Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

AA’nın 13 saatlik kesintisinin sırrı bu grafikte

Anadolu Ajansı’nın 31 Mart Yerel Seçimleri’nde 13 saatlik kesintisinin sırrı grafiklerle incelendiğinde ortaya dümdüz bir grafik çıkıyor. Bu grafik son seçimlerin tamamıyla eşleşiyor ve AKP-AA arasındaki bağı da seçimde yapılan manipülasyonu da gözler önüne seriyor.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

Anadolu Ajansı (AA) 31 Mart Yerel Seçimleri’nde veri akışını yaklaşık 13 saat kesti. Kesintinin odağında İstanbul vardı. AA önce eleştirileri YSK’ya yönlendirdi. Ancak YSK’dan gelen “AA bizim müşterimiz değil” cevabıyla AA’nın verileri nereden aldığı ve neden AKP’yi sürekli yüksekten gösterdiği soruları gündeme geldi.

Bu noktada AA’nın son seçimler ve önceki seçimlerde açıkladığı verilerin grafiği çıkartıldığında ortaya yapılan manipülasyona ait somut bir veri ve formül çıkıyor. Bu da AA’nın verileri AKP Genel Merkezi’nden aldığı tezini güçlendiriyor.

AA SANDIK SONUÇLARINI NEREDEN ALIYOR

AA 13 saat süreyle verileri kesmesiyle ilgili eleştiriler üzerine “Adayların oy oranlarının birbirine çok yakın olduğu İstanbul için, verilerin sağlıklı bir şekilde geldiği son noktada durup beklemek ve YSK’nın ilan edeceği sonuçları hep beraber görmek en doğru karardır” açıklaması yaptı.

Alman DW, AA’daki eski ve mevcut çalışanlarıyla konuşarak yaptığı habere göre, AA çalışanları seçim verilerinin nereden geldiğini bilmiyor. Cihan Haber Ajansı’nın (CHA) Erdoğan Rejimi tarafından kapatılmasından sonra AA, Türkiye’de seçim sonuçlarını medyaya servis etmede tekel konumuna geldi. DW’nin haberine göre çalışanların seçim verilerinin aktarılması için kurulan teknik sisteme giriş izni yok. Veriler sadece seçilmiş belirli kişiler üzerinden işleniyor.

DW Türkçe’ye konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen bir AA çalışanı durumu şöyle özetliyor:

“Şu anda kimse bu verilerin nereden geldiğini bilmiyor. Bunu biz de kendi aramızda sorguluyoruz. Doğrudan teknik servis hallediyor ve eskiden bundan sorumlu olan haber masaları sadece yorum ya da değerlendirme yazıyor.”

Anadolu Ajansı’nın 1997-2003 yılları arasındaki Genel Müdürü Mehmet Güler, Anadolu Ajansı’nın seçim sonuçlarını hiçbir zaman YSK’dan almadığının da altını çiziyor. Şu andaki sürecin şeffaf olmadığını söyleyen Güler, “Eğer sonuçlar bir parti genel merkezinden alınıyorsa bu son derece yanlış. Çünkü hangi partiden alırsan al, mutlaka manipülasyon olur” diyor.

AA SAHADA YOK YSK’DA VERİ VERMİYOR PEKİ AA VERİLERİ KİMDEN ALIYOR?

Eski Genel Müdür Güler’in verdiği “AA verileri hiçbir zaman YSK’dan almadı” cümlesini YSK Başkanı Sadi Güven de seçimden hemen sonra yaptığı açıklamada doğruladı.

Güven, “Anadolu Ajansı benim müşterim değil, benden veri almıyor. Nereden alıyor bilmiyorum. Anadolu Ajansı akşam yüzde 90’ları gösterdiği zaman ben yeni daha tarayıp girmeye başlamıştım. Dolayısıyla ben Anadolu Ajansı’na herhangi bir bilgi servisi yapmıyorum.” dedi.

PEKİ AA SEÇİM SONUÇLARINI SON DÖNEMDE NEREDEN ALIYOR?

Seçim sonuçlarını yıllarca en hızlı biçimde CHA medyaya servis ediyordu. CHA’nın kendi kurduğu sandık görevlisi ağı vardı. AA’nın da benzer ağı olsa da CHA kadar yaygın değildi.

