Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

İşte ekonomik krizin bilançosu

DİSK'in hazırladığı rapor, ekonomik krizin toplumsal boyutlarını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre krizin asıl bedelini ücretliler ve dar gelirliler ödüyor.

DİSK’in hazırladığı rapor, ekonomik krizin toplumsal boyutlarını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, AKP hükümetinin görmezden geldiği ve üstünü örtmeye çalıştığı “ekonomik krizin” en ağır bedelini, ücretliler ve dar gelirliler ödüyor. 

BOLD- Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) ekonomik krizin 2018’de çalışma yaşamı ve işçi sınıfı üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırma raporu hazırladı.

DİSK-AR’ın yeni araştırması, görmezden gelinmeye ve üstü örtülmeye çalışılan ekonomik krizin çalışma yaşamı ve işçi sınıfı üzerindeki etkilerini kapsamlı olarak inceliyor.

KRİZİN ETKİLERİ UZUN VADELİ OLACAK

Rapora göre, ekonomik durgunluk ve küçülmenin, yüksek enflasyon ve yüksek işsizliğin birlikte görüldüğü 2018 krizinin etkileri uzun vadeli olacak. Araştırma, krizin faturasının işçi sınıfına ve ücretli çalışanlara yüklenmek istendiğini de ortaya koydu.

