Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Dışişleri Bakan Yardımcısı kaçırmaları kabul etti sayı verdi

Uluslararası hukuka aykırı biçimde yapılan Hizmet Hareketi mensuplarının yurtdışından MİT tarafından kaçırılmaları Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran tarafından rakamlarla kabul edildi.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, bugüne dek yurtdışından kaçırılan Hizmet Hareketi gönüllülerinin sayısının 100’ün üzerinde olduğunu açıkladı.

DHA’nın haberine göre Ordu’ya gelen Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, AKP Ordu İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Burada basın mensuplarının sorularını cevaplayan Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Maarif Vakfı’na devredilen okul sayısının 20’nin üzerinde olduğunu söyledi.

Yurtdışından MİT eliyle kaçırılıp Türkiye’ye getirilen Hizmet Hareketi gönüllüsü sayısı ise Bakan Yardımcısı Kıran’ın verdiği sayıya göre 100’ün üzerinde.

MİT işadamını kaçırmak için GHB kullanacakmış

Gündem

“Oğlum işkenceyle öldürüldü”

Kırklareli’nde askerlik yaparken intihar ettiği öne sürülen Mustafa Araz’ın otopsi raporu çıktı. Daha önce oğlunun elinin bağlandığını söyleyen baba Hasan Araz, rapora göre oğlunun işkenceyle öldürüldüğünün kanıtlandığını ifade etti.

BOLD – İntihar ettiği ileri sürülen Kürt asker Mustafa Araz’ın otopsi raporu çıktı. Rapora göre Araz’ın vücudunun iç ve dış yüzey ve organlarının birçok yerinde yaralanma ve tahribatlar tespit edildi. Baba Hasan Araz raporun açıklanmasıyla birlikte oğlunun işkenceyle öldürüldüğünü söyledi.

Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde bulunan 1’inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Hava Savunma Füze Komutanlığı’nda askerlik yapan Kars Kağızman nüfusuna kayıtlı Mustafa Araz (23), 12 Mayıs 2020’de şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. TSK’dan yapılan açıklamada, Araz’ın 11 Mayıs’ta rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırıldığı, hastaneye gittikten sonra kendisinden haber alınamadığı ve bir gün sonra ise metruk bir alışveriş merkezi binasında intihar ettiği denildi.

Olayın ardından Araz’ın ailesi, çocuklarının kollarından bağlandığını gösteren izler ve vücudunun farklı yerlerinde darp izleri olduğunu fark ederek, Babaeski Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulundu. Soruşturma devam ederken, dosyaya Araz tarafından yazıldığı iddia edilen bir intihar notu eklendi. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü notun Araz’a ait olduğuna karar verdi. Aile avukatı ise söz konusu rapora itiraz etti.

Soruşturmada şu ana kadar hiçbir ilerleme olmazken, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan otopsi raporu, Babaeski Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen soruşturma dosyasına girdi. Mezopotamya Ajansı’ndan İdirs Sayılğan’ın haberine göre, otopsi raporunda Araz’ın vücudunun iç ve dış yüzey ve organlarının birçok yerinde yaralanma ve tahribatlar tespit edilirken, izlerin nedenleri, nasıl oluştuğu, Araz’ın boğuşma yaşayıp yaşamadığı ya da yüksekten düşme durumunun olup olmadığı gibi ölüm nedenini açıklayacak hiçbir değerlendirme yer almadı.

Bu durum, Araz ailesinin oğullarının öldürüldüğü ve cinayetin üzerinin örtülmeye çalışıldığı yönündeki şüphelerini arttırdı. Aile avukatı Cesim Parlak raporun eksik hazırlandığını belirterek itiraz etti. Araz’ın vücudunun birçok yerinde yaralanmalar ve tahribatlar olduğunun belirtildiği raporda, “her iki bilekte bir birine paralel, yüzeysel cilt kesiklerin” olduğu bilgisi kaydedildi. Araz’dan alınan kan, idrar, burun sürüntüsü ve kapalı akciğerde yapılan incelemelerde herhangi bir alkol ve uyuşturucu maddenin bulunmadığına da yer verildi.

Raporun sonuç kısmında ise Araz’ın “beden travmasına bağlı kafatası, klavikula ve kot kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve pnömotoraks sonucu yaşamını yitirdiği” belirtilirken, bunların hangi gerekçeyle yaşandığına dair ise bilgiye yer verilmedi.

Raporun sadece vücuttaki yaralanma ve tahribatlara ilişkin tespitlerle sınırlı kalması üzerine aile avukatı Cesim Parlak, “şüpheli bir şekilde ölü bulunan bir kimsenin ölümünün değerlendirilmesi için son derece yetersiz” olarak tanımladığı rapora itiraz etti. Parlak, rapora ilişkin eksiklikleri sıralayarak, eksikliklerin giderilmesi için hazırladığı raporu Babaeski Cumhuriyet Savcılığı’na sundu.

