Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

OHAL bitti, öğretmen fişlemeleri devam ediyor

Milli Eğitim Bakanlığı, hukuksuz olan fişlemeler sonucu Doğu'daki onlarca öğretmeni işsiz, yüzlerce öğrenciyi ise öğretmensiz bıraktı.

7 kez uzatılan Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması kâğıt üzerinde sona erdi, ancak özellikle öğretmenlere yönelik fişlemeler devam ediyor. Sadece dün fişlenen 195 öğretmen atıldı.

OHAL döneminde başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere kamu kurumlarından 150 binin üzerinde kişi haklarında fişlemeler yapılarak meslekten ihraç edildi.

MİT’İN HAZIRLADIĞI FİŞLER…

Ancak OHAL’in “resmi” olarak sona ermesine rağmen fişlemeler bitmedi. Gayri resmi yapılan istihbari çalışmalar sonrası insanlar işsiz kalmaya devam ediyor.

Bunun son örnekleri ise 195 ücretli öğretmenin yıl ortasında görevlerine son verilmesi ve Diyarbakır’da bir öğretmenin Özgecan Arslan ve Ali İsmail Korkmaz eylemlerine katıldığı için tayininin iptal edilmesi oldu.

“YERİNİZE KADROLU ATANACAK” DİYEN MEB, YENİDEN ÜCRETLİ ÖĞRETMEN İSTİHDAM ETTİ

Muş’ta görev yapan 195 ücretli öğretmen bugün başlayan 2018-2019 eğitim öğretim yılı öncesinde işten çıkarıldı.

MEB, görevine son verdiği öğretmenlere herhangi bir gerekçe sunmazken, işten çıkarmaların Muş özelinde olması dikkat çekti.

Ücretli öğretmenlere, yarıyıl tatilinin ardından, “Yeniden başvuru yapmanıza gerek yok. Görev yaptığınız okulda devam edeceksiniz.” sözünü veren bakanlık, bir anda karar değiştirerek 195 öğretmeni işsiz, yüzlerce öğrenciyi ise öğretmensiz bıraktı.

FİŞLEME LİSTELERİ OKUL YÖNETİMİNDEN

Bakanlığa ulaşan bazı öğretmenlere, “Yerinize kadrolu öğretmenler atanacak.” cevabı verilse de işten çıkarılan bazı ücretli öğretmenlerin yerine yeniden ücretli istihdam sağlandığı öğrenildi.

Okul yönetimlerine işten çıkarılacak öğretmenlerin isimlerini içeren listelerin sunulduğu ileri sürüldü.

Bakanlık, ücretli öğretmenlerin yerinin kadrolular ile doldurulacağını savunsa da ücretli öğretmenlerin bir kısmının görevine devam etmesi dikkati çekti. İşten çıkarmaların güvenlik soruşturmasından kaynaklanmış olabileceğini dile getiren öğretmenler, geleceklerinden kaygı duyduklarını belitti.

BirGün’e konuşan sınıf öğretmeni M.G., “Okulumda norm açıldığını söylüyorlar, ancak bu mümkün değil. Okulumuzda iki kadro var ve biri müdür, diğeri ise MEB’den görevli gelen bir öğretmen arkadaşım tarafından doldurulmuş.” dedi.

Okul müdürünün de karardan şaşkınlık duyduğunu ifade eden M.G., “Okulun öğretmen ihtiyacı varken böyle bir karar alınması anlaşılamaz.” diye konuştu.

M.G., yaşadığı ilin şartlarında başka bir işte çalışma imkânı olmadığını söyleyerek, “Bilgi almak için MEB’i arıyorum. Kısa kesip telefonu kapatıyorlar. ‘Yerinize öğretmen gelecek’ diyorlar, ama okulumuzda kadro açığı yok. Kısa vadede ücretli ataması da olmadığına göre öğrencilerim öğretmensiz kalacak.” ifadelerini kullandı.

