Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Atatürk Orman Çiftliği’ndeki talan yargıya taşınıyor

Atatürk Orman Çiftliği’nin imar planlarında üç yeni değişiklik yapıldı. Mimarlar Odası, bu değişiklikleri de yargıya taşıyacak

Atatürk tarafından 1937’de bağış yoluyla hazineye devredilen Atatürk Orman Çiftliği’nin imar planlarında, AKP hükümeti tarafından üç yeni değişiklik yapıldı. Mimarlar Odası, bu değişiklikleri de yargıya taşıyacak.

BOLD – Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ), Türkiye gündemini uzun süredir meşgul ediyor. Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi ile zirve yapan “yeşil alanın peyderpey yok edilmesi” tartışmalarına şimdi bir yenisi daha eklendi.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, arazinin çok uzun zamandır talanla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı döneminde hem kiralama, hem gasp etme, hem de hukuka aykırı bir şekilde alanların yapılaşmaya açıldığını anlatan Candan, yaşanan son gelişmeyle ilgili Deutsche Welle Türkçe’ye açıklamalarda bulundu.

ÇİFTLİK BOŞ ARAZİ GİBİ GÖRÜLÜYOR

Candan şunları söyledi:

“Kaçak Saray,  Anka Park, 50 metre genişliğinde yollar yapılarak aslında çiftlik sanki boş bir arazi, yapılaşmaya müsait bir alan olarak görülmeye başlandı. Dolayısıyla da ranta açılan bir talan süreciyle karşı karşıya kaldı. Son iki ay içinde üç tane plan değişikliği geçti. Tam da yerel seçimlere giderken arka arkaya yapıldı.”

3 KİLOMETREDE HASTANE VAR YİNE HASTANE YAPILACAK

Candan, yapılan değişikliklerin ilkini şöyle özetledi:

“Atatürk Orman Çiftliği Korma Amaçlı İmar Planı’nda zırhlı birlikler tarafından 555 bin metrekarelik ağaçlandırılacak bir alan var. Bu alana özel üniversite planı yaptılar. Plan değişikliği şu anda askıya çıktı. Sadece özel üniversite ile de kalmayacak çünkü bir tıp fakültesi düşünülüyor. Hastanesi sosyal tesisleri, lojmanları olacak. Yapılaşmaya açılmış durumda. Üstelik burası Bilkent Şehir Hastanesi’ne üç kilometre uzakta.”

İkinci değişiklik ise Candan’ın verdiği bilgilere göre şöyle: “AOÇ devlet mezarlığı alanı olarak bulunan ve Kaçak Saray’ın tam karşısındaki ağaçlandırılacak alan ‘15 Temmuz Müzesi’ ve ‘otopark’ yapılmak isteniyor. Zaten burada yol yapıldı. 60 bin metrekarelik alan yol planı olarak geçti. “

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan.

YEŞİL ALANIN YÜZDE 40’I YOK EDİLDİ

Candan üçüncü yapılan değişikliği de şöyle açıkladı:

“Kiralama yöntemiyle 81 bin metrekarelik başka ihaleye çıktı. Yıllık 345 milyon TL karşılığında. Gazi Piknik alanı olarak bilinen, 2006’da kapatılan ve Anka Park ile Kaçak Saray yapıldıktan sonra tekrar açılmaya çalışılan süreçte alanı genişleterek burayı da ihaleye çıktılar. Tam Anka Park’ın sınırı. Yeni alan kazanmaya çalışıyorlar. Zaten Anka Park hukuksuz ve kaçak. Hiç yapılmaması gerekiyordu. AOÇ Kanunu’na, Atatürk’ün vasiyetine ve şartlı bağışına baktığımızda orada böyle bir şeye, ticaret alanına açılamaz buralar.”

700 BİN METREKARE İNŞAAT YAPILACAK

Candan’ın verdiği bilgilere göre, AOÇ’de bu üç plan değişikliği ile yaklaşık 700 bin metrekarelik alana net inşaat yapılacak. Yapıların dışında inşaat sahası ve yollarla bu alan yüzde 20-30 daha da genişleyecek ve 1 milyon metrekareye yaklaşacak. 1937’de hazineye devredildikten sonra AOÇ’deki yeşil alanın neredeyse yüzde 40’ı bugüne kadar yok oldu. Alanın toplam büyüklüğü 55 bin dekardı. Şu anda ise yalnız 35 bin dekarlık alan bulunuyor.

100’DAN FAZLA AÇILMIŞ DAVA VAR

Candan, herkes yerel seçimlere odaklanmışken, AOÇ’de plan değişikliği ile 1 milyon metrekarelik alanın yapılaşması, kamusal alanların ticarileşmesi, el değiştirmesi ve hükümete yakın kişilere peşkeş çekilmesi ile karşı karşıya olunduğunu belirtti.

