Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Dolar kuru neden patladı? Merkez Bankası’nın eriyen rezervleri nereye gitti? Bold Özel Video

Türkiye ekonomisi çalkantılı bir hafta geçirdi. Dolar 5.80’lere çıktı, İstanbul Borsası yüzde 10’dan fazla değer kaybetti. Piyasa faizleri yüzde üç arttı. Londra’daki swap piyasasında Türk Lirası’nın gecelik faizi yüzde 1.300’ü aştı. 2001’deki ekonomik krizi sırasında görülen seviye yüzde 71’di. Türk halkı enflasyon, resesyon gibi kavramların yanında stagflasyon, short, swap gibi kelimeleri öğrendi. Peki bütün bu yaşananların sorumlusu kim? Dolar kuru neden patladı? Merkez Bankası’nın eriyen rezervleri nereye gitti? Hepsi özel hazırladığımız videomuzda.

FATİH AKALAN
BOLD ÖZEL

Dolar kuru kaç lira oldu?
Hahaha… Garip değil mi hemen bir telefona bakma ihtiyacı duyuyor insan.
Kuru kuruşuna bilmek lazım…
Şaka bir yana zengin ya da fakir fark etmiyor…
Eğer Türkiye’de yaşıyorsanız dolarla yatıp dolarla kalkmak zorundasınız.
Çünkü ara ara düşer gibi yapsa da doların yükselişi sürüyor.
Her bir kuruşluk artış ise vatandaşa yol su elektrik olarak geri dönüyor.
Anladınız siz onu.
Cevabı en çok merak edilen soru ise: Dolar düşer mi?
Siz hangi taraftasınız?
Dolar düşer diyenler?
Dolar çıkar diyenler?
Ben hep 50 liralık dolar alıyorum diyenler?
Bomba neyim yağmasa da dolar düşecek gibi görünmüyor.
Çünkü Türkiye derin bir ekonomik kriz yaşıyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere AKP bu gerçeği görmezden geliyor.
Amerikan doları 22 Mart Cuma gününe 5 lira 46 kuruştan başladı.
Saatler içinde 5.84’e çıktı.
Bir günde 44 kuruş arttı.
Bir başka ifadeyle Türk lirası, Dolar karşısında yüzde 5 değer kaybetti.
Sadece perşembe ve Cuma günü şirketler ve vatandaş 2 milyar dolar aldı.
Peki neden?
Yaşanan dolar krizinin sebebi ne?
Dış güçler Türkiye’ye 31 Mart seçimleri öncesi bir oyun mu oynuyor?
Faiz lobisi Erdoğan’ı mı devirmeye çalışıyor?
Yoksa Türkiye ekonomik krizi derinden mi hissetmeye başladı?
Bir başka senaryoya göre ise ise AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçime giderken ‘beka sorunu’na halkı inandırmak için doları bilerek kendisi tırmandırıyor.
Dolar’da yaşananları anlamak için filmi biraz geriye sarmak gerekiyor.
Ver mehteri
Verme verme…
Ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları ne de Havuz Medyası aracılığı ile yapılan ‘dolar bozma’ şovları işe yaramadı.
Halk Türk lirasına güvenmiyor.
Öyle ki bankalardaki toplam mevduatın yüzde 52’si dolar.
Bu da 176 milyar dolara denk geliyor.
Oysa 2018 yılı Aralık sonunda bankalardaki dolar mevduatı 148 milyardı.
Bu da yaklaşık 30 milyarlık bir artış demek.
Yastık altında ne kadar dolar olduğu ise bilinmiyor.
Bu videoya gerek yoktu ama olsun…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak şive komiği yaparak doları nasıl yendiklerini anlatsa da Merkez Bankası rezervleri hızla eriyor.
28 Şubat-21 Mart arası Merkez Bankası’nın döviz rezervi 7.2 milyar dolar azaldı.
Bunun 5.9 milyar dolarlık kısmı döviz satışından kaynaklandı.
Hazine’nin döviz hesabındaki azalış ise 3.4 milyar dolar oldu.
Merkez Bankası verilerine göre bu azalışta BOTAŞ’a enerji ithalat ettiği firmalara ödeme yapması için verilen 5.3 milyar doların büyük payı vardı.
Ancak uzmanlar bunu inandırıcı bulmuyor.
ABD’nin en büyük bankası JP Morgen raporunda işte bu anormal düşüşe dikkat çekti.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Sermaye Piyasası Kurulu JP Morgen dahil bazı bankalarla ilgili soruşturma başlattı.
Gerekçe manipülasyon.
Oysa içerden bilgi sızdırmamak kaydıyla manipülasyon da spekülasyon da serbest piyasanın bir gerçeği.
Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan, öyle düşünmüyor.
Erdoğan Yenikapı Mitingi’nde ‘Bedel ödeteceğiz’ dedi.
Uzmanlara göre ise gerçek çok farklı.
Ekonomist Uğur Gürses, doların ısrarla izlenen ekonomi politikalarının patlattığını söylüyor. Gürses ‘Dövizde tanzim satışa rağmen kur hala 5.60’ diyor.

