Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Atilla Yeşilada: Yalvarsan da IMF gelmez çünkü iki yıl sonra onlar bile Türkiye’yi kurtaramaz

Ekonomist Atilla Yeşilada, "Ekonomi yılın ikinci yarısında toparlanacak" diyenleri asla anlayamadığını belirterek, "Uzaylılar bize borç mu verecek?" diye sordu.

“Ekonomi yılın ikinci yarısında nasıl toparlanacak? Uzaylılar bize borç mu verecek?” diye soran ekonomist Atilla Yeşilada, en karamsar yazılarından birine imza attı.

“ANKARA ANKETLERİNİ GÖREN AKP GİBİ KIVRANMAYA BAŞLADIM”

Yeşilada’nın paraanaliz.com’daki “Seçim sonrası reform var” başlıklı yazısı şöyle:

Tam anlamıyla çöl ortasında kutup ayısıyla istemsiz flört yaşayan kısmetsiz hacı haftasını başarıyla geride bıraktım. Salı sabahı biletim var, iş seyahati için yurt dışına gideceğim. Pazartesi akşamı kasıklarımda bir ağrı, Ankara anketlerini gören AKP gibi kıvranmaya başladım.

Acile gittik, iki kasıkta da fıtıklar yırtık. Halbuki ben çok dikkatli spor ve sex yaparım. 100 kilodan fazla squat yapmam, 3’ten fazla kadınla tek seferde yatmam. Belki de yaşlanıyorum.

“UFAK BİR LOBOTOMİ SONRASI EKONOMİDE YEŞİL FİLİZLERİ GÖREBİLECEĞİM”

Neyse, Çarşamba ameliyat, 3 saat sürdü, 5 saat sonra da güvenlik elemanları nezaretinde taburculuk süreci, çünkü Türkiye’de hastanelerin çok katı ve bence insan haklarına aykırı bir sigara yasağı politikası var. Bangladeş’li doktorumdan aldığım “doğuştan nikotin eksikliği” sağlık raporunu ciddiye almadılar.

Artık popomdan (2 protez) omuzuma kadar (titanyum boru), her yerimi tamir ettirdim. Bir tek beyin kaldı, haftaya da ufak bir lobotomi geçireceğim, ondan sonra rahatlıkla ekonomide yeşil filizleri göreceğimi söyledi doktorum.

“‘EKONOMİ YILIN İKİNCİ YARISINDA TOPARLANIR’ KONSENSUSUNU ASLA ANLAYAMADIM”

Bu şanssız hafta yüzünden yazacak çok şey birikti, mesela şu “ekonomi yılın ikinci yarısında toparlanır” konsensusunu asla anlayamadım.

Nasıl olacak bu? Uzaylılar bize borç mu verecek. Ya da S-400’leri alıcaz da, ABD bize yaptırım uygulamayacak? Hatta, inatla mevduat faizini enflasyonun altına çekeceğiz, ama vatandaş dövize kaçmayacak?

Bu ülkeye muz cumhuriyeti diyenlere çok içerliyorum, çünkü herkes bilir, bizim iklimde muz yetişmez. Çadır devleti de değiliz, çünkü AKP müteahhitleri hepsini yıkıp rezidans yaptı ve battı. Peki neyiz biz kardeşim?

“BİZ BİR ÇİFTLİK DEVLETİYİZ. ALİ BABA’NIN ÇİFTLİĞİ. 80 MİLYON DÜVEL. İSTERSE SAĞAR, İSTERSE KESER”

Anayasa ve hukuk kurallarına bağlı bir sosyal demokrasi olmadığımız kesin. Hah buldum, biz bir Çiftlik Devletiyiz. Burası Ali Baba’nın çiftliği. Biz de 80 milyon düvel. İsterse sağar, isterse keser. Çok yüksek sesle möööölersek, ağıla kapatırlar.

