Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Times: Kosova’dan 6 kişinin kaçırılmasından Cumhurbaşkanı sorumlu

Cihan Özkan, Kahraman Demirez, Hasan Hüseyin Günakan, Mustafa Erdem, Osman Karakaya ve Yusuf Karabina Nisan 2018'de Kosova'da görev yaptıkları okuldan kaçırılarak Türkiye'ye götürülmüş ve silahlı terör örgütü yöneticiliği ile uluslararası casusluk suçları iddiasıyla tutuklanmıştı.

Times gazetesi, Kosova’dan geçtiğimiz yıl kaçırılan 6 eğitimciyle ilgili Meclis Soruşturması’nın sonucunu yayınladı. Habere göre eğitimciler; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kosovalı mevkidaşı Haşim Taçi üzerinden verdiği emirle kaçırıldı.

BOLD-İngiltere’de yayımlanan Times gazetesi, Kosova Parlamentosu’nda yapılan soruşturmada, “Altı Türk vatandaşının, büyük olasılıkla doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kosovalı mevkidaşı Haşim Taçi üzerinden verdiği emirle, Kosova istihbarat birimleri tarafından yasadışı bir şekilde iade edildiği” sonucuna varıldığını yazdı.

BBC Türkçe servisinin aktardığı Times haberinde, Parlamento Komisyonu’nun soruşturmasının “Erdoğan’ın ülke dışındaki siyasi rakiplerinin ne ölçüde peşine düştüğünü ve Ankara’nın bir güvenlik kurumunu nasıl Başbakan Ramuş Haradinac’ın bilgisi olmadan kullandığını gözler önüne serdiği” belirtiliyor.

Times, Türk vatandaşlarının bir yıl önce tutuklandıkları sırada Kosova’da yasal bir şekilde kaldıklarını, derhal Türkiye’ye gönderildiklerini ve “İstanbul’un dışındaki kötü şöhretli Silivri Hapishanesi’ne” gönderildiklerini belirtiyor.

Gülen hareketini “Erdoğan’ın Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminin arkasında olduğuna inandığı dini yapılanma” diye tanımlayan Times, sınır dışı edilen atlı kişiden beşinin hareketle bağlantılı olduğunu söylüyor. Altıncı kişinin ise yanlışlıkla tutuklandığı ve Kosova güvenlik güçlerinin bunu fark ettikleri halde, bu kişinin yine de sınır dışı edildiği vurgulanıyor.

Times, Erdoğan’ın Gülen hareketi mensuplarının Türkiye’ye gönderilmesi çağrısına yanıt veren 21 ülke arasında, Pakistan, Azerbaycan, Senegal ve Moğolistan’ın da bulunduğunu bildirirken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun geçen Kasım ayında, Ankara’nın 83 ülkedeki 482 kişi için iade talebinde bulunulduğunu söylediğini aktarıyor.

Haber şöyle devam ediyor:

Bu kişilerin iade edilmesi tepki oluşturmuş ve Haradijnaj, Twitter’da operasyondan haberi olmadığını söylemişti. Times’ın gördüğü, Kosova Parlamentosu Soruşturma Komitesi’nin raporunda, iadelerin ülkenin anayasa ve yasalarının 31 kez ihlal edilmesi anlamına geldiği sonucuna varıldı. Aynı zamanda, Kosova’nın da taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlal edildiği tespit edildi.”
Gazeteye konuşan Komite Başkanı Xhelal Svecla da “emrin en yüksek kurumlardan geldiğini” söylüyor

Svecla, “Kosova İstihbarat Kurumu (KIA) Türk tarafından Kosova’da yasal bir şekilde oturan altı Türk vatandaşının sınır dışı edilmesi talebini aldı. Listenin daha uzun olduğuna yönelik şüpheler var. Bulgularımıza göre bütün bunlar istihbarat örgütümüzün bile üzerine gidiyor” diyor.

Gazete, “Erdoğan’ın yakın müttefiki” diye tanımladığı Taçi’nin sınır dışı emrini verdiğine inanıldığını belirtiyor. Gazete ayrıca, Erdoğan’ın Taçi’ye, 193 BM üyesi ülkeden 102’si tarafından tanınan Kosova’ya Interpol gibi uluslararası kuruluşlara girişte yardımcı olacağı vaadinde bulunduğunu vurguluyor. Taçi’nin de Erdoğan’ın geçen Temmuz ayındaki yemin törenine katılan birkaç liderden biri olduğu kaydediliyor.

Gazete habere “Bu vaka, Ankara’nın bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olan Kosova’da büyüyen nüfuzunu gösteriyor. Türk hükümeti ülkede cami yapımı ve eğitime para pompaladı, ancak tam olarak ne kadar olduğunu açıklamayı reddediyor” satırlarıyla son veriyor.

