Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Yasin Ugan ve Özgür Kaya, TBMM gündeminde

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Ankara’da güpegündüz kaçırılan ve 6 gündür haber alınamayan Özgür Kaya ve Yasin Ugan’ın durumunu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’na taşıdı.

Tanrıkulu, kaçırılan iki kişi hakkında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Ankara Emniyet Müdürü’nün bilgi vermesi gerektiğini söyledi.

BAŞLARINA POŞET GEÇİRİLEREK KAÇIRILDILAR

Tanrıkulu şöyle konuştu: “Meclis Kürsünden ifade etmeliyim. 13 Şubat’ta Ankara’nın Altındağ semtinden Özgür Kaya ve Yasin Ugan isimli iki yurttaşımız, Çamlık Mahallesi’ndeki evlerinden silahlı bir ekip tarafından başlarına poşet geçirilerek alıkonulmuşlardır. Bu ekip kendisini polis olarak tanıtmıştır. Eşinin ve avukatlarının tüm başvurularına rağmen şu ana kadar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan ve Ankara Emniyeti’nden kendilerine dönüş olmamıştır. Zorla kaybedilme vakası insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve bu suç son 2,5 yılda Ankara’da bir çok kez tekrarlanmıştır.

Buradan İçişleri Bakanı’na ve Ankara Emniyet Müdürü’ne çağrıda bulunuyorum bu iki yurttaşımızın akibeti konusunda bilgilendirsinler.”

Zorla kaybedilen Yasin Ugan ve Özgür Kaya

NE OLMUŞTU?

Yasin Ugan ve Özgür Kaya, 13 Şubat’ta Ankara’nın Altındağ ilçesi Çamlık Mahallesi’ndeki evlerinden kendilerini “sivil polis” olarak tanıtan yaklaşık 40 kişilik silahlı ekip tarafından başlarına siyah poşet geçirilerek kaçırıldı.

Apartman sakinleri ve komşuların gözleri önünde cereyan eden kaçırılma esnasında ev sahibi de sorgulandı.

Kaçırılma vakasının duyulmasının ardından Ugan ve Kaya’nın ailelerinin Ankara Emniyeti’ne yaptıkları başvuru sonuçsuz kaldı. Emniyet yetkilileri söz konusu isimde iki kişiyi gözaltına almadıklarını belirtti.

Ailelere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da bilgi vermedi. Bunun üzerine konu Birleşmiş Milletler’e (BM) taşındı. BM müracaatı kabul ederek inceleme başlattı.

MİT’İN İŞKENCEHANESİNE Mİ GÖTÜRÜLDÜLER?

Ugan ve Kaya’nın Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından kaçırıldığı ve Ankara’da bulunan Özel Faaliyetler Merkezinde illegal biçimde sorgulandıkları düşünülüyor.

Daha önce Hizmet Hareketi’nden 20 kişi kaçırılarak “çitflik” denilen merkeze götürülmüş ve ağır işkencelerden geçirilmişti. Bu kişilerden bazıları halen kayıp.

Kaçırılan Yasin Ugan’ın eşi yetkililere seslendi: Lütfen nerede olduğunu söyleyin

Gündem

Afyon Cezaevinde koronavirüs alarmı

Afyon Cezaevinde koronavirüs vakaları görülmeye başlandığı iddia edildi. Bir tutuklu yakınının verdiği bilgiye göre mahpuslar revire götürülmüyor, gardiyanlar koğuşlara ilaç atıp gidiyor.

BOLD – Cezaevlerinden koronavirüs haberleri gelmeye devam ediyor. Afyon Ceza İnfaz Kurumu’nun yeni binasındaki en az bir koğuşta tüm mahpusların tat ve koku kaybı yaşadıkları, revire ve hastaneye götürülmedikleri, memurların koğuşa ilaç atıp gittikleri iddia edildi.

Eşiyle telefon görüşü yaptıktan sonra Bold Medya’ya ulaşan bir tutuklu yakını şunları söyledi: “Eşim Afyon Cezaevi’nde. Tüm koğuş korona olmuş. Doktora götürmüyorlar. Eşim nefes darlığı çekiyor. Hastalığı çok kötü geçiriyor. Tedavi olarak mazgaldan sadece ağrı kesici veriyorlarmış. 10 kişilik yerde 23 kişi kalıyorlar!” 

