Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Karamollaoğlu’ndan Tunç Soyer tartışmasına Ebu Cehilli örnek

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, AKP’nin Türkiye’yi tek partili yıllara geri götürdüğünü söyledi.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İzmir Büyükşehir belediye başkan adayı Tunç Soyer’e 12 Eylül 1980 döneminin askeri savcısı olan babası üzerinden yöneltilen eleştirilerin doğru olmadığını söyledi.

Karamollaoğlu, “Geçmişe giderek hayatta olmayan insanlar üzerinden bugünkü insanları tenkit etmek, itham etmek çok büyük bir hatadır.” dedi.

Karamollaoğlu, “Peygamber Efendimizin en yakın arkadaşlarından bir kısmının babaları, dedeleri inkârcıydı. Ebu Cehil meşhurdur; fakat Ebu Cehil’in oğlu Müslüman oldu. ‘Senin baban böyleydi’ diyebilir miyiz? Denmez.” ifadelerini kullandı.

SİYASİ RANT İÇİN GEÇMİŞE ATIF YAPILIYOR

Karamollaoğlu, “Bugün bir insanı, babasının yapmış olduğu bir hatadan dolayı itham etmenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Herkes kendisi sorumludur yaptıklarından, yapmadıklarından, hatalarından dolayı. Bu husus maalesef iktidar partisi tarafından hep göz ardı ediliyor.” dedi.

AKP TEK PARTİLİ SİSTEMİN SAVUNUCUSU OLDU

Türkiye’nin 1950’den sonra çok partili sisteme döndüğünü, ancak bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 1950 öncesi tek partili sistemin savunucusu haline geldiğini ileri süren Karamollaoğlu, şunları söyledi: “Bunu neyle izah edeceğiz? Bu yaklaşımları yaparken biraz insaflı olmak icap eder. Çünkü insanlar da değişir, kanaatlerini değiştirebilirler. Bugün yanlış yapan, yarın doğru yapabilir. Bugün doğru şeyleri söyleyen, yarın yanlış da yapabilir.”

“YEREL SEÇİMDE BARAJ OLMADIĞI İÇİN İTTİFAK YAPMADIK”

Karamollaoğlu, 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde yüzde 10 barajından dolayı ittifaka girdiklerini; ancak yerel seçimlerde ittifakta yer almaya gerek duymadıklarını söyledi.

Karamollaoğlu, “Siyasette her zaman söyledik, ‘iki kere iki dört etmiyor, bazen üç, bazen beş ediyor. Çünkü toplumun ittifaklara olan yaklaşımı farklı. Çünkü toplum farklı algılıyor.” diye konuştu.

“İL VE İLÇELERDE DİRSEK TEMASINDA MAHSUR YOK”

Karamollaoğlu, “Ama illerde, ilçelerde, oradaki arkadaşlarımızın dirsek temasında bulunmasında bir mahsur görmüyoruz.” ifadelerini kullandı.

“KÖTÜ SÖZ SAHİBİNE AİTTİR”

Karamollaoğlu, Cumhur İttifakının karşısında olan siyasi partilere ‘İllet İttifakı’, ‘Zillet İttifakı’ benzetmelerini doğru bulmadığını söyeldi.

Saadet lider şöyle devam etti: “Bu konularda sadece ‘kötü söz sahibine aittir’ diyorum. Bunun da üzerinde durmuyorum; ama ülke yönünden üzülüyorum. Çünkü bu kutuplaşmaya neden oluyor. İnsanlar birbirlerine karşı düşman gözüyle bakmaya başlıyor, hor görerek yaklaşıyor. Halbuki iktidarın ve ona destek verenlerin ülkede barışı, huzuru, kardeşliği sağlamak en önemli görevleridir. Bunu ihmal etmemeleri icap eder.”

