Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Açlık grevi eylemleri genişliyor: Sayı 281’e yükseldi

HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in öncülüğünde, cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemleri genişliyor. Eylemin 85. gününe girilirken farklı cezaevlerinde 51’i kadın toplam 281 tutuklu eylemi sürdürüyor.

BOLD-16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan 35 tutuklunun olduğu ilk grubun eylemi 47’nci, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutuklunun eylemi 46’ncı, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutuklunun eylemi de 37’nci gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 17’nci gününe girdi.

YÜRÜYÜŞ VE SES ÇIKARMA EYLEMLERİ

Açlık grevi eylemlerine destek olmak amacıyla Diyarbakır ve Batman’da yürüyüş ve ses çıkarma eylemleri yapıldı. HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun ile birlikte çok sayıda HDP’li, polis ablukasının sürdüğü Leyla Güven’in evinin önüne akın etti. Burada kornalarla Güven’in eylemini desteleyen grup, “Leyla Güven onurumuzdur” sloganları attı. Polisin çembere aldığı grup olaysız dağıldı.

HDP NÖBET EYLEMİ BAŞLATIYOR

HDP Genel Merkezi tarafından tecrite karşı ve açlık grevi eylemlerine destek olmak amacıyla nöbet eylemi başlatıldı. Eylem kapsamında her gün 2 HDP’li milletvekilinin katılımıyla Leyla Güven için ziyaretlerin kabul edildiği Diyarbakır’da bulunan DTK binasında nöbet eylemi yapılacak. Bugün başlatılacak eyleme ise 6 milletvekili katılacak.

Nöbet eyleminde cezaevlerinde açlık grevinde olan kişilerin hayat hikayeleri anlatılacak. Ayrıca Leyla Güven nöbet eylemine görüntülü olarak katılıp, mesajlarını paylaşacak.

GÜVEN CPT’YE MEKTUP GÖNDERDİ

Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 85 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Avrupa Konseyi’ne bağlı İşkence ve Kötü Muamelenin Önlemesi Komitesi’ne (CPT) bir mektup gönderdi.

Güven, CPT Başkanı Dr. Mykola Gnatovsky’ye gönderdiği mektubunda, Öcalan üzerinde yıllardır süren tecride dikkat çekerek, CPT’den kurumsal sorumluluğunu yerine getirmesini istedi.

İSVEÇ’TE İMZA KAMPANYASI BAŞLATILDI

Öte yandan 85 gündür açlık grevi eyleminde olan Leyla Güven’e destek için, İsveç’te aralarında siyasetçiler ve insan hakları savunucularının olduğu 50 kişilik bir grup imza kampanyası başlattı. İmza metninde CPT’nin tecrit konusunda duyarlı olması istendi.

SAĞLIK DURUMU CİDDİYETİNİ KORUYOR

Bu arada açlık grevini sürdürme kararında olan, Leyla Güven’in sağlık durumu da ciddiyetini koruyor. Diyarbakır Tabip Odası (DTO) tarafından oluşturulan heyet, Güven’in rutin sağlık kontrollerini yapıyor. DTO Başkanı Mehmet Şerif Demir, kamuoyunun Güven’in sağlık durumuna ilişkin kaygıları üzerine heyet oluşturduklarını söyledi. Güven’in sıvı almakta da zorlandığı belirtildi.

Politika

İçişleri Bakanlığından Uludere raporu: Terör örgütü mensubu olduğuna dair bilgi yok

CHP’li Levent Gök, Şırnak Uludere’de TSK bombardımanı sonucu öldürülen 34 vatandaşla ilgili İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin raporunu gündeme getirdi. Raporda, öldürülen 34 vatandaşla ilgili “terör örgütü mensubu olduğuna dair spesifik bilgi bulunmamaktadır” tespitinin yapıldığını belirten Gök, Süleyman Soylu’ya raporla ilgili soruşturma izni verip vermeyeceğini sordu.

