Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Ekonomist Atilla Yeşilada: Ekonomik değil demokratik reformlar bizi kurtarır

Yeşilada, "Seçim öncesi bol keseden dağıtılan kurumsal krediler girdi alımında kullanıldı, bir türlü ciroya dönüşmeyecek. 'Resesyon çabucak biter', 'yaz gelince turist gelir kurtuluruz' ve 'biz bu badireden IMF’siz sıyrılırız' hayallerinin de asla gerçeğe dönüşmeyeceği gibi" ifadelerini kullandı.

Ekonomist Atilla Yeşilada, seçim sonrası ilk yazısını kaleme aldı. Hükümetin değişeceğine yönelik hiçbir umut beslemeyen Atilla Yeşilada yine olacakları ve Türkiye’yi bekleyen sonu kaleme aldı.

BOLD-Ekonomist Atilla Yeşilada, Türkiye’de büyümenin yeniden tahsisi için ekonomik değil demokratik reformlar gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin büyük kentlerinden gelen mesaj buydu, ama Ankara daha anlamaz. Önce kendi bildiği yöntemleri deneyecek, bize ve kendisine yaz boyunca acıyı reva görüp, IMF’lik hale gelecek, sonra akıllanacak” değerlendirmesinde bulundu.

Yeşilada’nın paraanaliz.com’daki yazısı şöyle:

Biliyorum, biliyorum, benim aşufte ruhumu tanıyanlar yerel seçimden sonra ilk makalemi AKP’in bu şanlı ve tarihe geçecek yenilgisine adayacağımı düşünmüşlerdir. Ne de olsa bir gecede ülkenin rantının %99’nu sağlayan kentlerden Bursa hariç hepsini kaybetmek her babayiğidin harcı değil.

Ama gurme bir sadist, mazohistleri kırbaçlamaz. Mazo’nun “niye beni kırbaçlamıyor acaba?” diye kıvranmasını seyretmek onun marazi ruhu için daha büyük zevk ve neşe kaynağıdır. Sen ekonomi 21. yüzyılın en derin resesyonunun ortasındayken “Efendim bu seçim beka meselesi” diye meydanlara çıkarsan, ancak bunlara inanacak kafalardan oy alırsın.

Gerçek bir sadist, mazonun hayallerini yok ederek keyfini bulur. Ben de bugün tam bunu yapacağım işte. Hani şu seçimsiz 4.5 yıl var ya? Ha, şimdi Ankara’daki dehalar “Bak, bir algı operasyonunu daha püskürttük, başkanlık sistemi de güven oyu aldı, mart verileri de toparlanmaya işaret ediyor, yarından tezi yok resesyondan çıkıp, hem muhalif seçmen hem de kahpe Batı’ya ders veririz” diye ellerini uğuşturuyorlar.

Bu süzme zekaların gazıyla yazan bir takım gazeteciler de 8 Nisan’da açıklanacak reform programını dilimlenmiş paket ekmekten sonra en büyük mucize diye köşelerinde pazarlıyor. (Amerikan deyimi, siz anlamazsınız). O programda Prof. Davutoğlu’nun meşhur 2.000 maddelik icraat programından farklı tek kelime varsa, ben Arnavutköy hıyarıyım. Eğer akibeti de Davutoğlu reform programından farklı olursa, ben hormonlu İran karpuzuyum.

Zaten farklı olsa kaç yazar? Türkiye’de büyümenin yeniden tahsisi için demokratik reformlar lazım, ekonomik değil. Türkiye’nin büyük kentlerinden gelen mesaj buydu, ama Ankara daha anlamaz. Önce kendi bildiği yöntemleri deneyecek, bize ve kendisine yaz boyunca acıyı reva görüp, IMF’lik hale gelecek, sonra akıllanacak.

Size niye resesyonun bitmeyeceğini önce analitik yöntemle sonra da verilerle anlatacağım.

Analitik olarak, elimizdeki en iyi GSMH tahmin modeli finansal koşullardır. Finansal koşullar ne kadar gevşerse, ekonomi de o denli hızlı ve soluklu büyür. Hala devam eden SWAP operasyonu sayesinde finansal koşullar ABD-Meksika sınırı kadar sıkılaştı kardeşim. TCMB arka kapıdan faiz artırdı, sıcak para girişleri durdu, borsa çöktü, bono-tahvil faizleri yükseldi, döviz sepeti TL’ye karşı değer kazandı.

Ek olarak, enflasyon düşse de -ki düşmez, çünkü şimdi zam yağmuru başlayacak- TCMB artık sittin sene faiz indiremez. Çünkü S-400’ler, Maduro sevdamız ve FETÖ’nün intikamını Metin Topuz’dan alma derdimiz sayesinde ABD’yle ikinci bir Rahip Brunson güreşi başlıyor yakında. Tarih de vereyim: 8 Nisan NATO zirvesi ve Çavuşoğlu-Pompeo görüşmesi ardından, batı tam saha prese başlayacak.

