Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

“PKK’lı haber elemanı Kadri Senar’ın kafasına sıktılar”

Özel Harekatçı Coşkun: “Silopi’de üç polisin şehit olduğu patlamanın faili ilan edilen Kadri Senar çatışmada öldürülmedi. Görüşmeye çağrılıp kafasına sıkıldı.”

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

Hükümetin 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra Çözüm Süreci’ni bitirmesiyle birlikte, Güneydoğu’da şiddet olayları 90’lı yılları geride bıraktı. Tankların şehirlere girdiği bu süreçte pek çok karanlık olay yanında büyük bir rant da oluştu.

2018 Aralık ayı içerisinde “Bir özel harekat polisinin Hendek Operasyonları anıları” isimli üç bölümlük yazı dizisi yayınladım. Yazı dizisinin özellikle Cizre Bodrumları kısmı oldukça dikkat çekti.

Bu yazı dizisinin ardından farklı iki Özel Harekat Polisi benimle temas kurdu. Yazı dizisinde meslektaşlarının anlattığı bazı şeylere tepkililerdi. Ancak dikkat çekici yeni bilgiler de verdiler. Özellikle terör üzerinden oluşan kişisel ve maddi rant üzerine.

Arayan iki Özel Harekatçıdan biri halen Güneydoğu’da görevde olan oldukça milliyetçi bir polis memuruydu. Aramızda gergin diyaloglar geçse de önce röportaj vermeyi kabul etti sonra vazgeçti. İkinci Özel Harekatçı ise şu an Almanya’da yaşıyor ve Güneydoğu’da yaşananlara başka bir pencereden bakmamızı sağlayacak açıklamalar yaptı.

Cizre Bodrum’larında ortaya çıkan sonuç ve cesedi 7 gün sokakta kalan Taybet İnan olayıyla ilgili PKK’ya çok sert eleştiriler yöneltiyor. Ancak Silopi’de bizzat şahit olduğu olaylar, bize 90’lı yılların hortladığını gösteriyor. PKK’lı bir haber elamanının kafasına sıkılarak infaz edilmesi ve beş PKK’lının Şırnak Terörle Mücadele Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer tarafından öldürüldüğü iddiasıyla ilgili anlattıkları oldukça çarpıcı.

Üç bölüm halinde yayınlayacağım yazı dizisinin ilk bölümü PKK’lı haber elemanı Kadri Senar’ın infaz edilmesine ilişkin.

İlerde önemli yargılamalara konu olacak bilgiler veren bu Özel Harekatçı’nın ismini kişisel güvenliği için değiştiriyorum. Ali Coşkun ismi haberde yazım kolaylığı olsun diye tarafımdan verildi.

1. BÖLÜM

ÜÇ ŞEHİDİN ARDINDAN KADRİ SENAR’IN KAFASINA SIKTILAR

Şırnak’ın Silopi ilçesi Şehit Harun Boy Mahallesi 81. Cadde’de 10 Kasım 2015 günü 3 polisin şehit olduğu bir patlama gerçekleşti. Rögar kapağının altına yerleştirilmiş el yapımı patlayıcı Shortland olarak adlandırılan zırhlı polis aracı geçtiği sırada patlatıldı. Saldırıda polis memurları Hilmi Bardakçı, Hasan Aslan ve Sabri Altınbaş şehit oldu.

Bu saldırı, Silopi’de hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı olayların başlangıcıydı. Ancak gerçekleşme biçimi ve sonrasında patlamayı yaptığı iddia edilen Kadri Senar’ın öldürülüşü olayı daha karanlık hale getiriyor.

Üç polisin şehit olduğu Silopi’de 10 Kasım 2015’te meydana gelen patlamanın ardından çekilen fotoğraf.