GRAFİK
UĞUR GÜRSES/ EKONOMİST
Krizi kötü yöneterek de derinleştirebilirsiniz; şimdi yapılan da o. Yatırım bankaları her zaman rapor yazar, her raporda da oran, kur, seviye yazar. JP Morgan da öyle yapmış. Ülkeye döviz getirip bozdururken iyi de sonra kurun yükseleceğini söyleyip döviz alması mı “manipülasyon”? Bu tür soruşturmalar “bağcı dövmektir”. Krizi derinleştirir. İçeride kendi yurttaşınızı “dövüp” yarattığınız tek sesliliğe benzemez yabancı sermayeyi “dövmek”… Girene serbest, çıkmaya kalkanı “döven” tek yönlü sermaye akışına kimse para getirmez.
Londra’daki swap piyasasında Türk Lirası’nın gecelik faizi, yüzde 700’ü aştı. Geçen hafta yüzde 22 seviyesinde seyreden bu oran son iki gün içinde katlanarak yükseldi, 2001’deki ekonomik krizi sırasında görülen yüzde 71 seviyesinin 10 kat üzerine çıktı.
Ekonomist Selçuk Geçer’e göre, AKP seçime 5 kala büyük bir kumar oynuyor.
Geçer, ‘Merkez Bankası’nın azalan rezervini AKP yandaşı zenginlerde arayın’ diyor..
Ekonomist Emin Çapa, ekonomik krizin sebebin bizzat Erdoğan olduğunu söylüyor.
Bu yorumu çok mu acımasız buldunuz?
O zaman Erdoğan’a kulak verelim.
Bakalım başkan seçildiği gün ne söylemiş!

Genel

AKP’li Belediye Meclisi Üyesi Kovid-19 aşısını hangi sıfatla yaptırdı?

AKP’li Belediye Meclis üyesi ve eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı avukat Fatih Özata, Kovid-19 aşısı olduğunu açıkladı. Sağlık çalışanları ve riskli gruptaki 65 yaş üstü vatandaşlar bile henüz aşı olamamışken Özata’nın hangi unvanıyla aşı yaptırdığı tartışma konusu oldu.

BOLD –  AKP Eskişehir eski Gençlik Kolları Başkanı ve şimdiki dönemde Belediye Meclis Üyesi olan avukat Fatih Özata, instagram hesabında Kovid-19 aşısı olduğunu duyurdu. Özata’nın bu paylaşımı aşıyı hangi sıfatla yaptırdığı tartışmasını ve torpil iddialarını gündeme getirdi.

Türkiye’de aşılama çalışmaları Avrupa ülkelerinden oldukça geç başladı. Henüz sağlık çalışanları ve riskli olan gruplar aşılanmadı. Buna karşın bazı AKP’li isimlerin aşı olduğu iddiası tartışılırken AKP eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı ve Belediye Meclisi üyesi Fatih Özata sosyal medya hesabından aşı olduğunu açıkladı.