İŞTE EKONOMİK KRİZİN BİLANÇOSU
  • Büyümede sert fren: Gayrisafi Yurt İçi Hasıla 2018’in üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre sadece yüzde 1,6 arttı. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 2017’nin üçüncü çeyreğinde yüzde 11,5 oranında artmıştı. Ekonomik büyümenin 2018’in 4’ncü çeyreğinde eksiye düşmesi bekleniyor.
  • Sanayi üretimi durdu: Kasım 2018’de sanayi üretimi bir önceki yılın kasım ayına göre yüzde 6,5 oranında azaldı. Sanayi üretimindeki daralma daha fazla işsizliğin habercisi.
  • Kriz sanayide kapasite kullanımını düşürdü: 2017 Aralık ayında 79 olan sanayide kapasite kullanım oranı 2018 Aralık ayında 5 puan düşerek 74’e geriledi. İmalat sanayi kapasite kullanım oranlarının düşüşü fazla çalışmaların düşüşü ve istihdam azalışı sonucunu doğuracak.
  • Türkiye enflasyonda açık ara lider: Ekonomik kriz Türkiye’yi OECD ülkeleri içinde tüketici fiyatlarının en yüksek olduğu ülke haline getirdi. Türkiye OECD ortalamasının 8,5 katı, AB ortalamasının 12 katı enflasyona sahip.
  • Mutfak enflasyonu yüzde 31’e yükseldi: 2018’de ana harcama grupları arasında gıda enflasyonu yüzde 31, ev eşyası yüzde 29 oranında arttı.
ELEKTRİĞE YÜZDE 45 DOĞALGAZA YÜZDE 31 ZAM
  • Elektrik yüzde 45, doğal gaz yüzde 31 arttı: 2018’de elektrik ve doğalgaz fiyatlarındaki artış ortalama enflasyonun çok üzerinde gerçekleşti. TÜİK’e göre elektrik fiyatları 2018 yılında yüzde 45 oranında arttı. Doğalgaz fiyatlarındaki artış ise yüzde 31 oranında gerçekleşti.
  • Kredi faizlerinde tırmanış talebi düşürdü: Krizin önemli yansımalarından biri kredi faizlerinde yaşandı. İhtiyaç kredisi faizleri Aralık 2018 itibariyle yüzde 33’ün üzerinde gerçekleşti. Tüketici kredi faizi ise yüzde 19,6’ya yükseldi. Taşıt kredileri iki yılda yüzde 13 seviyesinden 29 seviyesine, konut kredi faizleri yüzde 11 seviyesinden yüzde 18’e ve ticari kredi faizleri yüzde 14’lerden yüzde 28’e ulaştı.
KONUT SATIŞLARI ÇAKILDI İNŞAAT SEKTÖRÜ DURDU
  • Konut satışları çakıldı, inşaat sektörü durdu: İpotekli konut satışlarındaki düşüş inşaata dayalı birikim rejiminin çöküşü anlamına geliyor. İpotekli konut satışları 2017’ye göre yüzde 79 azaldı. Haziran 2018’de 47 bin konut satış sayısı Aralık 2018’de 7 bine geriledi.
  • İnşaatta istihdam depremi: İnşaat sektöründe istihdam Ocak 2018 ile Ocak 2019 arasında 487 bin azalarak 1 milyon 747 binden 1 milyon 260 bine geriledi.
  • Tüketici güven endeksinde sert düşüş: Tüketici güven endeksi, Kasım 2018’de bir önceki yılın aynı ayına göre 7 puan azalarak 65’ten 58’e geriledi. Temmuz 2018’de 73 olan tüketici güven endeksi 6 ayda 15 puan geriledi.
  • Kriz ekonomiye güveni sarstı: Ekonomiye güven Temmuz 2018’den itibaren düşüyor. Bir önceki yılın aralık ayında 95 olan ekonomik güven endeksi 20 puan azalarak Aralık 2018’de 75’e geriledi.
  • Türkiye yüksek işsizlikte OECD’nin ilk üçünde: Türkiye yüzde 11’in üzerine çıkan ve yükselmeye devam eden işsizlik oranı ile OECD içinde en yüksek işsizlik oranına sahip üçüncü ülke. İspanya yüzde 15, Yunanistan ise yüzde 18,9 oranında işsizlik ile Türkiye’nin önündeki diğer iki ülke.
AKP İŞSİZLİĞİ YÜZDE 34 BÜYÜTTÜ
  • Krizde yarım milyon yeni işsiz: 2018’de en yüksek işsiz sayısı ekim ayında görüldü. İşsiz sayısı Ekim 2017’den Ekim 2018’e bir yılda 501 bin, 2018’de ocak ayından itibaren ise 564 bin arttı. Geniş tanımlı işsiz sayısı bir yılda 517 bin kişi arttı ve 6,4 milyona yaklaştı. Tarım dışı işsizlik hızla tırmanarak yüzde 13,6’ya yükseldi. 2018 yılında bütün işsizlik türlerinde artış yaşandı. En yüksek artış genç işsizliği ve tarım dışı genç kadın işsizliğinde yaşandı. Genç işsizliği yüzde 19,3’ten yüzde 22,3’e, tarım dışı genç kadın işsizliği ise yüzde 33’e tırmandı.
  • AKP işsizliği yüzde 34 büyüttü: AKP döneminde işsizlik oranları AKP öncesi döneme göre yaklaşık dört puan arttı. 1988-2002 arasında ortalama işsizlik oranı yüzde 8 iken 2002-2018 arasında ortalama işsizlik yüzde 10,7’ye yükseldi.
  • Açık iş sayısı azalıyor: Ocak-aralık 2017 döneminde toplam 2 milyon 691 bin bine ulaşan İŞKUR’a kayıtlı açık iş sayısı 2018 Ocak-Aralık döneminde yüzde 11’lik azalışla 2 milyon 394 bine geriledi. İşverenlerin işçi talebi düştü.
KADIN İŞSİZ SAYISI ERKEKLERİ GEÇTİ
  • Kayıtlı işsiz sayısı 1 milyondan fazla arttı: 2018 Ocak ayında İŞKUR’a kayıtlı işsiz olarak başvuranların sayısı 2 milyon 457 bin iken, bu sayı 2018 aralık ayında 3 milyon 500 bine yükseldi. Böylece 2018’de İŞKUR’a 1 milyon 52 bin yeni işsiz başvurdu.
  • Kayıtlı kadın işsiz sayısı erkekleri geçti: İlk defa 2018‘de kayıtlı kadın işsiz sayısı kayıtlı erkek işsiz sayısını geçti. 2018’de kayıtlı erkek işsiz sayısı 1 milyon 704 bin olurken, kayıtlı kadın işsiz sayısı 1 milyon 805 bine yükseldi.
  • İşsizlik ödeneği başvuruları yüzde 80 arttı: Aralık 2017’de aylık 117 bin olan işsizlik ödeneği başvuru sayısı Aralık 2018’de yüzde 80 artışla 211 bine ulaştı.
  • İşsizlik ödeneği alanların sayısında tırmanış: İşsizlik ödeneği alanların sayısı Aralık 2018’de rekor seviyeye ulaştı. Aralık 2017’de 408 bin olan işsizlik ödeneği alanların sayısı Aralık 2018’de 577 bine yükseldi.
