Bizimle iletişime geçiniz

Politika

AKP’de döneminde kamu zararı 10 milyar TL oldu

Sayıştay’ın son 17 yılda tespit ettiği kamu zararı 10.3 milyar TL, 34 milyon dolar ve 103 bin Avro oldu. Zarar, otoyol projeleri nedeniyle 2011’de zirve yaptı, 10 milyarlık zararın 6 milyarını bu projeler oluşturdu.

Sayıştay, Meclis adına kamu idarelerinin gelir ve giderleri ile mallarının kullanımını denetlemek ve mevzuata aykırı işlemlerle ilgili yargılama yapma görevinin AKP iktidarları döneminde sürekli engellenmesine karşın 17 yılda milyarlarca liralık kamu zararı tespit etti. 10 milyar TL’lik zararın 6 milyarı, 2011 yılında yap işlet devret modeli ile yapılan otoyol projeleri nedeniyle ortaya çıktı.

DENETİM VE HESAP SORMA DÖNEMİ BİTTİ

BirGün’ün haberine göre yasal düzenlemelerle “hesap soramaz” hale getirilen, denetçiler tarafından hazırlanan denetim raporları, ‘Değerlendirme Kurulu’nda ele alındıktan sonra TBMM’ye sunulan Sayıştay’ın denetlediği kurum sayısı azalırken, geçmişte yüzlerce sayfadan oluşan raporları da üstü örtülü ifadeler ve sınırlı tespitlerle anlaşılamaz hale getirildi.

SAYIŞTAŞ TORBA YASALAR İLE ETKİSİZLEŞTİRİLDİ

“Hesap yargısı” olarak kamu yönetimi içinde önemli bir misyonu bulunan Sayıştay’da sekiz ayrı daire “Sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak” görevi bulunan Sayıştay, Torba Yasalar içinde yer alan düzenlemelerle etkisizleştirildi.

Buna karşın Sayıştay denetçilerinin yaptıkları “kamu zararı” tespitleri raporlarda milyarla lira ile ifade edilmeye devam etti. 17 yılda Sayıştay’da yargılaması tamamlanan 245 dosya için savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu ya da ilgili dairelerine gönderildi.

ETKİNLİK AZALDI, ZARAR ARTTI

Sayıştay’ın faaliyet raporlarında yer alan bilgilere göre, yıllar itibarıyla tespit edilen usulsüzlüklerin bilançosu şöyle:

2002: 2 bin 194 raporun yargılaması sonucu 46 milyon 761 bin liralık kamu zararı tespit edildi. 9 milyon 930 bin lira tahsil edildi.

2003: 2 bin 219 yargı raporundaki tespitlerle ilgili 39 milyon 806 bin lira tazmin hükmü verildi, 10 milyon 363 bin lira tahsil edildi.

2004: 2 bin 976 yargı raporu karara bağlandı. 46 milyon 740 bin lira tazmin hükmü verildi.

2005: 3 bin 67 rapor yargılandı. 102 milyon 6 bin liralık tazmin hükmü verildi, 20 milyon 264 bin lira tahsil edildi.

2006: 2 bin 495 yargı raporu hazırlandı. 39 milyon 894 bin TL’lik tazmin hükmü verildi, 16 milyon 859 bin liranın tahsilatı yapıldı.

2007: 2 bin 398 yargı raporundaki tespitlerle ilgili alınan 73 milyon bin 255 TL’lik tazmin hükmünün 18 milyon 458 bin lirası tahsil edildi.

2008: 2 bin 406 yargı raporunun yargılaması sonucu 73 milyon 103 bin TL ve 12 milyon 969 bin dolar tazmin hükmü verildi.

2009: 2 bin 771 yargı raporundan 1411’inin yargılaması yapıldı. 126 milyon 44 bin TL ve 14 milyon 700 bin TL tazmin hükmü verildi. 25 milyon 953 bin 9 dolar, 44 bin 844 Avro tahsil edildi.

2010: 3 bin 201 yargı raporu intikal etti, 1908’inin yargılaması yapıldı. 745 milyon 127 bin TL, 4 milyon 88 bin dolar, 5 bin 9 Avro tazmin hükmü verildi. 64 milyon 823 bin TL tahsil edildi.