Parlak, itirazda Araz’ın ölüm anından önce herhangi bir boğuşma yaşayıp yaşamadığına ilişkin değerlendirme yapılmadığını belirterek, “Ayrıca her ne kadar Mustafa Araz’ın ‘genel beden travmasına bağlı kafatası, klavikula ve kot kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu’ yaşamını kaybettiği belirtilmiş ise vücudundaki iç kanamanın veya kafatası kanamasının bir darbeye bağlı mı, yoksa yüksekten düşme nedeniyle mi meydana geldiği de tespit edilememiştir” ifadesine yer verdi.

Parlak, itiraz raporunda otopsinin amacının ölen kişinin ölüm nedenini ve ölüm mekanizmasını saptamak, ölüm orijinini aydınlatabilecek faktörleri araştırmak, ölüme etkili olabilecek faktörleri araştırmak için gerekli teknik ve laboratuvar incelemesini yapmak ya da yapılabilmesi için örneklemek olarak sıralayarak, söz konusu raporun eksikliklerine dikkati çekti.

Parlak itiraz dilekçesinin devamında şunları belirtti:

“Dış muayene lokalizasyonları, boyutları ve özellikleri tanımlanmalı, akabinde yaraların özellikleri ve vücut boşluklarına uzanan trajeleri bozulmadan diseksiyon sırasında dikkatlice bu trajeler takip edilmeli, hangi alet darbelerinin hangi organlarda ne tür lezyonlar meydana getirmiş olduğu da ayrıntılı bir şekilde belirtmelidir. 30 Eylül 2020 tarihli Adli Tıp Kurumu’nun raporunda Araz’ın özellikle bileklerindeki kesiklerin hangi alet veya aletlerle yapılabileceği dahi belirtilmemiştir.”

Baba Hasan Araz oğlunun öldürüldüğü olayın üstünün örtülmeye çalışıldığı yönündeki şüphelerinin daha da arttığını ifade etti. Araz, daha önce askeriyenin kendisine ‘Oğlun intihar etti’ dediğini hatırlatarak, “Otopsi raporunda bilinçli olarak oğlumun nasıl öldüğü belirtilmemiş. Oysaki otopsi raporlarında bu durum belirtilmelidir. Aynı zamanda oğlumu morgda gördüğümde iki elinde bağlanma izleri vardı, bunları daha önce de söylemiştim. Otopsi raporunda da ellerinde paralel bir şekilde izler olduğu belirtiliyor ama bunun nasıl olduğu belirtilmiyor. Bu oğlumun işkence ile öldürüldüğünü kanıtlıyor ama bunun dışında raporda yer alan ifadeler üstünkörü geçiliyor. Bu şekilde olayın üstünü örtmeye çalışıyorlar. Daha önce de oğluma ait olmayan, bir intihar notu ile olaya intihar süsü vermek istediler. Ancak intihar notu da el yazısı da oğluma ait değil. Açık bir şekilde oğlumu öldürdüler ve şimdi de üzerini örtmeye çalışıyorlar. Sorumlular yargılansın istiyorum” diye konuştu.

Okumaya devam et

Gündem

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu katledilişinin 28. yılında anılıyor

Bombalı bir suikastle öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu ölümünün 28. yılında anılıyor. Kızı Özge Mumcu Aybars, cinayetin hala kapatılmaya çalışıldığını söyledi.

BOLD – 24 Ocak 1993 günü Ankara’daki evinin önünde uğradığı bir suikast sonucu hayatını kaybeden gazeteci-yazar Uğur Mumcu anılıyor. Her yıl Ankara’daki evinin önünde yapılan anma töreni bu yıl pandemi nedeniyle “bir mum da sen yak” sloganıyla evlerde yapılacak. Türkiye saatiyle 20.00’de başlayacak eylem için Uğur Mumcu Araştırma Vakfı’nın Twitter hesabından açıklama yapıldı. Açıklamada “Her yıl 24 Ocak’ta Uğur Mumcu’nun sokağında ve ülkenin dört bir yanında meydanlarda buluşurduk. Bu yıl pandemi nedeniyle mumlarımızın ve yüreğimizin ışığında buluşacağız. Uğur Mumcu ve aramızdan alınan tüm Aydınlar için sen de karanlığa bir mum da sen yak.” denildi. 