Selahattin Demirtaş, Nobel Barış Ödülü’ne aday

Politika

AKP’li Şirin Ünal şimdi de TBMM tutanaklarını sildirdi

15 Temmuz günü Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’la görüşen, eşinin bakıcısı şüpheli bir şekilde evinde ölmesine karşın takipsizlik kararı verilen AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın TBMM tutanaklarını da sildirdiği ortaya çıktı.

BOLD – Komisyon toplantısında CHP’li Mehmet Bekaroğlu ile AKP’li Şirin Ünal arasında tartışma yaşandı. Bekaroğlu, Ünal’ın kendisine “düzeysiz” dediğini, bu sözün daha sonra TBMM’nin resmi tutanaklarından sildirildiğini aktardı. Bekaroğlu, “Meclis’te büyük bir suç işlendi. Resmi tarihle oynuyorlar” dedi.

CHP’Lİ BEKAROĞLU’NA “DÜZEYSİZ” DEDİ

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bütçe görüşmeleri oturumunu yöneten Ünal, Bekaroğlu’nun bazı eleştirileri nedeniyle Bakan Zehra Zümrüt Selçuk’a söz vermek istedi. Bekaroğlu, Ünal’ın o sırada kendisi hakkında “düzeysiz” kelimesini sarf ettiğini aktardı. Bu söz tutanaklara, “Sizin hakkınızda söylediği birkaç tane ‘husus’ vardı, onlara cevap vermek için size söz veriyorum” şeklinde geçti. Tutanaklara göre Bekaroğlu ise bu sözlere yanıt olarak, “Cevap hakkı ayrı bir şeydir, ‘düzeysiz’ konuşma ayrı bir şeydir. ‘Düzeysiz’mişim, ayıp ya” dedi.

YAPILANIN ADI SAHTECİLİKTİR

Ünal’ın “düzeysiz” sözünün tutanaktan silindiğini ancak kendisinin kullandığı “düzeysiz” kelimesinin silinmediğini söyleyen Bekaroğlu, BirGün’den Hüseyin Şimşek’e yaptığı açıklamada, “Sanki kendi kendime ‘düzeysiz’ demişim gibi aktarılmış. Meclis’te büyük bir suç işlendi. Resmi tarihle oynuyorlar. Böyle bir şey ilk kez yaşanıyor” diye konuştu. AKP’nin bir an önce ses kayıtlarını kamuoyu paylaşması gerektiğini dile getiren Bekaroğlu, “Tutanaktan kelime çıkarmak büyük suçtur. Asla küçümsenemez. Bunu yapan kimse suçludur. Yapılanın adı sahteciliktir” dedi.

Almanya MİT’e çalışan Diyanet ve Ülkücü derneklerin peşini bırakmıyor

Okumaya devam et

Politika

TBMM’de de virüs yayılıyor: 5 vekilde daha korona çıktı

Türkiye genelinde hızla yayılan ve yeni tedbirler alınan koronavirüs, Türkiye Büyük Millet Meclisinde de artmaya devam ediyor. İyi Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, TBMM’de 5 milletvekilinin koronavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı.

BOLD – İyi Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, TBMM’de milletvekillerine yapılan koronavirüs testlerinin sonucunu sosyal medya hesabından duyurdu.

Yokuş, farklı partilerden 5 milletvekilinin koronavirüs testinin pozitif çıktığını belirterek, “An itibariyle TBMM’de torba yasa görüşmeleri sürüyor. Bugün test yaptıran değişik partilerden 5 milletvekili arkadaşımızda Kovid-19 çıktı. Çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Konuşma sayılarımızı azaltıyoruz. Ülkemizin her yerinde olduğu gibi TBMM’de de virüs yayılıyor” dedi.

Almanya MİT’e çalışan Diyanet ve Ülkücü derneklerin peşini bırakmıyor

Okumaya devam et

Politika

Tiryaki çarkı: Belediyeye yurt yaptırıp Diyanet’e kiraladı

AKP’li eski Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’nin İnsan Vakfı için belediyenin kasasından 14 milyon TL’ye yaptırdığı öğrenci yurdunu mütevelli heyeti üyesi olduğu Türkiye Diyanet Vakfına kiralattığı ortaya çıktı.