2011 ZARARDA ZİRVE YILI OLDU

2011: 2 bin 914 raporundan 2 bin 123’ünün yargılaması yapıldı. 6 milyar 108 milyon TL tazmin kararı verildi. Bu rekor zararın iktidara yakın konsorsiyumlara ihale edilen ve ağırlıklı olarak ülkenin güneyinde yer alan otoyollardan kaynaklandığı öğrenildi. Yap işlet devret modeli ile yapılan bu otoyollarda Sayıştay tarihinin en büyük zararı tespit edildi.

2012: Bin 497 yargı raporu intikal etti. Bin 191’inin yargılaması yapıldı.146 milyon 116 bin TL tazmin hükmü verildi.

2013: 960 adet yargılamaya esas rapor hazırlandı. 567’sinin yargılaması yapılarak ilamı düzenlendi. 181 milyon 259 bin tazmin hükmü verildi, 46 milyon 769 bin tahsilat yapıldı.

YARGILAMA ÖNCESİ TAHSİLAT

2014: Bin 107 rapordan 709’unun yargılaması yapıldı. Yapılan bir düzenleme ile kesin olan zararlarla ilgili yargılama öncesi sorumlularından tahsil yöntemine başvurulmaya başlandı. 95 milyon 494 bin TL yargılama öncesi, geriye kalan 94 milyon 656 bin TL’si için yargılama sonrası tazmin kararı verildi.

2015: 911 rapordan 586’sının yargılaması yapılarak ilamı düzenlendi. Kamu zararının 46 milyon 366 TL’sinin yargılama öncesi, 835 milyon 682 bin TL’sinin yargılama sonrası tazmini kararlaştırıldı.

2016: 898 rapordan 567’si ile ilgili yargılama yapıldı. 38 milyon 801 bin TL yargılama öncesi, 309 milyon 333 bin TL’si için yargılama sonrası tazmin kararı, 509 milyon 577 bin TL ve 88 bin 208 dolar için beraat kararı verildi.

2017: 493 raporun yargılama yapıldı, kamu zararı tutarlarından 50 milyon 435 bin TL’si yargılama öncesi, 119 milyon 824.920 TL’si için yargılama sonrası tazmin kararı alındı. 200 milyon 716 bin TL’lik kamu zararı için mevzuatına uygunluk kararı verildi.

2018: 2119 tespitin yer aldığı 680 rapor sunuldu. Yargılanan raporlarda kamu zararı olarak ileri sürülen tutarlardan; 127 milyon 539 bin TL tazmin kararı, 172 milyon 51 bin TL için hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna karar verildi. 894 milyon 28 bin TL ve 2 milyon 305 bin ABD Doları ise sorgu üzerine yargılama öncesinde tahsil edildi.

Türkiye’nin Uluslararası Yatırım Pozisyonu açığı 367,5 milyar dolara yükseldi

Politika

SP lideri Karamollaoğlu’ndan AKP ile ittifaka şartlı evet

Büyük oy kaybı yaşayan AKP, Cumhur İttifakı’na yeni üye arayışlarını sürdürüyor. Bu kapsamda AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir dizi ziyaretler gerçekleştirirken, Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ittifaka şartlı kapı araladı.

BOLD – Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, AKP ile ittifak konusunda “talep gelirse konuşulacağını” ifade ederek, “AK Parti’yle ittifak yapılabilir mi? Yapılabilir. Hangi şartlarda? Doğru bulmadığımız politikalarını değiştirmesi şartıyla” dedi.

ZİYARETLERİ OLUMLU GÖRÜYORUZ

Habertürk TV’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Karamollaoğlu, gündeme ilişkin konularla ilgili açıklamalarda bulundu. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü evinde ziyaret etmesiyle ilgili bir soruya Karamollaoğlu, “Bu ziyaretleri olumlu görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının bütün liderleri ziyaret etmesi, bütün liderleri masa etrafında oturup konuşması daha makul neticelerin elde edilmesine vesile olur kanaatindeyim. Bu ziyaretleri olumlu görüyorum. Buradan ne çıkar? Onu şimdiden söylemek mümkün değil. Seçim süresi başladığı zaman, seçim sathi mailine girildiğinde konuşulması gereken bir konudur diye düşünüyorum” dedi.