Candan, bundan Mimarlar Odası’nın yapacakları konusunda şu bilgileri verdi: “Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak bu sürece dava açacağız. AOÇ çok özel bir alan. Atatürk’ün bize emaneti ve Cumhuriyet’in kurucu mekânı olduğu için… Tüm çağdaşlaşmanın aslında ana mekânı, üretim, eğitim ve paylaşım alanı burası. Köy Enstitüleri’nden önce kurulmuş bir halk üniversitesi AOÇ. 1925 yılında halkını bilimi, teknolojiyi, çağdaş yaşamı öğrendiği yeme içme adabını, yüzmeyi öğrendiği, kadın ve erkeğin bir arada olduğu toplumsal cinsiyet alanı aynı zamanda. Burası sadece yeşil alan değil. Bu nedenlerle önemsiyoruz. Ve bugüne kadar, bazıları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açtığımız 110’dan faza davamız var.”

ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ’NİN GEÇMİŞİ

AOÇ, ilk olarak Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendi adına 20 bin dekar civarında bir arazinin satın alınmasıyla ilk olarak “Gazi Orman Çiftliği” adıyla kuruldu. Daha sonra ülke genelinde benzer örnek çiftlikler de kuruldu.

Atatürk, bu çiftlikleri 11 Haziran 1937’de yazdığı yazıyla hazineye devretti. Çiftlik, 13 Ocak 1938 tarihinde, 3308 sayılı kanunla kurulan Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumuna bağlandı. 1 Mart 1950’de ise Devlet Üretme Çiftlikleri bünyesine alındı. Kısa bir süre sonra da 24 Mart 1950 tarih ve 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu ile yeni bir statüye kavuştu. Adı da ‘Atatürk Orman Çiftliği’ olarak değiştirildi. Bugün Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı, tüzel kişiliği olan bir kuruluş olarak varlığını sürdürüyor.

Atatürk Orman Çiftliğinde büyük talan hazırlığı

 

 

Ekonomi

Süt ahırda 2,5 markette 8,5 lira: Aradaki farkın sebebi ne?

Süt fiyatları üreticilerin tepkisini çekti. 2 buçuk liraya çiftlikte satamadıkları sütün marketlerde 8 buçuk liraya çıkmasına tepki gösteren süt üreticileri, zamların perakendecilerden kaynaklandığını ileri sürdü.

BOLD – Üreticilerden 2.5 liraya alınan sütün, marketlerde 5 liradan 8.5 liraya kadar çıkması hem üreticiyi hem de tüketiciyi kızdırdı. Maliyetlerin arttığını belirten üreticiler, bu artıştan kendilerine de pay verilmesini talep etti.

EN FAZLA 5.5 LİRA OLMALI

Süt üreticilerinin 2.5 liradan fabrikalara verdiği süt, işlemden geçtikten sonra market raflarında 3.5 katına satışa sunuluyor. Yeni yıl öncesi marketlerde 5 lira civarında satılan sütler, yapılan zamlar sonrası 8 liranın üzerine çıktı. Marketlerin kendi zam oranlarını ekleyerek satış yaptığını belirten süt üreticisi Abdullah Türkmen, “Süt bizden 2 lira 15 kuruşa alınıyor. 40 kuruş da desteği var. Ben üreticiyim ve bende arz oluşmadı. Talep kime göre oluşuyor bilmiyoruz. Fiyatların bu rakamlara ulaşmasında marketlerin kendi zamlarını koymasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Koronavirüs sürecinde kiraları sütten çıkartacaklar. Sütün fiyatı en fazla 5.5 lira olmalıdır. 8 lirayı geçmesi çok tuhaf bir durum” dedi.

YEM MALİYETİNİ DAHİ KARŞILAMIYOR

Süt inekleri için her gün 8 kilo yem verdiğini belirten Türkmen, “Bir çuval yem fiyatının da 120 lira olduğunu düşünürsek, 1 kilo yemin maliyetini çıkartamıyoruz. Aracıların daha fazla para kazandığı ve üreticinin daha fazla zarar ettiği bu dönemde, üreticiye yazık oluyor. Mahalleleri gezerek süt satan arkadaşlarımız da var. Onların da en pahalı sattığı süt 5 liraya ulaşıyor. Bu üreticiden direkt satılıyor” diye konuştu.