  • Ücret Garanti Fonundan yararlananlar krizde 10 kat arttı: Aralık 2017’de 293 olan Ücret Garanti Fonundan yararlananların sayısı Aralık 2018’de 7 bine yaklaştı. Ücret Garanti Fonu ödeme güçlüğüne düşen ve konkordato ilan eden işverenlerin ödeyemediği işçi alacaklarının bir bölümünü ödüyor.
İŞSİZLİK SİGORTASI İŞVEREN FONUNA DÖNÜŞTÜ
  • İşsizlik Sigortası Fonu işveren destek fonuna dönüştü: Krizle birlikte İşsizlik Sigortası Fonu daha çok işsizler için kullanılacak yerde işverenler için kullanılıyor. İşverenler 2018 yılında İşsizlik Sigortası Fonuna 9,2 milyar prim ödemesi yaparken, 10,7 milyar teşvik ve destek aldılar. İşsizlik sigortası ödemelerinin toplam gelire oranında ise düşüş yaşandı. 2015 yılında yüzde 20,3 olan işsizlik sigortası ödemelerinin toplam gelire oranı 2018’de 16,9’a geriledi.
  • İşsizlik Sigortası Fonu gelirinden daha fazla teşvik ödemesi yaptı: İşsizlik Sigortası Fonunun (İSF) 2018 yılı gelir ve harcama grafikleri özellikle yılın ikinci yarısında vahim bir hal aldı. Temmuz ayında İSF’den işverenlere yapılan destek ve teşvik ödemeleri prim gelirlerinin çok üzerinde gerçekleşti. Temmuz 2018’de 2,8 Milyar TL fon gelirine karşılık, işverenlere 4,2 milyar TL ödeme yapıldı.
  • Sigortalı işçi sayısı üç ayda 361 bin düştü: SGK’ye göre 2018 Eylül ve Kasım ayları arasında sigortalı sayısındaki azalış 361 bin oldu.
  • Sigortalı işçi sayısı bir yılda 433 bin azaldı: Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından açıklanan sendikalaşma istatistiklerine göre Ocak 2018-Ocak 2019 arasında sigortalı işçi sayısı 433 bin azaldı.
İŞKUR VERİLERİ GERÇEĞİ YANSITMIYOR
  • İŞKUR’un işe yerleştirme verileri gerçeği yansıtmıyor: İŞKUR Ocak-Ekim döneminde 991 bin, Ocak-Kasım döneminde ise 1 Milyon 99 kişinin İŞKUR kanalıyla işe yerleştirdiği açıkladı. İŞKUR tarafından açıklanan ve bir milyona yaklaşan işe yerleştirme sayılarının hiçbiri SGK ve TÜİK verileri tarafından desteklenmiyor. SGK’ye göre Ocak 2018 ile Kasım 2018 arasında sigortalı işçi sayısındaki artış sadece 230 bin.
  • Asgari ücret açlık sınırında: 2017 şubat ayından 1.658 TL olan açlık sınırı ocak 2019’da 1.957 TL’ye yükseldi. Yoksulluk sınırı şubat 2017’de 5 bin 738 TL iken, ocak 2018’de 6 bin 758 TL’ye yükseldi. Böylece 2019 için saptanan 2 bin 20 TL asgari ücret yılın ilk ayında açlık sınırı düzeyine geriledi.
  • Ücret artışı verimlilik artışının gerisinde kaldı: Reel ücretlerde gerileme yaşanıyor. 2015 yılında 100 olan çalışılan saat başına verimlilik endeksi 2018 yılı üçüncü çeyreğinde 118’e yükselirken, kişi başına reel ücret endeki 100’den 101,7’ye yükseldi. 2018 birinci çeyrekte reel ücret endeksi 106,7 iken üçüncü çeyrekte reel ücret endeksi 101,7’ye geriledi.
İŞÇİNİN VERGİ YÜKÜ ARTTI
  • Vergi dilimleri düşük tutuldu, işçinin vergi yükü arttı: 2019 Gelir Vergisi Genel Tebliğine göre yüzde 15’lik ilk gelir vergisi dilimi 18 bin TL olarak hesaplandı. Böylece ilk vergi dilimi yüzde 21,6 oranında arttı. Asgari ücretteki yüzde 26 oranında artış karşısında vergi dilimi düşük kaldı. Hükümetin ilk vergi dilimi tutarını düşük tutması nedeniyle çalışanlar 2019 Mayıs veya Haziran ayından itibaren yüzde 20’lik vergi dilimine girerek ve daha fazla vergi ödeyecek.
  • Kredi ve kredi kartı borçları ödenemiyor: 2018 yılı Ocak ve Kasım döneminde kredi ve kredi kartı borcunu ödeyememiş gerçek kişi sayısı 2017 yılına göre önemli bir artış gösterdi. 2017 Ekim ayında 152 bin olan ödeme yapmayan borçlu sayısı 2018 Ekim ayında 184 bine yükseldi. 2017 Kasım ayında 133 bin olan bu sayı 2018 Kasım ayında 165 bin oldu.
  • Kriz hanehalkı borçlanmasını ve harcamasını azalttı: 2018’de hanehalkı borcunun hanehalkı harcanabilir gelirine oranı geriledi. 2017’de yüzde 48 olan borç oranı krizin etkisiyle 2018’de yüzde 40’a düştü. Borçlanma eğiliminde yavaşlama yaşanıyor.
  • Emekliye milli gelirden pay yok: 2002’ye göre emekli aylıkları milli gelire göre yüzde 20 geriledi. Emekli aylıklarının milli gelir karşısında 2017 ve 2018’de erimesi arttı.
KRİZİN YÜKÜ ÜCRETLİLERE YÜKLENİYOR
  • Krizin yükü ücretlilere yükleniyor: Krizin ekonomik ve toplumsal etkileri konkordato ilanları, şirket iflas ve ödeme güçlükleri, işten çıkarma, ücretsiz izin, üretimi durdurma, üretimi azaltma, intihar ve kendine zarar verme eylemleri ve krize karşı işçi eylemleri biçiminde görülüyor. Krizin yoğunlaştığı 2018’in son dört ayında binlerce konkordato başvurusu gerçekleşti.
  • Krizle birlikte işten çıkarmalar yoğunlaştı: İşten çıkarmaların en yoğun olduğu sektörler olarak konkordatoda başvurularında olduğu gibi inşaat, metal, petro-kimya, dokuma, madencilik ve gıda olarak öne çıkıyor. Kriz döneminde bazı işyerleri işten çıkarmaları tercih ederken bazıları da işçileri ücretsiz izne çıkarma/çalışanlara zorla izin kullandırma, fazla çalışmaları kaldırma, işçi ücretlerinde kesintiler uygulama, vardiya sayılarında değişiklik yapma ve üretimi durdurma gibi yöntemleri tercih ediyor. Böylece kimi şirketler işçi çıkarmayı bir süre öteliyor.
  • Kriz nedeniyle en az altı intihar girişimi yaşandı, üç işçi intihar etti: Kriz kaynaklı işten çıkarmalar ve işçi alacaklarının ödenmemesi nedeniyle çeşitli işçi eylemleri gerçekleşirken, kriz nedeniyle en az 6 işçinin intihar girişiminde bulundu, bunlardan üçü ise intihar sonucu hayatını kaybetti. İntihar girişimlerinin tümü işçiler ücretlerini alamadıkları için yapıldı.

