Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Antep katliamında oldu bitti: Canlı bombanın kimliği belirlenmeden hüküm açıklandı

Antep Katliamı dosyasında verilen kararı değerlendiren mağdur aileler, “Biz daha canlı bombanın kim olduğunu, olayı kimlerin planladığını, kimlerin yaptırdığını bilmiyoruz” dedi.

Antep’in Beybahçe mahallesinde 20 Ağustos 2016 tarihinde DAİŞ’in Kürt bir ailenin düğününe yönelik gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırıda 40’ı çocuk 56 kişi hayatını kaybettiği, sonrasında “Güvenlik” gerekçesiyle Kayseri’ye alınan davada geçtiğimiz hafta canlı bombanın kimliği dahi tespit edilmeden eldeki sanıklara üzerinden dosya karara bağlanmıştı. Patlamada yakınlarını kaybeden ailelerin acıları ve gözyaşları aradan geçen 3 yıla rağmen dinmezken, Kayseri 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde çıkan karar da ailelerin yüreklerini rahatlatmadı.

KARAR ÇIKTI AMA CANLI BOMBA KİMDİ OLAYI KİM PLANLADI DAHA BİLİNMİYOR

Patlamada oğlu Abdulhalim Çelikten’i (15) kaybeden Zeynel Çelikten, “Biz daha canlı bombanın kim olduğunu, olayı kimlerin planladığını, kimlerin yaptırdığını bilmiyoruz” diyerek belirsizliklere dikkat çekti.

Patlamada kızı Feride’yi kaybeden, eşi ve 2 çocuğu yaralanan Arap Ayhan, daha ağır ceza beklediğini belirterek, “Dosyadaki kilit isimlerden Fadile Cabael ve Hamza Çalıkuşu’na verilen beraat kararlarına anlam veremedik. Biz onlarında müebbet hapisle cezalandırılmasını isterdik. Avukatlar asıl faillerin yakalanmadığını, saklandığını söylüyor, ancak biz bu durumu bilmiyoruz. Ben patlama yerinden kimsenin canlı çıkacağını düşünmemiştim. Oradaki tablo halen gözümün önünden gitmiyor. Mahkemenin verdiği karar bizi biraz rahatlattı. Zaten o günden beridir bizde rahat yoktu. Dünyayı bize zindan etmişlerdi. Davanın Kayseri’de görülmesi bizleri çok zorladı. Antep’te olsaydı aileler davaya daha çok sahip çıkardı” diye konuştu.

‘SABAHA KADAR UYUYAMADIM’

Arap Ayhan’ın eşi Zehra Ayhan, “Akşam eşim eve geldiğinde verilen kararı bize söyledi. Sanıklara müebbet hapis cezalarının verilmesine çok sevindim. İçimdeki sıkıntı az da olsa biraz gitti. Sabaha kadar uyuyamadım. Sevinçten gözüme uyku girmedi. Bize bu acıları yaşatanlar inşallah cezaevlerinde çürürler. Belki cezaevinde bizlere yaşattıkları acının büyüklüğünü anlarlar. Ben kızımı zorluklar içerisinde özenerek büyüttüm. O katillerde gelip kızımı benden aldılar. Ancak mahkeme kararıyla içim biraz rahatladı. Katillerin ceza almasını sağlayan avukatlara da buradan çok teşekkür ediyorum” diye belirtti.

YAPTIRANLAR KİM BELLİ DEĞİL

Patlamada oğlunu kaybeden Zeynel Çelikten de, patlamanın kendisinde büyük yaralar açtığını dile getirdi. Olayın olduğu an dernekte oturduğunu, patlama sesiyle beraber düğüne koşarak gittiğini anlatan Çelikten, şöyle devam etti: “Bizim ev alt taraftaydı. Eve koştum. Küçük kızım vardı evde. Ona annesinin nerde olduğunu sordum. Oda ‘Baba patlama oldu herkes öldü’ dedi. Tabi o an herkes düğünün içerisindeydi. Bu patlama bir 5 dakika önce olsaydı, 56 kişi değil de yüzlerce kişi ölebilirdi. Patlama yerine gittiğimde eşim alanda geziyordu. Ona ne oldu diye sorduğumda cevap veremedi. Şoka girmişti. Oradaki herkes öyleydi. Kimse konuşamıyordu. Böyle bir olay keşke yaşanmasaydı. Ölenlerin en büyüğü en fazla 20-21 yaşındaydı. Biz daha canlı bombanın kim olduğunu, olayı kimlerin planladığını, kimlerin yaptırdığını bilmiyoruz.”