BOLD – AKP’li eski Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki ile eski AKP Altındağ İlçe Başkanı İdris Atalay’ın kurucusu olduğu İnsan Vakfı için Tiryaki’nin belediyenin kasasından 14 milyon TL’ye yaptırdığı öğrenci yurdu, dükkân ve sosyokültürel tesisleri Diyanet’e kiralattığı belirlendi.

KİRALAMA TİRYAKİ MÜTEVELLİ HEYETİ ÜYESİ OLUNCA GERÇEKLEŞTİ

Belediyenin yaptırdığı inşaat tamamlandıktan sonra kurulan yurt, İnsan Vakfı tarafından işletilmeye başlandı. Bu yurt, Veysel Tiryaki’nin Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Mütevelli Heyeti üyesi olduktan sonra TDV’ye yaklaşık 90 bin TL’ye kiralandığı öğrenildi. Yurt binasının Tiryaki, mütevelli heyetine girmeden önce de kiralanmaya çalışıldığı ancak fiyat konusunda anlaşılamadığı belirlendi.

TDV, 20 ŞEHİRDE YURT KİRALAdı

TDV Yurtlar ve Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Müdürü Yavuz Kocamış, Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’e yaptığı açıklamada söz konusu yurdun kiralandığını doğruladı. Yavuz Kocamış, “İnsan Vakfı, Veysel Tiryaki’nin değil. Biz sadece söz konusu yurdu değil, 2019 yılında 20 ilde yurt kiraladık. Bu yurt da onlardan birisi” dedi.

Almanya MİT’e çalışan Diyanet ve Ülkücü derneklerin peşini bırakmıyor

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kamu bankaları için çarpıcı rapor
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Türkiye’de kamu bankalarının iktidarın kalesi olan illerde şube yoğunluğunu artırdığını, bu illerde daha fazla kredi verdiğini ve seçim döneminde kredileri stratejik bir araç kullandığını rakamlarla yazdı. İşte raporda öne çıkan 4 unsur…

Sözcü’den Emre Deveci’nin haberine göre

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), “Devlet Geri Döndü” başlıklı 2020-2021 geçiş raporunda çarpıcı bulgulara yer verdi.

Dünya genelinde devletlerin ekonomiye müdahalelerinin ve halk arasında devlet mülkiyetine desteğin artış eğiliminde olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye’deki kamu bankalarına “Kamu bankalarının karanlık yüzü” başlıklı özel bir bölüm ayrıldı.

Kamu bankaların eleştirenlerin, “kredilerin zamanlaması ve hedefine dönük siyasi müdahalelerin kredi piyasalarındaki tahrifatın temel kaynağı olduğuna işaret ettiği” hatırlatılan raporda, “Türkiye’deki siyasi kredi döngülerine” yakından bakıldı.

İşte EBRD’nin kullandığı ifadelerle raporun bu bölümünde öne çıkan 4 unsur…
HÜKÜMETİN KALELERİNDE ŞUBE YOĞUNLUĞUNU ARTIRDILAR
Türkiye’de kamu bankaları, iktidar partisinin kalesi (stronghold) olan illerde son 15 yılda şube yoğunluklarını, muhalefetin kalesi olan illere kıyasla belirgin bir şekilde daha fazla artırdı.

Hükümetin kalesi olan illerde kamu bankalarının 100 bin kişiye düşen şube sayısı özellikle 2010 sonrasında muhalefetin kalesi olan illere göre belirgin şekilde yükseldi.
Raporda, bu durumun nedeninin siyasi patronaj ilişkilerinin yanı sıra, hükümetin nüfusun görece daha az hizmet almış kesimlerinde finansal içerilmeyi artırma stratejini yansıtıyor olabileceği belirtildi.
SEÇİM DÖNEMİNDE KREDİ MUSLUKLARI AÇILDI
Kamu bankaları seçim dönemlerinde belediyenin iktidar partisinde olduğu illerde özel bankalara kıyasla kredi arzını belirgin şekilde artırıyor. Belediyenin muhalefette olduğu illerde ise seçim dönemlerinde özel bankalara oranla daha az kredi veriyor.