Ekonomik kriz korkusu terörü geçti, halk geçim derdinde

BOLD ÖZEL

Vefatının 28. yıl dönümünde Turgut Özal kimdir?

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefatının üzerinden 28. yıl geçti. Cumhurbaşkanlığı görevi devam ederken vefat eden Turgut Özal’ın hayatı, kariyeri, ölümü üzerindeki şaibeler, 19 yıl sonra açılan mezarından çürümemiş cesedinin çıkmasına dair bilgiler…

BOLD – Turgut Özal, vefatının 28. yıldönümünde sevenleri tarafından anılıyor. Ölümünün üzerindeki sis bulutları halen duran Turgut Özal’ın hayatı ve kariyerine dair önemli satır başları…

MEMUR BABASI NEDENİYLE SIK SIK İL DEĞİŞTİRDİLER

13 Ekim 1927 tarihinde Malatya’da dünyaya geldi. Banka memuru babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştirdi. Mersin’in Silifke ilçesinde kaza sonucu eşeğin üzerinden düşerek kolundan sakatlanması sonucu kollarından biri diğerine göre daha kısa kaldı. 4 yaşındayken ailesiyle birlikte Bilecik’in Söğüt ilçesine taşındı ve ilköğrenim hayatına burada başladı.Ortaokulu Mardin’de bitirdi. Mardin’de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi’nde eğitimine devam etti. Lise eğitimini Kayseri Lisesi’nde tamamladı.

