Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Ara Güler İran’da

Ömrünü fotoğrafa vakfeden Ara Güler, 17 Ekim 2018'de hayatını kaybetmişti.

17 Ekim 2018’de hayatını kaybeden duayen foto-muhabiri Ara Güler’in fotoğrafları İranlılar ile buluştu.

ARA GÜLER BELGESELİNİN İLK GÖSTERİMİ

Sergide, Gazeteci Coşkun Aral’ın hazırladığı Ara Güler’i anlatan “Bu Dünya, Böyle Dünya” adlı belgeselin de ilk gösterimi yapıldı.

Doğuş Grubu da uzun bir çalışmanın ardından Ara Güler’in fotoğraf arşivinden derlenen binlerce dokümanı İstanbul Bomonti’deki müzede ağustos ayında sanatseverlerle buluşturmuştu.

ARA GÜLER’İN OBJEKTİFİNDEN İSTANBUL

Apple’ın hiçbir ödülü olmayan fotoğraf yarışması başladı

Okumaya devam et
Reklamlar

Dünya

Erdoğan’ın politikaları üçüncü dünya savaşının fitiline dönüşüyor

Hristiyanlık ve İslam Dayanışması Derneği Başkanı Dimitri Pakhomov, çatışmacı politikaları yüzünden Erdoğan’ın dünya barışı adına tehlike teşkil ettiğine dikkat çekti.

BOLD – Moskova Patrikhanesi Ordodoks Kilise ve Toplum Dernekleri Federasyonu üyesi ve aynı zamanda Hristiyanlık ve İslam Dayanışması Derneği Başkanı Dimitri Pakhomov, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünya barışı için bir tehlike olduğunu söyledi.

ARMAGEDDON’UN NÜKLEER ATEŞİ

Pakhomov, Poli Turco adlı sitede yer alan “Erdoğan’ın politikaları üçüncü dünya savaşının bir fitiline dönüşüyor” başlıklı yazısında Erdoğan’la ilgili şu ifadeleri kullandı: “Bütün insanlığı Armageddon’un nükleer ateşine sürükleme riski taşıyan uluslararası keşmekeş durumlardan çıkarmanın tek yolu, iyi niyetli tüm insanları bir araya getirerek, edindikleri binlerce yıllık iyi deneyimden istifade etmek. Ve bu tecrübelere dayanarak her düzeyde karar verebilen zeki bireylerden oluşan bir atmosferde birleştirici yeni bir düşünce akımı oluşturmak.”

GÜLEN’E 15 TEMMUZ HAKSIZLIĞI

Hizmet Hareketi ve Fethullah Gülen’e de yazısında yer veren Pakhomov, Türkiye’de 15 Temmuz Darbe kalkışması suçlamasıyla Gülen’e haksızlık yapıldığını belirtti.

Gülen’in fikirlerinin dünya barışına katkı sunduğunu vurgulayan Pakhomov: “İşte insanlığın kurtuluşu için sağlam fikir sunan ama ne yazık ki Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan idaresindeki mevcut Türk hükumeti tarafından haksız yere suçlanan Hizmet Hareketinin kurucusu Fethullah Gülen, 2016’da askeri darbe düzenlemekle suçlanıyor. Türkiyeli bir düşünür, yazar ve İslam dini rehberlerinden birisi hakkında söz ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Pakhomov kesinlikle temelsiz dediği suçlamaların kaynağını da şöyle anlattı “Tam da burada bu ülkenin yönetici elitinin gelecek adına aydınlanma; çok fikirliliğe dayalı bir gelecek inşa etme konusundaki isteksizliğinden kaynaklanıyor. Gülen’in çok sayıda kitabında anlattığı ortak bir insan kardeşliği konusuna duyarsızlık var.”

Türkiye için en büyük ulusal güvenlik sorunu: Erdoğan

Okumaya devam et

Dünya

Avustralya suçlamaları kabul etti: Askerlerimiz Afganistan’da 39 sivili öldürdü

Avustralya Genelkurmay Başkanlığı, özel birliklerinin Afganistan’da 39 sivili yasadışı şekilde öldürdüğünü açıkladı. Hazırlanan raporda 23 farklı olayda 25 özel kuvvetler askerinin doğrudan veya ikinci derecede suç ortağı olarak yasadışı cinayetlere karıştığı belirtildi.

BOLD – Avustralyalı askerlerin Afganistan’da savaş suçu işlediğine dair iddiaları soruşturan Avustralya Genelkurmay Başkanlığı, hazırladığı raporda 39 Afgan sivilin öldürüldüğünü ortaya koydu. 4 yıl süren soruşturmanın ardından açıklanan raporda “sağlam ve inandırıcı deliller” olduğu belirtildi.