BOLD – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Levent Gök, İçişleri Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 28 Aralık 2011’de TSK’ya ait uçakların bombardımanı sonucu 34 vatandaşın hayatını kaybettiği Roboski Katliamı’nı gündeme getirdi.

Mezopotamya Ajansının haberine göre, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a konuyla ilgili sorular sorduğunu ancak Akar’ın “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde herkesin bildiği bir cümlelik yanıt verdiğini belirten Levent Gök, “Adaleti konuştuğumuz bugünlerde, reform yapacağımızı ifade ettiğimiz bugünlerde, bir ay sonra dokuzuncu yılı dolacak olan Uludere olayında öldürülen 34 yurttaşımızın ve yaralanan 4 yurttaşımızın adalet arayışları hâlâ devam ediyor” ifadesini kullandı.

MÜLKİYE MÜFETTİŞLERİNİN RAPORU

Roboski Katliamı ile ilgili İçişleri Bakanlığı bünyesinde mülkiye müfettişlerinin olayı araştırmak üzere bir rapor hazırladığını kaydeden Gök, şunları söyledi: “O raporda ‘Tespit edilen grubun terör örgütü –yani vurulan kişilerin- mensubu olduğuna dair spesifik bilgi bulunmamaktadır’ diyor mülkiye müfettişlerinin raporunda. Yine, ‘grubun kaçakçı olarak değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu’ ve ‘Top atışlarına rağmen, grubun sınıra doğru ilerlemesi bölücü terör örgütü tavrı değildir’ gibi çok önemli tespitleri içeren bir mülkiye müfettişleri raporu Bakanlığa sunuldu. Şimdi, bu rapor bir araştırma raporu, ön inceleme raporu. Bunun sonuç doğurması için sizin bu raporun bir soruşturma izni raporuna dönüşmesine onay vermeniz gerekiyor.”

TELEFONLA ARAYAN MİT YETKİLİSİ KİM?

Soylu’ya Roboski olayıyla ilgili soruşturma izni verip vermeyeceğini soran Gök, şu soruları yöneltti: “Sayın Bakan, gelinen bu aşamada vicdanınızla baş başa kalarak ön inceleme raporuna yani sonuç doğurmayan bu rapora karşı sonuç doğurması adına bir soruşturma izni vermeyi uygun bulur musunuz ve verecek misiniz? İkinci sorum da: O zamanki İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin –ki Millî Güvenlik Kurulu toplantısında vardı- bu olaydan üç yıl sonra bir açıklama yaptı. Sınırdan geçmekte olduğu farz edilen terör örgütü mensubu Bahoz Erdal’ın ya da Fehman Hüseyin’in vurulacağına dair inançla bu olay yapılmıştı. Sayın İdris Naim Şahin şunu ifade etti: ‘O anda üst düzey MİT görevlisi tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri telefonla aranarak Bahoz Erdal’ın hudut hattını geçmekte olduğu bildirilmiştir’ dedi ve bu olay oldu Sayın Bakan. Şimdi, İdris Naim Şahin’in, o günkü İçişleri Bakanı’nın söylediği bu sözden yola çıkarak söylüyorum: Bu üst düzey MİT yetkilisi kimdir? Bu MİT yetkilisi hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?”

“Kürt düşmanı Erdoğan” rencide edici değil

Okumaya devam et

Politika

Babacan: Erdoğan, Bahçeli’ye karşı kendi itibarını bile savunamaz halde

Partisinin Adıyaman Kongresinde konuşan Ali Babacan, Devlet Bahçeli’nin AKP ve Erdoğan üzerinden vesayet kurduğunu iddia ederek, “Büyük ortak itibarını savunamaz halde” dedi.

BOLD – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bugün partisinin 1. Olağan Adıyaman İl Kongresine katıldı. Kongrede partililere konuşan Babacan hükumeti ve ittifak ortağı MHP’yi eleştirdi.