AKP İLE İTTİFAK YAPILABİLİR

AKP tarafından ittifaka ilişkin bir talep gelirse konuşulacağını söyleyen Karamollaoğlu, “AK Parti’yle ittifak yapılabilir mi? Yapılabilir. Hangi şartlarda? Doğru bulmadığımız politikalarını değiştirmesi şartıyla. Biz ilkeler üzerinde duruyoruz. Sanki bizim tabanımız bir yere yönlendirilmeyi bekliyormuş vs. gibi intibaların doğru olmadığı kanaatindeyim. Siz tabanın elbette sesine kulak verirsiniz, ama esas olan bizim ilkelerimiz, prensiplerimiz, bu ülkenin yaşadığı sıkıntılardan kurtulabilmesi için hangi adımların atılması gerekir, bu noktadaki politikalar. Biz birinci mesele olarak Türkiye’de kavganın ortadan kalkması, kargaşanın kalkması, mutlaka diyalog ortamının oluşması gerekir dedik” diye konuştu.

Unutulmayan şarkılara özel albüm

 

Okumaya devam et

Politika

Türkiye’nin kurulması yasak partisi: PİA

Mehmet Kamaç ve arkadaşları İçişleri Bakanlığı önünde başlattıkları parti kurma eyleminin 9. gününde. Eylemin gerekçesi 2,5 yıldır devam ettikleri ama başarılı olamadıkları parti kurma mücadelesi.

BOLD – Mehmet Kamaç ve arkadaşlarının parti kurmaya karar vermelerinin üzerinden 2,5 yıl geçti. Ancak İçişleri Bakanlığı, İnsan ve Özgürlük Partisi’nin (PİA) kuruluş dilekçesini 2,5 yıldır çeşitli gerekçelerle almamaya direniyor. Türkiye’deki geçerli yasalara göre parti kurmak için İçişleri Bakanlığı’na internet üzerinden imzalı bir dilekçe vermek yeterli. PİA kurucuları, imzalı dilekçeyi vermek için 2,5 yıldır her yolu denediler. Ancak İçişleri Bakanlığı PİA’nın kuruluş başvurusunu almamakta kararlı.

OYLARIN BÖLÜNME KAYGISI

turkishminute.com’un haberine göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetimindeki İçişleri Bakanlığı’nın dilekçeyi almamaktaki direncinin arkasında kurduğu ittifaka zarar verebileceği endişesi var.

PİA, barışçıl Kürt İslamcılar olarak nitelenebilecek bir hareketin temsilcisi olarak kurulmak isteniyor. Ancak Erdoğan’ın ittifak halinde olduğu Hüdapar isimli başka bir Kürt İslamcı parti var. Türk Hizbullahı’nın temsilcisi olan Hüdapar, daha radikal görüşlere sahip bir yapılanma ve uzun yıllardır Erdoğan’a verdikleri destekle biliniyorlar.

PİA’nın kurulması, Erdoğan’ın ittifak halinde olduğu Hüdapar’ın oylarında bölünme anlamı taşıyor. PİA ayrıca Kürt Hareketi’nin en büyük partisi HDP’yle de iyi ilişkileri olan bir grup. HDP, Erdoğan’ın en önemli hedeflerinden biri ve HDP’nin genel başkanı Selahattin Demirtaş, 4 yılı aşkın süredir tutuklu.

Gazeteci İrfan Aktan’a göre; PİA’nın kuruluş dilekçesinin alınmaması devletin Kürt İslamcılar arasında yaptığı ideolojik tercihin yansıması.

https://twitter.com/MemetkamacKamac/status/1351445600844308481?s=20

İlk başvuru 2018’de

PİA, ilk kuruluş dilekçesini 14 Mayıs 2018’de internet üzerinden yaptı. Başvuru işleme bir ay boyunca konmadı. Bakanlık ardından “başvuruyu posta yoluyla yapın” şeklinde bildirim yaptı. Kurucu heyet evrakları posta yoluyla da gönderdi. Ardından bizzat İçişleri Bakanlığı’na giderek başvurunun sonucunu sordular. Yaklaşık iki yıl boyunca her defasında aldıkları cevap, “evraklar inceleniyor” şeklinde oldu.

Partiyi kurmak isteyen heyetin başındaki isim olan Mehmet Kamaç, geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanlığı yetkililerine dilekçeyi bu kez elden teslim etmek için mücadele ederken gözaltına alınmak istendi.

Bakanlığın PİA’ya verdiği son yanıtta parti iç tüzüğünde bulunan “Kürtlere anadilde eğitim talebinin” Anayasaya aykırı olduğu ve düzeltilmesi talep edildi.

İçişleri Bakanlığı’nın parti tüzüğünü denetleme yetkisi bulunmadığını, kuruluş dilekçesini almak zorunda olduğunu belirten PİA kurucu heyeti, İçişleri Bakanlığı önünde “evrakları teslim nöbeti” başlattı. 9 gündür devam eden eylemde, Bakanlık yeni bir faza geçti ve PİA kurucu heyetindeki isimlerin Bakanlık binasına girişleri yasaklandı.

