Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’yı kaybedecek çareyi “Darbede” arıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Mansur Yavaş’ı katıldığı canlı yayında tehdit etmişti.

Mansur Yavaş hakkında “belgede sahtecilik” iddiası suçlamasıyla yüklenen Erdoğan, “Mansur Yavaş, seçimlere girebilse dahi, seçimden sonra bunun bedelini kendisi ödeyeceği gibi bedelini Ankaralılara da ödetme durumuna düşürür” demişti.

ERDOĞAN KAYBEDECEĞİ BELEDİYELERDE DARBE YAPMAYA HAZIRLANIYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerini eleştiren T24 Yazarı Mehmet Y. Yılmaz, Erdoğan’ın ve AKP’nin seçimleri normal yollardan kazanma ümidini kaybettiğini ifade etti.

Bugünkü köşesinde “Ankara’yı kaybedeceğini anladı, çareyi ‘darbede’ arıyor” başlıklı yazı kaleme alan Yılmaz, “Erdoğan, kaybedeceği belediyelerde darbe yapmaya mı hazırlanıyor?” sorusunu sordu.

“Öyle görünüyor ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da serbest ve normal bir seçim ile kazanmaktan ümidini kesmiş.” diyen Yılmaz, “Önceki gün çıktığı bir televizyon ‘monoloğunda’ Mansur Yavaş’a da, Mansur Yavaş’a oy vereceklere de gözdağı verdi.” dedi.

“VERECEK DOĞRU DÜRÜST CEVABI YOK”

CHP’nin adayı Mansur Yavaş hakkındaki iddiaları Erdoğan’ın peşinen kabul ettiğini vurgulayan Yılmaz, Erdoğan’ın Yavaş’ı tehdit eden sözlerini hatırlatarak, “Erdoğan gibi kitleler önünde konuşmaya alışık ve sürekli konuşan birisi böyle başı sonu belli olmayan şeyler söylüyorsa, bilin ki aslında verecek doğru dürüst bir yanıtı yoktur.” dedi.

ERDOĞAN ANKARA’DAN ÜMİDİNİ KESMİŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirsiz cümlelerle top çevirdiğini belirten Mehmet Yılmaz, “Neden böyle yapmak zorunda kalıyor: Belli ki Erdoğan da Ankara’daki seçimden ümidini kesmiş. Ama elinde bir sopa var.” dedi.

“Bu sopayı seçilmesi muhtemel adaya ve ona oy vereceklere sallıyor ki son bir kez daha düşünsünler ve belki de seçimden çekilsinler.” Diyen Yılmaz, “Çekilmez de kazanırsa başına ne geleceğini açıkça söylüyor zaten: Ciddi bedel ödeyecek!” ifadesini kullanıyor.

“BUNUN ADI BELEDİYE DARBESİ”

“Seçim ile göreve gelmiş bir kamu yöneticisini, seçim dışı yolları kullanarak görevinden indirmeye ne isim veriyorduk?” soru soran Yılmaz, “Bu hükümetin başındaki kişiye yapılırsa hükümet darbesi oluyor. Belediye Başkanı’na yapılırsa da her halde ‘belediye darbesi’ olmalı.” sözleri dikkat çekti.

Saray’ın kadrolu gazetecisi: İmamoğlu’nu canlı yayına davet etti, konuşturmadı

Okumaya devam et
Reklamlar

Gündem

Mumcu suikastında adı geçen Tevhid-Selam Kudüs Ordusu üyesi 3 sanık beraat etti

Tevhid-Selam Kudüs Ordusu üyesi olmakla suçlanan 3 sanığın beraat ettikleri ortaya çıktı. Sanıklar, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu suikastı ile de suçlanıyordu. Ancak Mumcu’nun avukatlarının davaya müdahil olma talepleri kabul edilmedi.

BOLD – Gazeteci  ve yazar Uğur Mumcu’ya yönelik suikastta görev aldıkları gerekçesiyle yıllardır aranan 3 sanığın, 8 Aralık 2020’de beraat ettiği ortaya çıktı. Karara Uğur Mumcu’nun avukatından tepki geldi.

