Bizler eğer babalarının yaptıkları sebebiyle çocuklarını sorumlu tutmaya başlarsak, onların soyadları üzerinden siyaseti kurgularsak, halen siyasette bulunan ve babaları hakkında çeşitli iddia ve ithamlar olan onlarca ismi tartışmaya açarız. Bu durumun en çok Devlet Bahçeli’nin işine gelmeyeceği ortadadır.”

TÜRKEŞ’İ ELEŞTİRDİ, ŞİMDİ PARTİYİ BİRLEŞTİRİYOR

Özel şunları dile getirdi: “O zaman örneğin ‘Türkeş ismi ancak MHP’de ve ülkücü harekette anlamlıdır. Soyadı Türkeş de olsa Tayyip’in yanına giden ancak kendi gövdesini götürecektir’ diyerek Tuğrul Türkeş’in AKP’ye gitmesine 2015 yılında tepki gösteren bir siyasi partinin topyekun bir biçimde AKP’ye bitiştirilmesi konusunu gündeme getirmemiz gerekecektir.”

EVREN’E PAŞAM BEN OLACAKTIM Kİ DİYEN KİM?

Özel sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Eğer Devlet Bahçeli, 12 Eylül askeri darbesiyle samimi bir hesaplaşma istiyorsa yüzleşmeye 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren’e, ‘Paşam, sizin zamanınızda ben olacaktım ki İstanbul’u desteğinizle uçururdum. Paşam, bu ülkenin sizin gibilere ihtiyacı var’ diyecek kadar hayran olan yeni ortağı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan başlamasını tavsiye ederiz.”

İstiklal Savaşı kahramanı Kazım Karabekir’in torunundan Çevre Bakanı’na: 15 Temmuz’dan bahsetmeyin, kanıma dokunuyor

Politika

Katar’a satışların araştırılmasına AKP ve MHP engeli

Borsa İstanbul’un hisselerinin Katar Yatırım Otoritesine devrinden sonra alevlenen tartışmalar sonrası, CHP Grup Başkanvekillerinin ‘Katar’a yapılan satışlar araştırılsın’ önergesi reddedildi.

BOLD – Muhalefet son yıllarda AKP yönetimince Katar’a yapılan satışların araştırılmasını istiyor. Borsa İstanbul’un hisselerinin Katar Yatırım Otoritesine devrinden sonra alevlenen tartışmalar Meclis’e de taşındı.

Erdoğan’ın satış eleştirilerin ardından ‘Para paradır’ açıklaması sonrası CHP Grup Başkanvekilleri, Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) işlemleri ve Borsa İstanbul’un yüzde 10’unun Katar’a satılmasının araştırılması amacıyla komisyon kurulması için önerge verdi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç imzasıyla Türkiye Varlık Fonu işlemlerinin araştırılması için dün TBMM’ye verdikleri önergenin bugün gündemin üst sırasına alınarak görüşülmesi için CHP grup önerisi sundu.

SAYIŞTAY’A DENETLETTİRMEDİNİZ

Oylama geçilmeden önce Genel Kurulda söz alan CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu TVF’nin ülke için zararlı olduğunu belirterek, “Eğer devam ettirecekseniz şeffaflığı sağlayacaksanız. Bu Varlık Fonu Başkanı’nın Cumhurbaşkanı olması yakışmıyor. Sayıştay’a denetlettirmediniz. İhale Kanunu, Vergi Kanunu’ndan muaf tuttunuz. Madem bu kanunlar zararlı, millet niye uyuyor? Bir tek siz mi akıllısınız? Ülke bir çöküşe gidiyor, ağır bir depremin içindeyiz. İnsanlar işsizlik ve pahalılıktan kırılıyor. Enflasyon fiilen yüzde 20 üzerinde. Bütün dünya bu olanları görüyor. Ortada varlığımız yok, borç içindeyiz, varlıklarımız elden gidiyor” dedi.

“KATARLA İLİŞKİ MUTLAKA GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”

Varlık Fonunun kara bir delik haline getirildiğini söyleyen İyi Parti Grubu adına konuşan Samsun Milletvekili Erhan Usta da: “Varlık fonları, varlık biriktirmek için kurulur. Bizde ise elimizdeki kaynakları peşkeş çekmek için kurulan bir fon olduğu açık. Keyfi ve denetimsiz bir yapı oluşturulmuştur. Bu delik kapatılmalıdır. Sayın Erdoğan’a uçak hediye ediyor. Katar’la olan bu karanlık ilişkilerin mutlak suretle gözden geçirilmesi lazım” dedi. Usta, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aynı zamanda Varlık Fonu Başkanı olmasını da eleştirerek, “Bu fon kapatılmalıdır” şeklinde konuştu. Usta, CHP önerisini desteklediklerini söyledi.

