Bizimle iletişime geçiniz

Genel

HDP’li Ahmet Şık’tan AKP’lilere: En büyük terör örgütü sizsiniz, hepiniz yargılanacaksınız

HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan'ın TBMM kürsüsünde kendisine müdahale etmesine tepki gösterdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Grup Başkanvekili Bülent Turan arasında, HDP Hakkâri Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi tartışma konusu oldu.

Şık, sık sık konuşmasına müdahale eden AKP sıralarına dönerek, “Bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük terör örgütü sizsiniz, bunun için yargılanacaksınız hepiniz.” ifadelerini kullandı.

AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, HDP Milletvekili Ahmet Şık konuştuğu esnada kürsüye doğru yürüdü.

BÜLENT TURAN: LEYLA GÜVEN İLE İLGİLİ PARAGRAFLARA ALIŞTIK ARTIK

AKP Grup Başkanvekili Turan, İmralı Cezaevi’nde tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’a “ağır tecrit” uygulandığı iddiasıyla Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Genel Başkanı Leyla Güven’in 99’uncu gününe giren açlık grevi eyleminin gündeme getirmesinden rahatsız olduklarını söyledi.

Turan, “HDP’li vekillerin konu ne olursa olsun; madde, gündem ne olursa olsun sonuna veya başına Leyla Güven’le ilgili bir paragraf girmelerine alıştık artık.” diye konuştu.

“Sayın Başkan, ilgili milletvekili tahliye edildi, biliyorsunuz. Buraya gelip yemin etmesi için hiçbir engel yok fakat bir terör elebaşısın destek olmak, gündem yapmak için, sözüm ona, açlık grevi yapıyor.” diyen Turan, “Burada bize her gün bunu hatırlatmak yerine, gitsinler, terörle aralarına mesafe koyup o arkadaşları bundan vazgeçirsinler çok seviyorlarsa.” dedi..

Turan’ın sözlerine HDP’li Ahmet Şık tepki gösterdi. “En büyük terör örgütü sizsiniz ya, sizsiniz! Bu ülkenin gelmiş geçmiş, cumhuriyet tarihinin.” diyen Ahmet Şık, “Bunun için yargılanacaksınız hepiniz.” ifadesini kullandı.

Ahmet Şık’ın sözlerinin ardından söz isteyen Bülent Turan, “Arkadaş yeni galiba, usul, edep, adap bilmiyor.” diye konuştu.

AKP’li Bülent Turan ile HDP’li Ahmet Şık’ın arasındaki diyalog Meclis zabıtlarına şöyle geçti:

BÜLENT TURAN (Çanakkale): Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; HDP’li vekillerin konu ne olursa olsun; madde, gündem ne olursa olsun sonuna veya başına Leyla Güven’le ilgili bir paragraf girmelerine alıştık artık. Ama ısrarla “tecrit” derken, benzer ifadeler kullanırken PKK elebaşı Öcalan için tecrit dememelerini de anlıyoruz.

Sayın Başkan, ilgili milletvekili tahliye edildi, biliyorsunuz. Buraya gelip yemin etmesi için hiçbir engel yok fakat bir terör elebaşısına destek olmak, gündem yapmak için, sözüm ona, açlık grevi yapıyor.

Bir daha söylüyorum: Burada bize her gün bunu hatırlatmak yerine, gitsinler, terörle aralarına mesafe koyup o arkadaşları bundan vazgeçirsinler çok seviyorlarsa. Kaldı ki biz isteriz ki bu ülkenin bir evladı olarak neden HDP’li arkadaşlar bir gün olsun bir şehit için, bir gazi için, şehit olan öğretmenler, askerler, polisler için açlık grevi yapmazlar?

Tek mağdur -tırnak içerisinde- kendi örgüt liderleri midir? O yüzden, diyorum ki: Eğer mazlumlara, mağdurlara sahip çıkma iddiası varsa önce Aybüke öğretmene sahip çıksınlar, önce Necmettin Yılmaz’a sahip çıksınlar, önce Muhammed Safitürk’e sahip çıksınlar. Sayın Başkan, her gün burada aynı iddiayla beraber tekrarda bulunmalarını doğru bulmuyoruz.

Sayın Bakanımızın ifade ettiği “Yürütürsem adam değilim.” ifadesi kendi üslubu içerisinde tartışılabilir ama esası olarak, içerik olarak “Terörle iltisakı olan terör yürüyüşlerine izin vermeyeceğim.” demektir. Biz de diyoruz ki: Terörle ilgili hiçbir kimseye, hiçbir zümreye asla iltimas geçmeyeceğiz Sayın Başkanım.

AHMET ŞIK (İstanbul): Sarayla aranıza mesafe koyduğunuzda biz bunu tartışacağız.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul): Sayın Başkan, söz alabilir miyim lütfen, bir cevap vermek istiyorum.