Şimdi çiftlikte yeni bir kahya var, Ali Baba onun telkini ile yapısal reform yapmaya hazırlanıyor. Seçimden sonra yapısal reformlar geliyormuş. Değerli meslektaşım ve SABAH Gazetesi köşe yazarı Prof. Kerem Alkin bu ikinci nesil reformları şöyle açıklıyor:

“2. ve 3. nesil reformların yakın zamanda hayata geçirilmesi elzem olan bir kaç tanesine değinmek gerekirse, biri reel sektörün küresel rekabetteki konumunu güçlendirecek ‘yatırımcı ve üretici dostu vergi reformu’ ve reel sektöre alternatif, ucuz ve uzun vadeli finansman olanağı sağlayacak yeni bir ‘sermaye piyasası mimarisi’ sayılabilir. Hiç kuşkusuz, bu başlıklarla elbette bağlantılı olarak, en kısa sürede ‘İstanbul Uluslararası Bölgesel Finans Merkezi’ projesinin tüm kurumlarıyla, tüm ekosistemi oluşturmuş bir şekilde hayat bulması.”

“AKP’NİN SÜREKLİ KÖTÜLEŞEN PERFORMANSINI FETÖ’YE VE SEÇİMLERE BAĞLAMAYA KARARLIYIM”

Hayır, kesinlikle karamsar olmayacağım. Kesinlikle bu ülkeden ümidimi kesmeyeceğim. AKP ve hükümetten de. Bardağı yarı dolu görmeye devam ediyorum. AKP’nin Gezi protestolarından bu yana sürekli kötüleşen ekonomik, diplomatik ve siyasal performansını FETÖ denen şeytani örgütün ihanetlerine ve bitmek-tükenmek bilmez bir seçim döngüsüne bağlamaya kararlıyım.

“2014’TEN BU YANA 12.500 DOLARDAN 9.500 DOLARA DÜŞEN KELLE BAŞI GELİR, YILLARCA SÜRECEK RESESYON BATAĞINDA 5.000 DOLARA GİDER”

Onlara seçimden sonra bir şans daha vereceğim. Bizi SADECE yapısal reform kurtarır. Eğer bunları acilen hayata geçirmezsek, ekonomi toparlanmaz. Yıllarca sürecek bir resesyon batağında 2014’ten bu yana 12.500 dolardan 9.500 dolara düşen kelle başı gelir, 5.000 dolara gider. IMF’ye yalvarsan da gelmez, çünkü 2 yıl sonra artık o da Türkiye’yi kurtaramaz.

“POPOMUZDAN ÇIKAN DUMARLARI YENİ BİR YANARDAĞ SANARLAR”

Yanıldıysam? Ekonomi şahlanırsa? O zaman da cari açık 60 milyar dolar, enflasyon da yüzde 30 olur ve öyle bir devaluasyon yeriz ki, popomuzdan çıkan dumanları ABD’nin casus uyduları yeni bir yanardağ sanar.

“İÇİŞLERİ BAKANI, TİPİNİ BEĞENMEDİĞİNİ TERÖRİST DİYE İÇERİ ATACAK”

Ama, değerli dostum Prof. Alkin’in bahsettiği ikinci nesil reformlardan sadece vergi reformu acil ve akla yakın. İstanbul’u Finans Merkezi yapmak hakkaten komik ötesi.

Senin bir İçişleri Bakanın var, tipini beğenmediğini terörist diye içeri atacak. Bankalar emirle faiz belirleyecek. Likit fonların portföy dağılımına karışacaksın, sonra da gavur buraya gelip finansal işlem yapacak öyle mi? Siz ne kullanıyorsanız, torbacınızın konumunu atın da, bana da uğrasın.

“BU HALE GELMİŞ BİR ÜLKEDE SERMAYE PİYASASI REFORMU YAPSAN KAÇ YAZAR AĞAM?”

Sermaye piyasası reformu? Ne güzel olur, ama Türkiye’de uzun vadeli yatırım yapıp birikimleri toplayacak kurumsal yatırımcı yok. Bir ülkenin birikiminin yarısı dövizde, yarısı yastık altında, üçüncü yarısı da artık kimsenin almayacağı boş binalarda olursa, sermaye piyasası reformu yapsan kaç yazar, Ağam?

Yapılacak olanlar basit. Kıdem Tazminatını hallet. Bu Af’lardan vazgeç, vergi oranlarını düşür, ödemeyeni içeri al. Eğitim sistemini değiştir, bırak bu değerler eğitimi geyiğini, beceri eğitimine geç. AB’nin Kamu İhale Kanunu ilkelerini benimse. Sözlü sınavla kamu personeli alma. TCMB ve BDDK başta, bağımsız denetim kurumlarının yakasından elini çek.

“İŞ DÜNYASI NİYE SABİT SERMAYE YATIRIMI YAPMAZ? REEL VARLIKLAR BEDAVAYKEN BİR TANE ECNEBİ NİYE GELİP FABRİKA ALMAZ?”

