Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Belçika’da, hayat 24 saatliğine durdu

Belçika'da üç büyük işçi sendikasının, maaş ve sosyal hakların iyileştirilmesi amacıyla başlattığı 24 saatlik genel grev nedeniye ülkede hayat büyük ölçüde durdu.

Belçika’da üç büyük işçi sendikasının, maaş ve sosyal hakların iyileştirilmesi amacıyla başlattığı 24 saatlik genel grev nedeniye ülkede hayat büyük ölçüde durdu. Tren seferleri yarıya düştü, hava sahası kapandı.

BOLD – Belçika’da 1,5 milyon üyesi bulunan Sosyalist (ABVV), 1,6 milyon üyeli Hıristiyan (ACV) ve 300 bin üyeli Liberal (ACLVB) işçi sendikaları tarafından ortaklaşa kararlaştırılan 24 saatlik ulusal grev, Salı gecesi saat 22:00’de başladı.

Belçikalılar, genel grev nedeniyle güne oldukça sakin başladı. Özellikle başkent Brüksel bölgesindeki otoyollarda her zaman görülen ve 40 kilometreyi bulan trafik sıkışıklığı çarşamba sabahı yaşanmadı.

TAKSİCİ UBER REKABETİ

BBC Türkçe’den Yusuf Özkan’ın haberine göre Brüksel ve diğer büyük kentlerde, bir hat dışında metro çalışmadı. Otobüs seferleri en aza indirildi.

Brüksel’de taksi şoförleri ile Uber sürücüleri arasındaki tartışma, grev gününde de ortaya çıktı. Zaventem Havalimanı’nda Uber araçları, taksiciler tarafından engellendi.

220 UÇUŞ İPTAL EDİLDİ

Brüksel Havalimanı, yer hizmetleri ve kargo bölümü çalışanlarının greve gitmesi nedeniyle sessizliğe büründü.

Brüksel Havayolları’na ait 220 uçuş iptal edilirken, turizm şirketi TUI, 20 uçuşu komşu ülkelere yönlendirdi.

Genel grev nedeniyle Brüksel, Anvers ve Ghent’teki çok sayıda iş yerinin kapısına kilit vuruldu.

Belçika’ya yapılan uçuşların büyük bölümü grev nedeniyle iptal edildi.

ÇALIŞMAK İSTEYENE SAYGILI OLUNMALI

Anvers Limanı’ndaki çalışmalar yüzde 80 oranında durdu. Çok sayıda geminin limana girmek için grevin bitmesini beklediği açıklandı.

Liman yöneticisi ve Sağcı Yeni Flaman İttifakı Partisi (N-VA) üyesi Annick de Ridder, grev nedeniyle milyonlarca euro zarar meydana geldiğini savundu. Sağcı politikacı, grev kararı alan sendikaları suçladı.

Flaman İşveren Örgütü (VOKA), grev nedeniyle toplu taşıma hizmetlerinin durma noktasına gelmesini eleştirdi. VOKA yöneticisi Geert Moerman, “Grev hakkını kabul ediyoruz ama çalışmak isteyenlerin de hakkına saygılı olunmalı.” dedi.

N-VA’lı Flaman bölgesi Başbakanı Geert Bourgeois de, sendikaların hükümet politikalarına ilişkin tepkisini eleştirdi. Flaman Başbakan, sendikaların, “saf korku politikası” eleştirisini, “gerçek dışı bir popülizm” diye değerlendirdi.

SOSYALİSTLER İŞÇİLERİ ZİYARET ETTİ

Sosyalistler ise, grevdeki işçileri ziyaret ederek, dayanışma içinde olduklarını bildirdi. Sosyalist Parti’den yapılan açıklamda, “Grevcilere minnet duymalıyız. Ekonomi büyüyor, şirketler kar ediyor, pasta büyüyor ancak çalışanlar kırıntılarla idare ediyor. Grevciler buna karşı çıkıyor.” dendi.

Sosyalist Parti Milletvekili Kurt De Loor, grev nedeniyle özellikle toplu taşımada yaşanan sorunları eleştirenlere tepki gösterdi.

Sosyalist milletvekili, “Sendikalar insanları mağdur etmekten zevk alıyormuş gibi bir hava yaratılıyor. Bu doğru değil. Sendikalar, başka bir seçenek bulamadıklarında greve gider”

SARI YELEKLİLER DE GREVE DESTEK VERDİ

Belçika’daki “Sarı Yelekliler” de, Salı gecesinden itibaren sokaklara çıkarak greve destek veriyor.

