Bizimle iletişime geçiniz

Politika

HDP sözcüsü Oluç: HDP seçmeni onurludur, AKP’ye oy vermez

HDP sözcüsü Saruhan Oluç, AKP ile gizli ittifak yapıldığını iddialarının doğru olmadığını söyledi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Saruhan Oluç, büyükşehirlerde aday göstermeyerek Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile gizli anlaşma iddialarına, “HDP seçmeni onurludur, AKP’ye oy vermez.” diye cevap verdi.

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Oluç, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, HDP’nin üç büyük şehirde aday göstermeme kararını “AKP’ye destek vermek.” olarak yorumladığına dair sözlerini gülerek okuduklarını belirtti.

OLUÇ: AKP-MHP EN FAZLA ZULMÜ HDP SEÇMENİNE YAPTI

Oluç, “Acaba bu analizi hangi verilere dayanarak yaptı? AKP-MHP koalisyonu en fazla zulüm ve baskıyı HDP’ye ve onun seçmenine yaptı. HDP seçmeni onurludur ve hiçbiri bu kadar ağır hakaret ve tehditte bulunan iktidara tek bir oy bile vermez. Meral Hanım’ın şüphesi olmasın.” dedi.

“BİZ KAPALI KAPILAR ARDINDA GÖRÜŞMEYİZ”

Oluç, HDP’nin AKP ile işbirliği yapacağı iddiasının 7 Haziran 2015 Milletvekilliği Genel Seçimi’nden önce de gündeme getirildiğini kaydetti.

“Peki kim işbirliği yaptı: MHP. CHP ise AKP ile koalisyon kurulabilir mi diye istikşafi görüşmelerde bulundu. 16 Nisan 2017 referandumunda da söylendi bu sözler. Ancak HDP hem batıda hem de Kürt illerinde ‘hayır’ verdi. Demokratik siyasetin gereklerine göre partiler birbirleriyle elbette görüşür. Ancak bizim AKP ile yapacağımız görüşme kapalı kapılar ardında olmaz.” dedi.

YEREL SEÇİM KONUŞULDUĞU KÜLLİYEN YALAN

Oluç, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Meclis Başkanvekili Mithat Sancar’ın, AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı ile yaptığı görüşmeye dair şunları söyledi: “Yerel seçimlerle ilgili görüşme yapıldığı söylendi. Külliyen yalan. Konuşulan konular arasında Hakkari vekilimiz Leyla Güven’in devam ettiği açlık grevi ve seçim çalışmalarımıza kolluk kuvveti tarafından yapılan saldırılar vardı. Yani rutin, Meclis içi bir görüşmeydi.”

AMACIMIZ AKP-MHP KOALİSYONUNU GERİLETMEK

Oluç, iki ayaklı bir seçim stratejileri olduğunu ifade etti. “İlk hedefimiz kayyım atanan belediyeleri geri kazanmak. Stratejimizin ikinci ayağındaysa Türkiye’nin batısı var. AKP-MHP koalisyonunun bütün alanlardaki politikalarının sınırlanması, geriye püskürtülmesi son derece önemli. AKP-MHP koalisyonunun egemenlik alanını daraltacak her türlü demokratik adım meşrudur. Biz de bu konuda adım atanlarla birlikte hareket etme kararı aldık.” ifadelerini kullandı.

İYİ PARTİ DAHA ÇOK MHP İLE YARIŞ İÇERİSİNDE

Oluç şunları söyledi: “Dediğim gibi millet ittifakını değil, demokrasi konusunda kararlı ve istekli olduğunu gördüğümüz adayları destekleyeceğiz. Bu karar ve istek CHP’li adayda da olabilir, bağımsız adayda da.”

DİĞER PARTİ SEÇMENLERİNDEN MECLİS ÜYELİĞİ İÇİN DESTEK İSTEYECEĞİZ

CHP’nin İstanbul Büyükşehir adayı Ekrem İmamoğlu’nun desteklenmesine ilişkin ise Oluç şu ifadeleri kullandı: “Kriterlere kim uyuyorsa, demokrasi güçleri hangi adaya işaret ediyorsa bunu açıkça söyleriz. Üç büyük şehirde aday göstermiyoruz, fakat hem ilçe hem de büyükşehir belediye meclisleri için adaylarımız olacak. Evet, biz büyük şehirlerde fedakârlık yapıyoruz. Bunun karşılığında diğer partilerin seçmenlerinden de bu ikisi için destek talep edeceğiz.”