 

AKP’nin hesabı şaştı: 16 bakanlıktan 14’ü ödeneklerini aştı

Okumaya devam et

Ekonomi

Avrupa ile Türkiye arasındaki alım gücü farkı giderek büyüyor

Türkiye’deki gıda fiyatlarındaki yüksek artış nedeniyle halkın alım gücü giderek düşüyor. 10 gıda ürünü için asgari ücretlinin 20.6 saat çalışması gerekirken aynı ürünler için İngiltere’de 2.27, Almanya’da ise 2.8 saat çalışmak yetiyor.

BOLD – Türkiye’deki gıda fiyatlarında artış yıllık yüzde 20.6’ya ulaştı. Gıda fiyatı artışlarında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nde (OECD) şampiyon olan Türkiye, market alışverişinde de Avrupa’yı geride bıraktı. Türkiye ile Avrupa arasındaki alım gücü farkı giderek artıyor.

MAAŞIN YAKLAŞIK YARISI GIDAYA GİDİYOR

Sözcü’den Nuray Tarhan’ın haberine göre, 10 temel gıda maddesinden oluşan alışveriş için bir Türk vatandaşı 20.6 saat çalışması gerekirken, İngiliz asgari ücretlinin 2.27, Alman’ın ise 2.8 saat çalışması gerekiyor. Ayda 2.826 lira alan Türk asgari ücretli maaşının yüzde 40’ını gıdaya ayırmak zorunda kalırken, İngiltere ve Almanya’daki asgari ücretlilerin ayırdıkları pay ise yüzde 5-10 civarında.

BİR ALMAN 264 KİLO, BİR TÜRK 64 KİLO KIYMA ALABİLİYOR

CHP Genel Başkan Tarım Politikalarından Sorumlu Başdanışmanı Orhan Sarıbal, asgari ücretle geçinenler ile Avrupa ülkelerindeki asgari ücretliler arasında alım gücü açısından uçurum olduğunu belirterek, “Bugün Almanya’daki bir asgari ücretli maaşı ile 264 kilo kıyma, 2 bin 640 litre süt veya 13 bin 620 adet yumurta alabiliyorken, ülkemizde asgari ücretle ailesini geçindiren bir kişi Et ve Süt Kurumu’ndan 76 kilo veya marketten 64 kilo kıyma alabiliyor. Aynı şekilde 470 litre süt 3 bin 700 adet yumurta alabiliyor” dedi.

DAR GELİRLİNİN SATIN ALMA GÜCÜ BUHARLAŞIYOR

Ekonomist Dr. Murat Kubilay da kriz ve pandemi döneminde gelir adaletsizliğinin artması, maaşların asgari ücret ve etrafında kümelenmesi sonucu satın alma gücünün düştüğüne dikkat çekti. Halkın gıda satın alma güçlerindeki düşüşte hem arz zayıflığı hem de gelir düşüşünün etkili olduğunu belirten Kubilay, “İthalatla dengelenebilen fiyat artışları, makul fiyatlı zirai üretimin başarılamadığını ve kendi kendine yeterliliğin kısmen yitirildiğine işaret ediyor. Ücretlerdeki reel düşüş de sürüyor. Yüksek gıda fiyatları, nitelikli işlerin karşılığının asgari ücrete indirgenmesi orta ve dar gelirlilerin satın alma gücünü gittikçe buharlaştırıyor” dedi.

İNGİLTERE’DE ÜRÜNLERİN FİYATLARI HEP AYNI

İngiltere’de oturum ve iş kurma danışmanlığı şirketi Plusture’un kurucusu Enis Behar Menda da Londra’da market alışverişinin maaş içindeki payının yüzde 5, en fazla yüzde 10 olduğunu söyledi. Haftalık market alışverişinin 25-35 sterlin (254.5-356 TL) tuttuğunu vurgulayan Menda, “İngiltere’de ortalama yıllık gelir 30 bin 420 sterlin. Benim en çok dikkatimi çeken şey, ürün fiyatlarının hep aynı aralıkta kalması. Salgın döneminde bile fiyatlarda aşırı bir yükselme olmadı. Bu nedenle, aynı marketten hep aynı ürünleri alıyorsanız hiçbir alışverişinizde şaşırmazsınız. Salgında çok uzun süre Türkiye’de kaldığım için pahalılığı net şekilde görebildim” dedi.

Biden’ın yemin töreninde görevli 12 muhafız şüphe üzerine görevden alındı

Okumaya devam et

Ekonomi

AKP’nin hesabı şaştı: 16 bakanlıktan 14’ü ödeneklerini aştı

Hazine ve Maliye Bakanlığının verilerine göre 16 bakanlıktan 14’ü ödeneklerini aştı. Tarım Bakanlığı 3.3, Gençlik Bakanlığı 4, geçiş garantili köprü ve yolların yükünü taşıyan Ulaştırma Bakanlığı da tam 29.3 milyar lira fazladan harcadı.

