Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Futbolla bölücülük körükleniyor

Türk futbolunda 15 gün arayla dikkat çekici iki olay yaşandı. İki olay ve ardından verilen kararlarla futbol gerilim yükseltme aracı olark siyasetin emrine girdi.

BOLD- Futbolun siyasi gerilime dönüştürüldüğ olayların ilki 17 Şubat tarihinde TFF 3. Lig 3. Grupta Serik Belediyespor ile Cizrespor mücadelesindeydi. 1-1 tamamlanan karşılaşma sonrasında Cizresporlu oyuncular saldırıya uğradı.

Diğeri ise 2.Lig Beyaz Grup’ta 2 Mart Cumartesi günü Amedspor ile Sakaryaspor arasında yaşandı. 90 dakikada 1-1 tamamlanırken bu defada Sakaryalı oyuncular kesici aletlerle yararlandıklarını açıklayarak şikayette bulundu.

AYRIMCI SİYASET ve OLAYLAR

İki olayda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Halkların Demokratik Partisini(HDP) yerel seçim dolayısıyla hedef almaya başladığı döneme denk geldi. Seçimlere katılan HDP terörist olarak değerlendirilerek Kürt vatandaşlara yönelik bir ayrımcılık oluşturuldu.

GERGİNLİK SAHAYA İNDİ

Siyasetin yükselen atmosferi futbol sahasına indi. Cizre-Serik maçı sonrası teknik direktör ve oyuncular hastahaneye kaldırılırken kulüp başkanı Maruf Sefinç, maç başlamadan önce ortamın bilerek gerildiğini ifade ederek olayı şöyle aktardı: “Maç biter bitmez. Serik Belediyespor’un Sinan Kalaycı ve Alican Tez adında 2 futbolcusu kaleci antrenörümüze yumruk attılar.

Serikspor-Cizrespor maçında futbolcular darp edildi. Bir oyuncunun burnu kırıldı.

FUTBOLCUNUN BURNU KIRILDI

İki futbolcunun saldırısından sonra taraftar da sahaya yabancı madde atmaya başladı. Koridorlarda hem futbolcular hem de Serik Belediyespor’un teknik heyeti takım kafilemize saldırdı ve futbolcularımızı darp etti. Ayrıca emniyet bu saldırılara yeterli müdahalede bulunmadı. Çünkü o kadar polisin içerisinde nasıl oluyor da futbolcumuzun burnu kırılıyor, diğer futbolcularımız dövülüyor.”

Serikspor tarafından yapılan açıklama da ise “Cizrespor teknik heyetinden bazı kişilerin hakemin üzerine yürümesi ve tribünlere dönüp küfür etmesi” olduğu savunuldu. PFDK bu maç sonrası Serikspor’a 1 maç ve 2 yöneticiye de hak mahrumiyeti verdi.

Bu karşılaşmada yaşananlar henüz çok taze iken Amedspor-Sakarya maçındaki olaylar yaşandı.

İLK MAÇTA DA OLAY ÇIKTI

Sezonun ilk yarısında oynanan maçta da Sakaryaspor ile Amedspor arasında gerginlik ve olay meydana gelmişti. Benzer bir durumun Diyarbakır’da oynanacak maçta da olabileceği endişesini iki kulüp de yaşıyordu. Siyasi atmosferin yükselmesi. Serik-Cizre maçında yaşananlar maçı güvenlik açısından önemli bir hale getiriyordu.

KESİCİ ALETLE SALDIRI

Ligin 2. yarısında oynanan maçta aynı ilk maç gibi gergin başladı. Daha seremonide esnasında bu görülebiliyordu. Zaten kesici alet iddiası da Sakarya yerel kanalının çektiği görüntüler üzerinden yapıldı. Sakaryasporlu futbolcular, Mansur Çalar’ın kesici bir aletle saldırdığını öne sürdü. Olaylar sonrası iki kulüp karşılıklı suçlamalarda bulundu. Amedspor tarafı kesici alet olmadığını savunurken Sakaryalı oyuncular da suç duyurusunda bulundu.

