Bizimle iletişime geçiniz

Kültür

Haftanın Filmi The Experiment: Canavarla Yüzleşmek

1971’de Stanford Üniversitesi’nde bir deney yapıldı. Stanford Hapishane Deneyi adıyla bilinen bu çalışma bir kitaba (Deney Kara Kutu- Mario Giordano) ve iki filme kaynaklık etti: 2001 tarihli Alman yapımı Das Experiment ve 2010 tarihli Hollywood uyarlaması The Experiment…

The Experiment filmine kaynaklık eden Black Box

İNSAN RUHUNUN KORKUTUCU DERİNLİKLERİ

Üniversitenin psikoloji bölümünün bodrumunda yapılan deneyi, The Experiment filmi gizemli bir tesise taşır. Mülakatla seçilen ve dışarıyla hiçbir iletişim imkânının bulunmadığı tesise getirilen denekler iki gruba ayrılırlar. Bir kısmına mahkûm rolü verilirken diğerleri gardiyan olurlar. Deneyde amaçlanan, insanlara giydirilen rollerin bireyi gerçek benliğine ne kadar zamanda ve ne ölçüde yabancılaştıracağının tespitidir. Yöneten ve yönetilen rollerinin kişileri ne ölçüde etkileyeceği ile ilgili bu çalışma çarpıcı sonuçlar verir. Çünkü insan ruhu çok fazla şey saklar ve uygun bir ortam oluştuğunda en medenimizin içinden bile bir canavar çıkması mümkündür.

The Experiment’te başrolleri ikisi de Oscar ödüllü olan Adrien Brody ve Forest Whitaker paylaşıyor

Filme gelince, aslında çok fazla kural yoktur. Mahkûmlar kendilerine ait alanda kalacaklar ve gardiyanların emirlerine itaat edeceklerdir. Kesin yasak olan tek şey fiziksel şiddettir. Daha ilk dakikalardan itibaren bir şeylerin yolunda gitmeyeceği kendini hissettirmeye başlar. Kapalı bir mekânda bulunma olgusu iki taraf için de baskı unsurudur. Gardiyanlar da mahkûmlar da dört duvar arasındadır sonuçta. İnsanların gerçek karakterlerinin baskı altında kendini gösterdiği düşünülürse buna çok şaşmamak lazım. Birinci aşamada taraflar birbirini tartar. Yönetenler ne kadar ileri gidebileceklerini test ederken yönetilenler neyi ne kadar kaldırabileceklerini kestirmeye çalışırlar. Hikâyenin trajik sonunda her katılımcı kendi kimliğine dair yeni ve ürkütücü şeyler öğrenir.

Oscar ödüllü oyuncu Forest Whitaker tarafından canlandırılan Barris karakterinin geçirdiği değişim çarpıcı ve ürkütücü boyutlardadır. Gardiyanlar arasındaki Barris başlarda silik bir karakterdir. Özgüven sorunları olan, aynı gruptaki arkadaşlarının bile ciddiye almadığı sıradan biri. Gardiyan üniformasını giyerkenki heyecanı bu yüzden anlamlıdır. İlk defa bir “şey” olmuştur.

Mahkûmlarla gardiyanlar arasındaki ilk anlaşmazlıkta Barris’in önerisiyle uygulanan bir cezanın sonuç vermesi değişimi hızlandırır. Kendine daha otoriter bir hava vermek için tıraşını değiştirir, sert ve umursamaz bir hava takınır. Hapishanedeki ilişkiler gerginlikten vahşete doğru ilerledikçe kabadayıların korkak, erdemlilerin ahlaksız olduğu görülmeye başlanır. Aynı şekilde gamsız, sakin görünenler ise içlerindeki cesareti ve direnci keşfederler bu süreçte.

Filmi izleyince ekran karardığında içindeki canavarların korkusuyla baş başa kalıyor insan. Arzularımızda, öfkelerimizde neler saklanıyor kim bilir? Hikayenin sonunda neye dönüşeceğini kim bilebilir?

Okumaya devam et
Reklamlar

Kültür

Bilim insanları en korkunç filmi seçti

Bilim insanları, fiziksel reaksiyonları gözleyerek korku filmlerini inceledi. En korkunç filmler listesinin bir numarasında ise sürpriz bir film yer alıyor.

BOLD– Bir grup bilim insanı korku filmleri izleyenlerin gösterdikleri fiziksel tepkileri gözleyerek en korkutucu filmleri sıraladı. İlk sırada sürpriz bir şekilde 2012 yapımı “Sinister” yer aldı.

EN ÇOK KORKUTAN FİLMLER

Playtuşu’nun haberine göre Reddit kullanıcıları ile işbirliği yapan bilim insanları, ortalama kalp atış sıklığını korku filmlerindeki değişimlerle birlikte inceledi. Film sırasında en yüksek ve en düşük atış noktalarını gözlemleyen çalışmaya göre listenin bir numarasında 2012’de vizyona giren Ethan Hawke’lı Sinister yer alıyor.