8 Nisan enteresan bir gün, çünkü aynı gün Sevgili Başkanım Erdoğan Putin’den de “Ehh hadi artık, şu Suriye meselesinde kararınızı verin” ricasını işitirken, Berat Abim de reform programını açıklayacak ve piyasa tilki görmüş kümes tavuğuna dönecek. Döviz Sepeti stratosferi delerken, finansal koşullar iyice sıkışıp ve iş dünyasını piyano teliyle boğup mezarına koyacak.

İkna olmadınız değil mi? Peki size verilerle anlatayım. Bakalım Mart ayı ISO-Markit imalat sanayi PMI ne diyor:

Bazı anket katılımcılarının talepte iyileşme görmesine bağlı olarak üretimdeki yavaşlama son 8 ayın en düşük hızında gerçekleşti. Ancak zorlu piyasa koşulları devam etti ve yeni siparişlerin yavaşlamasına yol açtı. Yeni ihracat siparişlerinde de yavaşlama görülürken firmalar özellikle Avrupa pazarında zayıflık yaşandığını belirtti.

Üretime benzer şekilde istihdam düzeyi son 8 ayın en düşük hızında azaldı. Birikmiş işlerde Şubat 2018’den beri en ılımlı azalma gerçekleşirken bu durum sektörde kapasite baskısının yeniden başladığı yönünde sinyaller verdi.

Yani, iş dünyasına 40-50 milyar kredi dağıtmışız, ama sadece daralmanın hızını hafifletmişiz. Eee? Kredi bitti, bütçe harcamalarını da kesmek lazım yoksa iç borçlanma patlayıp kredi faizlerini yükseltecek, ne edeceğiz şimdi? Daha Aralık’ta bodrumdaki odun-kömürü bitirdik, şimdi donacağız tabiim ki. Gelecek ay konkordato haberleri yine manşet mevzu olur.

Ben Markit gibi kuruluşların %100 yerli ve milli ekonomi uhdesine gönül verdiğine bir türlü tam ikna olamadığım için, ekonomide ne olup bittiğini öğrenmek için hemen MÜSİAD bileşik PMI ya da SAMEKS anketini okurum:

2019 yılı Mart ayında mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, bir önceki aya göre 2,8 puan artarak 48,0 değerine yükselmiştir.

Girdi alımlarında gerçekleşen artışlar her iki sektördeki toparlanmada da belirleyici rol oynarken; böylece Bileşik Endekste geçtiğimiz ay başlayan artış Mart ayında da sürmüş, takvim etkisinden arındırılmış endeks değeri 7 ay sonra 50 referans değerinin üzerinde yer almıştır.

Endekste gözlenen belirgin toparlanmaya karşın, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endeksin 50 referans değerinin altında yer alması, ekonomik aktivitedeki durgunluğun Mart ayında da sürdüğüne işaret etmektedir.

Efendim, şimdi de endekste “toparlanmanın büyük ölçüde girdi alımlarından kaynaklandığı” ifadesinin altını çizeyim yüksek müsadenizle. Yani iş dünyası ilerleyen aylarda daha güçlü bir talep bekliyor. İç talep bağlamında bu beklentinin gerçekçi olmadığını hepiniz cüzdanınızdan biliyorsunuz. Kimde harcayacak derman kaldı Ağam? Ama daha teknik ifade edeyim. Türkiye tipik bir Keynesyan eksik-talep resesyonu yaşamakta olup, Bernanke’nin helikopter parası hariç hiçbir bokum kurtaramaz bizi bu çukurdan.

Yani, seçim öncesi bol keseden dağıtılan kurumsal krediler girdi alımında kullanıldı, bir türlü ciroya dönüşmeyecek.

“Resesyon çabucak biter”, “yaz gelince turist gelir kurtuluruz” ve “biz bu badireden IMF’siz sıyrılırız” hayallerinin de asla gerçeğe dönüşmeyeceği gibi.

IMF’yle her şey daha iyi gider, deneyin pişman olmayacaksınız.

Ekonomi

Yoksul sayısı 2 yılda yüzde 8.4 artarak yüzde 21.3’e yükseldi

AKP’nin aşırı yoksulluğu problem olmaktan çıkardığını açıklamasına karşın rakamlar Türkiye’de yoksulluğun arttığını ortaya koydu. DİSK’in raporuna göre sadece son iki yılda yüzde 8.4 oranında artan yoksul sayısı 17 milyon 207 bin kişiye çıktı.