HALKIN SAĞLIĞINI GÖZDEN ÇIKARDINIZ

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın dün ilk kez açıkladığı vaka sayılakrına ilişkin daha önce söylediklerinin doğru çıktığını vurgulayan Babacan: “Dün açıkladıkları rakam, ABD ve Hindistan’ın hemen peşinden üçüncü olduğumuzu gösteriyor. Tabii açıklanan sayılara inanıp inanmamak başka mesele. Açıklama yapmak demek, bir şeyi açıklığa kavuşturmak demektir. Bugüne kadar topluma tam olarak neyi açıkladıklarını bile anlayamadık. Bu sefer de hasta tanımı yeniden yapıldı. “Sadece hastanede yatanlar” denildi. Anlıyoruz ki günlük tablolarda açıkladıkları hasta sayıları da doğru değil” ifadelerini kullandı.

Hükumetin sırf propaganda yapmak için olur olmadık şeylere beka meselesi dediğini hatırlatan Babacan: “Gerçek beka bu milletin sağlığıdır. İnsanımızın sağlığını aylardır tehlikeye attınız. 1 Haziran’dan itibaren neredeyse tek bir önlem almadan hastalığın yayılmasını izlediniz. Ekonomiyi batırdığınız için, halkımızın sağlığını gözden çıkardınız” dedi.

KÜÇÜK ORTAĞIN VESAYETİ

Bahçeli’nin AKP’nin kurucularından Bülent Arınç için sarf ettiği hakarete varan sözleri hatırlatan Babacan konuşmasının devamında şunları söyledi: “Küçük ortak, büyük ortak üzerinde neredeyse vesayet oluşturmuş durumda. Büyük ortağın sorunlarının nasıl çözüleceğini küçük ortak belirliyor. Büyük ortağın kurucularına, büyük ortağın gözü önünde ağza alınmayacak, yakışıksız, seviyesiz ifadeler kullanılıyor. Büyük ortak kendi mensuplarının itibarını bile savunamaz halde. Türkiye siyaseti çok sayıda enteresan olaya şahit olmuştur ama bir siyasi partinin direksiyonuna başka bir partinin genel başkanının geçmesine herhalde ilk defa tanık oluyoruz.”

Başsavcıvekili Zülkarneyn Kısık koronavirüsten hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Politika

Gökçek ve Arınç’ın ‘Parsel parsel’ kavgası sonrası AKP’de neler oldu

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feramuz Üstün, Ahmet Davutoğlu’yla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında ilk kavganın Arınç-Gökçek gerginliği nedeniyle yaşandığını ifade etti.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın tahliyeleri konusunda ters düşen TBMM eski Başkanı Bülent Arınç, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulundaki görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

Arınç’ın istifası sonrası, daha önce Ankara’daki arazi rantı suçlaması yüzünden kavgalı olduğu Melih Gökçek, Arınç hakkında bir paylaşımda bulundu. Arınç’ın istifasının yeterli olmadığını söyleyen Gökçek, Arınç’ın cezalandırılması için sosyal medyada da kampanya başlattı.

Son olanlar yıllar önce kameralar önünde yaşanan ‘Parsel Parsel’ kavgasını yeniden gündeme getirdi. Kavganın yaşandığı yıl AKP Genel Başkanı ve Başbakan olan Ahmet Davutoğlu’nun yeni partisinden bir açıklama geldi.

DAVUTOĞLU-ERDOĞAN KAVGASI

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feramuz Üstün, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında ilk kavganın bu olay nedeniyle yaşandığını ifade etti.

Konuk olduğu TV5 yayınındaki programda konuşan Üstün: “Melih Gökçek ile Bülent Arınç arasında yaşanan parsel parsel meselesi partiye çok zarar vermişti. Böyle bir atmosferin ortaya çıkmasından dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arınç’ın görevden alınmasını istiyordu. Ahmet Davutoğlu, ‘bu hükümetin Başbakanı benim’ diyerek Bülent Arınç’ı görevden almadı. Davutoğlu bu kadar vefalı biri işte” ifadelerini kullandı.

Borsa İstanbul’un yüzde 10’u artık Katar’ın

Okumaya devam et

Popular