AHMET ŞIK (İstanbul): En büyük terör örgütü sizsiniz ya, sizsiniz! Bu ülkenin gelmiş geçmiş, cumhuriyet tarihinin… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul): Ben bir cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN: Cevap değil de neye göre yani? Sataşma…

AHMET ŞIK (İstanbul): …bir terör örgütüsünüz siz ve bunun için yargılanacaksınız hepiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN: Arkadaşlar… Arkadaşlar…

AHMET ŞIK (İstanbul): Ama sizler gibi yapmayacağız, düşmanımız için bile hukuk talep ediyoruz, sizi evrensel hukuk normlarıyla yargılayacak bir yargıya teslim etmek istiyoruz.

BAŞKAN: Arkadaşlar, Genel Kurulun çalışmaları devam ediyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale): Arkadaş yeni galiba, usul, edep, adap bilmiyor.

Davutoğlu, “Yeni bir parti mi kuruyorsunuz?” sorusuna “Hayır” diyemedi

Genel

AKP’li Belediye Meclisi Üyesi Kovid-19 aşısını hangi sıfatla yaptırdı?

AKP’li Belediye Meclis üyesi ve eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı avukat Fatih Özata, Kovid-19 aşısı olduğunu açıkladı. Sağlık çalışanları ve riskli gruptaki 65 yaş üstü vatandaşlar bile henüz aşı olamamışken Özata’nın hangi unvanıyla aşı yaptırdığı tartışma konusu oldu.

BOLD –  AKP Eskişehir eski Gençlik Kolları Başkanı ve şimdiki dönemde Belediye Meclis Üyesi olan avukat Fatih Özata, instagram hesabında Kovid-19 aşısı olduğunu duyurdu. Özata’nın bu paylaşımı aşıyı hangi sıfatla yaptırdığı tartışmasını ve torpil iddialarını gündeme getirdi.

Türkiye’de aşılama çalışmaları Avrupa ülkelerinden oldukça geç başladı. Henüz sağlık çalışanları ve riskli olan gruplar aşılanmadı. Buna karşın bazı AKP’li isimlerin aşı olduğu iddiası tartışılırken AKP eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı ve Belediye Meclisi üyesi Fatih Özata sosyal medya hesabından aşı olduğunu açıkladı.

İddiayı sosyal medya hesabından gündeme getiren CHP’li Barış Yarkadaş, “Özata aynı zamanda sağlıkçı değilse; aşıyı nasıl yaptırdı? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Umarım mantıklı bir cevabı vardır” ifadelerini kullandı.

 

Yarkadaş’ın paylaşımları üzerine, Özata özel hastanelerin avukatı olduğunu ve bu sıfatla aşı olduğunu açıkladı. Yarkadaş ise “Özata gerçek bir sağlık neferiymiş de haberimiz yokmuş! Veterinerler bile aşı olamazken hastane avukatı oluyor. Fatih Bey’i nöbete de bekliyoruz!” sözleriyle tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Genel

AYM cezaevinde işkenceye tazminat cezası verdi: Gardiyanlara yeni soruşturma açılacak

Kırıkkale F Tipi Cezaevinde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp edip kolunu kırdığı görüntüler ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi, Gündüz için 70 bin lira manevi tazminata hükmedip, gardiyanlar hakkında soruşturma açılmasını istedi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuyu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

BOLD – 27 Mayıs 2017’de yaşanan ve cezaevinin güvenlik kameralarına yansıyan olayda, cezaevindeki hak ihlallerini protesto etmek amacıyla kantin önünde oturma eylemi başlatan Gündüz, kafası betona vurularak darp edildi. Ardından kolu bükülerek sürüklendi. Hastaneye kaldırılan Gündüz’ün kolunun kırıldığı tespit edildi.

TUTANAK: TUTUKLU KENDİNİ YERE ATTI

Olayla ilgili olarak nöbetçi müdürün de arasında bulunduğu 5 infaz koruma memuru, hakkında tutanak tutuldu.  Tutanakta olay, “Tutuklu koğuş şebekesi girişine getirildiğinde kapının açılması beklenirken kasten kolunun üzerine gelecek şekilde kendisini sertçe yere attı” diye anlatıldı. Memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadı.

CEZA GARDİYANLARA DEĞİL, TUTUKLUYA VERİLDİ

Koru kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildi.

BAŞSAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ

Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıktı. Gündüz’ün avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.

AYM İŞKENCEYİ GÖRDÜ

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutuklunun kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, infaz koruma memurları hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Olayın görüntülerini ise ANKA servis etti.

İŞKENCE ADALET BAKANINA SORULDU

Evrensel’in haberine göre HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp etmesini ve kolunu kırmasını Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesi veren Gergerlioğlu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

-Kolu kırılan Gündüz’e marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildiği ve memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadığı iddiaları doğru mudur?

-Yüksek Mahkeme’nin belirttiği Gökhan Gündüz’e yönelik işkence iddiasına dair ‘kamera görüntülerinin içeriklerinin ortaya konulamamış’ olmasının nedeni nedir?

-Eğer bu iddialar doğruysa Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı etkili bir soruşturma yürütemediği iddiası doğru mudur?

