Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hediye gönderdiği dernek başkanı, oğluna tacizden tutuklandı

Ankara’da Sosyal Sigorta Uzmanı olarak görev yapan ve Çocukları Taciz ve Sosyal Medyadan Koruma Derneği Başkanı Erhan Nacar, 8 yaşındaki oğluna istismardan tutuklandı. Baba Erhan Nacar, suçlamaları kabul etmedi. İddianamede ise çocuğun beyanlarının tereddüte yer bırakmadığı, cinsel istismar suçunun oluştuğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iyi ilişkiler içerisinde olduğu öğrenilen Erhan Nacar’a, 13 Eylül günü Erdoğan tarafından imzalı resim gönderildiği öğrenildi. Oğluna taciz iddiaları ile gündeme gelen Nacar’ın, özel bir televizyonda katıldığı programda Erdoğan’dan aldığı hediyeyi gururla sunduğu görüldü.

Kasım 2018’de Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan’da, “Cinsel taciz” suçlamasıyla tutuklanan Erhan Nacar’ı köşesine taşıdığı ve “delifişek” diye tabir ettiği ortaya çıktı. Hakan’ın reklamını yaptığı Erhan Nacar’ın, 2 yıl önce eşinden ayrıldı.

Mahkeme Erhan Nacar’a her ayın 1. ve 3. hafta sonları oğlu ile görüşmesine karar verdi.

Erhan Nacar’ın başkanlığını yaptığı derneğin faaliyetlerini sayfalarına taşıyan Hürriyet, Mesut Hasan Benli imzasıyla taciz iddiasını gündeme getirdi. 11 Şubat günü annesi, oğlunun sürekli cep telefonuyla oynaması üzerine, “Sürekli bunlarla vakit geçiriyorsun ancak bunlar zararlı” diyerek uyarıda bulundu.

Çocuk ise annesine “Madem zararlı babam neden bana öyle şeyler izlettiriyor” dedi. Durumdan şüphelenen anne, oğluna babasının kendisine ne gibi şeyler izlettiğini anlatmasını istedi. Çocuk da çıplak kadın ve erkeklerin olduğu videoları izlettiğini anlattı.

Bunun üzerine anne, oğluna babasının farklı bir yerine dokunup dokunmadığını sordu. Çocuk da annesine babasının özel bölgelerine dokunduğunu belirtti. Anne çocuğuyla yaptığı görüşmenin ardından 14 Şubat’ta karakola giderek şikâyette bulundu. Çocuğun Ankara Çocuk İzleme Merkezi’nde (ÇİM) uzman kontrolünde ifadesi alındı.

Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla 26 Şubat günü tutuklanan Erhan N. ise ifadesinde suçlamaları reddetti. Erhan Nacar, oğluna cinsel içerikli video izletmediğini ve şehevi duygularını tatmin amacıyla oğlunun özel bölgelerine dokunmadığını savundu.

Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 27 Şubat tarihli iddianamede şu değerlendirme yapıldı: “Mağdurun aşamalardaki istikrarlı, samimi, ısrarlı ve herhangi bir tereddütte mahal bırakmayan beyanları, mağdurun şüpheliye iftira atması için ortada geçerli bir sebep bulunmayışı nazara alındığında, şüphelinin kişisel ilişki tesisi sırasında oğlu olan mağdura evinde müstehcen içerikli görüntülerin yer aldığı videoyu izletmek, ardından müstehcenlik ve çocuğun cinsel istismarı suçlarını oluşturulduğu kanaatine varılmıştır.”

Yüceer: AKP tacizi meşrulaştırıyor

Gündem

Ekonomik krizin faturası halka çıktı: Aç kalanlar sosyal medyada çare arıyor

açlık, yoksulluk,

Ekonomik kriz ve pandeminin faturası her geçen gün ağırlaşıyor. Son dönemlerde işsiz kalan ve evine gıda alamayan çok sayıda kişi, sosyal medya üzerinden yardım talebinde bulunuyor.