AVUSTRALYA ASKERLERİNİ SAVUNMADI

BBC Türkçe’nin aktardığı habere göre, soruşturma kapsamında 55 vaka incelendi ve 400’den fazla tanığın ifadesine başvuruldu. Raporda, 2009-2013 yılları arasında içlerinde mahkum ve çiftçilerin de bulunduğu sivillere yönelik cinayetler kapsamında 19 eski askerin polis tarafından sorgulanması gerektiği belirtildi.

İncelemeler sonucunda varılan noktalar ise şunlar:

-Genç askerlere, ilk öldürme tecrübelerini, mahkumları vurarak edinmeleri söylendi.

-Suçları örtbas etmek için ölenlerin yakınına silahlar ve diğer eşyalar yerleştirildi.

-İki olay daha “zalimce muamele” olması nedeniyle “savaş suçu” kapsamına girebilir

-Söz konusu cinayetleri işleyen ya da işlenmesine yardımcı olan bazı askerler hâlâ görevde

AVUSTRALYA OLAYDAN ÜZÜNTÜ DUYDUĞUNU BİLDİRDİ

Diğer yandan Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, Avustralya Başbakanı Scott Morrison’ın rapor nedeniyle kendisini aradığını ve “en derin üzüntülerini” paylaştığını söyledi.

RAPORDA NELER VAR?

Raporda 23 farklı olayda 25 özel kuvvetler askerinin doğrudan veya ikinci derecede suç ortağı olarak yasadışı cinayetlere karıştığı belirtildi. Avustralya Genelkurmay Başkanı General Angus Campbell, yaşananların “Savaşın hiddetiyle yapıldı” şeklinde tanımlanamayacağını söyledi. Özel birliklerden bazı askerlerin “kendilerince intikam aldıklarına” dair endişe verici kanıtlar olduğunu belirten Campbell, “Hiçbir failin eylemlerde maksadının belirsiz olduğuna ya da yanlışlıkla yapıldığına dair bir emare yok” dedi.

Campbell, “Rapor, mevcut çarpık kültürün; askeri mükemmelliyetçiliği, ego ve yetki ile birleştirmeye çalışan bazı deneyimli, karizmatik ve nüfuzlu astsubaylar tarafından benimsendiğini ve güçlendirildiğini ortaya çıkarıyor. Ayrıca, bu askerlerin himaye edildikleri de anlaşılıyor” dedi.

Avustralya Başbakanı Morrison, geçen hafta soruşturmayla ilgili olarak, Avustralyalıları zor haberlerin beklediğini söylemişti. Daha fazla araştırılması gereken çok sayıda olay veya sorunun olduğunu söyleyen Morrison, “Bu soruşturma, doğası gereği karmaşık olacak” demişti.

Avustralya Genelkurmay Başkanı Campbell, özel birliklerin bir bölüğünün kapatıldığını ve “işleri düzeltmenin” sorumlulukları arasında olduğunu söyledi. Avustralya’nın Afganistan’da yaklaşık 400 askeri var.

 

Okumaya devam et

Dünya

Kosova’da kaçırılan 6 Türk için BM kararını verdi: Derhal bırakın!

BM Keyfi Tutuklama Çalışma Grubu, Kosova’dan kaçırılan 6 Türk vatandaşı için haksız gözaltı, özgürlükten mahrum bırakılma ve keyfi tutuklama kararı verdi. Kararda Türkiye ve Kosova suçlu bulundu.

BOLD – Kosova’dan kaçırılan 6 Türk vatandaşı hakkında Birleşmiş Milletler kararı açıklandı. BM, kaçırılanların derhal serbest bırakılmasını Türkiye’den talep ederken maddi ve manevi tazminat ödemesi ve suça bulaşanlar hakkında inceleme başlatmasını istedi.

Hem Kosova hem de Türkiye için ayrı mağduriyet ve sorumluluklar olduğuna dikkat çekilen BM kararına göre Türkiye’nin 6 kişiyi serbest bırakması ve Kosova’nın da tazminat ödemesi gerekiyor.

İşte karara ilişkin detaylar:

Birleşmiş Milletler Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu (WGAD) 24-28 Ağustos 2020 tarihleri ​​arasında düzenlenen 88. Oturumunda, Kosova ve Türkiye Hükumeti yetkilileri tarafından Kahraman Demirez, Mustafa Erdem, Hasan Hüseyin Günakan, Yusuf Karabina, Osman Karakaya ve Cihan Özkan’a karşı islenen ciddi insan hakları ihlallerini tespit etti ve 47/2020 Sayılı Kararı kabul etti. Karar, BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu tarafından Kasım 2020’de web sitesinde yayınlandı.