Daha yazarım da, asıl meseleyi çözmeden bunların da sonuç getireceğini zannetmiyorum. Biraz gözünüzü kapatın ve bu ülkede iş dünyası niye sabit sermaye yatırımı yapmaz, niye reel varlıklar bedavayken bir tane ecnebi gelip fabrika almaz diye düşünün.

Ben cevabı biliyorum. Bir gün bir yabancı yatırım bankası çağırdı, karşımıza Çin’in en büyük Servet Fonları’ndan birinin 9 adet temsilcisi çıktı, sohbet ediyoruz. Herifin biri ne dedi, biliyor musunuz? “Biz hukunun üstünlüğü ve yasalara saygının geçerli olmadığı ülkelere yatırım yapmıyoruz.”

“DÜNYANIN EN FAŞİST ÜLKESİNDEN GELEN ADAM BİLE ‘DEMOKRASİ OLMAYAN ÜLKELERE YATIRIM YAPMIYORUZ’ DİYOR”

Ulan, herif dünyanın en faşist ülkesinden geliyor, o bile demokrasi, bağımsız yargı, yasalara saygı ve kurumsal yönetimi olmayan ülkelere para yatırırsa, avcunu yalayacağını biliyor da, biz bu gerçeği anlamadık.

“ÇOK SESLİ DEMOKRASİ, İFADE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMADAN BU ÜLKEYE PARA GELMEZ”

Seçimden sonra ilk yapılacak olan bu ”Beka tehdidi” geyiği ile kurulan baskı ve sindirme rejimini sonlandırarak, çok sesli demorkasi, ifade ve basın özgürlüğünü geri getirmek olmalı. Bunlar olmadan, bu ülkeye para gelmez.

“CUMHURBAŞKANI, İŞ BANKASI HİSSELERİNE EL KOYMAYA ÇALIŞIYOR, O ÜLKEYE PARA YATIRIR MIYIM BEN?

Yine 3 hafta önce Londra’dayım, bir banker aynen şunu söyledi: “Cumhurbaşkanı İş Bankası hisselerine el koymaya çalışıyor, o ülkeye para yatırır mıyım ben?”

“AKILLANIN ARTIK!”

Bakın, DİBS ihaleleriyle oynadınız, kafanızca Hazine 2 kuruş tasarruf etti, yılbaşından bu yana 1 milyar dolar kaçtı o piyasadan. Akıllanın artık!

“BUNLAR YAPILMAZSA SEÇMEN AKP’Yİ SATAR, BKP VE CKP’YE OY VERİR”

Beyaz Türkler, “Artık çok geç, AKP yapamaz bunları” diye hayıflanıyor. Yapar kardeşim. O AKP bu ülkeyi AB kapısına getirdi. Öyle bir yapar ki, yapmazsa, seçmen AKP’yi satar, BKP ve CKP’ye oy verir. Çünkü, demokrasilerde çare tükenmez.

Ekonomi

Yoksul sayısı 2 yılda yüzde 8.4 artarak yüzde 21.3’e yükseldi

AKP’nin aşırı yoksulluğu problem olmaktan çıkardığını açıklamasına karşın rakamlar Türkiye’de yoksulluğun arttığını ortaya koydu. DİSK’in raporuna göre sadece son iki yılda yüzde 8.4 oranında artan yoksul sayısı 17 milyon 207 bin kişiye çıktı.

BOLD – DİSK’in hazırladığı rapor Türkiye’de yoksulluğun tırmanışa geçtiğini ortaya koydu. Son iki yılda pandeminin de etkisiyle yükselen yoksulluk yüzde 8.4 artarak yüzde 21.3 oldu. Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk Meclisteki bütçe görüşmeleri sırasında aşırı yoksulluğun problem olmaktan çıktığını ileri sürmüştü. Ancak rakamlara göre 2017’de 15 milyon 864 bin kişi olan yoksul sayısı ise 2019’da 1 milyon 343 bin artarak 17 milyon 207 bin kişiye çıktı.

Kronos’ta yer alan habere göre yoksulluk riski Türkiye’de diğer ülkelere göre yüksek durumda. Dünyada ‘çalışan yoksulluğu’ yüzde 9, Türkiye’de yüzde 14.4’ü buldu. Kadınların yoksulluk riski, erkeklerden fazlayken, her iki çocuktan biri de yoksulluk riski altında.