Ali Coşkun’un anlatımına göre olay başından itibaren bir kurguydu:

“Silopi’nin yüzde 80’i hendeklerle kapalıyken, bir akşam baş polis (Ö.S.B.) Emniyet’e geldi. ‘Devriye atıyoruz’ diye iki araç alıp çok alakasız bir bölgeye götürdü. Gittikleri yerden daha önce telsiz kestirmeleri alınmıştı, o mahalledeki caddelere bomba gömüldüğünün bilgisi elimizde vardı. Götürülen arkadaşlar o bölgelerin sıkıntılı olduğunu söylemelerine rağmen bu baş polisin ısrarlı emirleriyle gittiler.

Sonra patlama gerçekleşti. Mayın araçlardan birini etkiledi. Shortland dediğimiz araç 10 metre fırlamış. Kulesindeki polis arkadaş çatıya düşmüş. Ağır yaralı çenesi dağılmış. Bağıramadığı için çatının üstüne fırlamış taşları can havliyle aşağı atmış. Gece karanlığında taşlar çatıdan düşüp ses çıkınca farkedilip kurtarıldı. Araçtaki diğer üç polis arkadaş şehit oldular.

Bu patlamadan sonra, bizi günlerce Emniyet’ten dışarı çıkarmadılar. Bu arada PKK, Silopi sokaklarını tamamen kapattı.

YÜZLERİ MASKELİ TEMCİLER VE KADRİ SENAR’IN İNFAZI

Sonra Şırnak TEM’den yüzleri maskeli bir ekip geldi. Biz kim olduklarını göremedik, maskeleri hiç çıkarmadılar. Bunlar operasyon yapmak için gelmişlerdi. Normalde terör bölgesinde TEM’in operasyon yaptığı görülmemiştir. Böyle bir kabiliyetleri yok. TEM bilgi verir Özel Harekat operasyon yapar.

O bölgede, operasyon kararı aldılar ve Şırnak TEM’den gelenler operasyon yaptı. Ve bir kişiyi öldürdüler. Sonra bu kişinin, 10 Aralık 2015’te üç polis arkadaşımızı şehit eden patlamayı gerçekleştiren, hatta bombanın manyetosuna basan kişi olduğunu açıkladılar.

Hatta Mete Yarar’ın TRT’de Şahit Olun diye bir programı vardı. Bu operasyonun görüntülerini orada yayınladılar. TEM şube Şırnak’tan geliyor, Silopi’de operasyon yapıyor. Ateş açıyorlar. Ateş edildikten sonra bir teröristi halk pikabın arkasında hastaneye götürürken, polis önünü kesiyor. Ve diyorlar ki ‘biz üç polis arkadaşımızı şehit eden PKK’lıyı vurduk’ diyorlar.

Oysa o kişi çatışmada vurulmadı. O kişi istihbarata çalışan PKK içerisinde muhbirdi (Kadri Senar). Bu haber elemanını oraya çağırdılar. Muhbir buluşmaya geldi. Muhbirin kafasına sıkıldı. Muhbir öldü. Sonra sağa sola ateş edildi. Çok az biraz 70 metre kadar ilerlendi. Sonra geri çekildiler, kamera görüntüleri alındı. Zaten giren ekibin üzerinde kameralar vardı. Ben bugüne kadar operasyonda bir polisin üzerine kamera yerleştirildiğini görmedim. Türkiye’de olmayan bir uygulama. Tamamen olay kurguydu.

Kadri Senar, vurulduktan sonra çekilmiş görüntüsü Sabah Gazetesi’nde yayınlandı.

Şüphe çekici olayın ardından biz başka bir kamera kaydıyla olayı seyrettik. Bölgedeki Kobra’nın kamerasından. Gözlerimizle şahit olduk. Net kurguydu. Bu olayı gördükten sonra TEM şubeye olan güvenimizi yitirdik.

İNFAZ GÖRÜNTÜLERİ KOBRA’NIN KAMERASINDAYDI

Kobra’nın kamera kayıtlarında orada çatışma yok. PKK’lı birini tabancayla vuruyorlar. Sonra onu ileriye getirip bırakıyorlar, halk onu alıp götürmeye çalışıyor. Beyaz bir pikabın arkasında götürürlerken, durduruyorlar. Onu orada terörist vurmuş gibi lanse ettiler.