Amedsporlu oyuncuların ‘istiklal marşını ıslıkladılar’ şeklindeki provakatif haberler ise kulüp tarafından yalanlandı ve bu konuda ellerinde videolar olduğu da açıklandı.

Ligin ilk yarısında oynanan Sakarya- Amedspor maçında da olaylar çıkmıştı.

AYRIMCI DİL OLUŞTU

Ancak yaşananlar toplum üzerinde negatif bir algı oluşturmaya yetti. Turkuvaz Medya grubuna ait A Spor kanalında “İşte futbol teröristi Mansur Çalar’ın ilk ifadesi” ayrımcı dili ortaya koydu.

Amedspor Asbaşkanı Aziz Elaldı linç kampanyası yapıldığı için A Spor kanalından cevap hakkı istediğini ancak kendisinin yayına bağlanmadığını açıkladı. Elaldı, A Spor’un linç kampanyasında rol oynadığını belirterek “Bu saldırılar sadece Amedspor’a değil tüm Diyarbakır’a yapıldı.” dedi.

TFF’DEN AĞIR CEZA

Amedspor-Sakarya maçı sonrası PFDK Mansur Çalar’a 4 yıl Müsabakalardan men ve 25.000 lira para cezası ile cezalandırılmasına, üç yılı aşan ceza bakımından da sürekli hak mahrumiyeti cezası verdi. Ayrıca PFDK Amedspor’a 1 maç seyircisiz oynama, Muhammed Ali Özdemir’e 4 maç, Muhlis İstemi’ye ise 5 maç men cezası öngördü. Cezalar yöneticiler ve bölge halkı tarafından ağır bulundu.

ÇİFTE STANDART

Amedspor Genel Sekreteri Bülent Oğuz, PFDK’nın verdiği cezalarda çifte standart olduğunu açıkladı. Oğuz, Başakşehirsporlu Arda Turan’ın Erdinç Sezertam’ı itip kırmızı kart gördüğü ve maçın hakemi Yaşar Kemal Uğurlu’ya yumruk attığında bile 16 maç ceza aldığını hatırlatarak “ Mansur Çalar’a Sakaryasporlu oyuncuların “jiletledi” ifadelerinden dolayı Mansur Çalar’a ömür boyu men kararı verildi” dedi.

Genel

AKP’li Belediye Meclisi Üyesi Kovid-19 aşısını hangi sıfatla yaptırdı?

AKP’li Belediye Meclis üyesi ve eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı avukat Fatih Özata, Kovid-19 aşısı olduğunu açıkladı. Sağlık çalışanları ve riskli gruptaki 65 yaş üstü vatandaşlar bile henüz aşı olamamışken Özata’nın hangi unvanıyla aşı yaptırdığı tartışma konusu oldu.

BOLD –  AKP Eskişehir eski Gençlik Kolları Başkanı ve şimdiki dönemde Belediye Meclis Üyesi olan avukat Fatih Özata, instagram hesabında Kovid-19 aşısı olduğunu duyurdu. Özata’nın bu paylaşımı aşıyı hangi sıfatla yaptırdığı tartışmasını ve torpil iddialarını gündeme getirdi.

Türkiye’de aşılama çalışmaları Avrupa ülkelerinden oldukça geç başladı. Henüz sağlık çalışanları ve riskli olan gruplar aşılanmadı. Buna karşın bazı AKP’li isimlerin aşı olduğu iddiası tartışılırken AKP eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı ve Belediye Meclisi üyesi Fatih Özata sosyal medya hesabından aşı olduğunu açıkladı.

İddiayı sosyal medya hesabından gündeme getiren CHP’li Barış Yarkadaş, “Özata aynı zamanda sağlıkçı değilse; aşıyı nasıl yaptırdı? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Umarım mantıklı bir cevabı vardır” ifadelerini kullandı.