BOLD – DİSK’in hazırladığı rapor Türkiye’de yoksulluğun tırmanışa geçtiğini ortaya koydu. Son iki yılda pandeminin de etkisiyle yükselen yoksulluk yüzde 8.4 artarak yüzde 21.3 oldu. Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk Meclisteki bütçe görüşmeleri sırasında aşırı yoksulluğun problem olmaktan çıktığını ileri sürmüştü. Ancak rakamlara göre 2017’de 15 milyon 864 bin kişi olan yoksul sayısı ise 2019’da 1 milyon 343 bin artarak 17 milyon 207 bin kişiye çıktı.

Kronos’ta yer alan habere göre yoksulluk riski Türkiye’de diğer ülkelere göre yüksek durumda. Dünyada ‘çalışan yoksulluğu’ yüzde 9, Türkiye’de yüzde 14.4’ü buldu. Kadınların yoksulluk riski, erkeklerden fazlayken, her iki çocuktan biri de yoksulluk riski altında.

DİSK Genel-İş Sendikası, “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” raporu hazırladı. Rapora göre, Avrupa ülkeleri içinde gelir eşitsizliğinin en çok olduğu ülke Türkiye oldu. Halk bir yılda 1500 dolar fakirleşti. Her 10 kişiden 7’si borçlu.

“Covid-19 Döneminde Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” başlıklı raporda yer alan bilgiler şöyle:

– Türkiye, Avrupa’da en yoksul yüzde 20’lik kesim ile en zengin yüzde 20’lik kesim arasındaki gelir farkının en fazla olduğu ülke. Eurostat verilerine göre 2019’da Türkiye’de en zengin kesim en yoksul kesimden 8.3 kat daha fazla kazandı. Araştırmaya göre halk 1 yılda neredeyse 1500 dolar fakirleşti. Türkiye’de kişi başına Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) son bir yılda 1434 dolar azaldı.

– Kişi başına düşen milli gelir 2019’da 9 bin 150 dolar iken, 2020’de 7 bin 715 dolara indi. Bu rakam AB’de ortalama 43 bin 615 dolar. Gelişen ekonomiler ve gelişmekte olan Avrupa ülkeleri ortalaması ise 26 bin 25 dolar.

– Yoksul sayısı 2 yılda yüzde 8.4 arttı. 2017’de 15 milyon 864 bin kişi olan sayı, 2019’da 1 milyon 343 bin artarak 17 milyon 207 bin kişiye çıktı. Yoksulluk oranıysa yüzde 21.3’ü buldu.

– Dünyada çalışan yoksulluğu yüzde 9, Türkiye’de ise yüzde 14.4. Bu sayı 2019’da yarım milyon artarak 3 milyon 999 bin kişiye çıktı. Oran yüzde 14.4’ü buldu. Salgın nedeniyle kısa çalışma ve ücretsiz izin ödeneği alanlar da eklendiğinde sayı 7.7 milyonu aşıyor.

-Yoksul sayısı iki yılda yüzde 8.4 arttı, nüfusun yüzde 71’i borçlandı

– Sosyal korumanın yetersizliği salgın döneminde borçlanmayı artırdı. Her 10 kişiden 7’si borçlu. Gelir eşitsizliği ve yoksulluk nüfusun yüzde 71’ini borçlu hale getirdi. TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun yalnızca yüzde 28.9’unun borcu yok.

– 2019’da nüfusun yüzde 33.6’sı iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek ihtiyacını karşılayamadı. Nüfusun yüzde 29.7’si beklenmedik harcamaları için kaynak ayıramadı. Yüzde 19.2’si de ev içinde ısınma ihtiyaçlarını gideremedi.

Okumaya devam et

Ekonomi

Memur-Sen gerçeği gördü: Hayalleri değil gerçekleri konuşalım

AKP hükumetine yakınlığı ile bilinen Memur-Sen Konfederasyonu’nun Genel Başkanı Ali Yalçın, seyyanen zam talebini yineledi. Hükumetin enflasyon hedefinin 10 yıl boyunca tutmadığını hatırlatan Yalçın, “Hayalleri değil, gerçekleri konuşalım” dedi. 

BOLD – Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, memurlara seyyanen zam yapılması çağrısını yineleyerek bu iyileştirmenin Ağustos ayındaki Toplu Sözleşme’den önce yapılması gerektiğini ifade etti. Yalçın, son toplu sözleşmeden bu yana döviz kuru ve gıda fiyatlarındaki artışlara dikkat çekerek memurların alım gücünün düştüğünü kaydetti.