BİRÇOK İNSAN ÖLDÜ

Türkiye’de koronavirüs salgını başladığı günden bu yana cezaevlerinde birçok insan hayatını kaybetti. Bilinen vakalar şöyle: Bursa Telekom Bölge Müdür Yardımcılığı’ndan emekli olan 49 yaşındaki Hüseyin Özen 14 Kasım 2020’de Bursa H Tipi Cezaevinde hayatını kaybetti. Emekli şoför Kemal Polat (68), 6 Aralık 2020 Kahramanmaraş Türkoğlu Cezaevinde, polis memuru Veysel Atasoy Kütahya Tavşanlı Cezaevinde, 30 yaşındaki memur Yunus Gökgöz İzmir Buca Cezaevinde, Mehmet Yeter Samsun Bafra Cezaevinde, İsmet Nice İzmir Şakran Cezaevinde yaşamını yitirdi. En son vaka ise 18 Ocak 2021’de Düzce Cezaevinde meydana geldi. Bilecik Barosu’na kayıtlı tutuklu avukat Metin Yücel koğuşta virüs kaparak öldü.

MAHPUSLARA KÖTÜ MUAMELE

Afyon Cezaevinde kaloriferlerin yanmadığı ve mahpuslara kötü muamele yapıldığı da biliniyor. HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, eşi Afyon’da kalan bir mahpus yakınından gelen mektubu Twitter hesabından paylaştı. Mektupta “Eşim Afyon 1 No’lu T Kapalı Cezaevi’nde kalıyor bir haftadır kaloriferleri yanmıyor, eşim çok soğukta hasta olmuş, kimse ilgilenmiyor ve kötü muamele görüyorlar ve bu eziyeti çekiyorlar.” ifadeleri yer aldı. 

Tutuklu avukat Metin Yücel korona nedeniyle hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Gündem

“Oğlum işkenceyle öldürüldü”

Kırklareli’nde askerlik yaparken intihar ettiği öne sürülen Mustafa Araz’ın otopsi raporu çıktı. Daha önce oğlunun elinin bağlandığını açıklayan baba Hasan Araz, rapora göre oğlunun işkenceyle öldürüldüğünü söyledi.

BOLD – İntihar ettiği ileri sürülen Kürt asker Mustafa Araz’ın otopsi raporunda cinayet izleri ortaya çıktı. Rapora göre Araz’ın vücudunun iç ve dış yüzey ile organlarının birçok yerinde yaralanma ve tahribatlar tespit edildi. Her iki bileğinde de birbirine paralel, yüzeysel cilt kesikleri bulunduğu belirtildi. Baba Hasan Araz raporun açıklanmasıyla birlikte oğlunun işkenceyle öldürüldüğünü söyledi.

“ELİNDE PARALEL ŞEKİLDE İZLER VAR”

Baba Hasan Araz, daha önce askeriyenin kendisine “Oğlun intihar etti” dediğini hatırlatarak, “Otopsi raporunda bilinçli olarak oğlumun nasıl öldüğü belirtilmemiş. Oysaki otopsi raporlarında bu durum belirtilmelidir. Aynı zamanda oğlumu morgda gördüğümde iki elinde bağlanma izleri vardı, bunları daha önce de söylemiştim. Otopsi raporunda da ellerinde paralel bir şekilde izler olduğu belirtiliyor ama bunun nasıl olduğu belirtilmiyor. Bu oğlumun işkence ile öldürüldüğünü kanıtlıyor ama bunun dışında raporda yer alan ifadeler üstünkörü geçiliyor. Bu şekilde olayın üstünü örtmeye çalışıyorlar. Daha önce de oğluma ait olmayan, bir intihar notu ile olaya intihar süsü vermek istediler. Ancak intihar notu da el yazısı da oğluma ait değil. Açık bir şekilde oğlumu öldürdüler ve şimdi de üzerini örtmeye çalışıyorlar. Sorumlular yargılansın istiyorum” diye konuştu.

Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde bulunan 1’inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Hava Savunma Füze Komutanlığı’nda askerlik yapan Kars Kağızman nüfusuna kayıtlı Mustafa Araz (23), 12 Mayıs 2020’de şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. TSK’dan yapılan açıklamada, Araz’ın 11 Mayıs’ta rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırıldığı, hastaneye gittikten sonra kendisinden haber alınamadığı ve bir gün sonra ise metruk bir alışveriş merkezi binasında intihar ettiği denildi.