SU KAYNAKLARININ SATIŞI

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da öneriyi destekleyeceklerini belirterek, “Katar’a satılan varlıkları” anlattı. Kenanoğlu, “Cumhurbaşkanlığı garantörlüğünde yapılıyor. Son 10 anlaşmada önemli şeyler var. Borsa İstanbul’un yüzde 10’u var. Bir tane su yönetimi anlaşması var, bu nedir? Biz Katar’a su kaynaklarımızı mı veriyoruz. Bu kamuoyuna açıklanmıyor. Gizli tutuluyor. Türkiye’nin su sorunu yaşadığını biliyoruz. Şimdi bu su anlaşması ile ne yapılmak istendiğinin açıklanması isteniyor. Su kaynaklarının Katar’a satılması bizleri rahatsız ediyor” diye konuştu.

Öneriye ‘Zırva’ diyen AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, ise muhalefete katılmadıklarını söyledi. Çıkan kısa süreli gerginlik ardından yapılan oylamada, CHP önerisi AKP-MHP oylarıyla reddedildi.

Meclis kürsüsünden Katar’ı savunan AKP vekilden tarihi gaf

Okumaya devam et

Politika

Meclis kürsüsünden Katar’ı savunan AKP vekilden tarihi gaf

Borsa İstanbul hisselerinin 2013-2015 yıllarında da yabancı kurumlara satıldığını söyleyen AKP’li Aydemir, 2017 yılında kurulan İyi Partinin neden bunlara tepki göstermediğini sordu.

BOLD – Katar Emiri El Sani’nin geçen hafta Türkiye ziyareti sonrası imzalanan Borsa İstanbul’un hisselerinin satışına ilişkin anlaşma uzun süredir siyasetin bir numaralı gündemi. Muhalefet, AKP’yi ülkeyi Katar’a satmakla suçluyor.

PARA PARADIR

Yoğun eleştirilerin ardından, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da son Kabine toplantısı sonrası ‘para paradır’ sözleriyle Katar’a satışı savundu.

Bugün Meclis kürsüsünden muhalefetin konuyla ilgili iddialarına cevap veren AKP Manisa Milletvekili Uğur Aydemir’in sözleri ise şaşkınlığa neden oldu.

Aydemir, Borsa İstanbul’un 2013 ve 2015 yılındaki hisse satışlarıyla ilgili, 2017 yılında kurulan İyi Partililere neden soru önergesi vermediklerini sordu.

İŞLEMLER DENETİME TABİ

Uğur Aydemir konuşmasının devamında, “Benim İYİ Partiye sorduğum şu. Nazdak Teknoloji Borsası 2013 yılında Borsa İstanbul’un yüzde 7’sini satın aldı mı? Bir önerge, bir araştırma önergesi, grup önerisi var mı? Avrupa Yatırım Kalkınma Bankası 2015 yılında Borsa İstanbul’un hissesini satın aldı mı? Grup öneriniz var mı, araştırma önergemiz var mı? Bugüne kadar bir şey var mı? Yok. Hesap belli değil kitap belli değil diyorsunuz. Sattığımız para belli. Varlık Fonu 200 milyon dolara Katar’a sattı. Alış fiyatını sormanız lazım. Kaç paraya aldı diye Avrupa Yatırım Bankası’ndan bu hisseyi. Kaç paraya aldık diye sormamız lazım. Bunu ben de soruyorum TBMM Başkanvekilimize. Bunu Varlık Fonu’na resmi yazıyla sorsunlar. Çünkü gizlilik anlaşması var. Varlık Fonu’nun ne kadar güzel bir iş başardığını milletimiz duysun. Milletimiz gurur duysun. Pandemiye rağmen bu satışı yaptık.

Denetime tabii değil diyorsunuz. Varlık Fonu’nun her işlemi denetime tabiidir. Bağımsız Denetçi diye bir kurum var. Bunları herkes biliyor” ifadelerini kullandı.