BOLD – İşsizlikten ve ekonomik sıkıntıdan bunalanların sosyal medyada, “Yardım değil, iş istiyorum” paylaşımları çoğaldı. Üniversite mezunu işsizlerin çığlıkları ile dolan sosyal medyada pek çok kişi, kirasını ödeyemediğini, çocuklarına yeterli gıdayı alamadığını söyleyerek yardım istiyor. Son çare olarak sosyal medyadan bir çıkış arayan kişiler, umutlarının tükendiğini vurguluyor.

“ÇALIŞIP AİLEME UN ALMAK İSTİYORUM”

Sözcü’nün Latif Sansür’ün haberine göre Antalya’da yaşadıklarını, annesinin tandırda ekmek yaptığını ve unlarının kalmadığını paylaşan üniversite öğrencisi Vela, “Paylaşım yapmaya utanıyorum ama başka çarem yok. Benim annem tandırda ekmek yapıyor ve unumuz kalmadı. On aydır iş arıyorum bulamadım. Lütfen, en azından bir haftalık bile olsa çalışıp erzak ve un almak istiyorum aileme. Umarım yazdığımı yanlış anlamazsınız. Para istemiyorum kimseden, iş istiyorum. Neden kimse sesimizi duymuyor? Sokakta aradım bulamadım burada paylaştım” dedi.

KİRA, FATURALAR BİRİKTİ, YİYECEK DE KALMADI

Ahmet Alpyiğit isimli sosyal medya kullanıcısı ise“Kalp hastasıyım. Üç çocuğum var, iş arıyorum bulamıyorum. Evde yiyecek içecek bir şey kalmadı. Elektrik, su, kira hepsi birikti ve dayanacak gücümüz kalmadı. Allah için bize yardımcı olun. Ne olur, çok çaresiz kaldık” diye yardım talebinde bulundu.

“İNTİHAR ETME NOKTASINA GELDİM”

Aydın’da yaşayan tıbbi sekreter Berrin Tanış beş aydan bu yana işsiz olduğunu, borçlarını ve kirasını ödeyemediğini belirterek, “Artık intihar etme noktasına geldim. Geçinemiyorum. Lütfen sesimi duyun, iş istiyorum sadece iş” paylaşımı yaptı. Hiçbir yerde iş bulamadığı için durumunu sosyal medyadan paylaşmak zorunda kaldığını söyleyen Tanış, “AKP olmadan hastanelere eleman alınmıyor. Herhangi bir sağlık kuruluşunda işe girebilmeniz için AKP’li bir tanıdığınız olacak. Arkamda biri olmadan işe girmek istiyorum. İnsanca yaşamak istiyorum” dedi.

“ERZAK BİLE BULAMIYORUM”

Sare Türkoğlu isimli sosyal medya kullanıcısı ise “Manisa ve çevresinde iş arıyorum öğretmenim. Bir bayanın yapabileceği fabrika işçiliği, hasta bakımı, çocuk bakımı gibi işlerde çalışırım” dedi. Bayram adlı sosyal medya kullanıcısı da “Ben 4 çocukla hayatımı sürdürme mücadelesi içindeyim. İstanbul Esenyurt’ta oturuyorum. İnanın ki artık erzak bile bulamıyorum. Banka borcum beni mahvetti. İş arıyorum yardımcı olur musunuz?” dedi.

 

Kan kaybeden Cumhur İttifakı’ndan seçimlere ince ayar

Okumaya devam et

Gündem

Rakel Dink: O kadar acı var ki acımızı dile getirmekten utanır olduk

14 yıl önce öldürülen Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, katliamın yıldönümünde yaptığı açıklamada Türkiye’deki insan hakkı ihlallerine dikkat çekti. Dink, “O kadar acı var ki acımızı dile getirmekten utanır olduk” dedi.