Ancak Anadolu Ajansı son seçimlerin hiçbirinde sandıklarda görevlendirme yapmadı.  AA ile AKP’nin ortak seçim çalışmasına ilk işaret, 17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu’ndan hemen sonraki 2014 Yerel seçimlerinde ortaya çıktı. Dönemin AA Genel Müdürü Kemal Öztürk’ün 2014 yerel seçimleri gecesi AKP genel merkezine gitti. Öztürk, AKP’ye gittiğini doğrulayarak, “Ben bu partinin bir numaralı, iki numaralı ismine 10 yıl çalıştım. Onlarca arkadaşım orada, arkadaşlarım bakan oldu” yanıtını vermişti.

AA SONUÇLARI AK PARTİ MERKEZİNDEN ALIYOR

AA eski genel müdürü Mehmet Güler’in yaptığı, “Eğer sonuçlar bir parti genel merkezinden alınıyorsa bu son derece yanlış.” vurgusu burada dikkat çekiyor.

Bilindiği gibi AKP’nin diğer partiler gibi tüm sandıklarda görevlileri var. Parti, seçimlere dönük son derece teknolojik bir merkeze ve bilgisayar yazılımına sahip. Türkiye’nin tüm bölgelerinden sandık müşahitlerinden gelen veriler dakikalar içinde sisteme işleniyor. Tüm sandıklardan veri gönderebilme avantajıyla AKP seçim sistemi, geçmişteki CHA seçim sistemine eşit hızda sonuçları belirliyor. Bu da sandıkların açılmasından yaklaşık 1/2 saat sonrasına denk geliyor.

YSK’nın AA’nın kendilerinden veri almadığını açıklaması ve AA’nın da sandıklarda artık kendi görevlileri bulunmadığı düşünüldüğünde geriye kalan tek seçenek AA’nın, AKP’nin verilerini kullanması kalıyor.

AA’nın açıkladığı 31 Mart Yerel Seçimleri sonuçlarının belli bir formülle girildiği ve sürekli olarak hayatın olağan akışına aykırı biçimde düz çizgide ilerlediği görülüyor.

AA VERİLERİ GRAFİKLEŞTİRİLDİĞİNDE MANİPÜLASYON ORTAYA ÇIKIYOR

Bu durum, AA’nın seçimden 1 saat sonra sandık sonuçlarına tıpkı AKP Genel Merkezi gibi neredeyse tam olarak ulaşması anlamına geliyor. İlk yarım saatte yüzde 50’lik bir sonuç oranı AKP Genel Merkezi’ne ulaşmış oluyor. Bu nedenle AA grafiğinde önce yüzde 50’de sonra yüzde 100’de iki nokta belirleniyor.

Ancak AA sonuçları 4/5 saatlik bir zaman dilimine yayarak veriyor. Bunu yaparken de ilk açıklamalarda AKP’nin oyları yüzde 60’ın üstünde gösteriliyor ancak sonuç, zaman ilerledikçe AKP oyları açısından net noktaya ulaşıyor.

AA’nın sonuç açıklama ekranına bakıldığında, son dönemdeki seçimlerin tamamında düz bir çizgi ortaya çıkıyor. Sonuç ekranına hedef oy verisi önce yüzde 50 noktasında, sonra da yüzde 100 noktasında doğru olarak girildikten sonra yazılım sistemi, oyları belirli zaman aralıklarıyla açıldığını iddia ettikleri sandık oranıyla orantılı olacak şekilde otomatik olarak sisteme giriyor.

Elle yapıldığında günün sonunda izah edilemeyecek verilerin ortaya çıkma ihtimalinden dolayı, bunun bir algoritmayla çalışan yazılımla ve belli bir formül değeri girilerek yapılması gerekiyor.

Ancak anlaşılan algoritmaya herhangi bir rastgelelik eklenmemiş, dolayısıyla hayatın normal akışında olması gerektiği gibi farklı bölgelerdeki seçmen profiline göre grafikte bir dalgalanma olmuyor, düz bir çizgi ortaya çıkıyor.

Bu nedenle Ankara ve İstanbul’da sosyal demokratların yaşadıkları bölgelerde sandıklar açıldığında oynaması gereken veriler oynamıyor. Örneğin Çankaya ya da Kadıköy’deki sandıklar açıldığında çizgilerde dalgalanma yaşanması gerekirken, formül nedeniyle çizgi düzlükten sapmıyor.

Sonuçta AKP’nin elindeki ilk sonuçlarla YSK’nın açıkladığı sonuçlar arasında AKP’nin lehine az bir fark çıkıyor.