6 kişi; Cihan Özkan, Kahraman Demiriz, Hasan Hüseyin Günakan, Mustafa Erdem, Osman Karakaya ve Yusuf Karabina Nisan 2018’de Kosova’da görev yaptıkları Türk okulundan kaçırılarak Türkiye’ye götürülmüş ve ‘silahlı terör örgütü yöneticiliği’ ile ‘uluslararası casusluk’ suçları iddiasıyla tutuklanmıştı.

Genel

AKP’li Belediye Meclisi Üyesi Kovid-19 aşısını hangi sıfatla yaptırdı?

AKP’li Belediye Meclis üyesi ve eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı avukat Fatih Özata, Kovid-19 aşısı olduğunu açıkladı. Sağlık çalışanları ve riskli gruptaki 65 yaş üstü vatandaşlar bile henüz aşı olamamışken Özata’nın hangi unvanıyla aşı yaptırdığı tartışma konusu oldu.

BOLD –  AKP Eskişehir eski Gençlik Kolları Başkanı ve şimdiki dönemde Belediye Meclis Üyesi olan avukat Fatih Özata, instagram hesabında Kovid-19 aşısı olduğunu duyurdu. Özata’nın bu paylaşımı aşıyı hangi sıfatla yaptırdığı tartışmasını ve torpil iddialarını gündeme getirdi.

Türkiye’de aşılama çalışmaları Avrupa ülkelerinden oldukça geç başladı. Henüz sağlık çalışanları ve riskli olan gruplar aşılanmadı. Buna karşın bazı AKP’li isimlerin aşı olduğu iddiası tartışılırken AKP eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı ve Belediye Meclisi üyesi Fatih Özata sosyal medya hesabından aşı olduğunu açıkladı.

İddiayı sosyal medya hesabından gündeme getiren CHP’li Barış Yarkadaş, “Özata aynı zamanda sağlıkçı değilse; aşıyı nasıl yaptırdı? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Umarım mantıklı bir cevabı vardır” ifadelerini kullandı.

 

Yarkadaş’ın paylaşımları üzerine, Özata özel hastanelerin avukatı olduğunu ve bu sıfatla aşı olduğunu açıkladı. Yarkadaş ise “Özata gerçek bir sağlık neferiymiş de haberimiz yokmuş! Veterinerler bile aşı olamazken hastane avukatı oluyor. Fatih Bey’i nöbete de bekliyoruz!” sözleriyle tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Genel

AYM cezaevinde işkenceye tazminat cezası verdi: Gardiyanlara yeni soruşturma açılacak

Kırıkkale F Tipi Cezaevinde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp edip kolunu kırdığı görüntüler ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi, Gündüz için 70 bin lira manevi tazminata hükmedip, gardiyanlar hakkında soruşturma açılmasını istedi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuyu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

BOLD – 27 Mayıs 2017’de yaşanan ve cezaevinin güvenlik kameralarına yansıyan olayda, cezaevindeki hak ihlallerini protesto etmek amacıyla kantin önünde oturma eylemi başlatan Gündüz, kafası betona vurularak darp edildi. Ardından kolu bükülerek sürüklendi. Hastaneye kaldırılan Gündüz’ün kolunun kırıldığı tespit edildi.

TUTANAK: TUTUKLU KENDİNİ YERE ATTI

Olayla ilgili olarak nöbetçi müdürün de arasında bulunduğu 5 infaz koruma memuru, hakkında tutanak tutuldu.  Tutanakta olay, “Tutuklu koğuş şebekesi girişine getirildiğinde kapının açılması beklenirken kasten kolunun üzerine gelecek şekilde kendisini sertçe yere attı” diye anlatıldı. Memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadı.

CEZA GARDİYANLARA DEĞİL, TUTUKLUYA VERİLDİ

Koru kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildi.

BAŞSAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ

Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıktı. Gündüz’ün avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.

AYM İŞKENCEYİ GÖRDÜ

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutuklunun kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, infaz koruma memurları hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Olayın görüntülerini ise ANKA servis etti.

İŞKENCE ADALET BAKANINA SORULDU

Evrensel’in haberine göre HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp etmesini ve kolunu kırmasını Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesi veren Gergerlioğlu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

-Kolu kırılan Gündüz’e marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildiği ve memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadığı iddiaları doğru mudur?

-Yüksek Mahkeme’nin belirttiği Gökhan Gündüz’e yönelik işkence iddiasına dair ‘kamera görüntülerinin içeriklerinin ortaya konulamamış’ olmasının nedeni nedir?

-Eğer bu iddialar doğruysa Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı etkili bir soruşturma yürütemediği iddiası doğru mudur?

-Anayasa Mahkemesi’nin tespitine göre, bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında açılmış yeni bir soruşturma var mıdır?

-Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır? Bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında idari bir yaptırım uygulanmış mıdır?