“5. SINIFA KADAR 20 ÖĞRETMEN DEĞİŞTİREN ÖĞRENCİLER VAR”

Eğitim-Sen Muş Şube Başkanı İlyas Aslan, “MEB bürokratları, konuyla ilgili bilgileri olmadığı söylüyor. Bir güvenlik soruşturması neticesinde Muş özelinde alınmış bir karar olabilir.” şeklinde konuştu.

Aslan, “öğrencisine battaniyeden çanta yapan” öğretmenin de ücretli çalıştığına dikkati çekerek, “Belki de bu tür şeylerinin önünü almak için böyle bir karar aldılar.” yorumunda bulundu.

İşten çıkarılanların isim isim seçildiğine dikkati çeken Aslan, şunları söyledi: “Giden öğretmenlerimizin yerini bir şekilde doldursalar da yıl içinde öğretmen değiştiren öğrencinin yaşadığı psikolojik tahribatı düzeltemezler. Öğrencinin bir yıl içinde motivasyonu, öğretmen ile sağlanabilecek bir durum.”

ÖZGECAN VE ALİ İSMAİL EYLEMLERİNE KATILDIĞI İÇİN TAYİNİ İPTAL EDİLDİ

MEB, Diyarbakır’ın Sur ilçesine atadığı öğretmenin tayinini, Ali İsmail Korkmaz ve Özgecan Arslan protestolarına katıldığı için iptal etti.

Diyarbakır Sur’da bulunan Bagivar Ortaokulu’na rehber öğretmen olarak atanan Ömer Ekinci’nin tayin kararı 4 ay sonra iptal edidi.

Hürriyet’ten İsmail Saymaz’ın haberine göre bakanlığın gerekçesi, Ekinci’nin ‘Güvenlik ve Arşiv Araştırma’ kaydının olumsuz çıkması.

Ekinci’nin açtığı dava kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ankara 2’nci İdare Mahkemesi’ne gönderilen savunmada, “Öğretmenlik mesleğinin hassasiyeti ve öğrenciler üzerinde olumsuz bir etkinin geriye dönüşünün olmayacağı dikkate alınarak, öğretmen olarak bakanlığımız bünyesinde çalışmasının uygun olmayacağı kararı verilmiştir.” dendi.

Bilecik Emniyet Müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderilen istihbarat notunda ise, “Ekinci’nin Eskişehir’de 2-3 Haziran 2013’te Gezi Parkı eylemlerinde Ali İsmail Korkmaz’ı döverek öldüren polislere 21 Ocak 2015’te verilen cezanın yetersiz olduğu gerekçesiyle İstanbul’da yapılan protestoya katıldığı.” ifadeleri yer aldı.

Ekinci’nin ayrıca Mersin’de 11 Şubat 2015’te üniversiteli Özgecan Arslan’ın tecavüz edildikten sonra öldürülmesini protesto için Sakarya’da bir yürüyüşe katıldığı ve yürüyüşten sonra Öğrenci Kolektifleri’nden iki gençle sohbet ettiği belirtildi.

Son olarak da Ekinci’nin “Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi’nden şahıslarla irtibatlı olduğu” iddia edildi.

“SIKINTI VARSA BENİ ÜCRETLİ OLARAK NEDEN ÇALIŞTIRDILAR?”

“Ali İsmail katledildi ve ceza tatmin edici değildi. Bunun için katıldım. Özgecan Arslan olayını dillendirmek bile istemiyorum. Bir daha olmaması için katıldım. Olsa yine katılırım.” diyen Ekinci, Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi ile irtibat iddiasını ise reddetti:

“Üniversitede hem öğrenci işlerinde hem de kütüphanede çalıştım. Dört yıl çalışarak okulu bitirdim. 7 bin öğrenci vardı. Her öğrenciyle muhatap oluyordum. Ne bileyim kim nereye mensup?”

Sözleşmeli öğretmenlik yaptığını söyleyen Ekinci, “Ücretli ve sözleşmeli öğretmenliğin şartları aynı. Bir sıkıntı var ise beni ücretli niye çalıştırdılar? Niye üç mülakatı geçtim?” diye sordu.

Gündem

Bin 14 gündür adalet arayan Oğuz Arda’nın annesi yoğun bakımda

Çorlu tren kazasında 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden ve o günden bu yana adalet mücadelesi veren Mısra Öz, koronavirüs nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı.