Ancak bu fark özellikle milletvekilliği seçimlerinde, vekil sayılarını değiştirebiliyor. AA’nın ilk açıklanan sandıklarda algoritma gereği AKP’nin oyunu yüksek, muhalefetinkini düşük göstermesi nedeniyle sandık müşahitlerinin moralmen çöküp sandıkları terketmesi işte bu küçük farkın oluşturulması için gerekli hile zeminini ortaya çıkartıyor.

SEÇİM GECESİ AA SİSTEMİ KAPATMAK ZORUNDA KALDI

Seçim gecesi AA’nın sistemi bir süre kapatması bu nedenle gerçekleşti. AKP’nin elindeki veri sistemi CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun kesin olarak seçimi kazandığı sonucuyla kapandı.

AA’nın sistemi de bu algoritmaritma gereği bu kapanış noktasını girdi ve formül düz çizgide Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı noktaya ilerlemeye başladı. AA yönetimi bu noktada ya kesin sonuçlara doğru otomatik yapılan sonuç bildirmeyi, dolayısıyla Ekrem İmamoğlu’nun zaferini ilan edecek ya da AKP’ye zaman kazandırmak için sistemi kapatacaktı.

AA’nın iki ayrı seferde yaptığı 15 saatlik kesinti, kurumun ikinci yolu seçtiğini gösteriyor.

AA, formüle dayalı bu algoritma sistemi son dönemde hemen tüm seçimlerde kullanıyor.

GEÇMİŞ SEÇİMLERDEKİ ALGORİTMA

Örneğin aşağıda 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AA’nın periyodik açıklama ekranı görünüyor. AA’nın verileri X/Y grafiğine döküldüğünde hedef noktalar doğru olarak belirlenmiş ancak düz çizgide ilerleyen grafik görülüyor. Muharrem İnce’nin yüksek oy aldığı ilçelerdeki ve illerdeki sonuçlar ya da tersi Tayyip Erdoğan’ın yüksek oy aldığı il ve illerdeki sonuçlar grafikte dalgalanma yapmıyor.

Aşağıdaki grafik ise 2017 Referandumuna ait. AA’nın açıkladığı veriler burada da bir düz çizgi ortaya çıkartıyor.

 

SİSTEM DOĞAL OLARAK KAZANANA YÖNELİK İŞLİYOR

AA’nın komplikasyonu ve veri girişini kesmesi ise ilk kez AKP’nin açıkça kaybetmesi nedeniyle gerçekleşti. Sistem hedefleme ve belli bir formül üzerine ilerlediği için belli bir noktada AKP’nin oyları önceden yüksekten açıklansa da muhalif partilerin grafiği AKP’nin grafiği ile çakışıp geçiyor. Bu da sonuçların formül gereği yüzde 100’e yakın bir noktaya ulaştığı yerde oluyor. Bu nedenle AA verileri yüzde yüz noktaya küsurat kaldığı yerde kesti.

Bu AKP’ye ilk kesintide yaklaşık 1 saat ardından da 12 saatlik hamle zamanı tanıdı. Bu sürede İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve AKP’nin İstanbul adayı Binali Yıldırım ve kurmaylar toplantı üstüne toplantı yaptılar ancak İstanbul İl Seçim Kurulu’nun tavrında bir değişiklik gerçekleşmemesi üzerine AA verileri açıklamak zorunda kaldı.

 

AA Genel Müdürü Şenol Kazancı: Seçim gecesi yaşananları kızıma da anlatamadım

BOLD ÖZEL

ABD’den Saray’a uzanan bir yolsuzluk ve kara para hikayesi

Bold Medya, Reza Zarrab olayına benzerliğiyle dikkat çeken, Saray’a yakın iş insanı SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz olayının gerçek hikayesini işledi.

BOLD – Bold Medya, ana akım medya ve havuz medyasında Saray ve Erdoğan ile ilişkileri örtülerek verilen, SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz olayının gerçek hikayesini ele aldı.

Geçen aralık ayında terörün finansmanının önünü kesmek amaçlı hazırlanan yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından 4 ilde eş zamanlı ‘kara para’ operasyonu düzenlendi. ABD’yi 132 milyon dolar dolandırdığı iddia edilen Sezgin Baran Korkmaz dahil 19 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Adreslerinde bulunan 10 kişi gözaltın alınırken Korkmaz’ın kısa bir süre önce yurtdışına çıktığı ortaya çıktı.