İTÜ ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ MEZUNU

İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi’nde Elektrik Mühendisliği bölümünü burslu olarak okudu ve 1950 yılında mezun oldu. Mühendislik yapmaya başladı ve kısa bir süre sonra ailesinin isteğiyle 1952 yılında evlendiği Ayhan İnal ile aynı yıl boşandı. Bu evlilikten sonra çalıştığı kurum Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü’nde (EİEİ) sekreter olarak görev yapan Semra Yeğinmen ile nikah masasına oturdu. Evlendikten sonra ABD’de Teksas Teknoloji Üniversitesi’ne ihtisas yapmaya giderek burada ekonomi branşında eğitim aldı. Yine bu evliliğinden sonra Ahmet, Zeynep ve Efe adında 3 çocuk sahibi oldu.

DPT’NİN KURULUŞUNDA YER ALDI

Geri döndüğünde EİEİ Genel Müdür Yardımcısı oldu ve Türkiye’de elektrifikasyon üzerine projelerde çalıştı. 1958 yılında Planlama Komisyonu’nda sekretarya görevini yaptıktan sonra 1959 yılında Ankara Ordonat Okulu’nda yedek subay oldu. Askerliği sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) kuruluşunda yer aldı. 1965 seçimlerinden sonra Süleyman Demirel’in danışmanı olarak görev yaptı. 1967 yılında DPT Müsteşarı oldu. 1971-1973 yılları arasında Dünya Bankası Sanayi Dairesi’nde danışman olarak çalıştı. Yurda döndükten sonra başta Sabancı Holding olmak üzere birçok sektördeki, birçok şirket için yönetici olarak çalıştı.

MSP’DEN ADAY OLDU ANCAK SEÇİLEMEDİ

1977 genel seçimlerin,de Milli Selamet Partisi’nden İzmir milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi. 43. hükumet döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar Vekilliği görevlerine getirildi. 24 Ocak Kararları’nı hazırladı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, bu politikaları devam ettirmek amacıyla Bülend Ulusu Hükumeti’nde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi. Bu göreve getirildikten 22 ay sonra, 14 Temmuz 1982 yılında istifa etti. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hem DPT Müsteşarlığı hem de Başbakanlık Müsteşarlığı yapmış tek Başbakanı ve Cumhurbaşkanıdır.

DARBE SONRASI ANAP’I KURDU

20 Mayıs 1983 tarihinde Anavatan Partisi’ni kurdu. 1983 Türkiye genel seçimlerinde tarihindeki seçimlerde 400 kişiden oluşan parlamentoda 211 milletvekili çıkararak tek başına iktidar ve 45. hükumetin Başbakanı oldu. 1984 yerel seçimlerinden de başarıyla çıktı. 13 Nisan 1985 tarihinde yapılan ilk kongrede tekrar genel başkanlığa seçildi. 1987 yılında yapılan genel seçimlerde de 292 milletvekili çıkartarak tekrar çoğunluğu sağladı ve 46. hükumetin Başbakanı oldu. İktidarda bulunduğu 1983-1991 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık yüzde 5,2 oranında büyüdü. Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nu değiştirerek Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığını kurdu.

TÜRK EKONOMİSİNİ REKABETE AÇTI

Ekonomide serbest piyasa düzenini esas alan yapısal değişim programı Turgut Özal hükumeti döneminde uygulamaya kondu. 1983-1987 yılları arasındaki Başbakanlığı dönemini de içine alan, Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 1980 yılında 1.539 dolar iken 1987 yılında 1.636 dolara yükseldi. Türkiye’yi ithal ikamesi modelinden ihracat önderliğinde büyüme modeline dönüştürmeyi başarmış ve Türk ekonomisi rekabete açılmıştır. Döneminde pek çok Anadolu il ve ilçesinde organize sanayi bölgesi kurulmuş, Anadolu üretim yapıp doğrudan ihracata yönelmiştir.

PARTİ KONGRESİNDE SUİKASTA UĞRADI

18 Haziran 1988 Cumartesi günü Ankara Atatürk Spor Salonu’nda Anavatan Partisinin 2. Olağan Kongresi’nin düzenlendiği sırada Kartal Demirağ isimli saldırgan tarafından düzenlenen suikasttan yaralı olarak kurtuldu. Foto muhabirleri ve televizyon kameraları için hazırlanmış olan platformun önünden ve Özal’a 12 metre öteden iki el ateş eden Demirağ, Turgut Özal’ı sağ elinden yaraladı. Saldırı sonrası etrafa rastgele ateş açan korumalar ise 18 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Yaralananlar arasında Bakan İmren Aykut da vardır. Önce ölüm cezasına çarptırılan, ardından cezası 20 yıla indirilen Kartal Demirağ’ı Özal Cumhurbaşkanlığı döneminde affetti.