BOLD – Çorlu tren katliamında hayatını kaybeden Arda’nın annesi Mısra Öz entübe edildi. Mısra Öz, üç yıldır Çorlu tren kazasında yaşamını yitiren 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel için adalet mücadelesi veriyordu. Kızının sağlık durumunun iyi olmadığını Twitter hesabından duyuran Mısra Öz’ün babası Mehmet Öz “Kızım Mısra Öz Kovit-19’dan dolayı an itibarı ile yoğun bakımda.” dedi.

Baba Mehmet Öz, kızı Mısra Öz’ü 5 gün önce hastaneye getirdiklerini, nefes alıp vermesini sağlayan cihaza bağlandığını ve tedavinin ne kadar süreceğini bilmediklerini ancak ciğerlerinden alınacak numune ile durumu belli olacağını ifade etti.

Mısra Öz Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018 tarihinde meydana gelen 25 kişinin hayatını kaybettiği, 318 kişinin de yaralandığı tren kazasıyla gündeme gelmişti. Mısra Öz, aynı kazada yaşamını yitiren 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel için adalet mücadelesi veriyordu.

Yoğun bakımdaki Mısra Öz’e sanatçılar, siyasetçiler ve insan hakları savunucuları büyük destek vererek adalet arayışını aynı paylaşımı yaparak sürdürdü: “Mısra Öz yoğun bakımda. Oğlunu kaybettiğinden beri istisnasız her gün yazdı, konuştu, haykırdı. Şimdi yaşam mücadelesi verirken yazamadığı için biz yazalım. 1014 gün oldu. Çorlu Tren Kazasında adalet yerini bulmadı. #CorluTrenKatliamı #OğuzArdaSel”

 

Okumaya devam et

Gündem

Gergerlioğlu cezaevinden yazdı: Vicdan eksenli bir toplum kuramadığımız müddetçe…

Milletvekilliği düşürüldükten sonra hapse gönderilen Ömer Faruk Gergerlioğlu, hapisteki ilk yazısını anne-babası tutuklu, lösemi Hakan Dağdeviren için kalem aldı.

BOLD – 3 Nisan’da tutuklanıp Sincan 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne konulan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevinde de masum ve mağdurları unutmadı. Anne-babası tutuklandıktan sonra lösemi teşhisi konulan 11 yaşındaki Hakan Dağdeviren’in durumunu kaleme alan Gergerlioğlu, “Vicdan eksenli bir toplum kuramadığımız müddetçe daha yüzyıllarca kimlikler üzerinden birbiriyle çatışan bir toplum oluruz.” dedi.

Gergerlioğlu’nun Gazete Davul’da yayınlanan yazısı:

Sanatçı Suavi, “Bir annemin ölümüne ağladım, bir de Hakan’ın yataktaki fotoğrafını görünce ağladım” demiş.

Hakan, anne babası hükümlü bir ailenin kanser olmuş çocuğu. Annesinin cezaevinden bana göndermiş olduğu mektubu mecliste gündem ettiğim ailenin çocuğu. Daha çocuk hasta değilken bana gönderilen içli mektubun zarfına çizilmiş resimde bir aile hasreti tablosu vardı. Hapisteki anne babanın rüyaları çocukları ile birleşiyor ve bu hülyalar masum bir aile yuvasında buluşuyordu.

Hepsinin rüyası bir çatı altında birlikte yaşamaktı.

Ama olmadı… Ailenin her biri ferdi ayrı bir yerde yaşadı ve anne-baba hüküm giydi.

Dedeleri ve akrabalarının yanında ayrı illerde kalan çocuklara ne mi oldu?

Hakan, kanser oldu. Büyük ihtimal anne ve babasının hasreti ile bağışıklık sistemi zayıflayan küçük çocuk bundan dolayı kanser oldu.

Dedesinin, ninesinin yanındaki çocuk hastaneye kaldırıldı, ama tedaviye cevap iyi değildi. Annesinden kemik iliği uysa şansı dönecekti.