‘BELKİ DE YARIN SERBEST BIRAKILIRLAR’

Davanın ilk duruşmasında mahkemeye verdiği ifade de “Hakikat ortaya çıkarılana kadar bu davanın peşini bırakmayacağım” dediğini aktaran Çelikten, şunları söyledi: “Patlamayı kim planlamışsa, kimin ihmali var ise müebbet hapsini istiyordum. Gerçekleştirenler zaten insan değildir. Biz mahkemede karşımıza kim çıkmışsa onu biliyoruz. İşin arka planını bilmiyoruz. Giden can geri gelmiyor. Bizim tek isteğimiz adaletin yerini bulmasıdır. Müebbet hapis cezası verildi. Daha ağır bir ceza varsa biz onun verilmesini isterdik. Çünkü bunlara ne ceza verilse yine azdır. Bu verilen cezalarda yüreğimi rahatlatmadı. Yarın belki de serbest kalırlar. Daha büyük patlamalar yaparlar, bunlar caniler.”

Zeynel Çelikten’in eşi Hüsna Çelikten ise, kaybettiği oğlunun acısını yaşıyor. Oğluna halen büyük bir özlem duyduğunu dile getiren Çelikten, “Yapanların cezalandırılması biraz acımızı hafifletti. İnşallah onlar da büyük acı çekerler. Bizim tek isteğimiz zaten cezalandırılmalarıydı. O da çok şükür oldu” dedi.

Genel

AKP’li Belediye Meclisi Üyesi Kovid-19 aşısını hangi sıfatla yaptırdı?

AKP’li Belediye Meclis üyesi ve eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı avukat Fatih Özata, Kovid-19 aşısı olduğunu açıkladı. Sağlık çalışanları ve riskli gruptaki 65 yaş üstü vatandaşlar bile henüz aşı olamamışken Özata’nın hangi unvanıyla aşı yaptırdığı tartışma konusu oldu.

BOLD –  AKP Eskişehir eski Gençlik Kolları Başkanı ve şimdiki dönemde Belediye Meclis Üyesi olan avukat Fatih Özata, instagram hesabında Kovid-19 aşısı olduğunu duyurdu. Özata’nın bu paylaşımı aşıyı hangi sıfatla yaptırdığı tartışmasını ve torpil iddialarını gündeme getirdi.

Türkiye’de aşılama çalışmaları Avrupa ülkelerinden oldukça geç başladı. Henüz sağlık çalışanları ve riskli olan gruplar aşılanmadı. Buna karşın bazı AKP’li isimlerin aşı olduğu iddiası tartışılırken AKP eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı ve Belediye Meclisi üyesi Fatih Özata sosyal medya hesabından aşı olduğunu açıkladı.

İddiayı sosyal medya hesabından gündeme getiren CHP’li Barış Yarkadaş, “Özata aynı zamanda sağlıkçı değilse; aşıyı nasıl yaptırdı? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Umarım mantıklı bir cevabı vardır” ifadelerini kullandı.

 

Yarkadaş’ın paylaşımları üzerine, Özata özel hastanelerin avukatı olduğunu ve bu sıfatla aşı olduğunu açıkladı. Yarkadaş ise “Özata gerçek bir sağlık neferiymiş de haberimiz yokmuş! Veterinerler bile aşı olamazken hastane avukatı oluyor. Fatih Bey’i nöbete de bekliyoruz!” sözleriyle tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Genel

AYM cezaevinde işkenceye tazminat cezası verdi: Gardiyanlara yeni soruşturma açılacak

Kırıkkale F Tipi Cezaevinde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp edip kolunu kırdığı görüntüler ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi, Gündüz için 70 bin lira manevi tazminata hükmedip, gardiyanlar hakkında soruşturma açılmasını istedi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuyu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

BOLD – 27 Mayıs 2017’de yaşanan ve cezaevinin güvenlik kameralarına yansıyan olayda, cezaevindeki hak ihlallerini protesto etmek amacıyla kantin önünde oturma eylemi başlatan Gündüz, kafası betona vurularak darp edildi. Ardından kolu bükülerek sürüklendi. Hastaneye kaldırılan Gündüz’ün kolunun kırıldığı tespit edildi.

TUTANAK: TUTUKLU KENDİNİ YERE ATTI

Olayla ilgili olarak nöbetçi müdürün de arasında bulunduğu 5 infaz koruma memuru, hakkında tutanak tutuldu.  Tutanakta olay, “Tutuklu koğuş şebekesi girişine getirildiğinde kapının açılması beklenirken kasten kolunun üzerine gelecek şekilde kendisini sertçe yere attı” diye anlatıldı. Memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadı.

CEZA GARDİYANLARA DEĞİL, TUTUKLUYA VERİLDİ

Koru kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildi.

BAŞSAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ

Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıktı. Gündüz’ün avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.

AYM İŞKENCEYİ GÖRDÜ

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutuklunun kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, infaz koruma memurları hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Olayın görüntülerini ise ANKA servis etti.

İŞKENCE ADALET BAKANINA SORULDU

Evrensel’in haberine göre HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp etmesini ve kolunu kırmasını Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesi veren Gergerlioğlu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

-Kolu kırılan Gündüz’e marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildiği ve memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadığı iddiaları doğru mudur?

-Yüksek Mahkeme’nin belirttiği Gökhan Gündüz’e yönelik işkence iddiasına dair ‘kamera görüntülerinin içeriklerinin ortaya konulamamış’ olmasının nedeni nedir?