Olayın ardından Araz’ın ailesi, çocuklarının kollarından bağlandığını gösteren izler ve vücudunun farklı yerlerinde darp izleri olduğunu fark ederek, Babaeski Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulundu. Soruşturma devam ederken, dosyaya Araz tarafından yazıldığı iddia edilen bir intihar notu eklendi. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü notun Araz’a ait olduğuna karar verdi. Aile avukatı ise söz konusu rapora itiraz etti.

ADLİ TIP RAPORU EKSİK

Soruşturmada şu ana kadar hiçbir ilerleme olmazken, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan otopsi raporu, Babaeski Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen soruşturma dosyasına girdi. Mezopotamya Ajansı’ndan İdris Sayılğan’ın haberine göre, otopsi raporunda Araz’ın vücudunun iç ve dış yüzey ve organlarının birçok yerinde yaralanma ve tahribatlar tespit edilirken, izlerin nedenleri, nasıl oluştuğu, Araz’ın boğuşma yaşayıp yaşamadığı ya da yüksekten düşme durumunun olup olmadığı gibi ölüm nedenini açıklayacak hiçbir değerlendirme yer almadı.

Bu durum, Araz ailesinin oğullarının öldürüldüğü ve cinayetin üzerinin örtülmeye çalışıldığı yönündeki şüphelerini arttırdı. Aile avukatı Cesim Parlak raporun eksik hazırlandığını belirterek itiraz etti. Araz’ın vücudunun birçok yerinde yaralanmalar ve tahribatlar olduğunun belirtildiği raporda, “her iki bilekte birbirine paralel, yüzeysel cilt kesiklerin” olduğu bilgisi kaydedildi. Araz’dan alınan kan, idrar, burun sürüntüsü ve kapalı akciğerde yapılan incelemelerde herhangi bir alkol ve uyuşturucu maddenin bulunmadığına da yer verildi.

Raporun sonuç kısmında ise Araz’ın “beden travmasına bağlı kafatası, klavikula ve kot kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve pnömotoraks sonucu yaşamını yitirdiği” belirtilirken, bunların hangi gerekçeyle yaşandığına dair ise bilgiye yer verilmedi.

Raporun sadece vücuttaki yaralanma ve tahribatlara ilişkin tespitlerle sınırlı kalması üzerine aile avukatı Cesim Parlak, “şüpheli bir şekilde ölü bulunan bir kimsenin ölümünün değerlendirilmesi için son derece yetersiz” olarak tanımladığı rapora itiraz etti. Parlak, rapora ilişkin eksiklikleri sıralayarak, eksikliklerin giderilmesi için hazırladığı raporu Babaeski Cumhuriyet Savcılığı’na sundu.

Parlak, itirazda Araz’ın ölüm anından önce herhangi bir boğuşma yaşayıp yaşamadığına ilişkin değerlendirme yapılmadığını belirterek, “Ayrıca her ne kadar Mustafa Araz’ın ‘genel beden travmasına bağlı kafatası, klavikula ve kot kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu’ yaşamını kaybettiği belirtilmiş ise vücudundaki iç kanamanın veya kafatası kanamasının bir darbeye bağlı mı, yoksa yüksekten düşme nedeniyle mi meydana geldiği de tespit edilememiştir” ifadesine yer verdi.

Parlak, itiraz raporunda otopsinin amacının ölen kişinin ölüm nedenini ve ölüm mekanizmasını saptamak, ölüm orijinini aydınlatabilecek faktörleri araştırmak, ölüme etkili olabilecek faktörleri araştırmak için gerekli teknik ve laboratuvar incelemesini yapmak ya da yapılabilmesi için örneklemek olarak sıralayarak, söz konusu raporun eksikliklerine dikkati çekti.