Tayyip Erdoğan’ın son dönemde demokrasi ve hukuk reformu söylemlerini yeniden gündeme getirmesine atıf yapan Mehmet Kamaç, “Anayasa rafa kalkmış, bu ülkede parti kurdurulmuyor. Siz hangi reformdan bahsediyorsunuz?” diye soruyor.

30’dan fazla başvuru

“Süreç aylarca sürse de her gün bakanlığın önüne gidip oturmaya kararlıyız” diyen Kamaç, 30’dan fazla başvuru yaptıklarını ama Bakanlığın almamakta ısrarlı olduğunu söylüyor.

Türkiye’de yakın dönemde başka siyasi partilerin kurulduğunu, İçişleri Bakanlığı’nın tavrının sadece kendilerine olduğunu belirten Kamaç, Bakanlık tarafından başvurularının kabul edilmemesini yürüttükleri Kürt merkezli siyaset ve seçimde HDP ile kurdukları ittifakın da etkisinin olduğunu düşünüyor. Kamaç yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

“Anlaşılan tabanı Kürdistan’da olan Kürt siyasi partilerin kurulmasına müsaade edilmiyor. İnsan ve Özgürlük Partisi dindar-muhafazakar kökenden gelen bir parti. Kanaatimce Kürt ve Kürdistan meselesini hak, adalet ve özgürlük ekseninde ele alan ve modern dünyanın değerleriyle birlikte İslami değerler ile meseleyi ortaya koyan partimizi bir tehdit olarak algılamış olabilirler. Olay bir parti meselesi olmaktan çıktı. Bu hukuk ve demokrasi meselesine dönüştü. Konuyu hukuk ve demokrasi olarak gören ve önceleyen kesimlerle paylaşarak mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Başvurumuz kabul edilene kadar bakanlıktaki bekleyişimiz devam edecek.”

Okumaya devam et

Politika

Kılıçdaroğlu: Her alanda sorunumuz var herkes sandığı bekliyor

Kırşehir’de bulunan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP ve Erdoğan’ın Türkiye’yi artık yönetemediğini belirterek, “Herkes sandığı bekliyor. Sandığı koyun önümüze diyorlar” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, çeşitli temaslar için Kırşehir’deydi. Ziyaret sırasında Kılıçdaroğlu gazetecilere açıklamalarda bulundu.

SOYLU VE GÜL POLEMİĞİ

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında başlayan polemiğe değinen Kılıçdaroğlu: “Türkiye’de en sorunlu alanlardan birisi yargı. Yargıya iktidarın müdahale ettiğini ve talimat verdiğini, bu talimat çerçevesinde yargının karar aldığını biliyoruz. Ama hükümetten iki ayrı bakanın bu konuda tartışma zemini yaratmaları, bu hükümetin Türkiye’yi nasıl yönetemediğinin açık göstergesidir. AKP Hükumeti, Erdoğan artık Türkiye’yi yönetemiyor. Her alanda sorunumuz var” yorumunu yaptı.

“SANDIK BEKLENİYOR”

Ülkedeki ekonomik krizin neden olduğu işsizlik ve yoksulluk sorununa da dikkat çeken CHP lideri: “Bu milletin temelde bir sorunu var. Herkes bekliyor. Neyi bekliyor. Herkes sandığı bekliyor. Sandığı koyun önümüze diyorlar” dedi.

Bir soru üzerine Kılıçdaroğlu erken seçim için herhangi bir tahmininin olmadığını söyledi.

ABD’de göreve başlayan Joe Biden ile ilgili bir soru karşısında Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: “Ben Türkiye’nin bütün ülkelerle barış içinde yaşamasını isterim. Türkiye’nin kendi demokrasisini geliştirmesini isterim. ‘Türkiye’de demokrasi vardır’ algısının bütün dünyaya yerleşmesini isterim. Türkiye bir baskı ve otoriter rejim içinde. Bu otoriter rejimden Türkiye’nin kurtulması lazım. Efendim, falan kişi eleştirdi, yakala hapse at. Ne yapsın bu adam, derdini de mi anlatamayacak? Derdini anlattı diye adamı yakalayıp hapse mi atarsınız, tutuklar mısınız?”

Erdoğan’ın terörist listesi

Okumaya devam et

Popular