17/25 HAFTASINDA OPERASYON

Polise 17/25 Aralık Yolsuzluk Haftasında, Saray’a yakın bir iş adamına yolsuzluk operasyonu yaptırılması meydana okuma olarak nitelendirildi.

İlk kez geçen Ekim ayında malvarlığına tedbir konan Korkmaz’ın kaçması için ise karanlık eller devreye girdiği ileri sürülüyor. Kaçış öncesi ilk olarak Korkmaz’ın malvarlığına konan tedbir kararı kaldırıldı. Kararda imzası bulunan İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Hasan Yılmaz da kısa bir süre sonra Adalet Bakanı Yardımcılığına getirildi.

İşte Saray’ın başını ağrıtacak ikinci Reza Zarrab olayı olarak da anılan Sezgin Baran Korkmaz olayının gerçek hikayesi:

90’lardan bugüne sadece arabanın markası ve rengi değişti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İlayda Tekgöz’ü iki çocuğuyla hücreye attılar: “Bizi çıkarın!”

Biri elinde, diğeri kucağında iki çocuğuyla tutuklanan ve polisler eşliğinde adliyeden çıkarılırken çekilen fotoğrafla gündeme gelen İlayda Tekgöz, ailesiyle görüştü: “Elinizden geleni yapın, bizi buradan çıkartın!”

BOLD ÖZEL Geçen hafta pazartesi günü tutuklanıp iki çocuğuyla birlikte Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi karantina hücresine konulan İlayda Tekgöz, bugün ailesiyle ilk telefon görüşmesini yaptı. “Biz iyiyiz ama elinizden geleni yapın, bizi buradan çıkartın. Burası bildiğiniz hücre” diyen Tekgöz bir haftadır 1,5 yaşındaki oğlu Ekrem ve 4 yaşındaki kızı Zülal ile bu hücrede kalıyor. İlayda Tekgöz 4 Şubat’ta tekrar hakim karşısına çıkacak.

Bir buçuk yıl önce doğumhane kapısında gözaltına alınan İlayda Tekgöz 18 Ocak 2021’de Çağlayan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tutuklandı. 19 Temmuz 2019’da Gaziosmanpaşa Şafak Hastanesinde doğum yaptıktan iki saat sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan İlayda Tekgöz o gün adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

Kapatılan dershanelerde matematik öğretmeni olarak görev yapan 32 yaşındaki İlayda Tekgöz’ün eşi Hasan Tekgöz de 11 aydır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor. 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan makine mühendisi Hasan Tekgöz Şubat 2020’de tutuklanmıştı.

Serbest bırakıldığı günden beri İstanbul’da yaşayan ve eşini ziyaret eden İlayda Tekgöz’ün ‘kaçma şüphesi var’ denilerek tutuklandığı öğrenildi. Mesajlaşma programı Bylock, Bank Asya hesabı, mahkemeye geldiği halde dinlenmeyen bir tanığa dayanılarak hakkında dava açılan İlayda Tekgöz’ün oğlu Ekrem bebek anne sütüyle besleniyor.

Ekrem bebek ve ablası Zülal, annelerinin mahkemesini adliye koridorunda böyle beklemişti. 18 Ocak 2021, Çağlayan Adliyesi.

 

Ekrem bebeğin annesi tutuklandı

1.5 ve 4 yaşındaki iki kardeş anneleriyle birlikte karantina hücresinde!

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

4 yılda tam 41 insan Türkiye cezaevlerinde kanser olup öldü

Temmuz 2016 ile Ocak 2021 arasında Türkiye cezaevlerinde tam 41 insan kanser nedeniyle hayata veda etti. 9 kanser hastası ise hala tutsak.

BOLD ÖZEL | SEVİNÇ ÖZARSLAN 

KURGU: BARBAROS KAYA

Cezaevlerindeki hak ihlalleri birçok insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Özellikle son 4 yılda pek çok insan kanser olup ya cezaevinde öldü ya da tahliye edildikten kısa bir süre sonra sevdiklerine veda etti.

Hasta tutuklular için bugün en büyük sorun sağlık hizmetlerine zamanında ulaşamamak. Koronavirüs salgını nedeniyle bu zorluk ikiye, üçe katlandı. Cezaevinde sadece kanser olup ölenler yok elbette. Kalp krizi, beyin kanaması, beyin tümörü, koronavirüs nedeniyle de hayatını kaybeden çok fazla insan var. Hazırladığımız haber “Temmuz 2016 ile Ocak 2021 arasında cezaevinde kanser olup ölenleri” kapsıyor. Ortaya çıkan ve bilinen vaka sayısı 41. Bu sayı daha da fazla olabilir. Bazı aileler gördükleri baskı ve yaşadıkları hukuksuzluklar nedeniyle yaşadıklarını saklıyor, susmayı tercih ediyor.

