Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İngiltere’den Yemen’deki savaş mağdurlarına 262 milyon dolar yardım

İngiltere Başbakanı Theresa May, Yemen savaşının mağdurlarına 200 milyon pound (262 milyon dolar) yardım sözü verdi

Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde düzenlenen Avrupa Birliği (AB) ve Arap Birliği’nin ortak düzenlediği “İstikrarda Yatırım” başlıklı Zirve’de konuşan İngiltere Başbakanı May, Yemen’deki iç savaşın sona erdirmenin tek yolunun siyasi çözüme varılması olduğunu ifade etti.

Uluslararası haber ajanslarında yer alan habere göre İngiltere Başbakanı Theresa May, Yemen’de siyasi çözüme varılması konusunda ciddi bir aşama alındığını fakat bu fırsatın iyi değerlendirilemediğini belirtti. Ayrıca May, mevcut barış anlaşmalarını kalıcı barışa dönüştürmek için Stockholm görüşmelerinin ivmesinden faydalanmak gerektiğini kaydetti.

Yemen’de 4 yıldır devam savaş nedeniyle binlerce kişi hayatını kaybetti. Savaş oluşturduğu imkânsızlıklardan dolayı ise yüzlerce çocuk açlıktan öldü. İngiltere Başbakanı May, Yemen’deki savaşın mağdurlarına 262 milyon dolar yardım sözü verdi.

Yemenli taraflar, BM himayesinde İsveç’in başkenti Stockholm’de 6-13 Aralık 2018’de gerçekleştirilen istişare toplantılarında esir değişimi, Hudeyde’de ateşkes, limanlar ve Taiz’le ilgili anlaşma imzalamıştı.

Trump’ın vize yasağı Yemenli anneyi ölüm döşeğindeki oğlundan ayırdı

Dünya

Pekin’in Uygurlara soykırım yaptığına dair kanıtlara ulaşıldı

Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik baskıcı politikalarının incelendiği bir raporda Pekin’in ‘soykırım yaptığına’ dair kanıtlara ulaşıldığına dikkat çekildi.

BOLD – ABD’nin Çin’deki insan haklarını takip eden, Demokrat ve Cumhuriyetçi Parti’den isimleri bir araya getiren Çin Kongre Yürütme Komisyonu (CECC), Temmuz 2019 ve Temmuz 2020’yi kapsayan yıllık raporunu açıkladı.

Komisyonun raporunda “Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde “soykırım” olarak da sayılabilecek insanlığa karşı suç işlendiğinin yeni kanıtlarla daha da belirginleştiği” belirtildi. Komisyon ayrıca, Pekin’in baskılarının ABD’deki Uygurlara kadar uzandığını kaydetti.

Çin’in insan hakları ihlallerini son yıllarda ülke sınırlarının dışına da taşıdığı belirtilen rapora göre, Pekin, muhalifleri tehdit etme, sosyal medya hesaplarını engelleme, basına sansür uygulama, akademik özgürlüğü kısıtlama gibi yöntemlerle sadece Doğu Türkistan’da değil, uluslararası çapta kampanya yürütüyor.

Demokrat Partili James P. McGovern ve Cumhuriyetçi senatör Marco Rubio’nun başkanlığını yürüttüğü komisyon, raporda yer alan suçlamalarla ilgili Amerikan hükümetini ivedilikle harekete geçmeye ve Pekin’i sorumlu tutmaya çağırdı.

CECC’nin de referans gösterdiği Alman araştırmacı Adrian Zenz, Çin’in asimilasyon politikasına dair elde edilen kanıtların, “belirli bir grupta doğumları engelleme” gibi kriterleri karşılayarak, bu kanıtların soykırımın en güçlü göstergesi olduğunu rapor etmişti.

Çin’in zorla kısırlaştırma ve kürtaj ile zorunlu doğum kontrol uyguladığının ortaya çıkmasının ardından, geçen temmuz ayında ABD’nin “soykırım” ilan edeceğine dair beklentiler arttırmıştı.

ÇİN’DEKİ TOPLAM KAMPLARI

Çin yönetiminin Doğu Türkistan’daki asimilasyon kampanyası kapsamında, Birleşmiş Milletler verilerine göre Uygur, Kazak ve Kırgız azınlıklardan 1 milyon Müslüman toplama kamplarında tutuluyor.

Daha öncede hazırlanan çok sayıda raporda insanlığa karşı suç işlemekle suçlanan Pekin ise suçlamaları reddediyor.

Almanya’da İslam karşıtlığıyla mücadele teklifine Federal Meclis’ten ret

Okumaya devam et

Dünya

AB Lipa kampında yaşananlar için Bosna-Hersek yönetimini suçladı

Bosna-Hersek’teki Lipa sığınmacı kampı ve çevresinde bin 900 sığınmacının eksi 15 dereceyi bulan sıcaklıkta dışarıda uyumak zorunda kaldığı bildirildi. Brüksel, yaşananlar dolayısıyla Bosna-Hersek yönetimini suçladı

BOLD – Bosna-Hersek’teki Lipa sığınmacı kampı ve çevresinde bin 900 sığınmacının eksi 15 dereceyi bulan sıcaklıkta dışarıda uyumak zorunda kaldığı bildirildi. Avrupa Birliği (AB) bu durumdan Bosnalı yetkilileri sorumlu tutuyor.