Kredi artışında, yerel seçimde muhalefetin güçlü bir rakip olarak iktidar partisiyle yarışması da etki oluyor.

Hükümet, kamu kaynaklarını, bu örnekte kamu bankalarının kredilerini, tekrar seçilmek için stratejik bir araç olarak kullanıyor.

MUHALEFETTEKİ İLLERDE DAHA FAZLA TEMİNAT İSTENDİ
Hükümetin kalesi olan illerde firmaların yüzde 19’u son kredilerini bir kamu bankasından aldıklarını söylerken, bu oran muhalefetin kalesi olan illerde yüzde 9’da kaldı.
Hükümetin kalesi olan illerde firmaların yüzde 48’i kamu bankalarından aldıkları son kredide kendilerinden teminat istendiğini söylerken, bu oran muhalefetin kalesi olan illerde yüzde 70 ile çok daha yüksek oldu.

Muhalefetin kalesi olan illerde firmaların daha büyük bir kısmı, finansman erişim zorluğunun iş yapmak için ciddi bir engel olduğunu söylüyor.

4- KAYNAKLAR YANLIŞ ŞİRKETLERE GİDİYOR, VERİMLİLİK AZALIYOR
Belediyenin muhalefette olduğu ve siyasi rekabetin yüksek olduğu illerde, kamu bankası kredilerinin yüksek oranda kullanıldığı sektörlerde kredilerdeki azalmaya bağlı olarak istihdam, satışlar ve varlıklar seçim öncesinde geriliyor. İktidar partisinin yönetimindeki illerde ise kamu bankalarının verdiği krediler sayesinde tersi oluyor.

Kamu bankalarının kredi kararlarındaki siyasi motivasyon, sermaye tahsisi, toplam üretkenlik ve büyüme konusunda uzun vadeli olumsuz etkilerde bulunuyor. Söz konusu nedenle bu illerde üretkenlik düşüşü yüzde 2’yi bulabiliyor.

Kredileri her zaman hak eden şirketler almıyor ve kredilerin yanlış tahsisinden kaynaklı üretkenlik kayıpları yaşanıyor.

Türkiye’de tüm banka şubeleri içinde kamu payı yüzde 44’le yüksek bir orana ulaşmış durumda. Bu oran Orta Asya’da yüzde 42, Doğu Avrupa ve Kafkaslar bölgesinde yüzde 26 seviyesinde.
DEVLETÇİLİĞE DESTEK ARTIYOR
1980’lerden sonra dünya genelinde neoliberal programlar kapsamında uygulanan özelleştirmelerle kamunun ekonomideki ve istihdamdaki payı azalmıştı.

EBRD’nin kullandığı Dünya Değerler Araştırması verileri, dünya genelinde hem gelişmiş hem de gelişen ülkelerde halk arasında devletçiliğe desteğin yükselişte olduğuna işaret ediyor.

Raporda bu durum “muhtemelen artan eşitsizliklerin ve vergilendirme ya da devlet mülkiyeti araçlarıyla gelirin yeniden dağıtılması yönünde artan taleplerin yansıması” olarak yorumlandı.

İki on yıl önce 1990’larda gelişmiş ülkelerde halkın yüzde 27’si kamu mülkiyetini desteklerken, bu oran 2017-2020 döneminde yüzde 33’e yükseldi.

Aynı dönemde eski sosyalist ülkelerde ise bu oran yüzde 43’ten yüzde 45’e ulaştı.

Türkiye’de bu destek yüzde 58 oldu.

Okumaya devam et

Popular