-Eğer bu iddialar doğruysa Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı etkili bir soruşturma yürütemediği iddiası doğru mudur?

-Anayasa Mahkemesi’nin tespitine göre, bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında açılmış yeni bir soruşturma var mıdır?

-Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır? Bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında idari bir yaptırım uygulanmış mıdır?

-Geçmişte Gökhan Gündüz hakkındaki işkence soruşturmasının avukatlığını yapan Engin Gökoğlu’nun da tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’ndeki görevli memurlar tarafından kolunun kırıldığı iddiaları doğru mudur?

-Eğer bu iddialar doğruysa bu konuda açılmış soruşturma var mıdır? Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır?

-Son 5 yıl içerisinde, işkence ve kötü muamele iddiasıyla hakkında soruşturma açılan memur sayısı kaçtır?

-Son 5 yıl içerisinde, maruz kaldığı kötü muameleler ve işkenceler sonucunda yaralanma ve sağlık problemleri oluşan kişi sayısı nedir?

Okumaya devam et

Genel

SMA’lı çocuk annesi Mürüvvet Aydar: Çocuğum gözümün önünde ölüyor yardım edin

2 buçuk yaşındaki SMA hastası Havin Ömür Aydar, yaşamak için yardım bekliyor. SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini, çok pahalı oldukları için ilaçları alamadıklarını söyleyen anne Mürüvvet Aydar “Çocuğun başında ölmesin diye bekliyorum. Yardım çığlımızı duyun” dedi.

BOLD – SMA hastası kızı olan Mürüvvet Aydar, kızının tedavisi için yardım çağrısı yaptı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların çok pahalı olduğunu belirten anne Aydar, SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini söyledi. Aydar ayrıca parası ödenen ilaçlar için de sayısız kriter arandığını bunun da ilaçlara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

SMA HASTASI ÇOCUĞUN AİLESİ YARDIM BEKLİYOR

Gazete Duvar’dan Ali Vefa Yurdal’ın haberine göre İstanbul’da yaşayan SMA hastası 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar’ın annesi Mürüvvet Aydar, “Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” dedi.

YARDIM GECİKİRSE HAVİN’İN HAYATI RİSKE GİRECEK

Mehmet Şirin Aydar ve Mürüvvet Aydar çifti, Türkiye’deki Spinal Muskuler Atrofi (SMA) hastası binlerce çocuktan biri olan kızları 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar için yardım bekliyor. Kızının 2 kilo daha alması halinde tedavisi için gerekli olan ilacın da önemini yitireceğini söyleyen anne Mürüvvet Aydar şunları anlattı: “Kızım 2,5 yaşında. Hastalığı 2 aylıkken fark edildi, tıbbı genetik testiyle 5 aylıkken SMA hastası olduğu tespit edildi. Biz de her aile gibi ilaç için mücadele ediyoruz. Kızım şimdi 11,5 kilo. Bu ilacı kullanması için 13,5 kilonun altında olması gerekiyor.”

“Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” diyen anne Aydar ekonomik şartlardan ve ilaç fiyatlarından dert yandı. Kızının tedavisi için yardım isteyen Aydar “Kızımın şu an hayatta kalması için gereken ilaçlar bile çok pahalı. Öksürme cihazının parasını bile SGK ödemiyor. Bir çocuğum daha var, evin ihtiyaçları var, mutfak masrafları var… Çok zor günler geçiyoruz. Çocuğumuzun bir an önce tedavi olmasını istiyorum. Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor. Bu hastalık ölümcül bir hastalık” ifadelerini kullandı.

İLAÇ BEKLERKEN KALBİ DURDU

Ülkede karşılanan ilaçlar için kriterlere girmenin çok zor olduğunu söyleyen Aydar şöyle devam etti: “SGK’nın karşıladığı ilaçlar için sayısız kriter var. O kriterlere girmek çok uzun sürüyor. Sıra beklerken çocuğun kalbi durdu. Yarın 7. dozunu almak için fizik ve solunum puanlamasına girecek ama büyük ihtimalle alınmayacak. Çocuk 6 cihaza bağlı yaşıyor. Solunumunu cihazla sağlıyor. Yutma yetisini kaybetmiş durumda, karnından tüple besleniyor. Sürekli nabzını kontrol eden cihazlara bağlı. Çocuğun başında ölmesin diye bekliyoruz. Kas sistemi çöktüğü için ağzında biriken tükürüğü bir makine yardımıyla ben çekiyorum.”

6 CİHAZA BAĞLI YAŞIYOR

Kızının vücuduna bağlı olan cihazlarla oyun oynamaya çalıştığını anlatan Aydar, “Bir yatakta sürekli gözetimimizde. Odasının yoğun bakım ünitesinden farkı yok. Odasındaki oyuncakları, kendisine bağlı olan sağlık üniteleri. Onlarla oyun oynamaya çalışıyor. Babası da ilaçları almak için sürekli rapor peşinde koşuyor. SGK ve hastane arasında sürekli mekik dokuyor. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve raporları toplamak için çalışıyor” dedi.

Okumaya devam et

Popular