İYİ PARTİDEN YANIT

Aydemir’e cevap İyi Partili Musavat Dervişoğlu’ndan geldi. Dervişoğlu konuyla ilgili şunları kaydetti: “2013’ten örnek verdiler. 2013 yılında İYİ Parti TBMM’de değildi. Dolayısıyla o satışlarınızla ilgili herhangi bir araştırma ya da soru önergesi verebilme imkanı yakalayamadık. Denetime tabi değildir diyoruz. Devlet denetleme kurulu tarafından denetleniyor diyorsunuz. Devlet Denetleme Kurulu’nu siz atıyorsunuz. Hem yapıyorsunuz hem satıyorsunuz hem de burada konuşuyorsunuz.”

AKP döneminde İBB’ye milyonlarca dolara itfaiye aracı diye füze rampası sattılar

Okumaya devam et

Politika

DEVA’dan İrfan Fidan açıklaması: Yargı bağımsızlığı için bir tehlike

DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu, eski Başsavcı İrfan Fidan’ın Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olmasına tepki gösterdi. Yeneroğlu, “İrfan Fidan Yargıtay’da henüz cübbesini dahi giymeden Anayasa Mahkemesi’ne üye olmak için aday olması yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı için ciddi bir tehlikedir” dedi.

BOLD – DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, eski Başsavcı İrfan Fidan’ın Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliğine aday olmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fidan’ın adaylığıyla ilgili yazılı açıklama yapan Yeneroğlu, HSK’nın Yargıtay üyeliklerine son yaptığı atamaların tartışmaya neden olduğunu belirtti.  Söz konusu atamalardan birisinin de İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Sayın İrfan Fidan’ın Yargıtay üyeliğine seçilmesi olduğunu kaydeden Yeneroğlu, “Sn. İrfan Fidan’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı boyunca pek çok soruşturmayı siyasi iktidarın arzu ettiği doğrultuda yürüttüğü kamuoyunun malumudur. Fidan’ın İstanbul’daki görev süresi içinde hukuk adına ortaya koyduğu hazin tablo ortadadır” dedi.

Fidan’ın Yargıtay üyeliğine seçilmesinden sadece birkaç gün sonra Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olduğunu açıkladığını belirten Yeneroğlu, “Sn. İrfan Fidan Yargıtay’da henüz cübbesini dahi giymeden Anayasa Mahkemesi’ne üye olmak için aday olması yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı için ciddi bir tehlikedir” ifadesini kullandı.

Fidan’ın AYM üyeliği için adaylığını açıklamasının, HSK tarafından Yargıtay üyeliğine seçilmesinden kısa bir süre sonra olmasının atamalarda iktidarın istek ve taleplerinin dikkate alındığının açık kanıtı olduğunu belirten Yeneroğlu, şunları kaydetti:

YARGITAY ÜYELERİNE ADAYLIKTAN ÇEKİLME BASKISI

Bu durum Yargıtay üyeliğinin de itibarını da ayaklar altına almaktadır. Yüksek yargımızı rencide edecek bu uygulamalara son verilmelidir. Ayrıca aday olan bazı üyelere çekilmeleri konusunda baskı yapıldığı, çekilmek istemeyenlere mobbing uygulandığı iddiaları ise durumun vahametini ortaya koymaktadır. Bu iddialar Sn. Fidan’ın Yargıtay’a atanmasının ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olmasının olağan olmadığını, bilakis planlı bir şekilde bu konuma getirildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Türkiye’de yargı organının en temel yapısal sorunları; yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hukukun üstünlüğü, adil yargılanma ihlalleri ve liyakattir. Ancak iktidar, en yüksek yargı merci olan Anayasa Mahkemesi’ne üyelik seçimlerinde liyakat esaslarını göz ardı etmektedir. Tamamen iktidarın hesapları üzerinden Yüksek Yargı şekillendirilmeye çalışılmaktadır.

Bu durum demokratik bir hukuk devleti ve anayasanın üstünlüğünün korunması için vazgeçilmez olan ve kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyen Anayasa Mahkemesi’nin iktidarın güdümü altına alınması arzusunun bir sonucudur. Kaldı ki, iktidarın yargı reformundaki samimiyetsizliğinin de açık kanıtıdır.”

Erdoğan’ın avukatı hakkındaki rüşvet iddiası Bakan Gül’e soruldu

Okumaya devam et

Popular