-Anayasa Mahkemesi’nin tespitine göre, bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında açılmış yeni bir soruşturma var mıdır?

-Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır? Bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında idari bir yaptırım uygulanmış mıdır?

-Geçmişte Gökhan Gündüz hakkındaki işkence soruşturmasının avukatlığını yapan Engin Gökoğlu’nun da tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’ndeki görevli memurlar tarafından kolunun kırıldığı iddiaları doğru mudur?

-Eğer bu iddialar doğruysa bu konuda açılmış soruşturma var mıdır? Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır?

-Son 5 yıl içerisinde, işkence ve kötü muamele iddiasıyla hakkında soruşturma açılan memur sayısı kaçtır?

-Son 5 yıl içerisinde, maruz kaldığı kötü muameleler ve işkenceler sonucunda yaralanma ve sağlık problemleri oluşan kişi sayısı nedir?

Okumaya devam et

Genel

SMA’lı çocuk annesi Mürüvvet Aydar: Çocuğum gözümün önünde ölüyor yardım edin

2 buçuk yaşındaki SMA hastası Havin Ömür Aydar, yaşamak için yardım bekliyor. SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini, çok pahalı oldukları için ilaçları alamadıklarını söyleyen anne Mürüvvet Aydar “Çocuğun başında ölmesin diye bekliyorum. Yardım çığlımızı duyun” dedi.

BOLD – SMA hastası kızı olan Mürüvvet Aydar, kızının tedavisi için yardım çağrısı yaptı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların çok pahalı olduğunu belirten anne Aydar, SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini söyledi. Aydar ayrıca parası ödenen ilaçlar için de sayısız kriter arandığını bunun da ilaçlara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

SMA HASTASI ÇOCUĞUN AİLESİ YARDIM BEKLİYOR

Gazete Duvar’dan Ali Vefa Yurdal’ın haberine göre İstanbul’da yaşayan SMA hastası 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar’ın annesi Mürüvvet Aydar, “Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” dedi.

YARDIM GECİKİRSE HAVİN’İN HAYATI RİSKE GİRECEK

Mehmet Şirin Aydar ve Mürüvvet Aydar çifti, Türkiye’deki Spinal Muskuler Atrofi (SMA) hastası binlerce çocuktan biri olan kızları 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar için yardım bekliyor. Kızının 2 kilo daha alması halinde tedavisi için gerekli olan ilacın da önemini yitireceğini söyleyen anne Mürüvvet Aydar şunları anlattı: “Kızım 2,5 yaşında. Hastalığı 2 aylıkken fark edildi, tıbbı genetik testiyle 5 aylıkken SMA hastası olduğu tespit edildi. Biz de her aile gibi ilaç için mücadele ediyoruz. Kızım şimdi 11,5 kilo. Bu ilacı kullanması için 13,5 kilonun altında olması gerekiyor.”

“Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” diyen anne Aydar ekonomik şartlardan ve ilaç fiyatlarından dert yandı. Kızının tedavisi için yardım isteyen Aydar “Kızımın şu an hayatta kalması için gereken ilaçlar bile çok pahalı. Öksürme cihazının parasını bile SGK ödemiyor. Bir çocuğum daha var, evin ihtiyaçları var, mutfak masrafları var… Çok zor günler geçiyoruz. Çocuğumuzun bir an önce tedavi olmasını istiyorum. Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor. Bu hastalık ölümcül bir hastalık” ifadelerini kullandı.

İLAÇ BEKLERKEN KALBİ DURDU

Ülkede karşılanan ilaçlar için kriterlere girmenin çok zor olduğunu söyleyen Aydar şöyle devam etti: “SGK’nın karşıladığı ilaçlar için sayısız kriter var. O kriterlere girmek çok uzun sürüyor. Sıra beklerken çocuğun kalbi durdu. Yarın 7. dozunu almak için fizik ve solunum puanlamasına girecek ama büyük ihtimalle alınmayacak. Çocuk 6 cihaza bağlı yaşıyor. Solunumunu cihazla sağlıyor. Yutma yetisini kaybetmiş durumda, karnından tüple besleniyor. Sürekli nabzını kontrol eden cihazlara bağlı. Çocuğun başında ölmesin diye bekliyoruz. Kas sistemi çöktüğü için ağzında biriken tükürüğü bir makine yardımıyla ben çekiyorum.”

6 CİHAZA BAĞLI YAŞIYOR

Kızının vücuduna bağlı olan cihazlarla oyun oynamaya çalıştığını anlatan Aydar, “Bir yatakta sürekli gözetimimizde. Odasının yoğun bakım ünitesinden farkı yok. Odasındaki oyuncakları, kendisine bağlı olan sağlık üniteleri. Onlarla oyun oynamaya çalışıyor. Babası da ilaçları almak için sürekli rapor peşinde koşuyor. SGK ve hastane arasında sürekli mekik dokuyor. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve raporları toplamak için çalışıyor” dedi.

Okumaya devam et

Popular