-Geçmişte Gökhan Gündüz hakkındaki işkence soruşturmasının avukatlığını yapan Engin Gökoğlu’nun da tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’ndeki görevli memurlar tarafından kolunun kırıldığı iddiaları doğru mudur?

-Eğer bu iddialar doğruysa bu konuda açılmış soruşturma var mıdır? Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır?

-Son 5 yıl içerisinde, işkence ve kötü muamele iddiasıyla hakkında soruşturma açılan memur sayısı kaçtır?

-Son 5 yıl içerisinde, maruz kaldığı kötü muameleler ve işkenceler sonucunda yaralanma ve sağlık problemleri oluşan kişi sayısı nedir?

Okumaya devam et

Genel

SMA’lı çocuk annesi Mürüvvet Aydar: Çocuğum gözümün önünde ölüyor yardım edin

2 buçuk yaşındaki SMA hastası Havin Ömür Aydar, yaşamak için yardım bekliyor. SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini, çok pahalı oldukları için ilaçları alamadıklarını söyleyen anne Mürüvvet Aydar “Çocuğun başında ölmesin diye bekliyorum. Yardım çığlımızı duyun” dedi.

BOLD – SMA hastası kızı olan Mürüvvet Aydar, kızının tedavisi için yardım çağrısı yaptı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların çok pahalı olduğunu belirten anne Aydar, SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini söyledi. Aydar ayrıca parası ödenen ilaçlar için de sayısız kriter arandığını bunun da ilaçlara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

SMA HASTASI ÇOCUĞUN AİLESİ YARDIM BEKLİYOR

Gazete Duvar’dan Ali Vefa Yurdal’ın haberine göre İstanbul’da yaşayan SMA hastası 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar’ın annesi Mürüvvet Aydar, “Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” dedi.

YARDIM GECİKİRSE HAVİN’İN HAYATI RİSKE GİRECEK

Mehmet Şirin Aydar ve Mürüvvet Aydar çifti, Türkiye’deki Spinal Muskuler Atrofi (SMA) hastası binlerce çocuktan biri olan kızları 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar için yardım bekliyor. Kızının 2 kilo daha alması halinde tedavisi için gerekli olan ilacın da önemini yitireceğini söyleyen anne Mürüvvet Aydar şunları anlattı: “Kızım 2,5 yaşında. Hastalığı 2 aylıkken fark edildi, tıbbı genetik testiyle 5 aylıkken SMA hastası olduğu tespit edildi. Biz de her aile gibi ilaç için mücadele ediyoruz. Kızım şimdi 11,5 kilo. Bu ilacı kullanması için 13,5 kilonun altında olması gerekiyor.”

“Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” diyen anne Aydar ekonomik şartlardan ve ilaç fiyatlarından dert yandı. Kızının tedavisi için yardım isteyen Aydar “Kızımın şu an hayatta kalması için gereken ilaçlar bile çok pahalı. Öksürme cihazının parasını bile SGK ödemiyor. Bir çocuğum daha var, evin ihtiyaçları var, mutfak masrafları var… Çok zor günler geçiyoruz. Çocuğumuzun bir an önce tedavi olmasını istiyorum. Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor. Bu hastalık ölümcül bir hastalık” ifadelerini kullandı.

İLAÇ BEKLERKEN KALBİ DURDU

Ülkede karşılanan ilaçlar için kriterlere girmenin çok zor olduğunu söyleyen Aydar şöyle devam etti: “SGK’nın karşıladığı ilaçlar için sayısız kriter var. O kriterlere girmek çok uzun sürüyor. Sıra beklerken çocuğun kalbi durdu. Yarın 7. dozunu almak için fizik ve solunum puanlamasına girecek ama büyük ihtimalle alınmayacak. Çocuk 6 cihaza bağlı yaşıyor. Solunumunu cihazla sağlıyor. Yutma yetisini kaybetmiş durumda, karnından tüple besleniyor. Sürekli nabzını kontrol eden cihazlara bağlı. Çocuğun başında ölmesin diye bekliyoruz. Kas sistemi çöktüğü için ağzında biriken tükürüğü bir makine yardımıyla ben çekiyorum.”

6 CİHAZA BAĞLI YAŞIYOR

Kızının vücuduna bağlı olan cihazlarla oyun oynamaya çalıştığını anlatan Aydar, “Bir yatakta sürekli gözetimimizde. Odasının yoğun bakım ünitesinden farkı yok. Odasındaki oyuncakları, kendisine bağlı olan sağlık üniteleri. Onlarla oyun oynamaya çalışıyor. Babası da ilaçları almak için sürekli rapor peşinde koşuyor. SGK ve hastane arasında sürekli mekik dokuyor. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve raporları toplamak için çalışıyor” dedi.

Okumaya devam et

Popular