3. TURDA CUMHURBAŞKANI SEÇİLDİ

1989’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday oldu. Sosyal Demokrat Halkçı Parti ve Doğru Yol Partisi meclise girmeyerek seçimi boykot etti. İlk turda Turgut Özal 247, ANAP Burdur Milletvekili Fethi Çelikbaş 18 oy aldı. 17 oy boş çıkarken 3 oy geçersiz sayıldı. İkinci turunda 284 milletvekilinin katıldığı oylamada adaylardan Başbakan Turgut Özal 256 oy alırken, Çelikbaş 17 oy aldı. 2 oy geçersiz sayılırken 9 oy boş çıktı. 31 Ekim 1989 tarihinde yine muhalefetin katılmadığı 3. tur oylamasında Turgut Özal 263 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı oldu. 9 Kasım 1989 tarihinde resmi olarak görevine başladı.

SİVİL YÖNETİMİ SAVUNDU

Turgut Özal her zaman sivil yönetimi savundu, genellikle de resmi kıyafetler yerine sivil kıyafetler giymesiyle dikkat çekti. Kamu kurum ve kuruluşlarını resmi kıyafetiyle ziyaret eden diğer Cumhurbaşkanlarından farklı olarak çoğu defa kravatsız, keten pantolon, keten ayakkabı ve tişörtle resmi programlara katıldı. Askeri birlikleri şortla denetlemesi medya tarafından şiddetle eleştirildi. Özal diğer Cumhurbaşkanları gibi konuklarını köşkte ağırlamak yerine, Marmaris Okluk koyundaki resmi yazlıkta ağırladı. Ölümünde sivil Cumhurbaşkanı, demokrat Cumhurbaşkanı, dindar Cumhurbaşkanı pankartlarıyla da bu tutumu desteklendi.

1. KÖRFEZ SAVAŞI’NDA YER ALMAK İSTEDİ

Cumhurbaşkanlığı döneminde meydana gelen 1. Körfez Savaşı’nda aktif rol aldı. Petrol kaynaklarının kontrolünü elinde tutan Saddam Hüseyin’in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve Saddam’ın bölgeyi hakimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini savundu. Saddam’ın uzaklaştırılması için mümkün olan her şeyin yapılması konusunda fikren ve siyasi açıdan son derece istekliydi. Bu nedenle ABD’ye bu konuda açık destek verdi. Harekata Türk ordusunun da katılıp, Misak-ı Milli sınırları içinde olan Musul ve Kerkük’e girilmesini isteyince, zamanın Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay görev süresi sona ermeden 3 Aralık 1990 tarihinde kendi isteği ile Genelkurmay Başkanlığı görevinden emekliye ayrıldı.

GÖREVİ BAŞINDA VEFAT ETTİ

Turgut Özal, 17 Nisan 1993 tarihinde 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden sonra Çankaya Köşkü’nde sabah sporu yaparken kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Cenazesine Türkiye’nin dört bir yanından yüz binlerce kişi akın etti. Tören televizyonlardan canlı yayınlandı, ülkede 3 günlük yas ilan edildi. “Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmet’in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum” şeklindeki vasiyetine uyularak kendisi tarafından yaptırılan eski Başbakan Adnan Menderes’in anıt mezarının bulunduğu Topkapı’da, Vatan Caddesi üzerinde kendisi adına hazırlanan anıt mezara defnedildi.

SUİKASTA UĞRADIĞI İDDİASIYLA MEZARI AÇILDI

Bir suikasta kurban gitmiş olabileceği de yıllardır tartışıldı. Turgut Özal’ın limonatasına katılan arsenikle zehirlendiği iddiasını ortaya atan eşi Semra Özal, delil olarak da saç örneğini ABD’de tahlil ettirdiğini söyledi. 2 Ekim 2012 tarihinde Turgut Özal’ın 19 yıl aradan sonra kabri açıldı, cesedinin çürümemiş olduğu görülürken, ölümünün bir suikast olup olmadığının belirlenmesi için yapılan otopsi sonucunda Adli Tıp Kurumu araştırmalar ve bulgular sonucu zehir bulunduğunu ancak Özal’ın zehirden mi yoksa başka sebepten mi öldüğünü tespit edemediklerini açıkladı.