 

Yarkadaş’ın paylaşımları üzerine, Özata özel hastanelerin avukatı olduğunu ve bu sıfatla aşı olduğunu açıkladı. Yarkadaş ise “Özata gerçek bir sağlık neferiymiş de haberimiz yokmuş! Veterinerler bile aşı olamazken hastane avukatı oluyor. Fatih Bey’i nöbete de bekliyoruz!” sözleriyle tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Genel

AYM cezaevinde işkenceye tazminat cezası verdi: Gardiyanlara yeni soruşturma açılacak

Kırıkkale F Tipi Cezaevinde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp edip kolunu kırdığı görüntüler ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi, Gündüz için 70 bin lira manevi tazminata hükmedip, gardiyanlar hakkında soruşturma açılmasını istedi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuyu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

BOLD – 27 Mayıs 2017’de yaşanan ve cezaevinin güvenlik kameralarına yansıyan olayda, cezaevindeki hak ihlallerini protesto etmek amacıyla kantin önünde oturma eylemi başlatan Gündüz, kafası betona vurularak darp edildi. Ardından kolu bükülerek sürüklendi. Hastaneye kaldırılan Gündüz’ün kolunun kırıldığı tespit edildi.

TUTANAK: TUTUKLU KENDİNİ YERE ATTI

Olayla ilgili olarak nöbetçi müdürün de arasında bulunduğu 5 infaz koruma memuru, hakkında tutanak tutuldu.  Tutanakta olay, “Tutuklu koğuş şebekesi girişine getirildiğinde kapının açılması beklenirken kasten kolunun üzerine gelecek şekilde kendisini sertçe yere attı” diye anlatıldı. Memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadı.

CEZA GARDİYANLARA DEĞİL, TUTUKLUYA VERİLDİ

Koru kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildi.

BAŞSAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ

Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıktı. Gündüz’ün avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.

AYM İŞKENCEYİ GÖRDÜ

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutuklunun kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, infaz koruma memurları hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Olayın görüntülerini ise ANKA servis etti.

İŞKENCE ADALET BAKANINA SORULDU

Evrensel’in haberine göre HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp etmesini ve kolunu kırmasını Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesi veren Gergerlioğlu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

-Kolu kırılan Gündüz’e marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildiği ve memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadığı iddiaları doğru mudur?

-Yüksek Mahkeme’nin belirttiği Gökhan Gündüz’e yönelik işkence iddiasına dair ‘kamera görüntülerinin içeriklerinin ortaya konulamamış’ olmasının nedeni nedir?

-Eğer bu iddialar doğruysa Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı etkili bir soruşturma yürütemediği iddiası doğru mudur?

-Anayasa Mahkemesi’nin tespitine göre, bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında açılmış yeni bir soruşturma var mıdır?

-Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır? Bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında idari bir yaptırım uygulanmış mıdır?

-Geçmişte Gökhan Gündüz hakkındaki işkence soruşturmasının avukatlığını yapan Engin Gökoğlu’nun da tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’ndeki görevli memurlar tarafından kolunun kırıldığı iddiaları doğru mudur?

-Eğer bu iddialar doğruysa bu konuda açılmış soruşturma var mıdır? Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır?

-Son 5 yıl içerisinde, işkence ve kötü muamele iddiasıyla hakkında soruşturma açılan memur sayısı kaçtır?

-Son 5 yıl içerisinde, maruz kaldığı kötü muameleler ve işkenceler sonucunda yaralanma ve sağlık problemleri oluşan kişi sayısı nedir?