Belçika, Avrupa’da sendikalaşmanın en yüksek düzeyde olduğu ülkelerin başında geliyor. 11 milyon nüfuslu ülkede, çalışan nüfusun yarıdan fazlası sendikalı. Üç büyük işçi sendikasının toplamda yaklaşık 3,5 milyon üyesi bulunuyor.

“Hizmet Hareketi’ne mensup” diye akrabasına saldıran gurbetçiye 2 yıl hapis cezası

Dünya

Hollanda’da çocuk yardımı krizi büyüyor, hükumet istifa etti

Hollanda’da bir süredir gündemi meşgul eden çocuk bakım yardımlarının hatalı yönetilmesi krizi büyüyor. Göçmen ailelerin “dolandırıcı” olarak suçlanması nedeniyle hedef olan hükumet, seçimlere iki ay kala istifa etti. 

BOLD – Hollanda’da çifte vatandaşlığa sahip ebeveynlerin kasıtlı bir şekilde dolandırıcılıkla suçlanarak, mağdur edildiğini ortaya çıkaran çocuk bakımı ödeneği skandalı sonrası hükumet istifa etti. Seçimlere 2 ay kala görevi bırakan hükumet, seçimlere kadar salgınla mücadele konusundaki programı uygulamaya devam edecek.

ÖZÜR VE TAZMİNAT YETERLİ OLMADI

BBC Türkçe’de yer alan habere göre Hollanda Meclis Soruşturma Komisyonu, Aralık ayı ortalarında yayımladığı raporda, 2. Mark Rutte Hükumeti (2012-2017) döneminde çifte pasaportlu yaklaşık 30 bin ebeveyne, “eşi görülmemiş adaletsizlik” yapıldığını belirtti. Başbakan Rutte, raporun ardından aileler ve kamuoyundan özür dileyerek mağdur edilen ailelere tazminat ödeneceğini açıkladı. Ancak koalisyon ortağı siyasi partiler, skandalın ekonomik sonuçlarının yanı sıra siyasi sorumluluğunun da üstlenilmesi gerektiğine işaret ederek istifa konusunu gündeme getirdi.

TOPLANTI SONRASI İSTİFA GELDİ

Hükumeti oluşturan 4 siyasi partinin lideri, bir araya gelerek istifa kararını görüştü. Liderler skandalla ilgili siyasi sorumluluğun üstlenilmesini benimsedi. Cuma günkü bakanlar kurulu toplantısı, 2017’den beri görevde olan 3. Rutte hükumetinin son kabine toplantısı oldu.

AİLELER DOLANDIRICI OLARAK SUÇLANDI

Hollanda’da misafir işçi anlaşması kapsamında Türkiye ve Fas kökenli göçmenlerin çifte vatandaşlık hakkı bulunuyor. Ülkede çocuk yardımı alan yabancı kökenli aileler, 2012 yılından itibaren vergi makamları tarafından sıkı bir şekilde araştırmaya tabi tutuldu. Ek başvurularını eksik dolduran ya da az miktarda kişisel katkı ödeyen aileler, vergi dairesi tarafından dolandırıcı olarak suçlandı ve herhangi bir neden göstermeden birçok göçmen ailenin ödeneği kesildi.

20 yıllık AKP iktidarının utancı: Yoksulluk intiharları!

Okumaya devam et

Dünya

Pekin’in Uygurlara soykırım yaptığına dair kanıtlara ulaşıldı

Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik baskıcı politikalarının incelendiği bir raporda Pekin’in ‘soykırım yaptığına’ dair kanıtlara ulaşıldığına dikkat çekildi.

BOLD – ABD’nin Çin’deki insan haklarını takip eden, Demokrat ve Cumhuriyetçi Parti’den isimleri bir araya getiren Çin Kongre Yürütme Komisyonu (CECC), Temmuz 2019 ve Temmuz 2020’yi kapsayan yıllık raporunu açıkladı.

Komisyonun raporunda “Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde “soykırım” olarak da sayılabilecek insanlığa karşı suç işlendiğinin yeni kanıtlarla daha da belirginleştiği” belirtildi. Komisyon ayrıca, Pekin’in baskılarının ABD’deki Uygurlara kadar uzandığını kaydetti.