Cumhuriyet yazarı Uğur Mumcu, 28 yıl önce 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’daki evinin önünde bindiği arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucunda hayatını kaybetti.  Mumcu’nun katledilmesine ilişkin soruşturmada uzun süre yol alınamazken 17 Ocak 2000 tarihinde Beykoz’da Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun ölü olarak ele geçirildiği eve yapılan baskında bazı bilgisayar kayıtları ele geçirildi. Bu kayıtlar içerisinde örgüte özgeçmiş veren birisinin Uğur Mumcu cinayetinden de söz ettiği ortaya çıktı.  Ele geçen belge ve bilgilerden hareket eden Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı Tevhit-Selam Örgütü / Kudüs Ordusu diye bir yapılanmaya ulaştı. Soruşturmanın genişletilmesiyle Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok cinayetlerini de kapsayan ve “Umut davası” olarak isimlendirilen dava açıldı. Yargılama sonucu Mumcu cinayetine fiili olarak katıldığı belirlenen Ferhan Özmen, Nejdet Yüksel ve Rüştü Aytufan “idam cezası” ile cezalandırılmalarına karar verildi. 2005’te idam cezasına çarptırıldı. Daha sonra cezalar ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi.

ÖRGÜT DAVASINDAN BERAAT ETTİLER

Uğur’un arabasına bizzat bombayı koyduğu iddia edilen firari sanık Oğuz Demir’in dosyası ise ayrıldı. Süreç içerisinde ise bazı sanıklar hakkında yasadışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu terör örgütüne üye olmak suçundan yeni davalar açıldı. Bu kapsamda 18 Aralık 2008 tarihinde Ahmet Cansız, Selahattin Eş, Ali Akbulut, Aydın Koral hakkında yasadışı Tevhid-Selam Kudüs Ordusu örgütüne üye olmak suçundan dava açtı. İddianame, sanıklar “örgütte özel görevli olmak, sevk ve yönetiminde bulunmak, örgüte ait kaleşnikof tüfeği bulundurmakla” suçlandı. İddianamede, 1991-1998 yılları arasında İran’a giden sanıklara burada asker kıyafetli kişiler tarafından askeri ve siyasi eğitim verildiği, bomba yapımının öğretildiği iddia edildi. Sanıklar firari olduğu için haklarında kırmızı bülten çıkarıldı. Dava yıllarca sürdü.

‘BOMBACIYI TANIMIYORUM’

“tvhaberi.com” da yer alan habere göre; Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi avukatlarının talebi üzerine sanıklar Selahattin Eş, Ali Akbulut, Aydın Koral ve Ahmet Cansız’ın hakkındaki yakalama kararını “savunmalarını” yapmaları amacıyla kaldırdı. Bunun üzerine Ahmet Cansız dışındaki üç sanık, 2020 yılı içinde Türkiye’ye gelerek mahkemede savunma yaptı. Sanıklar haklarındaki suçlamaları reddetti. 20 Ekim 2020’deki duruşmada mahkemeye çıkan Aydın Koral, Uğur Mumcu’nun aracına bombayı yerleştiren isim olan Oğuz Demir’i tanımadığını savunarak, “En ufak bir örgütsel faaliyetimiz olmadı. Ben dini ve ilmi araştırmalarda bulundum” dedi.

Davanın 8 Aralık 2020’de görülen duruşmasında karar çıktı. Mahkeme, sanık savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle Selahattin Eş, Ali Akbulut ve Aydın Koral’ın beraatına karar verdi. Şüpheden sanık yararlanır ilkesine işaret edilen kararın gerekçesinde, sanıkların Selam gazetesinin yazarı ve muhabiri olduğu ifade edildi.

“Sanıkların dini inanç ve düşünceleri çerçevesinde Türkiye’de çalışırken 28 Şubat süreci ile birlikte kendilerini güvende hissetmediklerini düşünerek İran’a gittikleri” savunulan kararda “Sanıkların din ve vicdan, düşünce ve ifade hürriyeti çerçevesinde faaliyetlerini İran’da da yürüttükleri” belirtildi. Sanıkların İran’daki ziyaretinde kendisine eşlik ettikleri kişilerin örgüt üyesi olduklarını bilecek durumda olmadıkları ve örgüt üyesi olduklarına dair somut delil olmadığı savunuldu.