BOLD – Bütçe hesapları tutmayan AKP, açık vermeye devam ediyor. Türkiye’nin bütçesi 2020’de 172.7 milyar lira açık verdi. AKP yeni yıl için açık hedefini ise 139 milyar liradan 239.2 milyar liraya çıkardı.

YENİ YILDA BÜTÇE HEDEFİ 239.2 MİLYAR LİRA AÇIK

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre de geçen yıl toplam 16 bakanlıktan 14’ü Bütçe Yasası ile verilen başlangıç ödeneğini aştı. Cumhuriyet’in haberine göre genel bütçeli toplam 40 kamu idaresinden 25’i harcamalarda başlangıç ödeneğinin üzerine çıktı.

MECLİS’TE KABUL EDİLEN BÜTÇE UYGULANMIYOR

TBMM’ye sunulan ve kabul edilen 2020 Yılı Bütçe Yasası A Cetveli’nde yer alan ödenekler “bütçe başlangıç ödeneği” olarak nitelendiriliyor. Meclis’teki uzun bütçe görüşmeleri yasadaki bu ödenekler üzerinden yapılıyor. İktidar sonrasında bu ödeneklerin yetmeyeceğini anlayınca artışa gidiyor.

Geçen yılın resmi rakamlarına göre 16 bakanlıktan 14’ü ödeneklerini aştı. Gençlik Bakanlığı 4, Tarım Bakanlığı 3.3, ödeme garantili proje bakanlığına dönüşen Ulaştırma Bakanlığı da tam 29.3 milyar lira fazladan harcadı. Bakanlığın tablosuna göre, içerisinde bakanlıkların da yer aldığı genel bütçeli idarelerden “bütçe başlangıç ödeneğini” aşanların bazıları şöyle:

– MİT Başkanlığı: Başlangıç ödeneği: 2.1 milyar TL. Harcama: 2.4 milyar TL.

– İletişim Başkanlığı: Başlangıç ödeneği: 368.1 milyon TL. Harcama: 440.2 milyon TL.

– Adalet Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 19.7 milyar TL. Harcama: 23.3 milyar TL.

– Milli Savunma Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 53.8 milyar TL. Harcama: 61.8 milyar TL.

– İçişleri Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 9.6 milyar TL. Harcama: 12.1 milyar TL.

– Jandarma Genel Komutanlığı: Başlangıç ödeneği: 22.9 milyar TL. Harcama: 25.2 milyar TL.

– Emniyet Genel Müdürlüğü: Başlangıç ödeneği: 38.9 milyar TL. Harcama: 40.7 milyar TL.

– Dışişleri Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 4.6 milyar TL. Harcama: 4.7 milyar TL.

– Hazine ve Maliye Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 468.2 milyar TL. Harcama: 482.4 milyar TL.

– Sağlık Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 58.8 milyar TL. Harcama: 64.9 milyar TL.

– Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 3.3 milyar TL. Harcama: 3.5 milyar TL.

– Kültür ve Turizm Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 5.1 milyar TL. Harcama: 5.6 milyar TL.

– Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 125.8 milyar TL. Harcama: 150.2 milyar TL.

– Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 7.9 milyar TL. Harcama: 9.8 milyar TL.

– Çevre ve Şehircilik Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 2.8 milyar TL. Harcama: 5.7 milyar TL.

– Gençlik ve Spor Bakanlığı: Başlangıç ödeneği. 17.8 milyar TL. Harcama: 21.9 milyar TL.

– Tarım ve Orman Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 40.3 milyar TL. Harcama: 43.6 milyar TL.

– Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı: Başlangıç ödeneği: 29 milyar TL. Harcama: 58.3 milyar TL.

– Merkezi Yönetim Bütçesi’nde başlangıç ödenekleri toplamı 1.1 trilyon TL iken, toplam harcama da 1.2 trilyon TL’ye ulaştı.

2 BAKANLIK AŞMADI

Toplam 16 bakanlıktan sadece Milli Eğitim ile Ticaret Bakanlığı “bütçe başlangıç ödeneğini” aşmadı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın başlangıç ödeneği 125.3 milyar TL’ydi. Harcama 123.2 milyar TL oldu. Ticaret Bakanlığı da 5.7 milyar TL olan bütçe başlangıç ödeneğinin 5.3 milyar TL’sini harcadı. Cumhurbaşkanlığı’nın geçen yılki bütçe başlangıç ödeneği 3.1 milyar TL’ydi. Harcama ise 2.8 milyar TL oldu.

Okumaya devam et

Popular