Çin’in insan hakları ihlallerini son yıllarda ülke sınırlarının dışına da taşıdığı belirtilen rapora göre, Pekin, muhalifleri tehdit etme, sosyal medya hesaplarını engelleme, basına sansür uygulama, akademik özgürlüğü kısıtlama gibi yöntemlerle sadece Doğu Türkistan’da değil, uluslararası çapta kampanya yürütüyor.

Demokrat Partili James P. McGovern ve Cumhuriyetçi senatör Marco Rubio’nun başkanlığını yürüttüğü komisyon, raporda yer alan suçlamalarla ilgili Amerikan hükümetini ivedilikle harekete geçmeye ve Pekin’i sorumlu tutmaya çağırdı.

CECC’nin de referans gösterdiği Alman araştırmacı Adrian Zenz, Çin’in asimilasyon politikasına dair elde edilen kanıtların, “belirli bir grupta doğumları engelleme” gibi kriterleri karşılayarak, bu kanıtların soykırımın en güçlü göstergesi olduğunu rapor etmişti.

Çin’in zorla kısırlaştırma ve kürtaj ile zorunlu doğum kontrol uyguladığının ortaya çıkmasının ardından, geçen temmuz ayında ABD’nin “soykırım” ilan edeceğine dair beklentiler arttırmıştı.

ÇİN’DEKİ TOPLAM KAMPLARI

Çin yönetiminin Doğu Türkistan’daki asimilasyon kampanyası kapsamında, Birleşmiş Milletler verilerine göre Uygur, Kazak ve Kırgız azınlıklardan 1 milyon Müslüman toplama kamplarında tutuluyor.

Daha öncede hazırlanan çok sayıda raporda insanlığa karşı suç işlemekle suçlanan Pekin ise suçlamaları reddediyor.

Almanya’da İslam karşıtlığıyla mücadele teklifine Federal Meclis’ten ret

Okumaya devam et

Dünya

AB Lipa kampında yaşananlar için Bosna-Hersek yönetimini suçladı

Bosna-Hersek’teki Lipa sığınmacı kampı ve çevresinde bin 900 sığınmacının eksi 15 dereceyi bulan sıcaklıkta dışarıda uyumak zorunda kaldığı bildirildi. Brüksel, yaşananlar dolayısıyla Bosna-Hersek yönetimini suçladı

BOLD – Bosna-Hersek’teki Lipa sığınmacı kampı ve çevresinde bin 900 sığınmacının eksi 15 dereceyi bulan sıcaklıkta dışarıda uyumak zorunda kaldığı bildirildi. Avrupa Birliği (AB) bu durumdan Bosnalı yetkilileri sorumlu tutuyor.

Alman Die Welt gazetesi, AB’nin bir iç raporuna dayandırdığı haberinde bazı sığınmacıların Kovid-19 semptomları gösterdiğini aktardı.

Avrupa Birliği adayı Bosna-Hersek’teki sığınmacıların durumu uzun süredir eleştiriliyor. AB verilerine göre Bosna Hersek’te 8 bin sığınmacı bulunuyor. Bosna-Hersek’in Hırvatistan, dolayısıyla Avrupa Birliği (AB) sınırında bulunan Lipa kampı Noel’e bir gün kala kapatılmıştı.

Raporda ayrıca Bosna Ordusu tarafından sağlanan ısıtmalı çadırların iyi durumda olmadığı belirtilerek “Sığınmacılar çadırdaki deliklerden su girdiğinden ve ısıtma sisteminin benzinle çalışmasından dolayı hava kirliliği yarattığı ve havalandırma olmamasından şikayet ediyor” denildi. Sığınmacılar başlattıkları açlık grevini 5 Ocak’ta sonlandırmıştı.

AB raporunda Bosnalı yetkililer bu durumdan sorumlu tutulurken, Bosnalı yetkililerin gerekli finansman sağlandığı halde AB ve uluslararası ortaklar tarafından verilen tavsiye ve değerlendirmeleri dikkate almadığına dikkat çekiliyor.

Ancak Avrupa Parlamentosu’nda Yeşiller grubu başkanı olan Ska Keller AB’nin de bu sorunda payı olduğunu düşünüyor. Keller Bosna’da mahsur kalan sığınmacıların Hırvatistan’dan şiddet zoruyla ve yasa dışı yollardan geri gönderildiğini belirterek Hırvatistan’ı buna son vermeye çağırdı. Keller AB’nin sığınmacıların “insani olmayan koşullarına gözünü kapatmaması” gerektiğini kaydetti.

Yunanistan’dan Türkiye’ye mülteci suçlaması

Okumaya devam et

Popular