Okumaya devam et

Genel

SMA’lı çocuk annesi Mürüvvet Aydar: Çocuğum gözümün önünde ölüyor yardım edin

2 buçuk yaşındaki SMA hastası Havin Ömür Aydar, yaşamak için yardım bekliyor. SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini, çok pahalı oldukları için ilaçları alamadıklarını söyleyen anne Mürüvvet Aydar “Çocuğun başında ölmesin diye bekliyorum. Yardım çığlımızı duyun” dedi.

BOLD – SMA hastası kızı olan Mürüvvet Aydar, kızının tedavisi için yardım çağrısı yaptı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların çok pahalı olduğunu belirten anne Aydar, SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini söyledi. Aydar ayrıca parası ödenen ilaçlar için de sayısız kriter arandığını bunun da ilaçlara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

SMA HASTASI ÇOCUĞUN AİLESİ YARDIM BEKLİYOR

Gazete Duvar’dan Ali Vefa Yurdal’ın haberine göre İstanbul’da yaşayan SMA hastası 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar’ın annesi Mürüvvet Aydar, “Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” dedi.

YARDIM GECİKİRSE HAVİN’İN HAYATI RİSKE GİRECEK

Mehmet Şirin Aydar ve Mürüvvet Aydar çifti, Türkiye’deki Spinal Muskuler Atrofi (SMA) hastası binlerce çocuktan biri olan kızları 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar için yardım bekliyor. Kızının 2 kilo daha alması halinde tedavisi için gerekli olan ilacın da önemini yitireceğini söyleyen anne Mürüvvet Aydar şunları anlattı: “Kızım 2,5 yaşında. Hastalığı 2 aylıkken fark edildi, tıbbı genetik testiyle 5 aylıkken SMA hastası olduğu tespit edildi. Biz de her aile gibi ilaç için mücadele ediyoruz. Kızım şimdi 11,5 kilo. Bu ilacı kullanması için 13,5 kilonun altında olması gerekiyor.”

“Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” diyen anne Aydar ekonomik şartlardan ve ilaç fiyatlarından dert yandı. Kızının tedavisi için yardım isteyen Aydar “Kızımın şu an hayatta kalması için gereken ilaçlar bile çok pahalı. Öksürme cihazının parasını bile SGK ödemiyor. Bir çocuğum daha var, evin ihtiyaçları var, mutfak masrafları var… Çok zor günler geçiyoruz. Çocuğumuzun bir an önce tedavi olmasını istiyorum. Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor. Bu hastalık ölümcül bir hastalık” ifadelerini kullandı.

İLAÇ BEKLERKEN KALBİ DURDU

Ülkede karşılanan ilaçlar için kriterlere girmenin çok zor olduğunu söyleyen Aydar şöyle devam etti: “SGK’nın karşıladığı ilaçlar için sayısız kriter var. O kriterlere girmek çok uzun sürüyor. Sıra beklerken çocuğun kalbi durdu. Yarın 7. dozunu almak için fizik ve solunum puanlamasına girecek ama büyük ihtimalle alınmayacak. Çocuk 6 cihaza bağlı yaşıyor. Solunumunu cihazla sağlıyor. Yutma yetisini kaybetmiş durumda, karnından tüple besleniyor. Sürekli nabzını kontrol eden cihazlara bağlı. Çocuğun başında ölmesin diye bekliyoruz. Kas sistemi çöktüğü için ağzında biriken tükürüğü bir makine yardımıyla ben çekiyorum.”

6 CİHAZA BAĞLI YAŞIYOR

Kızının vücuduna bağlı olan cihazlarla oyun oynamaya çalıştığını anlatan Aydar, “Bir yatakta sürekli gözetimimizde. Odasının yoğun bakım ünitesinden farkı yok. Odasındaki oyuncakları, kendisine bağlı olan sağlık üniteleri. Onlarla oyun oynamaya çalışıyor. Babası da ilaçları almak için sürekli rapor peşinde koşuyor. SGK ve hastane arasında sürekli mekik dokuyor. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve raporları toplamak için çalışıyor” dedi.

Okumaya devam et

Popular