 

Cezaevinde kanser olan KHK’lı mühendis Abdülazim Özdemir hayatını kaybetti

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevinde kanser olan KHK’lı mühendis Abdülazim Özdemir hayatını kaybetti

Kalkınma Bakanlığı’ndan ihraç edildikten sonra tutuklanan ve hapiste akciğer kansere yakalanan KHK’lı endüstri mühendis Abdülazim Özdemir dün gece öldü. Özdemir, 4. evre olana kadar tahliye edilmemişti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Cezaevinde akciğer kanserine yakalanan ve 4. evre olana kadar tahliye edilmeyen KHK’lı mühendis Abdülazim Özdemir 50 yaşında hayatını kaybetti. Özdemir’e geç teşhis konulduğunu ve tedavisinin geciktirildiğini tutuklu eşi Emir Özdemir ortaya çıkarmıştı. Kırıkkale Keskin T Tipi Cezaevinden HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazan Emir Özdemir, “Defalarca doktora gitmesine rağmen 4. evredeki bir hastalık acaba nasıl anlaşılmadı? Acaba geç yapılan sarılık ameliyatı kansere mi sebep oldu? İhmaller var mı?” diye sormuştu.

ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olan Abdülazim Özdemir, Kalkınma Bakanlığında mühendis olarak görev yaparken Eylül 2016’da çıkarılan 672 sayılı KHK ile ihraç edildi. Daha sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Ankara Sincan Cezaevine gönderildi. 14 ay tutuklu kalan Özdemir, çıkarıldığı son mahkemede 6 yıl 3 ay ceza verilip tahliye edildi. Dosyası 1,5 yıl Yargıtay’da bekleyen Özdemir, cezası onaylanınca Mart 2019’da tekrar tutuklanıp Bandırma 1 No’lu T Tipi Cezaevine konuldu.

“CEZAEVİNE SAPASAĞLAM GİRDİ”

İkinci kez hapse giren Abdülazim Özdemir’e 10 ay sonra Ocak 2020’de 4. evre karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Ancak hastalığının teşhisi ve tedavisinde geç kalınmıştı.  Yaklaşık iki yıldır Kırıkkale Keskin T Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Abdülazim Özdemir’in eşi Emir Özdemir, 7 Ocak 2020’de HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazarak eşinin uğradığı hak ihlallerini şöyle anlatmıştı:

“Eşim cezaevine girdiğinde sapasağlamdı. Sonra rahatsızlandı. Böbrek taşı teşhisi kondu. İyileşmedi. Sararıp vücudu kabarınca acilen doktora götürüldü. Meğer böbrek taşı yokmuş. Rahatsızlığı sarılıkmış. Hemen ameliyat olması gerekti. Ama ameliyat olacağı alet bozulduğu için geri cezaevine getirildi. Doktor Bursa veya İzmir’e sevkini  söylemiş. Ama araya Kurban Bayramı girdi, ihmal edildi. Eşim idareyle görüştü ancak unutuldu. Sevk edilmedi. Ameliyat edilmedi. Elden ayaktan düştü. Hiçbir şey yeyip içemedi (çay bile içemedi). İhtiyaçlarını arkadaşları karşıladı. Sonunda acilen ağustos ayında ameliyat olmak zorunda kaldı. Meğer alet birkaç günde yapılmış. Daha önce de ameliyat olabilirmiş. Ameliyatta parça alındı ve Ankara’ya patolojiye gönderildi. Bu arada aşırı kilo kaybetti. Çünkü bu süreç 2-3 ay sürdü. Ameliyattan sonra toparladı. Kilo almaya başladı. Aralık ayında patoloji sonucu geldi. Tekrar ameliyat olabilirim dedi. İyi huylu mu kötü huylu mu bakılacak. Bir sürü tahlilden sonra 6 Ocak 2020’de maalesef karaciğer kanseri olduğunu ve 4. evrede bulunduğunu öğrendim. Yıkıldım. Defalarca doktora gitmesine rağmen 4. evredeki bir hastalık acaba nasıl anlaşılmadı? Acaba geç yapılan sarılık ameliyatı kansere mi sebep oldu? İhmaller var mı? Kafamda bir sürü soru.”