CHP’NİN AKPM’DEKİ TUTUMU HAYRET VERİCİ

Oluç, CHP’nin Avrupa Karma Parlamenterler Meclisi’nde (AKPM) AKP ile aynı yönde oy kullanmasını “hayret verici” olarak yorumladı: “Hem demokrat ve solcu olduğunuzu söyleyeceksiniz hem de ret oyu vereceksiniz. Tutarlı ve samimi olmak gerekiyor. Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasında sizin de payınız varsa bu demokrasi dışı davranış sebebiyle kendinizi affettirmek istiyorsanız iki kat duyarlı olmalısınız.”

“Kürt, Alevi veya muhalif” diye fişlenenler KPSS mülakatında eleniyor

Politika

Katar’a satışların araştırılmasına AKP ve MHP engeli

Borsa İstanbul’un hisselerinin Katar Yatırım Otoritesine devrinden sonra alevlenen tartışmalar sonrası, CHP Grup Başkanvekillerinin ‘Katar’a yapılan satışlar araştırılsın’ önergesi reddedildi.

BOLD – Muhalefet son yıllarda AKP yönetimince Katar’a yapılan satışların araştırılmasını istiyor. Borsa İstanbul’un hisselerinin Katar Yatırım Otoritesine devrinden sonra alevlenen tartışmalar Meclis’e de taşındı.

Erdoğan’ın satış eleştirilerin ardından ‘Para paradır’ açıklaması sonrası CHP Grup Başkanvekilleri, Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) işlemleri ve Borsa İstanbul’un yüzde 10’unun Katar’a satılmasının araştırılması amacıyla komisyon kurulması için önerge verdi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç imzasıyla Türkiye Varlık Fonu işlemlerinin araştırılması için dün TBMM’ye verdikleri önergenin bugün gündemin üst sırasına alınarak görüşülmesi için CHP grup önerisi sundu.

SAYIŞTAY’A DENETLETTİRMEDİNİZ

Oylama geçilmeden önce Genel Kurulda söz alan CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu TVF’nin ülke için zararlı olduğunu belirterek, “Eğer devam ettirecekseniz şeffaflığı sağlayacaksanız. Bu Varlık Fonu Başkanı’nın Cumhurbaşkanı olması yakışmıyor. Sayıştay’a denetlettirmediniz. İhale Kanunu, Vergi Kanunu’ndan muaf tuttunuz. Madem bu kanunlar zararlı, millet niye uyuyor? Bir tek siz mi akıllısınız? Ülke bir çöküşe gidiyor, ağır bir depremin içindeyiz. İnsanlar işsizlik ve pahalılıktan kırılıyor. Enflasyon fiilen yüzde 20 üzerinde. Bütün dünya bu olanları görüyor. Ortada varlığımız yok, borç içindeyiz, varlıklarımız elden gidiyor” dedi.

“KATARLA İLİŞKİ MUTLAKA GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”

Varlık Fonunun kara bir delik haline getirildiğini söyleyen İyi Parti Grubu adına konuşan Samsun Milletvekili Erhan Usta da: “Varlık fonları, varlık biriktirmek için kurulur. Bizde ise elimizdeki kaynakları peşkeş çekmek için kurulan bir fon olduğu açık. Keyfi ve denetimsiz bir yapı oluşturulmuştur. Bu delik kapatılmalıdır. Sayın Erdoğan’a uçak hediye ediyor. Katar’la olan bu karanlık ilişkilerin mutlak suretle gözden geçirilmesi lazım” dedi. Usta, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aynı zamanda Varlık Fonu Başkanı olmasını da eleştirerek, “Bu fon kapatılmalıdır” şeklinde konuştu. Usta, CHP önerisini desteklediklerini söyledi.