BM Çalışma Grubu, A/HRC/WGAD/2020/47 belgesinde yer alan kararında, Kahraman Demirez, Mustafa Erdem, Hasan Hüseyin Günakan, Yusuf Karabina, Osman Karakaya ve Cihan Özkan’ın 29 Mart 2018 tarihinde Kosova’da tutuklanması, gözaltına alınması ve zorla nakledilmesinin keyfi ve uluslararası insan hakları norm ve standartlarını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

Kosova ile ilgili olarak, Çalışma Grubu 6 Türk vatandaşının özgürlüğünden yoksun bırakılmasının İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 2. Maddesi (eşitlik ve ayrımcılık); 3. Maddesi (hayat, özgürlük ve güvenlik hakkı); 8. Maddesi (etkili hak arama hakkı), 9. Maddesi (keyfi gözaltı ve tutuklama); 10. Maddesi (adil yargılanma hakkı) ve 19. Maddesine (fikir ve ifade özgürlüğü) aykırı olduğuna karar verdi. Bu nedenle, BM Çalışma Grubu, “6 Türk vatandaşının özgürlüğünden mahrum bırakılması keyfidir ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin I, II, III ve V kategorilerine girmektedir” dedi.

Türkiye ile ilgili olarak, Çalışma Grubu, 6 Türk vatandaşının özgürlüğünden yoksun bırakılmasının İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 2. Maddesi (eşitlik ve ayrımcılık) aykırı olduğuna; 3. Maddesi (hayat, özgürlük ve güvenlik hakkı); 8. Maddesi (etkin yargı yolundan yararlanma hakkı); 9. Maddesi (keyfi tutuklama ve gözaltına alınmama özgürlüğü); 10. Maddesi (adil yargılanma hakkı) ve 19. Maddesine (fikir ve ifade özgürlüğü) aykırı olduğuna karar verdi. Ayrıca Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 2. Maddesinin (1) ve (3) [ayrımcılık yapmama ve etkili çözüm hakkı]; 9. Maddesi (özgürlük ve güvenlik hakkı); 14. Maddesi (adil yargılanma hakkı); 19. Maddesi (fikir ve ifade özgürlüğü hakkı) ve 26. Maddesine (kanun önünde eşitlik hakkı) aykırı olduğuna karar verdi. Bu nedenle, BM Çalışma Grubu, “6 Türk vatandaşının özgürlüğünden mahrum bırakılması keyfidir ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin I, II, III ve V kategorilerine girmektedir” dedi.

Bu bağlamda BM Çalışma Grubu (a) Türkiye Hükümeti’nden 6 kişiyi derhal serbest bırakmasına ve (b) Türkiye Hükümeti ve Kosova Hükümetlerinden, uluslararası hukuk uyarınca mağdurlara tazminat verilmesine ve diğer zararlarının karşılanmasına karar verdi. BM Çalışma Grubu, COVID-19 salgını ve gözaltı yerlerinde oluşturduğu tehdit bağlamında, Türkiye Hükümeti’ni 6 kişinin derhal serbest bırakılmasını sağlamak için acil önlem almaya davet etti.

BM Çalışma Grubu ayrıca, Türkiye ve Kosova Hükümetlerinin, 6 kişinin illegal yollarla gözaltı ve deport edilmesi olayını tam ve bağımsız bir soruşturulma başlatmasını ve insan hakları ihlalinden sorumlu olan kişiler hakkında gerekli cezai tedbirleri almasını istedi.

BM Çalışma Grubu, Kosova davasını, Terörizmle Mücadele ederken İnsan Kakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasıyla ilgili BM Özel Raportörünün dikkatine sundu ve hükümetlerden, mevcut kararın herkesle paylaşmalarını istedi.

Çalışma Grubu, ayrıca son üç yıl içinde, Türkiye’de keyfi gözaltı ile ilgili olarak önüne gelen dava sayısında önemli bir artış olduğunu kaydetti. BM Keyfi Tutuklama Çalışma Grubu, tüm bu davaların oluşturduğu sistematik benzerlik hakkında ciddi endişelerini dile getirmektedir. Türkiye Hükümetine, yaygın veya sistematik hapis cezasının veya uluslararası hukuk kurallarına aykırı diğer ciddi özgürlükten yoksun bırakmanın insanlığa karşı suç teşkil ettiği uyarısında bulundu.