Cezaevinde kanser olduktan sonra ilk hayatını kaybeden kişi öğretmen Fatih Korkmaz. Bartın Cezaevinde tutukluyken beyin kanserine yakalanan Korkmaz 25 Ekim 2016’da hayatını kaybetti. Son kişi ise çok genç bir öğrenci. Sincan Cezaevinde lenf kanserine yakalanan kursiyer teğmen Ercan Dağhan 4 Ocak 2021’de vefat etti.

“KEŞKE EŞİM ÖLMEDEN KONUŞSAYDIM”

Akademisyen Ahmet Turan Özcerit, tıbbı mümessil Deniz Hakan Şen, polis memuru Kadir Eyce, öğretmen Engin Erol, işadamı Medeni Arifoğlu, yönetmen Fatih Terzioğlu, gazeteci Mevlüt Öztaş, komiser Ümit Gökhasan, öğretmen Tacettin Toprak, askeri öğrenci Yusuf Kurt sosyal medyada en çok gündeme gelen isimler olduğu için ölüme giden süreçte neler yaşadıkları biliniyor. Bold Medya olarak bu hastaların maruz kaldığı haksızlıkları belgeleriyle ortaya koyduk.

Ancak ne yaşadığı bilinmeyen birçok kanserli var. Bazıları hakkında çok az bilgiye ulaştık. Özellikle ilk dönemlerde vefat edenler hakkında bilgi, belge ve fotoğraf yok denebilir. Son 2-2,5 yıldır ölenlerle ilgili nispeten daha çok bilgi vardı. Aile yakınlarının da zaman geçtikte maruz kaldıkları hukuksuzlukları ortaya çıkarmada daha bilinçlendikleri görülüyor.

Malatya ve Bingöl cezaevlerinde kaldıktan sonra böbrek kanserine yakalanan Bingöllü işadamı Medeni Arifoğlu 25 Ocak 2020’de hayatını kaybetti. Nuran Arifoğlu eşinin neler çektiğini, bir hasta yakını olarak resmi süreçlerde kendisinin neler yaşadığını ancak eşinin vefatından sonra anlatabilmiş ve bir pişmanlığını da şöyle dile getirmişti: “Keşke eşim ölmeden önce konuşsaydım.”

ŞU ANDA CEZAEVLERİNDE KAÇ KANSERLİ VAR?

Şu anda Türkiye cezaevlerinde tespit edebildiğimiz 9 kanserli hasta bulunuyor. Lenf kanseri Ali Kaya Rize Kalkandere Cezaevinde, testis kanseri Ahmet Karakuş Manisa T Tipi Cezaevinde tutuklu. Tiroid kanseri Abdülaziz Örpek ile bağırsak kanseri Ali Osman Ünal Kırşehir Cezaevinde. Cilt kanseri Ahmet Polat Önel 4 yıldır Kandıra Cezaevinde kalıyor. Lösemi Rıdvan Yıldız Silivri, lösemi Yasin Akaslan ise Sincan Cezaevinde tutuklu. Adının açıklanmasını istemeyen iki kanser hastası daha var. E. K. Antalya L Tipi Cezaevinde, 1 kişi de Amasya’da.

İŞTE 4 YILDA BİLE BİLE ÖLÜME GÖNDERİLEN 41 CAN 

1- Fatih Korkmaz (30), öğretmen, beyin kanseri, Bartın Cezaevi,25 Ekim 2016.

2- Ahmet Kemal Kaya (71), iş adamı, kanser, Isparta Cezaevi, 19 Kasım 2016.

3- Hüseyin Penbe (62), din kültürü öğretmeni, kanser, Samsun, Erzurum ve Sincan cezaevleri, 29 Mayıs 2017.

4 – Selman Aşçı (32), Kimse Yok mu Derneği gönüllüsü, bağırsak kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 27 Aralık 2017.

5- Lokman Ersoy (48), öğretmen, kolon kanseri, Balıkesir Kepsut Cezaevi, 8 Ocak 2018.

6- Naim Çıtır, iş adamı, Konya Aktif Sanayici ve İşadamları Derneği Kurucu Başkan, kanser, Konya Cezaevi, 21 Ocak 2018.