SU KAYNAKLARININ SATIŞI

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da öneriyi destekleyeceklerini belirterek, “Katar’a satılan varlıkları” anlattı. Kenanoğlu, “Cumhurbaşkanlığı garantörlüğünde yapılıyor. Son 10 anlaşmada önemli şeyler var. Borsa İstanbul’un yüzde 10’u var. Bir tane su yönetimi anlaşması var, bu nedir? Biz Katar’a su kaynaklarımızı mı veriyoruz. Bu kamuoyuna açıklanmıyor. Gizli tutuluyor. Türkiye’nin su sorunu yaşadığını biliyoruz. Şimdi bu su anlaşması ile ne yapılmak istendiğinin açıklanması isteniyor. Su kaynaklarının Katar’a satılması bizleri rahatsız ediyor” diye konuştu.

Öneriye ‘Zırva’ diyen AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, ise muhalefete katılmadıklarını söyledi. Çıkan kısa süreli gerginlik ardından yapılan oylamada, CHP önerisi AKP-MHP oylarıyla reddedildi.

Meclis kürsüsünden Katar’ı savunan AKP vekilden tarihi gaf

Okumaya devam et

Politika

Meclis kürsüsünden Katar’ı savunan AKP vekilden tarihi gaf

Borsa İstanbul hisselerinin 2013-2015 yıllarında da yabancı kurumlara satıldığını söyleyen AKP’li Aydemir, 2017 yılında kurulan İyi Partinin neden bunlara tepki göstermediğini sordu.

BOLD – Katar Emiri El Sani’nin geçen hafta Türkiye ziyareti sonrası imzalanan Borsa İstanbul’un hisselerinin satışına ilişkin anlaşma uzun süredir siyasetin bir numaralı gündemi. Muhalefet, AKP’yi ülkeyi Katar’a satmakla suçluyor.

PARA PARADIR

Yoğun eleştirilerin ardından, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da son Kabine toplantısı sonrası ‘para paradır’ sözleriyle Katar’a satışı savundu.

Bugün Meclis kürsüsünden muhalefetin konuyla ilgili iddialarına cevap veren AKP Manisa Milletvekili Uğur Aydemir’in sözleri ise şaşkınlığa neden oldu.

Aydemir, Borsa İstanbul’un 2013 ve 2015 yılındaki hisse satışlarıyla ilgili, 2017 yılında kurulan İyi Partililere neden soru önergesi vermediklerini sordu.

İŞLEMLER DENETİME TABİ

Uğur Aydemir konuşmasının devamında, “Benim İYİ Partiye sorduğum şu. Nazdak Teknoloji Borsası 2013 yılında Borsa İstanbul’un yüzde 7’sini satın aldı mı? Bir önerge, bir araştırma önergesi, grup önerisi var mı? Avrupa Yatırım Kalkınma Bankası 2015 yılında Borsa İstanbul’un hissesini satın aldı mı? Grup öneriniz var mı, araştırma önergemiz var mı? Bugüne kadar bir şey var mı? Yok. Hesap belli değil kitap belli değil diyorsunuz. Sattığımız para belli. Varlık Fonu 200 milyon dolara Katar’a sattı. Alış fiyatını sormanız lazım. Kaç paraya aldı diye Avrupa Yatırım Bankası’ndan bu hisseyi. Kaç paraya aldık diye sormamız lazım. Bunu ben de soruyorum TBMM Başkanvekilimize. Bunu Varlık Fonu’na resmi yazıyla sorsunlar. Çünkü gizlilik anlaşması var. Varlık Fonu’nun ne kadar güzel bir iş başardığını milletimiz duysun. Milletimiz gurur duysun. Pandemiye rağmen bu satışı yaptık.

Denetime tabii değil diyorsunuz. Varlık Fonu’nun her işlemi denetime tabiidir. Bağımsız Denetçi diye bir kurum var. Bunları herkes biliyor” ifadelerini kullandı.