İddiayı sosyal medya hesabından gündeme getiren CHP’li Barış Yarkadaş, “Özata aynı zamanda sağlıkçı değilse; aşıyı nasıl yaptırdı? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Umarım mantıklı bir cevabı vardır” ifadelerini kullandı.

 

Yarkadaş’ın paylaşımları üzerine, Özata özel hastanelerin avukatı olduğunu ve bu sıfatla aşı olduğunu açıkladı. Yarkadaş ise “Özata gerçek bir sağlık neferiymiş de haberimiz yokmuş! Veterinerler bile aşı olamazken hastane avukatı oluyor. Fatih Bey’i nöbete de bekliyoruz!” sözleriyle tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Genel

AYM cezaevinde işkenceye tazminat cezası verdi: Gardiyanlara yeni soruşturma açılacak

Kırıkkale F Tipi Cezaevinde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp edip kolunu kırdığı görüntüler ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi, Gündüz için 70 bin lira manevi tazminata hükmedip, gardiyanlar hakkında soruşturma açılmasını istedi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuyu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

BOLD – 27 Mayıs 2017’de yaşanan ve cezaevinin güvenlik kameralarına yansıyan olayda, cezaevindeki hak ihlallerini protesto etmek amacıyla kantin önünde oturma eylemi başlatan Gündüz, kafası betona vurularak darp edildi. Ardından kolu bükülerek sürüklendi. Hastaneye kaldırılan Gündüz’ün kolunun kırıldığı tespit edildi.

TUTANAK: TUTUKLU KENDİNİ YERE ATTI

Olayla ilgili olarak nöbetçi müdürün de arasında bulunduğu 5 infaz koruma memuru, hakkında tutanak tutuldu.  Tutanakta olay, “Tutuklu koğuş şebekesi girişine getirildiğinde kapının açılması beklenirken kasten kolunun üzerine gelecek şekilde kendisini sertçe yere attı” diye anlatıldı. Memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadı.

CEZA GARDİYANLARA DEĞİL, TUTUKLUYA VERİLDİ

Koru kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildi.

BAŞSAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ

Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıktı. Gündüz’ün avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.

AYM İŞKENCEYİ GÖRDÜ

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutuklunun kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, infaz koruma memurları hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Olayın görüntülerini ise ANKA servis etti.

İŞKENCE ADALET BAKANINA SORULDU

Evrensel’in haberine göre HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp etmesini ve kolunu kırmasını Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesi veren Gergerlioğlu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

-Kolu kırılan Gündüz’e marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildiği ve memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadığı iddiaları doğru mudur?

-Yüksek Mahkeme’nin belirttiği Gökhan Gündüz’e yönelik işkence iddiasına dair ‘kamera görüntülerinin içeriklerinin ortaya konulamamış’ olmasının nedeni nedir?

-Eğer bu iddialar doğruysa Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı etkili bir soruşturma yürütemediği iddiası doğru mudur?

-Anayasa Mahkemesi’nin tespitine göre, bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında açılmış yeni bir soruşturma var mıdır?

-Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır? Bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında idari bir yaptırım uygulanmış mıdır?

-Geçmişte Gökhan Gündüz hakkındaki işkence soruşturmasının avukatlığını yapan Engin Gökoğlu’nun da tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’ndeki görevli memurlar tarafından kolunun kırıldığı iddiaları doğru mudur?

-Eğer bu iddialar doğruysa bu konuda açılmış soruşturma var mıdır? Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır?

-Son 5 yıl içerisinde, işkence ve kötü muamele iddiasıyla hakkında soruşturma açılan memur sayısı kaçtır?

-Son 5 yıl içerisinde, maruz kaldığı kötü muameleler ve işkenceler sonucunda yaralanma ve sağlık problemleri oluşan kişi sayısı nedir?