Kadri Senar’ın öldürülmesinden sonra çekilmiş farklı bir açıdan görüntü.

Kendi hatalarından dolayı üç polisin şehit olmasına neden oldular, sonra bunun üzerini kapatmak için PKK muhbirini infaz ettiler, sonra da bunu TRT’ye belgesel yaptılar. Bu belgesel yayınlanırken biz de görevdeydik. Görüntülerde operasyonu yapanların sırtlarında özel harekat yazan yelek var. Ama onlar özel harekatçı değildi. Ellerinde MG3 silah vardı. Biz MG3 silahları çatışmalarda asla kullanmayız. O olay bir kurguydu, arkadaşlarımızın şehit edilmesinden itibaren.

Emniyet’in içerisinde en sıkıntılı birimler istihbarat ve TEM şubedir. Özel Harekat hiçbir zaman istihbarat toplamaz, bilgi gelir, TEM de derki, gidin buraya operasyon yapın. İstihbarat ve TEM Şube’nin içerisinde o dönem istihbaratları manipüle edenler vardı. Biz o dönem Özel Harekat olarak bunu hissediyorduk. Mesela kendi aramızda bir laf çıkmıştı. Bir caddeye bomba gömüldüğü bilgisi geldiğinde, biz bilgi İstihbarat Şubesi’nden gelmişse, orada kesin bomba yoktur diyorduk. Çevik Kuvvet’ten arkadaşlardan geldiyse bilgi doğrudur diye bakıyorduk.

MİZANSENİ ŞIRNAK TEM ŞUBE MÜDÜRÜ HAZIRLADI

Gittiler muhbiri çağırıp, kafasına sıktılar, sonra bunu mizansen yaptılar. Bu mizanseni yapan kişi Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer’di.

Bu mizanseni yapmaktaki maksat, ‘Benim üç personelim şehit oldu, ben çalışıyorum, istihbarat bilgisi alıyorum, yeri geliyor operasyon yapıyorum. Bak ben gittim, arkadaşlarımızı şehit eden kişiye nokta operasyon yaptım ve öldürdüm.’ demekti. Bu Şırnak TEM Müdürü’nün kendi reklamı.

Dönemin Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer

Bakın bir baş polis akşam geliyor. Yanına bir özel harekat kobrası alıyor, çevik kuvvetten üç tane land alıyor ve gidip, hiç alakasız, mayınlı olduğunu bildiğimiz sokaklara giriyor. Bu adam defalarca polisleri böyle farklı farklı yerlere soktu.

Bu adam Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer’in adamıydı. Sonradan Cumhurbaşkanı’ndan madalya aldı, AK Parti’den milletvekili adayı oldu.

METE YARAR’IN PROGRAMINDA REKLAM YAPTILAR

İşte Emniyet’le siyasetin pis ilişkisi. Reklam çalışması. Bak diyor valiye, ben arkadaşlarımı şehit verdim. Ama gidip pime basan adamı vurdum öldürdüm geldim diyor. Ya sen barikat arkasında pime basan adamı nasıl tespit ettin de onu bulup öldürdün. CIA mısın, MOSSAD mısın kıytırıktan Şırnak TEM’sin.

Mete Yarar’ın programında da diyorlar ki bu yüzü maskeliler, ‘Biz çatışmaya giderken birbirimizle yarışırız, önce sen gideceksin önce ben gideceğim diye’. Ya TEM şube çatışmaya girmez, tamamen kurgu. Mete Yarar, programda açık açık 3 polisi öldürmeyi planlayan, sonra da patlamayı gerçekleştiren PKK’lının öldürüldüğü üstüne belgesel çekti o kurgu görüntülerle.