Hakan’ın iyiye gitmediği haberleri üzerine dedesi ve anneannesi ile ÖFG TV programında bir araya gelmiştim. Eskişehir Tıp Fakültesi’ndeki dede, nine hastanenin mescidine inerek canlı yayına bağlanmıştı.

Dede ile konuşmaya başladığımda, çok zorlu bir konuşma olacağı ortaya çıkmıştı. Karşımda derin bir hüzün, acı, hasret ve çaresizlik yaşayan bir insan vardı.

Ağlamaktan kendisini tutamıyor, beni de ağlatıyordu. Kendimi tutmaya çalışıyordum, ama karşımda o denli içi yanan bir insan vardı ki empati yapmamam, ona eşlik etmemem mümkün değildi. Konuşamayan dede telefonu eşine veriyor nine ile konuşuyorduk.

Biraz toparladıktan sonra dede ile yine konuşmaya başladık. Kızı ve damadı KHK ile ihraç edilmiş. Dede “biz ne yaptık da bize bu acıyı yaşatıyorlar” diyordu.

Önemli bir soruydu. Bu değişmez devlet geleneği devreye girmiş ve acımasızlık hakim olmuştu. İşte onun kurbanlarından bir çocuk, dede ve nine vardı karşımda.

Aileleri yıkan anne-baba tutukluluk gerçeğini defalarca gündem etmiş, ama iktidar cephesinden vicdanlı bir cevap alamamıştım. Sonuçta yatağında perişan, bitkin bir şekilde yatan bir çocuk, gözyaşlarını tutamayan bir dede. ‘Tepelerine acımasızca binin” buyruğunun olduğu bir yerde böyle vicdan sızlatan görüntülerin ortaya çıkmaması mümkün mü?

Küçük Ahmet Burhan, küçük Salman, küçük Hakan, bilemediğimiz daha nicesi.

İşte Suavi bu tabloya ağlıyordu. Sol camiadan vicdanlı bir insan olarak buna dayanması mümkün değildi. Haklıydı, kimliğine göre bakmayan vicdanlı bir insandan beklenen doğal sonucu sergiliyordu.

Çocuğun anne babasının kimliğine takılmıyor, vicdan sızlatan görüntünün yürek sızlatan haline odaklanıyordu. Doğru yapıyordu. Tersi olsa kaç dindar fotoya, tabloya bakıp içi sızlardı? Fazla olamazdı sanırım. Çünkü vicdani bakış açısı olması gerekiyordu ve maalesef inanç çoğunlukla vicdanın önüne geçiyordu. İnancın vicdanı besleyen bir değer olması gerekirken niye bu hal?

Sorulması gereken bir soru. Maalesef çağlar boyu inançlar, siyasi görüşler, vicdanı destekleyeceğine fanatik taraftar olmayı seçmişti.

Suavi’nin bu hali toplumumuzun kurtuluş reçetesidir. Vicdan eksenli bir toplum kuramadığımız müddetçe daha yüzyıllarca kimlikler üzerinden birbiriyle çatışan bir toplum oluruz.

Okumaya devam et

Gündem

Koronavirüse yakalanan Mısra Öz Sel yoğun bakıma kaldırıldı

Çorlu’da 2018 yılında meydana gelen tren faciasında oğlu Oğuz Arda’yı kaybeden Mısra Öz Sel, koronavirüs nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Mısra Öz Sel, 5 gün önce hastaneye yatırılmıştı.

BOLD – Çorlu’da meydana gelen tren faciasında oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Öz Sel, koronavirüse yakalandı.

Mısra Öz’ün babası Mehmet Öz, sosyal medya hesabından, “Kızım Mısra Öz, Kovid-19’dan dolayı an itibarı ile yoğun bakımda” paylaşımı yaptı.

Mısra Öz Sel, 5 gün önce solunum sıkıntısı sebebiyle hastaneye yatırılmıştı. Mısra Öz Sel, sosyal medya hesabından ‘“Oksijen desteği olmadan nefes alamıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Kamu Denetçiliği Kurumu: KHK ile kapatılan okula ödenen ücretin iadesi yapılmalı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0