BOLD – 19 Ocak 2007’de öldürülen Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in katledilişinin ardından 14 yıl geçti. Agos gazetesi eski çalışma ofisinin bulunduğu Sebat Apartmanı’nın önünde açıklama yapan Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, “O kadar çok biriken acılar, katliamlar, cinayetler, yaslar, davalar var ki, acımızı dile getirmekten utanır olduk. Vatandaşıyla sorunları bitmeyen bir devletimiz var maalesef” dedi.

Hrant Dink Cinayeti Davası’nda karşısında “Katil olmadığını kanıtlamak için adeta aptal olduğunu kanıtlamaya çalışan bir devlet” olduğunu belirten Rakel Dink’in konuşmasının tamamı şöyle:

“Sevgili dostlar, 14 yıldır buradayız. Bugün pandemi şartlarıyla, acıları ve bilinmezlikleriyle buradayız. Biliyorum ki, yürekleri burada çarpanlar çok çoktur.

Burası unutturulmak istenen konuların hatırlandığı, hatırlatıldığı bir yer oldu. Burası acılarda kardeş olmayı öğrendiğimiz yer, acıları paylaşma, yüzleşme, yüzleştirme yeri oldu. Adalet ve doğruluk arayanların, isteyenlerin bir araya geldiği yer oldu. Bu alan devletin işlediği, göz yumduğu, duyarsızca, acımasızca cevapsız, sonuçsuz bırakılan cinayetlerin, davaların dile getirildiği yer oldu.

Bir kılıç artığı torunu olarak, yüzyıldır yaşadığımız acıları inkar etmek, yalanlamak yetmedi bir de “sözde soykırım” diyerek, yalanlarına tüy diktiler. Birilerini acıtıyor muyuz, incitiyor muyuz diye hiç düşündünüz mü? Ermeniye sonu gelmeyen düşmanlığınız, hakaretleriniz, aşağılamalarınız, kininiz, öfkeniz gerçekten artık yoruyor. Siz hiç yorulmadınız mı? Yazık. Susmak, pişkinlik utanç verici. Rab yardımcımız olsun.

“Gördüğü insan kardeşini sevmeyen, görmediği Allah’ı seviyorum diyen yalancıdır.” diyor Tanrı Sözü.
Tekrarlanmaması için, sorumluluk, duyarlılık, adalet ve doğrulukla pişmanlık gerekiyor. İtiraf, özür ve tövbe gerekiyor.

Sevgili dostlar, o kadar çok biriken acılar, katliamlar, cinayetler, yaslar, davalar var ki, acımızı dile getirmekten utanır olduk. Vatandaşıyla sorunları bitmeyen bir devletimiz var maalesef… Halbuki öldürmekten, düşmanlıktan, savaştan kim ne kazanmıştır, ölümün, yasın, acıların, kıtlığın, bereketsizliklerin çoğalmasından başka?

Barış esenlik, sevgi, iyilik, bereketle sevinç varken; neden kötülük, neden düşmanlık, neden zulüm, neden savaşlar? Bunlar Tanrı’ya da düşmanlıktır. Temiz eller böyle mi olur? Bu virüs hangi sabunla temizlenir. İnsan onuru böyle mi korunur? Devletler, yönetimler böyle mi onurlu olur?

Eşimin davası 14 yıldır devam ediyor. Bu 14 yılda bir cinayet davasını çözemediler! Çözemediler, çünkü maksat çözmek değil. Nasıl kapatırız diye çabalıyorlar ama her yere o kadar bulaşmış ki bir türlü paketleyemiyorlar. Şu kadar yıldır etkili bir soruşturma yürütememek başka nasıl izah edilebilir? Şu kadar senedir tehdit edenlerin, hedef gösterenlerin bir kere bile sorgulanmamış olmaları, başka nasıl açıklanabilir? Yakında davada yine bir karar çıkarıp bitti demeye çalışacaklar. Bittiğinden eminseniz neden avukatlarımızın taleplerini reddediyorsunuz? Neden tehdit edenleri, hedef gösterenleri ve azmettirenleri soruşturmuyorsunuz?