EŞİ CEZAEVİNDE KORONA OLDU, CENAZEYE KATILAMAYACAK

Milletvekilliği düşürülmeden önce olayın peşine düşen Ömer Faruk Gergerlioğlu, Abdülazim Özdemir’in sağlık durumunu ve yaşadığı hak ihlallerini Meclis’te geçen yıl defalarca gündeme getirdi. Sosyal medya baskısı nedeniyle Şubat 2020’de tahliye edilen Özdemir bir yıldır Ankara’da tedavi görüyordu.

6, 10 ve 16 yaşında 3 kızı olan Abdülazim Özdemir’in eşi, 20 yıllık matematik öğretmeni Emir Özdemir de Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yaklaşık iki yıldır tutuklu olan Emir Özdemir, geçen hafta koğuşta koronavirüs kaptı. Aile yakınlarının verdiği bilgiye göre sağlık durumu düzelene kadar Emir Özdemir’e eşinin vefat ettiği söylenmeyecek. Dolayısıyla cenazeye de katılamayacak. Daha önce birçok mahpus, pandemi nedeniyle vefat eden yakınlarının cenazelerine savcılık izin vermediği için gidememişti.

Abdülazim Özdemir cenazesi bugün Ankara Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi.

Abdülazim Özdemir’in son hali.

KHK’lı mühendis cezaevinde kanser oldu: 4. evrede olmasına rağmen tahliye yok!

4. evre kanserli tutuklu yoğun bakıma kaldırıldı, hala tahliye edilmedi

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

En fazla aşı en çok vaka: Koronavirüs aşısı korumuyor mu?

Etkinlik oranı tartışma konusu olan Çin aşısını kullanan Türkiye’de vaka sayılarının aşılamaya paralel olarak artması dikkat çekti. Aşının en fazla yapıldığı şehirlerin aynı zamanda en çok hastanın görüldüğü iller olması “Aşı işe yaramıyor mu?” sorusunu gündeme getirdi.

BOLD ÖZEL – Kovid-19 salgınına karşı Türkiye’de ilk etapta 11 milyon Çinli Sinovac şirketinin ürettiği Coronavac aşısı yapıldı. İki haftadır ise Almanya’dan alınan 1 milyon 400 bin doz Pfizer Biontech aşısı uygulanıyor. Sağlık Bakanlığı’nın Kovid-19 aşılama haritasıyla 100 bin kişide görülen vaka haritası ise ilginç ayrıntılar içeriyor. Aşının en fazla yapıldığı şehirlerin, rekor korona vaka sayısıyla zirvede bulunması dikkat çekiyor. En fazla aşının yapıldığı bu iller yüksek riskli şehirler arasında yer alıyor.

İSTANBUL VE SAMSUN ÖRNEĞİ

Risk haritasında kırmızıya boyanan bütün şehirler aşılamanın en fazla görüldüğü iller olarak ön plana çıkıyor. 3 milyon 161 bin 630 aşının yapıldığı İstanbul’da vaka sayısının düşmesi beklenirken tam tersi bir durum yaşanıyor. Mega kentte 100 bin kişide 804,97 Kovid-19 hastası bulunuyor. 406 bin 149 doz aşıyla nüfusa göre en fazla aşılamanın yapıldığı Samsun’da da 100 bin kişide 645,17 kişi virüsü taşıyor.

EN AZ AŞI EN AZ VAKA

En az aşı yapılan şehirler ise vaka sayıları en az olan iller kategorisinde yer alıyor. 16 bin 288 aşının yapıldığı Hakkari’de 100 binde 46 kişide korona hastası görülüyor. 28 bin 295 kişinin aşılandığı Şırnak’ta da durum aynısı. Şırnak’ta 100 bin kişide 32,17 kişide virüs bulunuyor.

Aşı ile vaka ilişkisi arasındaki doğru orantıyı bozan tek şehir ise Kilis. 25 bin 152 aşının yapıldığı Suriye sınırındaki şehirde 100 bin kişide 508 kişide Kovid-19 hastalığı bulunuyor.

AŞILAMA SAYISI 20 MİLYONA DAYANDI

17 Nisan 2021 tarihi itibariyle Türkiye’de toplam 19 milyon 935 bin 543 aşı yapıldı. 12 milyon 150 bin 134 kişiye birinci doz aşı vurulurken, 7 milyon 785 bin 409 kişiye ise iki doz aşı yapıldı.

Muhtarlar, icra takiplerine yetişmek için eleman alıyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0