(Hacı Murat Dinçer’in uzun uzun reklamının yapıldığı Mete Yarar’ın sözkonusu çatışmadan bir gün sonra yaptığı program)
O ŞEHİTLERLE İKİ TARAFI BİRBİRİNE KARŞI KIZDIRDILAR

Pislik her yere bulaşmış. Ben orada yanımdaki arkadaştan emin olmanın derdindeyim. İçimizden biri de operasyon sırasında tabancayı çekip enseme sıkmasın onun derdindeyim. Düşünsenize bir görüntü seyrediyorsunuz, bir adamı çağırıp kafasına sıkıyorlar. Sonra ben o TEM Şube’deki adamlarla göreve gidip geliyorum. Ben üç tane TEM polisinin tuzağa düşürülüp öldürüldüğünü düşünüyorum. Oraya niye götürüldüler. İki araç gidiyor, niye götüren adamlara patladı da baş polisin olduğu araca patlamadı? Niye o sokağa gidildi? Bunlar ihmal değil. Bir şeyler bilerek yapıldı. Orada bir şehit verilmesi gerekiyordu. Verildi. Karşı tarafı kızdırdılar, bu tarafı kızdırdılar, birbirlerine daha çok saldırmalarını istediler gibi düşünüyorum. Yani orada yaşamanız lazım. Ben yanımdaki çalıştığım istihbaratçının, bana yanlış bilgi verip beni bombanın üzerine göndermemesinin derdindeyim, ben nasıl bir valiye, kaymakama karşı geleyim.

Dönemin Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer

17/25’ten sonra TEM şube ve İstihbarat’a adam alırken, alkol alıyor mu gece hayatı var mı diye baktılar. Alkol alıyorsa gece hayatı varsa cemaatle ilişkisi yoktur diye düşündüler. Tek kriter cemaatten olmasındı. Barikat hendekler sürecinde de böyle seçtikleri iş bilmez adamlar görev başlarındaydı.

Şırnak TEM şube Müdürü Hacı Murat Dinçer de böyle, TEM şube müdürü olabilecek kapasitede biri değildi. Ama bu göreve atanınca güç zehirlenmesi yaşadı. Silopi TEM’e de böyle işin ehli olmayan adamları atadı.

Papağanı öldürene devlet hapis cezası verildi. Ama o üç polisin şehit olmasına neden olan başpolise soruşturma açmadı bu devlet.”

Hacı Murat Dinçer, AKP’den aday adayı olduğu sırada hazırladığı broşür.

HACI MURAT DİNÇER İDDİALARA KARŞI SESSİZ

Haberin yazımı sırasında ulaştığım Hacı Murat Dinçer, iddialara cevap vermedi. Dinçer, ayrıca soruları yanıtlamak yerine Twitter hesabına yeni sorular göndermemem için engelleme yaptı.

YARIN:

Tek başına 5 PKK’lıyı öldürdüğü için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan ödül alan Şırnak TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer, bu olayda yalan mı söyledi? Olayın aslı ne? O madalya geri alınacak mı?

Cuma ezanı okununca Emniyet’in mescidine saldırmayı planlayan PKK’lılar, yanlışlıkla “Sela” okununca saldırınca, Hacı Murat Dinçer bunu nasıl kullandı?

Yıkılan Silopi’de rant nasıl dağıtıldı? AKP ilçe başkanı Süleyman Soylu’ya Silopi’de aldığı komisyonları nasıl anlattı?

BOLD ÖZEL

Tedavisi engellenen kanserli öğretmen hayatını kaybetti

Almanya’da tedavi imkanı yurt dışı yasağı konularak engellenen kimya öğretmeni Gülhan Çolakoğlu yaşamını yitirdi. 3,5 yıldır tedavi gören Çolakoğlu, 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Gülhan Çolakoğlu’na Nisan 2017’de kolon kanseri teşhisi konuldu. Kısa süre sonra kanser karaciğerine de yayıldı. Kayseri’de hayata veda eden 45 yaşındaki Çolakoğlu evli ve 2 çocuk annesiydi. Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 yıl hapis cezasına çarptırılan Çolakoğlu’nun dosyası Yargıtay’da bulunuyordu. Karar onaylansaydı cezanın infazı için hapse girecekti.