7- Ahmet Turan Özcerit (49), akademisyen, bağırsak kanseri, Balıkesir ve Sakarya cezaevleri, 12 Şubat 2018.

8- Nihat Baymiş, kan kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 26 Şubat 2018.

9- Deniz Hakan Şen (42), tıbbi mümessil, mide kanseri, Silivri Cezaevi, 6 Mart 2018.

10- Kadir Eyce (33), polis, mide kanseri, Sivas Cezaevi, 11 Nisan 2018.

11- Cemal Gürer, öğretmen, kanser, Elazığ Cezaevi, 25 Nisan 2018.

12- Yıldırım Sarp, emniyet müdürü, kanser, Diyarbakır Cezaevi, 27 Nisan 2018.

13- Ali Hocaoğlu, esnaf, mide kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 6 Mayıs 2018.

14- İsmail Ülker (42), emniyet müdürü, kolon kanseri, 17 Haziran 2018.

15- Bayezıt Yıldırım, işadamı, kanser, 2 Temmuz 2018, Bursa Cezaevi.

16- Bahri Demirulus (78), emekli öğretmen, kanser, 30 Temmuz 2018.

17- Mehmet Ali Başar, muhasebeci, lenfoma kanseri, Silivri Cezaevi, 23 Eylül 2018.

18- Elmas Cankurt (63), gazeteci, kanser, Kırklareli Cezaevi, 5 Ekim 2018.

19- İsmail Aygün (56), esnaf, kolon kanseri, Bursa Cezaevi, 20 Kasım 2018.

20- Recep Türk, postacı, pankreas kanseri, Samsun Bafra Cezaevi, 25 Kasım 2018.

21- Vasıf Bayram (65), mali müşavir, mide kanseri, Sakarya Ferizli Cezaevi, 13 Aralık 2018.

22- Ramazan Üzer, başçavuş, kanser, 30 Aralık 2018.

23- Mehmet Ali Tokel, öğretmen, akciğer kanseri, Antalya Cezaevi, 6 Ocak 2019.

24- Saim Uyanık, okul müdürü, beyin kanseri, Adana Cezaevi, 15 Mart 2019.

25- Mustafa Çelikbilek (35), yazılım uzmanı-mühendis, beyin kanseri, Sincan Cezaevi, 22 Nisan 2019.

26- Yavuz Bölek (52), emniyet müdürü, kolon kanseri, İzmir Şakran Cezaevi, 16 Haziran 2019.

27- Tacettin Toprak (36), fen bilgisi öğretmeni, mesane kanseri, Manisa T Tipi Cezaevi, 24 Ağustos 2019.

28- Bilal Gülfidan (27), kursiyer subay, testis kanseri, Ankara Sincan Cezaevi, 15 Ekim 2019.

29- Mustafa Ali Mutlu (34), uzman çavuş, mide kanseri, 18 Ekim 2019.

30- Engin Erol (41), öğretmen, lenfoma kanseri, Erzurum H Tipi Cezaevi, 19 Aralık 2019.

31- Medeni Arifoğlu (51), iş adamı, böbrek kanseri, Malatya-Bingöl cezaevleri, 25 Ocak 2020.

32- Özgür Doğan, edebiyat öğretmeni, Manisa Salihli ve İzmir Kırklar cezaevleri, akciğer kanseri, 7 Nisan 2020.

33- Caner Durukan (42), sağlık memuru, bağırsak kanseri, Nevşehir Cezaevi, 3 Haziran 2020.

34- Yusuf Uzun (36), muhasebe öğretmeni, kanser, Kandıra Cezaevi, 7 Ağustos 2020.

35- Mevlüt Öztaş (49), gazeteci, pankreas kanseri, Afyon Cezaevi, 19 Ağustos 2020.

36- Fatih Terzioğlu (40), yönetmen, mide kanseri, Silivri Cezaevi, 23 Ağustos 2020.

37- Ahmet Kaplan (48), emekli trafik polisi, akciğer kanseri, İskenderun Cezaevi, 10 Kasım 2020.

38- Yusuf Kurt (25), askeri öğrenci, kemik kanseri, Silivri Cezaevi, 21 Kasım 2020.

39- Ümit Gökhasan (46), komiser, mide kanseri, Afyon Cezaevi, 23 Kasım 2020.

40- Mustafa Kılıç, kanser.

41- Ercan Dağhan (31) kursiyer teğmen, lenf kanseri, Sincan Cezaevi, 4 Ocak 2021.

Okumaya devam et

Popular