Okumaya devam et

Genel

SMA’lı çocuk annesi Mürüvvet Aydar: Çocuğum gözümün önünde ölüyor yardım edin

2 buçuk yaşındaki SMA hastası Havin Ömür Aydar, yaşamak için yardım bekliyor. SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini, çok pahalı oldukları için ilaçları alamadıklarını söyleyen anne Mürüvvet Aydar “Çocuğun başında ölmesin diye bekliyorum. Yardım çığlımızı duyun” dedi.

BOLD – SMA hastası kızı olan Mürüvvet Aydar, kızının tedavisi için yardım çağrısı yaptı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların çok pahalı olduğunu belirten anne Aydar, SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini söyledi. Aydar ayrıca parası ödenen ilaçlar için de sayısız kriter arandığını bunun da ilaçlara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

SMA HASTASI ÇOCUĞUN AİLESİ YARDIM BEKLİYOR

Gazete Duvar’dan Ali Vefa Yurdal’ın haberine göre İstanbul’da yaşayan SMA hastası 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar’ın annesi Mürüvvet Aydar, “Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” dedi.

YARDIM GECİKİRSE HAVİN’İN HAYATI RİSKE GİRECEK

Mehmet Şirin Aydar ve Mürüvvet Aydar çifti, Türkiye’deki Spinal Muskuler Atrofi (SMA) hastası binlerce çocuktan biri olan kızları 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar için yardım bekliyor. Kızının 2 kilo daha alması halinde tedavisi için gerekli olan ilacın da önemini yitireceğini söyleyen anne Mürüvvet Aydar şunları anlattı: “Kızım 2,5 yaşında. Hastalığı 2 aylıkken fark edildi, tıbbı genetik testiyle 5 aylıkken SMA hastası olduğu tespit edildi. Biz de her aile gibi ilaç için mücadele ediyoruz. Kızım şimdi 11,5 kilo. Bu ilacı kullanması için 13,5 kilonun altında olması gerekiyor.”

“Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” diyen anne Aydar ekonomik şartlardan ve ilaç fiyatlarından dert yandı. Kızının tedavisi için yardım isteyen Aydar “Kızımın şu an hayatta kalması için gereken ilaçlar bile çok pahalı. Öksürme cihazının parasını bile SGK ödemiyor. Bir çocuğum daha var, evin ihtiyaçları var, mutfak masrafları var… Çok zor günler geçiyoruz. Çocuğumuzun bir an önce tedavi olmasını istiyorum. Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor. Bu hastalık ölümcül bir hastalık” ifadelerini kullandı.

İLAÇ BEKLERKEN KALBİ DURDU

Ülkede karşılanan ilaçlar için kriterlere girmenin çok zor olduğunu söyleyen Aydar şöyle devam etti: “SGK’nın karşıladığı ilaçlar için sayısız kriter var. O kriterlere girmek çok uzun sürüyor. Sıra beklerken çocuğun kalbi durdu. Yarın 7. dozunu almak için fizik ve solunum puanlamasına girecek ama büyük ihtimalle alınmayacak. Çocuk 6 cihaza bağlı yaşıyor. Solunumunu cihazla sağlıyor. Yutma yetisini kaybetmiş durumda, karnından tüple besleniyor. Sürekli nabzını kontrol eden cihazlara bağlı. Çocuğun başında ölmesin diye bekliyoruz. Kas sistemi çöktüğü için ağzında biriken tükürüğü bir makine yardımıyla ben çekiyorum.”

6 CİHAZA BAĞLI YAŞIYOR

Kızının vücuduna bağlı olan cihazlarla oyun oynamaya çalıştığını anlatan Aydar, “Bir yatakta sürekli gözetimimizde. Odasının yoğun bakım ünitesinden farkı yok. Odasındaki oyuncakları, kendisine bağlı olan sağlık üniteleri. Onlarla oyun oynamaya çalışıyor. Babası da ilaçları almak için sürekli rapor peşinde koşuyor. SGK ve hastane arasında sürekli mekik dokuyor. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve raporları toplamak için çalışıyor” dedi.

Okumaya devam et

Popular