AMELİYAT İÇİN HASTANEDEYKEN EVİ BASILDI

Kapatılan özel dershanelerde çalıştığı, çocuklarını kapatılan okullara gönderdiği ve Bylock kullandığı iddiasıyla örgüt üyesi olmakla yargılanan Çolakoğlu’nun hastalığı eşi Sefer Çolakoğlu hapse girdikten sonra ortaya çıktı. Teşhis konulduktan sonra kemoterapi süreci başlayan Gülhan Çolakoğlu, 4-5 kez ameliyat oldu. Karaciğerinin yüzde 70’i ve böbreküstü bezi alındı.

Ankara’da ameliyat olduktan birkaç gün sonra Kayseri’deki evi polis tarafından basıldı. Hasta haliyle ifade vermeye gitti, buna rağmen ceza verildi ve yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Çolakoğlu’nun yurt dışı yasağının kaldırılması için uğraşan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Kanser tedavisi yurt dışında olabilecekken mahkeme yasağı kaldırmamıştı” dedi.

DİLEKÇELERİ DİKKATE ALINMADI

Mart 2020’de Köln’deki onkoloji merkezi Immun Onkologisches Zentrum’dan randevu alınan Gülhan Çolakoğlu, pasaport verilmediği için burada tedavi imkanından faydalanamadı. Pasaport yasağının kaldırılması için Kayseri’deki yerel ve bölge mahkemeleri ile savcılığa defalarca dilekçe veren Çolakoğlu ailesinin talepleri dikkate alınmadı. Aynı süreci Mayıs 2020’de kemik kanserinden ölen Ahmet Burhan Ataç da yaşamıştı. Ataç’ın annesine pasaport verilmediği için tedavide geç kalınmış ve 8 yaşındaki Ahmet ölmüştü.

Gülhan Çolakoğlu’nun eşi Sefer Çolakoğlu ise 11 Kasım 2016’da tutuklandı, 3,5 ay hapis yattıktan sonra tahliye edildi. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan kimya öğretmeni Sefer Çolakoğlu’nun dosyası Yargıtay tarafından onaylandı.

Gülhan Çolakoğlu’nun seyahat edebilmesi için hastane tarafından 16 Mart 2020’de verilen rapor. Raporda hastanın 3 ay ömrü kaldığı belirtiliyor.

Sabaha karşı vefat eden Gülhan Çolakoğlu’nun cenazesi bugün öğleden sonra Kayseri Hacılar ilçesi mezarlığına defnedildi.

Cezaevinde ölüme mahkum edilen KHK’lı kanser hastası doğduğu köye defnedildi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yüzde 96 engelli Fatma Cömert’e 6 yıl 3 ay hapis cezası

Doğuştan elleri ve ayakları tutmayan Fatma Cömert, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. 28 yaşındaki genç kız, karara inanamadığını söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Yüzde 96 bedensel engelli olarak dünyaya gelen Fatma Cömert, Cemaat soruşturmaları kapsamında Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ellerini ve ayaklarını kullanamayan, tekerlekli sandalyeye ihtiyaç duyan Fatma Cömert cezaya tepki gösterdi. Bold Medya’ya konuşan Cömert, “Ben sürekli yatıyorum. Her ihtiyacımı annem karşılıyor. Bana niye ceza verdiler” dedi.

GERGERLİOĞLU: “HANGİ VİCDANA SIĞAR”

Fatma Cömert hakkında örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 14 Mayıs 2019’da soruşturma başlatıldı. 24 Eylül 2019’da görülen ilk duruşmaya giden Cömert’e hakim, ‘bir daha duruşmaya gelmesine gerek olmadığını’ söyledi. Bir buçuk yıldır devam eden davanın üçüncü duruşması 5 Kasım 2020 Perşembe günü Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya gelmesi istenmeyen Fatma Cömert’e Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay ceza verildi. Karar, İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay tarafından onaylanırsa genç kız cezaevine girecek. Cömert’in durumunu Twitter’dan duyuran ve ailenin sesi olan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu bu karara tepki gösterdi ve Adalet Bakanlığına “Bu hangi vicdana sığar” diye sordu.