ENFLASYON HEDEFLERİ TUTMADI

Medyascope kanalında Okan Yücel’in sorularını yanıtlayan Yalçın, hedeflenen enflasyon rakamları ile gerçekleşen rakamlar arasındaki farka dikkat çekerek, bu farkın da memurları mağdur ettiğini ve maaşlarda kayba neden olduğunu söyledi. Yalçın, “Hem birinci altı aylık dönemde hem ikinci altı aylık dönemde hükumetin enflasyon tahminleri tutmadı. Aslında biz bunu daha önce de çok net olarak ifade ettik. Merkez Bankası enflasyon hedefleri üzerinden gidiyorsunuz ama bizi o hedefler üzerinden değerlendiriyorsunuz ama Merkez Bankasının hedefleri tutmuyor. En azından beklenti anketi rakamları üzerinden konuşalım demiştik” ifadelerini kullandı.

HAYALLERİ DEĞİL, GERÇEKLERİ KONUŞALIM

Enflasyon hedeflerinin uzun süreden beri gerçeklerden uzak olduğunun altını çizen Yalçın, “Enflasyon hedefi diye ifade ettiği şeyler 10 yıl boyunca tutmadı. Onun için biz de hayalleri değil gerçekleri konuşalım, enflasyonu ezen bir rakam olsun dedik. Geldiğimiz noktada neden itiraz ettiğimiz neden imzalamadığımız görülmüş oldu” dedi.

YÜZDE 10 İYİLEŞTİRME YAPILMALI

2 yıl önce gerçekleştirilen Toplu Sözleşme’den bu yana ekonomideki dengelerin değiştiğine işaret eden Yalçın, “Memurun alım gücünün düşmesi söz konusu, bunu görmek gerekiyor. Toplu sözleşmeden bu yana dolar kuru artışı yüzde 40’tan fazla. Gıda enflasyonunda açıklanan rakamlar yüzde 19-20 arası. Bu noktada en düşük memur maaşı olan rakamın yüzde 10’u kadar bir seyyanen iyileştirmenin yapılmasını istiyoruz. Enflasyon rakamları arasında fark var. Hedef enflasyon ile gerçek enflasyon tutmuyor bunun faturasını emekçi kesim ödememeli. Memur maaşlarının açlık ve yoksulluk rakamlarının üzerine çıkması gerekiyor” dedi.

Bir kaçırılma vakası daha: Devlet var diyorlar hani ya devlet

Okumaya devam et

Ekonomi

Borçlu belediyelerin bütçeden alacakları pay tırpanlandı

Belediyelerin borçları için bütçelerinden kesinti oranı yüzde 40’tan yüzde 50’ye çıkarıldı. Artık maliye, SGK ve İller Bankası’na borcu olan belediyeler, genel bütçeden ödenen paylarının yüzde 50’sini kullanabilecek. Bu durumun hizmetlerde aksamalara da yol açması bekleniyor. 

BOLD – Cumhurbaşkanlığı kararıyla yapılan düzenleme uyarınca borçlu belediyelerin genel bütçe paylarından yapılacak kesinti oranı yüzde 40’tan yüzde 50’ye çıkarıldı. Geçmişten kalan borçları olan belediyelerin bütçe paylarından yapılan yüzde 25’lik kesintiye de ilave yüzde 25 kesinti eklendi. Düzenleme ile gelirleri azalacak belediyelerin hizmetlerinde aksamalar olması bekleniyor.

DAHA ÖNCE KESİNTİ YÜZDE 40’TI

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre daha önce ilgili vergi, SGK primi, elektrik, doğalgaz, iç ve dış kredi gibi borçlarını zamanında ödeyemeyen ya da bu borçları için yapılandırma yasalarından yararlanan belediyelerin genel bütçeden aldıkları vergi payı en fazla yüzde 40 kesilebiliyordu. Belediyeler bu kesintiden arta kalan yüzde 60’lık vergi payını Maliye’den alıyordu.

VERGİ GELİR PAYLARI DA AZALDI

Yeni düzenlemeyle borçlarla ilgili yüzde 10’luk bir kesinti daha yapılması hükme bağlandı. Borçlu belediyelerin Maliye’den alabilecekleri vergi payının üst sınırı yüzde 60’tan yüzde 50’ye düşmüş oldu. Aynı şekilde 2010’dan kalan borçları nedeniyle gelirlerinde yüzde 25 kesinti yapılan belediyeler için de yüzde 25 ek kesinti getirildi. Bu belediyelerin vergi gelir payı da yüzde 75’ten yüzde 50’ye düşmüş oldu.

BELEDİYELERİN VERGİ VE KREDİ BORÇLARI BULUNUYOR

Belediyelerin borçlarının en büyük ağırlığını vergi, SGK primi, İller Bankası ve Hazine’ye kredi borçları oluşturuyor. Belediyelerin Hazine’ye 10.6 milyar lira kredi borcu var. Bunun yarısı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde görünürken, Adana, Muğla, Ankara, Bursa ve Antalya da en borçlu belediyeler arasında yer alıyor.

Bir kaçırılma vakası daha: Devlet var diyorlar hani ya devlet

Okumaya devam et

Popular