Parlak itiraz dilekçesinin devamında şunları belirtti:

“Dış muayene lokalizasyonları, boyutları ve özellikleri tanımlanmalı, akabinde yaraların özellikleri ve vücut boşluklarına uzanan trajeleri bozulmadan diseksiyon sırasında dikkatlice bu trajeler takip edilmeli, hangi alet darbelerinin hangi organlarda ne tür lezyonlar meydana getirmiş olduğu da ayrıntılı bir şekilde belirtmelidir. 30 Eylül 2020 tarihli Adli Tıp Kurumu’nun raporunda Araz’ın özellikle bileklerindeki kesiklerin hangi alet veya aletlerle yapılabileceği dahi belirtilmemiştir.”

Okumaya devam et

Gündem

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu katledilişinin 28. yılında anılıyor

Bombalı bir suikastle öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu ölümünün 28. yılında anılıyor. Kızı Özge Mumcu Aybars, cinayetin hala kapatılmaya çalışıldığını söyledi.

BOLD – 24 Ocak 1993 günü Ankara’daki evinin önünde uğradığı bir suikast sonucu hayatını kaybeden gazeteci-yazar Uğur Mumcu anılıyor. Her yıl Ankara’daki evinin önünde yapılan anma töreni bu yıl pandemi nedeniyle “bir mum da sen yak” sloganıyla evlerde yapılacak. Türkiye saatiyle 20.00’de başlayacak eylem için Uğur Mumcu Araştırma Vakfı’nın Twitter hesabından açıklama yapıldı. Açıklamada “Her yıl 24 Ocak’ta Uğur Mumcu’nun sokağında ve ülkenin dört bir yanında meydanlarda buluşurduk. Bu yıl pandemi nedeniyle mumlarımızın ve yüreğimizin ışığında buluşacağız. Uğur Mumcu ve aramızdan alınan tüm Aydınlar için sen de karanlığa bir mum da sen yak.” denildi. 

DW’ya konuşan Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars, cinayetin üzerinin hala kapatılmaya çalışıldığını söyledi. Aybars, “Çünkü ucu birilerine dayanıyor, hâlâ kapatılmaya çalışılıyor” dedi. Babasının gazetecilik ilkelerini yaşatmak için kurulan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın (um:ag) Yönetim Kurulu üyesi ve koordinatörü olan Mumcu Aybars, “Bugün insanlar belki öldürülmüyor ama aynı zamanda yazamıyor da” ifadelerini kullandı.

GERÇEK FAİLLER ORTAYA ÇIKANA KADAR KAPANMAYACAK

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın internet sitesinin Uğur Mumcu Cinayeti bölümünde şu ifadelere yer veriliyor:

“2000 yılında 2000/102 E.sayılı Umut Operasyonu Davası adı ile açılan bu dava, çeşitli aşamalardan geçirilerek 08.11.2006 günü Yargıtay 9.Ceza Dairesi’nin 2006/1554 E.2006/6101 K.sayılı kararıyla onandı. Olayın faili olarak bu davada yargılanan Necdet Yüksel yönünden daha önce kesinleşen karar, son kararın onanmasıyla, Ferhat Özmen yönünden de kesinleşti. Görünüşte biten dava, Kalpaksız Kuvva’i Milliyeci Uğur Mumcu’nun yakınları yönünden bitmemiştir. Davanın değişik aşamalarında söylediğimiz gibi, hâlâ bulunamayan Oğuz Demir, yargılanan Ferhat Özmen, Necdet Yüksel ve diğer faillerin cezalandırılması, dosyanın kapandığı anlamına gelmemelidir. Topluma olayın faili olarak sunulanlar değil, olayın arkasındaki gerçek failler ortaya çıkarılıncaya kadar bu dosya kapanmayacaktır. Kapanmamalıdır. Ne yazık ki, Uğur Mumcu cinayeti bütün bağlantılarıyla hâlâ aydınlatılamamıştır. Mahkemenin verdiği karar onansa bile, cinayete azmettirenler ortaya çıkmadığı sürece, dosya bizim açımızdan kapanmış sayılmayacaktır.”

“BU DEVLET KİMİN?”

Öte yandan her yıl “Adalet ve Demokrasi Haftası” adı altında 24-31 Ocak tarihlerinde düzenlenen etkinliklerle faili meçhul cinayetlere kurban giden aydınlar anılıyor. Bu yılki etkinliklerin başlığı ‘Bu Devlet Kimin?’ oldu. Pandemi koşullarında bu yıl etkinlikler internet üzerinden gerçekleştirilecek.

Okumaya devam et

Popular