‘HUKUK SİSTEMİNİN FOTOĞRAFI’

Mumcu ailesinin avukatı Halil Sevinç, “Bizim bu davaya karşı diyeceğimiz bir şey yoktur çünkü Yargıtay bizi bu dosyada müdahil olarak kabul etmedi. Bu dava ve verilen karar Türk hukuk sisteminin fotoğrafı” dedi. Avukat Şenal Sarıhan ise “Uğur Mumcu’nun katledilişinin 28. Yılındayız. Gerek Mumcu, gerekse diğer aydın cinayetlerinde adil bir yargılama olduğundan söz etmek olanaksız. Katliamlara ilişkin hazırlık soruşturmasından başlayarak ciddi ihmaller yaşandı” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Gündem

Sultanahmet ve Suruç saldırılarının bombacı faili Süleyman el Aggal yakalandı

İçişleri Bakanlığı, Sultanahmet ve Suruç saldırılarının patlayıcılarını temin eden ve Türkiye’ye getirilmesini sağlayan IŞİD mensubu Azzo Halaf Süleyman EL Aggal’ın Urfa’da yakalandığını açıkladı. İfadesinde suçlamayı kabul eden Aggal tutuklandı.

BOLD – İçişleri Bakanlığı, 2016 yılında 10 Alman vatandaşın hayatını kaybettiği Sultanahmet ve 2015 yılında 33 kişinin hayatını kaybettiği Suruç saldırılarının faillerinden Azzo Halaf Süleyman El Aggal’ın yakalandığını açıkladı. IŞİD mensubu el Aggal, saldırılarda kullanılan patlayıcıları temin etmek ve Türkiye’ye getirilmesini sağlamakla suçlanıyor.

MİT VE EMNİYET OPERASYONU

Yapılan açıklamada el Aggal’ın Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü ve MİT Bölge Daire Başkanlığının ortak operasyonuyla Urfa’da yakalandığı duyuruldu. El Aggal’ın eylemlerde kullanılan patlayıcıların Türkiye’ye aktarılması dışında, eylem amacıyla ülkeye giren IŞİD’lilere de lojistik destek sağladığının tespit edildiği belirtildi.

IŞİD’DEKİ GÖREVİNİ İTİRAF ETTİ

Evrensel’in haberine göre El Aggal ifadesinde, IŞİD’in patlatma işlerinde kullandığı araçlarını tamir etme, aracın çevresini demirle kaplama ve araca patlayıcı yükleme işlerini yaptığını, 9 kardeşinin olduğunu, 2 kardeşinin IŞİD’e katıldığı ve Rakka şehrindeki bombardımanda öldüğünü söylediği belirtildi. El Aggal, kendisinin 2014’te IŞİD’e katıldığını, silahlı ve ideolojik eğitimin ardından, toplu olarak hiçbir şekilde örgütten ayrılmayacaklarına, duydukları emri sorgulamadan yerine getireceklerine ve Ebubekir El Bağdadi’nin, tüm Müslümanların emiri ve halifesi olduğu üzerine yemin ettiklerini söyledi.

El Aggal, Mahir El Aggal’ın talimatıyla hazırladıkları patlayıcıları Türkiye’ye gönderdiklerini ve bu patlayıcılarla yaklaşık 2 ay sonra da Sultanahmet’te eylem düzenlendiğini itiraf etti.

NE OLMUŞTU?

13 Ocak 2016’da Sultanahmet Meydanı’nda canlı bomba saldırısı yaşanmış 10 kişi hayatını kaybetmişti. IŞİD’in 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta gerçekleştirdiği bombalı saldırıda ise 33 kişi katledilmişti.

Okumaya devam et

Gündem

Cezaevlerinde 70 bin öğrenci var

HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın TBMM’ye verdiği soru önergesine göre 2019 yılında Türkiye cezaevlerinde 70 bin öğrenci bulunuyor. 2020 rakamı ise henüz açıklanmadı.