DİSK Genel-İş Sendikası, “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” raporu hazırladı. Rapora göre, Avrupa ülkeleri içinde gelir eşitsizliğinin en çok olduğu ülke Türkiye oldu. Halk bir yılda 1500 dolar fakirleşti. Her 10 kişiden 7’si borçlu.

“Covid-19 Döneminde Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” başlıklı raporda yer alan bilgiler şöyle:

– Türkiye, Avrupa’da en yoksul yüzde 20’lik kesim ile en zengin yüzde 20’lik kesim arasındaki gelir farkının en fazla olduğu ülke. Eurostat verilerine göre 2019’da Türkiye’de en zengin kesim en yoksul kesimden 8.3 kat daha fazla kazandı. Araştırmaya göre halk 1 yılda neredeyse 1500 dolar fakirleşti. Türkiye’de kişi başına Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) son bir yılda 1434 dolar azaldı.

– Kişi başına düşen milli gelir 2019’da 9 bin 150 dolar iken, 2020’de 7 bin 715 dolara indi. Bu rakam AB’de ortalama 43 bin 615 dolar. Gelişen ekonomiler ve gelişmekte olan Avrupa ülkeleri ortalaması ise 26 bin 25 dolar.

– Yoksul sayısı 2 yılda yüzde 8.4 arttı. 2017’de 15 milyon 864 bin kişi olan sayı, 2019’da 1 milyon 343 bin artarak 17 milyon 207 bin kişiye çıktı. Yoksulluk oranıysa yüzde 21.3’ü buldu.

– Dünyada çalışan yoksulluğu yüzde 9, Türkiye’de ise yüzde 14.4. Bu sayı 2019’da yarım milyon artarak 3 milyon 999 bin kişiye çıktı. Oran yüzde 14.4’ü buldu. Salgın nedeniyle kısa çalışma ve ücretsiz izin ödeneği alanlar da eklendiğinde sayı 7.7 milyonu aşıyor.

-Yoksul sayısı iki yılda yüzde 8.4 arttı, nüfusun yüzde 71’i borçlandı

– Sosyal korumanın yetersizliği salgın döneminde borçlanmayı artırdı. Her 10 kişiden 7’si borçlu. Gelir eşitsizliği ve yoksulluk nüfusun yüzde 71’ini borçlu hale getirdi. TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun yalnızca yüzde 28.9’unun borcu yok.

– 2019’da nüfusun yüzde 33.6’sı iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek ihtiyacını karşılayamadı. Nüfusun yüzde 29.7’si beklenmedik harcamaları için kaynak ayıramadı. Yüzde 19.2’si de ev içinde ısınma ihtiyaçlarını gideremedi.

Okumaya devam et

Ekonomi

Memur-Sen gerçeği gördü: Hayalleri değil gerçekleri konuşalım

AKP hükumetine yakınlığı ile bilinen Memur-Sen Konfederasyonu’nun Genel Başkanı Ali Yalçın, seyyanen zam talebini yineledi. Hükumetin enflasyon hedefinin 10 yıl boyunca tutmadığını hatırlatan Yalçın, “Hayalleri değil, gerçekleri konuşalım” dedi. 

BOLD – Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, memurlara seyyanen zam yapılması çağrısını yineleyerek bu iyileştirmenin Ağustos ayındaki Toplu Sözleşme’den önce yapılması gerektiğini ifade etti. Yalçın, son toplu sözleşmeden bu yana döviz kuru ve gıda fiyatlarındaki artışlara dikkat çekerek memurların alım gücünün düştüğünü kaydetti.

ENFLASYON HEDEFLERİ TUTMADI

Medyascope kanalında Okan Yücel’in sorularını yanıtlayan Yalçın, hedeflenen enflasyon rakamları ile gerçekleşen rakamlar arasındaki farka dikkat çekerek, bu farkın da memurları mağdur ettiğini ve maaşlarda kayba neden olduğunu söyledi. Yalçın, “Hem birinci altı aylık dönemde hem ikinci altı aylık dönemde hükumetin enflasyon tahminleri tutmadı. Aslında biz bunu daha önce de çok net olarak ifade ettik. Merkez Bankası enflasyon hedefleri üzerinden gidiyorsunuz ama bizi o hedefler üzerinden değerlendiriyorsunuz ama Merkez Bankasının hedefleri tutmuyor. En azından beklenti anketi rakamları üzerinden konuşalım demiştik” ifadelerini kullandı.