DW’ya konuşan Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars, cinayetin üzerinin hala kapatılmaya çalışıldığını söyledi. Aybars, “Çünkü ucu birilerine dayanıyor, hâlâ kapatılmaya çalışılıyor” dedi. Babasının gazetecilik ilkelerini yaşatmak için kurulan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın (um:ag) Yönetim Kurulu üyesi ve koordinatörü olan Mumcu Aybars, “Bugün insanlar belki öldürülmüyor ama aynı zamanda yazamıyor da” ifadelerini kullandı.

GERÇEK FAİLLER ORTAYA ÇIKANA KADAR KAPANMAYACAK

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın internet sitesinin Uğur Mumcu Cinayeti bölümünde şu ifadelere yer veriliyor:

“2000 yılında 2000/102 E.sayılı Umut Operasyonu Davası adı ile açılan bu dava, çeşitli aşamalardan geçirilerek 08.11.2006 günü Yargıtay 9.Ceza Dairesi’nin 2006/1554 E.2006/6101 K.sayılı kararıyla onandı. Olayın faili olarak bu davada yargılanan Necdet Yüksel yönünden daha önce kesinleşen karar, son kararın onanmasıyla, Ferhat Özmen yönünden de kesinleşti. Görünüşte biten dava, Kalpaksız Kuvva’i Milliyeci Uğur Mumcu’nun yakınları yönünden bitmemiştir. Davanın değişik aşamalarında söylediğimiz gibi, hâlâ bulunamayan Oğuz Demir, yargılanan Ferhat Özmen, Necdet Yüksel ve diğer faillerin cezalandırılması, dosyanın kapandığı anlamına gelmemelidir. Topluma olayın faili olarak sunulanlar değil, olayın arkasındaki gerçek failler ortaya çıkarılıncaya kadar bu dosya kapanmayacaktır. Kapanmamalıdır. Ne yazık ki, Uğur Mumcu cinayeti bütün bağlantılarıyla hâlâ aydınlatılamamıştır. Mahkemenin verdiği karar onansa bile, cinayete azmettirenler ortaya çıkmadığı sürece, dosya bizim açımızdan kapanmış sayılmayacaktır.”

“BU DEVLET KİMİN?”

Öte yandan her yıl “Adalet ve Demokrasi Haftası” adı altında 24-31 Ocak tarihlerinde düzenlenen etkinliklerle faili meçhul cinayetlere kurban giden aydınlar anılıyor. Bu yılki etkinliklerin başlığı ‘Bu Devlet Kimin?’ oldu. Pandemi koşullarında bu yıl etkinlikler internet üzerinden gerçekleştirilecek.

Okumaya devam et

Gündem

5 bin 856 kişinin Kovid-19 testi pozitif çıktı

Sağlık Bakanlığı, güncel koronavirüs tablosunu açıkladı. 5 bin 856 kişinin Kovid-19 testi pozitif çıkarken, 723 kişiye hasta tanısı kondu. Son 24 saatte koronavirüsten ölen 144 kişi ile birlikte Kovid-19’da hayatını kaybedenlerin sayısı 24 bin 933’e çıktı.

BOLD – Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı güncel koronavirüs tablosuna göre bugün 152 bin 758 test yapıldı. Tabloya göre, 5 bin 856 pozitif vaka tespit edilirken, hasta sayısı 723 oldu.

144 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Bakanlığın açıkladığı verilere göre bugün koronavirüs nedeniyle 144 kişi yaşamını yitirdi. Son 24 saatte 152 bin 758 Kovid-19 testi yapılırken 5 bin 856 kişinin Kovid-19 testi pozitif çıktı. Hasta sayısı 723 olarak açıklanırken, 144 kişi de hayatını kaybetti. Ağır hasta sayısı 1962 oldu.

TOPLAM ÖLEN KİŞİ SAYISI 24 BİN 933

Son 24 saatte 5 bin 811 kişinin Kovid-19 tedavisi ya da karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 2 milyon 301 bin 861’e yükseldi. Bugünkü testlerle birlikte toplam test sayısı 28 milyon 348 bin 659’a ulaştı. Toplam vaka sayısı 2 milyon 424 bin 328, vefat sayısı ise 24 bin 933 olarak açıklandı.

ERİŞKİN YOĞUN BAKIMLAR HALA DOLU

Haftalık verilere göre, bu hafta hastalarda zatürre oranı yüzde 5,1, yatak doluluk oranı yüzde 45,5, erişkin yoğun bakım doluluk oranı yüzde 59,8 olarak açıklandı. Verilere göre ventilatör doluluk oranı yüzde 31,2, ortalama temaslı tespit süresi 8 saat, filyasyon oranı ise yüzde 99,9 olarak gerçekleşti.

 

Gergerlioğlu’dan bebek mahkum tepkisi: Bu çocuklar geleceğimiz

Okumaya devam et

Popular