Alman Die Welt gazetesi, AB’nin bir iç raporuna dayandırdığı haberinde bazı sığınmacıların Kovid-19 semptomları gösterdiğini aktardı.

Avrupa Birliği adayı Bosna-Hersek’teki sığınmacıların durumu uzun süredir eleştiriliyor. AB verilerine göre Bosna Hersek’te 8 bin sığınmacı bulunuyor. Bosna-Hersek’in Hırvatistan, dolayısıyla Avrupa Birliği (AB) sınırında bulunan Lipa kampı Noel’e bir gün kala kapatılmıştı.

Raporda ayrıca Bosna Ordusu tarafından sağlanan ısıtmalı çadırların iyi durumda olmadığı belirtilerek “Sığınmacılar çadırdaki deliklerden su girdiğinden ve ısıtma sisteminin benzinle çalışmasından dolayı hava kirliliği yarattığı ve havalandırma olmamasından şikayet ediyor” denildi. Sığınmacılar başlattıkları açlık grevini 5 Ocak’ta sonlandırmıştı.

AB raporunda Bosnalı yetkililer bu durumdan sorumlu tutulurken, Bosnalı yetkililerin gerekli finansman sağlandığı halde AB ve uluslararası ortaklar tarafından verilen tavsiye ve değerlendirmeleri dikkate almadığına dikkat çekiliyor.

Ancak Avrupa Parlamentosu’nda Yeşiller grubu başkanı olan Ska Keller AB’nin de bu sorunda payı olduğunu düşünüyor. Keller Bosna’da mahsur kalan sığınmacıların Hırvatistan’dan şiddet zoruyla ve yasa dışı yollardan geri gönderildiğini belirterek Hırvatistan’ı buna son vermeye çağırdı. Keller AB’nin sığınmacıların “insani olmayan koşullarına gözünü kapatmaması” gerektiğini kaydetti.

Yunanistan’dan Türkiye’ye mülteci suçlaması

Okumaya devam et

Dünya

Uluslararası Af Örgütünden Boğaziçili öğrenciler için Adalet Bakanlığına çağrı

Uluslararası Af Örgütü, gözaltına alınan Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine kötü muamelede bulunulduğuna dair iddiaların soruşturulması için Adalet Bakanlığına çağrı yaptı.

BOLD – Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), gözaltına alınan öğrencilere yapılan kötü muamele ve çıplak arama iddialarının yer aldığı hak ihlallerinin soruşturulması ve sorumluların adalet önüne çıkarılması çağrısı yaptı.

4 Ocak’ta Boğaziçi Üniversitesi ve çevresinde gerçekleştirilen protestolarda kullanılan biber gazı ve tazyikli suyun barışçıl protestoları dağıtma amacı taşıdığını belirterek, sonrasında en az 45 öğrencinin, protestolara katılımları gerekçesiyle ve şafak baskınlarıyla gözaltına alındığı hatırlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na hitaben yazılan “Acil Eylem” mektubunda, öğrenciler ve avukatları ile yapılan görüşmelerdeki iddialara da detaylı olarak yer verildi.

“Amnesty.org.tr” sitesinde imzaya açılan Acil Eylem mektubunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz’a hitaben şu ifadeler yer aldı:

“Sayın Yılmaz, Size, 5 ila 7 Ocak 2021 tarihleri arasında Özel Harekât polislerince gerçekleştirilen şafak baskınlarıyla gözaltına alınan öğrencilerin işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakıldığı iddiaları hakkında yazıyorum.

Öğrenciler, Prof. Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasını protesto etmek için 4 Ocak’ta üniversite ve çevresinde gerçekleştirilen, büyük ölçüde barışçıl protestolar sırasında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 32(1) Maddesini ihlal ettikleri iddiasıyla gözaltına alındı. Kolluk yetkilileri, büyük oranda barışçıl protestocuları dağıtmak için gelişigüzel şekilde biber gazı ve tazyikli su kullandı. Bazı öğrenciler yerlerde sürüklendi, darp edildi ve gözaltına alındı.

Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü öğrencilerin ve avukatlarının aktardığına göre, şafak baskınlarıyla gözaltına alınan öğrenciler itme, yere yatırma ve ters kelepçeleme dahil kötü muameleye maruz bırakıldı ve bir buçuk saat boyunca bu pozisyonda tutuldu. İddialara göre, bir öğrencinin kafasına polis kaskıyla vuruldu; bir diğerinin başına ise memurlar eve girer girmez silah dayadı. Bazıları birden fazla kez olmak üzere, en az sekiz öğrenci zorla çıplak aramaya maruz bırakıldığını söylerken, iki LGBTİ+ öğrencinin cinsel yönelimleri ve/veya toplumsal cinsiyet kimlikleri nedeniyle copla tecavüz tehdidi ve sözlü saldırıyla karşı karşıya kaldığı bildirildi.”

İmza metni, protestoculara yönelik işkence ve diğer türde kötü muamele, tehdit ve hak ihlalleri iddialarının hızlı, kapsamlı, bağımsız ve tarafsız bir şekilde soruşturulması, sorumluluğu tespit edilen kişilerin adalet önüne çıkarılması çağrısıyla sona eriyor.

Polisin kampüslere girmesine üniversitelilerden çok sert tepki: Sokağa döküldüler

Okumaya devam et

Popular