Insidious, The Conjuring, Hereditary, Paranormal Activity gibi türün çok başarılı yapımlarını geride bırakan Sinister’ın ilk sırada olması şaşırtıcı bulundu. Listenin tamamını ve Sinister’ın fragmanını aşağıda bulabilirsiniz.

Okumaya devam et

Kültür

TDK’den Kürtçe ile ilgili taleplere cevap: Sözlük var…

TDK, Kürtçeye ilişkin çalışmaların da yapılması içeren 10 maddelik talep listesinden sadece sözlükle ilgili olana ‘Zaten var’ açıklamasıyla karşılık verdi.

BOLD– Kürt Dil Platformu, Türk Dil Kurumu’na (TDK) Kürtçeyle ilgili çalışmalar yapılması amacıyla yaptığı başvuruya yanıt geldi. Platform Sözcüsü Şerefhan Ciziri’ye iletilen yanıtta 10 maddeden sadece Türkçe-Kürtçe sözlük konusunu yanıtlayan TDK, Kürtçe-Türkçe, Türkçe-Kürtçe Sözlük’ün 2014 yılından bu yana yayınlandığını ifade etmekle yetindi.

KÜRTÇE ÇALIŞMALARI TALEBİ GÖRMEZDEN GELİNDİ

Yeni Yaşam Gazetesi’nin haberine göre Diyarbakır’da 8 Ocak’ta basın toplantısı düzenleyen Kürt Dil Platformu, Türk Dil Kurumu’ndan Kürtçe ile ilgili 10 maddelik çalışma talebinde bulundu. Türk Dil Kurumu’ndan Diyarbakır’da Kürtçe şubesi açılmasını, Uluslararası Kürtçe Sempozyumunun düzenlenmesini, üç ayda bir “Kürtçe Dil Bilgisi” dergisinin çıkarılmasını ve Kürtçe-Türkçe sözlük yayınlaması gibi talepler içeren açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:

“PZK (Platforma Zimanê Kurdî-Kürt Dil Platformu) olarak; TDK’nin (Türk Dil Kurumunun) Türkçe için kuruluşundan beri kapsamlı çalışmalar yaptığını bilmekteyiz. Sadece Türkiye Türkleri için değil, dünyada yaşayan Türkler için yaptığınız çalışmaları yakından takıp ediyoruz; fakat buna rağmen devlet yöneticileri tarafından her seferinde ’Cumhuriyetin kurucu unsurları’ olarak ifade edilen Kürtler için şimdiye kadar sadece bir Türkçe – Kürtçe sözlük yayımlamanızı, yeterli görmediğimizi önemle dile getirmek istiyoruz.”

Kürt Dil Platformu’nun bu taleplerine karşılık TDK “Türkçe-Kürtçe, Kürtçe-Türkçe” sözlüğün 2014 yılından bu yana yayınlandığını söylemekle yetinip diğer taleplerle ilgili bir açıklama yapmadı.

Okumaya devam et

Kültür

İstanbul’daki sokak köpeklerini anlatan “Stray” filminden fragman yayınlandı

Elizabeth Lo’nun İstanbul sokaklarını mesken tutan üç sokak köpeğinin peşine takılarak sımsıcak bir hikâye anlattığı Stray filminden ilk fragman yayınlandı.

BOLD– 2016’da yayınlanan Ceyda Torun imzalı Kedi’nin ardından bu kez İstanbul’daki sokak köpekleri sahneye çıkıyor. Elizabeth Lo‘nun ilk uzun metraj belgeseli olan Stray; “Kartal, Nazar ve Zeytin” isimli üç sokak köpeğinin, onları bağrına basan şehrin ve hayatlarından geçtikleri insanların öyküsü…

100 BİN SOKAK KÖPEĞİNİN ÖYKÜSÜ

Bir İstanbul seyahati sırasında Zeytin’le tanıştığını söyleyen Elizabeth Lo, onu takip ettiğinde 100 bini aşkın sokak köpeğin hikâyesine de katılmış olur. Yönetmen Lo, altı boyunca her gün kamerasıyla Zeytin ve arkadaşlarını takip ederken, filmin ortak yapımcıları olan Ceylan Çarhoğlu, Zeynep Köprülü ve Zeynep Aslanoba da şehrin seslerini kaydetmiş.

Dünya prömiyerini geçtiğimiz yılın Tribeca Film Festivali’nde yapan Stray, Londra ve Stockholm gibi festivallerde de boy gösterdi ve Eleştirmenlerin Seçimi Belgesel Ödülleri’nde En İyi İlk Belgesel kategorisinde adaylık kazandı.

Okumaya devam et

Popular