BOLD – Müebbet hapis cezasına çarptırılan 350’den fazla askeri öğrenciden sonra cezaevlerinde kaç öğrencinin bulunduğu merak ediliyordu. HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın  Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün’ün cevaplaması talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verdiği önergede tutuklu öğrenci sayısının 2019 verilerine göre 70 binin üzerinde olduğu bilgisi yer aldı. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CCST) Hapiste Öğrenci Ağı Temsilcisi tarafından, ÖSYM’nin yaptığı sınavlara 2020 yılında 16 bin 69 öğrencinin girdiği, 99 bin 358 öğrencinin ise; ortaokul ve lise açık öğretim sınavlarına girdiği belirtildi.

ÖĞRENCİLER EĞİTİM HAKLARINDAN MAHRUM

Artı Gerçek’ten Yağmur Kaya’nın haberine göre önergede, cezaevlerinde tutuklu öğrenci sayısının korkunç boyutlara ulaştığı ve koronavirüs salgını döneminde tutuklu öğrencilerin yaşadığı sorunların giderek daha ağır bir hal aldığı ifade edilirken, öğrencilerin cezaevlerinde eğitim haklarından mahrum bırakıldığına dikkat çekildi.

Öğrencilerin cezaevlerinde online eğitimlere katılamadığı, cezaevi yönetiminin duruma yönelik gerekçeli cevabında ise; alt yapı yetersizliğini gerekçe gösterdiği vurgulanarak, tutuklu öğrencilerin sorunlarının eğitimlerinden mahrum kalmasıyla sınırlı olmadığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Mahpus öğrencilere 2017’den beri, ‘Okul harçları için sosyal yardımlaşma vakıflarına başvurun’ denilmiş, fakat bu vakıflar birçok nedenle öğrencilere harç vermemiştir. Siyasi mahpusların harçları yatırılmıyor ya da diğer nedenlerden dolayı harç ücretleri karşılanmamaktadır. Birçok öğrenci de harcını yatıramadığı için eğitim görememektedir. Eğitim materyalleri de internet üzerinden verildiği için öğrenci mahpuslar bu materyallere ulaşamıyor. Cezaevlerinde tutulan öğrenci mahpusların yaşadığı sorunlar açık bir şekilde gösteriyor ki var olan eğitimde eşitsizlik daha derin bir hal almakla birlikte mahpus öğrencilerin eğitim hakları engellenerek Anayasa’da yer alan ‘Kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz’ ilkesi ihlal edilmektedir.”

SUÇU KESİNLEŞMEDİĞİ HALDE TUTUKLU KAÇ ÖĞRENCİ VAR?

Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın önergesinde şu sorulara cevap istedi:

– Bugün itibarıyla cezaevlerinde bulunan öğrenci sayısı kaçtır? Öğretim gördükleri eğitim kademesine göre ilkokul, ortaokul, lise, üniversite, lisansüstü ve doktora programları bazında dağılımları nedir?

– Cezaevlerinde tutulan ve haklarında isnat edilen suç kesinleşmediği halde tutukluluk halleri devam eden öğrenci sayısı ile tutukluluk süreleri nedir?

– Cezaevine getirildikten sonra devam ettiği eğitim programıyla ilişkisi kesilen öğrenci sayısı kaçtır? Cezaevine konulmasıyla devam ettiği eğitim programı ile ilişkisi devam eden öğrenci sayısı kaçtır?

– İşledikleri iddia edilen suçlar yargı organlarınca kanıtlanmadığı halde uzun tutukluluk nedeniyle sonradan telafisi zor olan kayıplarla karşı karşıya kalan öğrencilerin tutuksuz yargılanmalarını sağlayacak bir yasal düzenleme çalışması yapmayı düşünüyor musunuz?

– Cezaevlerinde tutulan öğrencilerin özellikle koronavirüs sürecinde eğitim haklarından yoksun kalmamaları için ne tür tedbirler alınmaktadır?

– Cezaevlerinde tutulan mahpus öğrencilerin eğitim materyallerine ulaşmaları noktasında herhangi bir tedbir alınmış mıdır? Alınmış ise ne tür tedbirler alınmıştır?”

Okumaya devam et

Popular