NE OLMUŞTU?

29 Mart 2018 sabah saat 07:00’de, Kosova’nın bazı üst düzey yetkilisinin de katıldığı özenle hazırlanmış planın bir parçası olarak, iki farklı şehre altı polis ekibi gönderildi ve 6 Türk vatandaşı saatler içinde tutuklandı. Yusuf Karabina, sabah saat 8:00’de, bazı aile üyeleriyle birlikte çalıştığı okula çok yoğun bir yoldan giderken tutuklandı. Polisler Yusuf Karabina’yı arabadan indirdi, kelepçeleyerek zorla bir polis arabasına bindirdi ve Priştine’ye götürdüler.

Aynı gün saat 08.00’de Gjakovë / Đakovica’ya gelen iki polis arabası ve bir işaretsiz araçtaki on (10) polis memuru, Mehmet Akif Koleji binasına girerek Demirez, Günakan ve Özkan’ı tutukladı. Üç öğretmen okul bahçesinde kelepçelendi ve doğrudan havaalanına götürüldü. Okul müdürü Mustafa Erdem, dört öğretmenin tutuklanmasını sorgulamak için gittiği Priştine’deki merkez polis karakolunun otoparkında Kosova polisi tarafından tutuklandı. Mustafa Erdem, polisler tarafından Yusuf Karabina’nın tutulduğu bir arabaya bindirilerek doğrudan havaalanına götürüldüler. Saat 9:07’de Osman Karakaya’nın Priştine’deki ikametgahına gelen iki polis memuru, kendisinden hazırlanmasını ve ikamet izninin yenilenmesine ilişkin bazı belgeleri imzalaması götürdüler. Gerekli belgelerini yanına alan Osman Karakaya ikamet izni için Göçmenler Ofisine götüreceğiz diyen iki polis memuru tarafından doğrudan havaalanına transfer edildi.

Bu illegal operasyonun tamamı, Kosova İstihbarat Teşkilatı tarafından ulusal ve uluslararası yasal prosedür standartlarına aykırı olarak planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Ayrıca havaalanındaki sınır kontrol memurlarına talimat veren, uçak biletlerini alan ve illegal transferin tüm lojistiği Kosova İstihbarat Teşkilatı tarafından organize edilmiştir.

6 Türk vatandaşı, Priştine uluslararası havaalanında Türk Milli İstihbarat Teşkilatı (MIT) yetkililerine teslim edildi. 29 Mart 2018 saat 9:27’de havalimanına getirilen 6 kişi, sınır kontrolünden geçirilerek saat 10:50’de Türkiye merkezli Birleşik İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi firmasına ait özel bir uçağa bindirildi. Hasan Hüseyin Günakan, zorla iade talebi olan başka bir Türk vatandaşı ile karıştırıldığı için havaalanına getirildiği kimlik kontrolü sonunda tespit edildi, ancak Kosova İstihbarat Teşkilatı memurları, hakkında iade talebi olmamasına rağmen Hasan beyi sınır dışı ettiler.

6 kişiye karşı işlenen insan hakları ihlallerinin büyüklüğü göz önüne alındığında, Kosova Ombudsman Enstitüsü’nün ulusal önleme mekanizması derhal haberdar edildi ve bir soruşturma başlattı. Kosova Parlamentosu, 28 Haziran 2018 tarihinde konun incelenmesi için bir Soruşturma Komisyonu kurdu. Kosova Özel Başsavcılığına olaylarla ilgili olarak rapor sunmak üzere dört aylık bir yetki süresi verildi.

Kosova Ombudsman Kurumu raporunda, Kosovalı yetkililerin 6 Türk vatandaşını sınır dışı ederek ulusal ve uluslararası hukuk hükümlerini ihlal ettikleri sonucuna vardı. Kosova Anayasasının 29, 31, 32. Maddeleri, Ceza İşlerinde Uluslararası Hukuki İşbirliği Kanunu’nun 14, 15, 16, ve 17. Maddeleri; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 8. ve 10. Maddeleri; ICCPR Sözleşme’nin 9. ve 13. Maddeleri; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3, 5 ve 6. Maddeleri; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7 No’lu Protokolünün 1(1) Maddesi ve İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’nin 3. Maddesini ihlal ettiğine karar verildi. Kosova Parlamentosu Soruşturma Komisyonu üyeleri, davada kilit rol oynayanlarla yaptığı mülakatalar sonrasında 31 maddelik hak ihlallerini tespit etti.

Okumaya devam et

Popular