“HİÇ BEKLEMİYORDUM”

Her şeye rağmen okumaya çalıştığını ve en son yapılan KPSS sınavına girdiğini belirten Fatma Cömert, “Ellerimi zaten çok zor kullanıyorum. 120 sorudan 40 soruyu 2,5 saate ancak yapabildim. Süre yetmedi. Buna rağmen telefon kullandın, Bylock yükledin diye bana ceza verdiler. Hiç beklemediğim bir şeydi. Hakim ilk mahkemede beni görünce üzülmüş, diğer duruşmalara gelmene gerek yok dedi. Ben de gitmedim. Avukatım aradı. 6 yıl 3 ay ceza verildiğini söyleyince herkes çok şaşırdı.” diye konuştu. Açıköğretim Fakültesi İlahiyat mezunu olan Fatma Cömert, şimdi aynı üniversitenin sosyoloji bölümünü de okuyor.

HER GÜN FİZİK TEDAVİYE GİDİYOR

Her gün rehabilitasyon merkezinde fizik tedavi gören Fatma Cömert’in abisi de verilen karara inanamadıklarını ve kararın bozulacağına inandığını söyledi. Kardeşinin psikolojisinin bu olaydan olumsuz etkilendiğini vurgulayan abi Cömert şöyle devam etti:

“Karara hepimiz çok üzüldük ama onun çok canı sıkıldı. Her gün fizik tedaviye götürüyoruz. Sporunu yapmak istemiyor. Kardeşimi hapse atacaklarına inanmıyorum, akla, vicdana aykırı bir durum. Hapse atmak onu ölüme terk etmektir. Evden dışarı çıkabilecek, bir şeyi yönetecek, bir yapıda bulunacak bir insan değil. El ayak hiçbir şekilde tutmuyor, tekerlekli sandalyeye muhtaç. Başkasının yardımıyla bir odadan bir odaya geçiyor. Tek başına hayatını idame ettiremeyeceği raporunda da yazıyor.”

4 yıldır babasız olan 3 kardeşin annesi gözaltına alındı

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

4 yıldır babasız olan 3 kardeşin annesi gözaltına alındı

Ordu Fatsa’da bu sabah yapılan operasyonda gözaltına alınan ev hanımı Jülide Kurşun’un 9 yaşında ikizleri ve 3 yaşında bir oğlu bulunuyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Cemaat soruşturmaları kapsamında Nisan 2017’de tutuklanan Yusuf Ziya Kurşun’un (44) eşi Jülide Kurşun da bu sabah gözaltına alındı. Önce Ordu Emniyet Müdürlüğüne götürülen Kurşun, hakkında Bitlis’te soruşturma açıldığı için Bitlis’e götürülüyor.

Felsefe öğretmeni Yusuf Ziya Kurşun en son Final Dershaneleri’nde çalışıyordu. Hizmet Hareketi’ne yönelik davalarda 2 bin 289 kişi aleyhinde itirafçılık yapan Garson kod adlı gizli tanığın beyanına dayanılarak tutuklanan Yusuf Ziya Kurşun 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yaklaşık 4 yıldır Ordu Cezaevinde bulunan Kurşun’un dosyası Yargıtay tarafından onaylandı. Eşi Jülide Kurşun’un (42) ise henüz neden gözaltına alındığı bilinmiyor.

Hafza, Enes ve Ömer adlı Kurşun kardeşlere şimdilik 74 ve 66 yaşındaki dede ve babaanneleri bakıyor.

Yusuf Ziya Kurşun bir görüş gününde eşi ve çocuklarıyla birlikte… İkiz olan Hafza ve Enes 9, küçük kardeşleri Ömer Selim ise 3 yaşında.

Üç kardeş 23 Nisan 2020’yi evlerinde böyle hazırlanarak kutladı.

Kurşun kardeşler, 74 yaşındaki dedeleri ve 66 yaşındaki babaanneleriyle birlikte şu anda köyde kalıyor.

51 aydır babasız olan 2 kardeşin annesi de tutuklandı

Okumaya devam et

Popular