14 yıldır bu ülkede nice ittifaklar kuruldu, bozuldu. Ona göre bizim dava da renk değiştirdi durdu. İnsan düşünmeden edemiyor: acaba bu defa hangi ittifaktaki kimlere dokunuyor?

Basitçe söyleyelim, Hrant’ı FETÖ öldürdü demek, “ben yapmadım elim yaptı” demektir. Hrant’ı Ergenekon öldürmüş demek, “ben yapmadım ayağım yaptı” demektir. Yıllarca dilinle bağıra bağıra, ayağınla yürüyerek buraya geldin. Ve silahı iki elinle tutup tetiği çektin. Çutağımı öldürdün. Sen ayağın, sen elin, sen dilin değilsen nesin? 14 yıldır görevini layığıyla yaptığını kanıtlamaya çalışan onca inkarcının, sanıkların ve tanıkların arkasında bir garip devlet görüntüsü var. Katil olmadığını kanıtlamak için adeta aptal olduğunu kanıtlamaya çalışan bir devlet… Bırakın hangi duvar, hangi bina yıkılırsa yıkılsın. Bu halk bundan iyisini inşa edecektir. İnşa edemeyecekse zaten harabedir.

RAB’bin iğrendiği yedi şey vardır. Maalesef gururdan, yalandan geçilmiyor. İnsan öldürenler, düzenbazlar, kötülükten zevk alanlar çoğaldıkça çoğalıyor. Ve maalesef ayırımcı zihniyet, çekişmeler, düşmanlık ve yalancılık soluyarak beslenip semizleniyor. Ülkemiz için yas tutsak yeridir, çünkü hepsi fazlasıyla var.

“Suçu yalanla örülmüş iplerle, günahı araba urganıyla çekenlerin vay haline! …Kötüye iyi , iyiye kötü diyenlerin, karanlığı, ışık, ışığı karanlık yerine koyanların; acıya tatlı, tatlıya acı diyenlerin vay haline.” Yeşaya 5:18-20”

Okumaya devam et

Gündem

AKP’li başkan “ben de doktorum” deyip sıra beklemeden aşı oldu

Çin’den getirilen aşılar sağlık çalışanları ve 90 yaş üste kişilere vurulmaya devam ediyor. Aşılama çalışmalarının risk gruplarına göre yapılacak olmasına rağmen AKP’li Zonguldak Belediye Başkanı’nın aktif doktor olmadığı halde sırasını beklemeden aşı yaptırdığı ortaya çıktı.

BOLD – AKP’li Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan’ın koronavirüs aşısı olduğu ortaya çıktı. Aktif doktorluk yapmayan Alan’ın kendini sağlık çalışanı olarak gösterip aşı olduğu öne sürüldü.

“BEN DE DOKTORUM”

AKP’li Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan, aktif doktorluk yapmadığı halde koronavirüs aşısı oldu. KRT ekranlarında yayınlayan ve Gazeteci Gürkan Hacır’ın sunduğu programa konuk olan İsmail Saymaz, program sırasında dikkat çeken açıklamalarda bulunarak, AKP’li Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan’ın aktif doktor olmadığı halde belediyedeki doktordan daha önce korona aşısı olduğunu belirtti. Duruma tepki gösteren Saymaz, “Bu olacak iş değil. AKP’li Belediye Başkanı ben de doktorum deyip, öncelik adı altında ayrımcılık uygulaması talep etmiş. Kendisine de bu sıfatı nedeniyle aşı vurulmuş” dedi.

 

 

Kan kaybeden Cumhur İttifakı’ndan seçimlere ince ayar

Okumaya devam et

Popular