HAYALLERİ DEĞİL, GERÇEKLERİ KONUŞALIM

Enflasyon hedeflerinin uzun süreden beri gerçeklerden uzak olduğunun altını çizen Yalçın, “Enflasyon hedefi diye ifade ettiği şeyler 10 yıl boyunca tutmadı. Onun için biz de hayalleri değil gerçekleri konuşalım, enflasyonu ezen bir rakam olsun dedik. Geldiğimiz noktada neden itiraz ettiğimiz neden imzalamadığımız görülmüş oldu” dedi.

YÜZDE 10 İYİLEŞTİRME YAPILMALI

2 yıl önce gerçekleştirilen Toplu Sözleşme’den bu yana ekonomideki dengelerin değiştiğine işaret eden Yalçın, “Memurun alım gücünün düşmesi söz konusu, bunu görmek gerekiyor. Toplu sözleşmeden bu yana dolar kuru artışı yüzde 40’tan fazla. Gıda enflasyonunda açıklanan rakamlar yüzde 19-20 arası. Bu noktada en düşük memur maaşı olan rakamın yüzde 10’u kadar bir seyyanen iyileştirmenin yapılmasını istiyoruz. Enflasyon rakamları arasında fark var. Hedef enflasyon ile gerçek enflasyon tutmuyor bunun faturasını emekçi kesim ödememeli. Memur maaşlarının açlık ve yoksulluk rakamlarının üzerine çıkması gerekiyor” dedi.

Bir kaçırılma vakası daha: Devlet var diyorlar hani ya devlet

Okumaya devam et

Ekonomi

Borçlu belediyelerin bütçeden alacakları pay tırpanlandı

Belediyelerin borçları için bütçelerinden kesinti oranı yüzde 40’tan yüzde 50’ye çıkarıldı. Artık maliye, SGK ve İller Bankası’na borcu olan belediyeler, genel bütçeden ödenen paylarının yüzde 50’sini kullanabilecek. Bu durumun hizmetlerde aksamalara da yol açması bekleniyor. 

BOLD – Cumhurbaşkanlığı kararıyla yapılan düzenleme uyarınca borçlu belediyelerin genel bütçe paylarından yapılacak kesinti oranı yüzde 40’tan yüzde 50’ye çıkarıldı. Geçmişten kalan borçları olan belediyelerin bütçe paylarından yapılan yüzde 25’lik kesintiye de ilave yüzde 25 kesinti eklendi. Düzenleme ile gelirleri azalacak belediyelerin hizmetlerinde aksamalar olması bekleniyor.

DAHA ÖNCE KESİNTİ YÜZDE 40’TI

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre daha önce ilgili vergi, SGK primi, elektrik, doğalgaz, iç ve dış kredi gibi borçlarını zamanında ödeyemeyen ya da bu borçları için yapılandırma yasalarından yararlanan belediyelerin genel bütçeden aldıkları vergi payı en fazla yüzde 40 kesilebiliyordu. Belediyeler bu kesintiden arta kalan yüzde 60’lık vergi payını Maliye’den alıyordu.

VERGİ GELİR PAYLARI DA AZALDI

Yeni düzenlemeyle borçlarla ilgili yüzde 10’luk bir kesinti daha yapılması hükme bağlandı. Borçlu belediyelerin Maliye’den alabilecekleri vergi payının üst sınırı yüzde 60’tan yüzde 50’ye düşmüş oldu. Aynı şekilde 2010’dan kalan borçları nedeniyle gelirlerinde yüzde 25 kesinti yapılan belediyeler için de yüzde 25 ek kesinti getirildi. Bu belediyelerin vergi gelir payı da yüzde 75’ten yüzde 50’ye düşmüş oldu.

BELEDİYELERİN VERGİ VE KREDİ BORÇLARI BULUNUYOR

Belediyelerin borçlarının en büyük ağırlığını vergi, SGK primi, İller Bankası ve Hazine’ye kredi borçları oluşturuyor. Belediyelerin Hazine’ye 10.6 milyar lira kredi borcu var. Bunun yarısı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde görünürken, Adana, Muğla, Ankara, Bursa ve Antalya da en borçlu belediyeler arasında yer alıyor.

Bir kaçırılma vakası daha: Devlet var diyorlar hani ya devlet

Okumaya devam et

Popular