İYİ PARTİDEN YANIT

Aydemir’e cevap İyi Partili Musavat Dervişoğlu’ndan geldi. Dervişoğlu konuyla ilgili şunları kaydetti: “2013’ten örnek verdiler. 2013 yılında İYİ Parti TBMM’de değildi. Dolayısıyla o satışlarınızla ilgili herhangi bir araştırma ya da soru önergesi verebilme imkanı yakalayamadık. Denetime tabi değildir diyoruz. Devlet denetleme kurulu tarafından denetleniyor diyorsunuz. Devlet Denetleme Kurulu’nu siz atıyorsunuz. Hem yapıyorsunuz hem satıyorsunuz hem de burada konuşuyorsunuz.”

AKP döneminde İBB’ye milyonlarca dolara itfaiye aracı diye füze rampası sattılar

Okumaya devam et

Politika

DEVA’dan İrfan Fidan açıklaması: Yargı bağımsızlığı için bir tehlike

DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu, eski Başsavcı İrfan Fidan’ın Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olmasına tepki gösterdi. Yeneroğlu, “İrfan Fidan Yargıtay’da henüz cübbesini dahi giymeden Anayasa Mahkemesi’ne üye olmak için aday olması yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı için ciddi bir tehlikedir” dedi.

BOLD – DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, eski Başsavcı İrfan Fidan’ın Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliğine aday olmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fidan’ın adaylığıyla ilgili yazılı açıklama yapan Yeneroğlu, HSK’nın Yargıtay üyeliklerine son yaptığı atamaların tartışmaya neden olduğunu belirtti.  Söz konusu atamalardan birisinin de İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Sayın İrfan Fidan’ın Yargıtay üyeliğine seçilmesi olduğunu kaydeden Yeneroğlu, “Sn. İrfan Fidan’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı boyunca pek çok soruşturmayı siyasi iktidarın arzu ettiği doğrultuda yürüttüğü kamuoyunun malumudur. Fidan’ın İstanbul’daki görev süresi içinde hukuk adına ortaya koyduğu hazin tablo ortadadır” dedi.

Fidan’ın Yargıtay üyeliğine seçilmesinden sadece birkaç gün sonra Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olduğunu açıkladığını belirten Yeneroğlu, “Sn. İrfan Fidan Yargıtay’da henüz cübbesini dahi giymeden Anayasa Mahkemesi’ne üye olmak için aday olması yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı için ciddi bir tehlikedir” ifadesini kullandı.

Fidan’ın AYM üyeliği için adaylığını açıklamasının, HSK tarafından Yargıtay üyeliğine seçilmesinden kısa bir süre sonra olmasının atamalarda iktidarın istek ve taleplerinin dikkate alındığının açık kanıtı olduğunu belirten Yeneroğlu, şunları kaydetti:

YARGITAY ÜYELERİNE ADAYLIKTAN ÇEKİLME BASKISI

Bu durum Yargıtay üyeliğinin de itibarını da ayaklar altına almaktadır. Yüksek yargımızı rencide edecek bu uygulamalara son verilmelidir. Ayrıca aday olan bazı üyelere çekilmeleri konusunda baskı yapıldığı, çekilmek istemeyenlere mobbing uygulandığı iddiaları ise durumun vahametini ortaya koymaktadır. Bu iddialar Sn. Fidan’ın Yargıtay’a atanmasının ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday olmasının olağan olmadığını, bilakis planlı bir şekilde bu konuma getirildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Türkiye’de yargı organının en temel yapısal sorunları; yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hukukun üstünlüğü, adil yargılanma ihlalleri ve liyakattir. Ancak iktidar, en yüksek yargı merci olan Anayasa Mahkemesi’ne üyelik seçimlerinde liyakat esaslarını göz ardı etmektedir. Tamamen iktidarın hesapları üzerinden Yüksek Yargı şekillendirilmeye çalışılmaktadır.

Bu durum demokratik bir hukuk devleti ve anayasanın üstünlüğünün korunması için vazgeçilmez olan ve kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyen Anayasa Mahkemesi’nin iktidarın güdümü altına alınması arzusunun bir sonucudur. Kaldı ki, iktidarın yargı reformundaki samimiyetsizliğinin de açık kanıtıdır.”

Erdoğan’ın avukatı hakkındaki rüşvet iddiası Bakan Gül’e soruldu

Okumaya devam et

Popular