Bizimle iletişime geçiniz

Politika

İstanbul HDP İl Eşbaşkanı: Oyunu bozduk, toplumsal yakınlaşmayla haramilerin saltanatı son buldu

İstanbul’da aday çıkarmayarak seçimin kaderini değiştiren HDP’de yüzler gülüyor. HDP İl Eşbaşkanı Çiçek, izledikleri stratejiyi anlattı, seçimin sonucunu yorumladı.

HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Cengiz Çiçek, bu seçimlerle birlikte halkta “Evet başarabiliriz” hissinin oluştuğunu ve bu süreçte kurulan demokratik güç birliğini toplumsallaştırmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı.

İstanbul’da 25 yıl sonra iktidar değişti ve Ekrem İmamoğlu, Tayyip Erdoğan’ın çeyrek asırlık galibiyetine son verdi. İstanbul seçimleri için kilit nokta ise HDP’nin aday çıkarmaması oldu. HDP aday çıkarmayınca Kürt oyları Ekrem İmamoğlu’na gitti ve İstanbul’da iktidar el değiştirdi.

Mezopotamya Ajansı’na konuşan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Cengiz Çiçek, seçim sürecinde izledikleri stratejiyi ve seçim sonuçlarını analiz etti.

‘HAMLEMİZ  TOPLUMSAL YAKINLAŞMAYI AÇIĞA ÇIKARDI’
HDP tabanının Türkiye’deki en politik seçmen kitlesi olduğunu söyleyen Çiçek, böylesi bir seçmen kitlesiyle siyaset denklemini değiştirme bağlamında önemli yol alındığını belirtti. HDP seçmeninin AKP-MHP ittifakının Türkiye’nin demokratik geleceği konusunda en büyük tehlike olduğunu gayet iyi okuduğunu belirten Çiçek, şöyle konuştu:
“Amacımız herkesi karamsarlığa sürükleyen bu kötü gidişatı durduracak ‘evet başarabiliriz’ noktasında bir psikolojik müdahaleydi. Nitekim şu andaki toplumsal psikolojiye baktığımızda halk içinde ‘evet kaybedebilirler’ umudu fazlasıyla yeşermiş bulunuyor. İşte tam da bu noktada partimizin seçim stratejisi, faşizmi geriletmek kadar eleştirdiği siyasal yapılar ve anlayışları demokratik kriterlere mesafesini düne göre daha da azaltmış bir toplumsal-siyasal dönüştürücülük hamlesi olarak da okunmalı. Hepsinden daha da önemlisi, bir toplumsal yakınlaşmayı, dayanışmayı ve hatta ittifakı demokrasi ve özgürlük mücadelesi hedefiyle gerçekleştirme hamlesinin başlangıcı olarak da görülmeli bu durum.”
HDP’NİN STRATEJİSİYLE TÜRKİYE’NİN YARISI AKP’NİN ELİNDEN GİTTİ
Çiçek, pazarlarda, kahvelerde gittikleri tüm kapılarda “Kaybettirelim birlikte kazanalım” yaklaşımını hakim kılmaya çalıştıklarını söyledi.
Tüm baskı ve kuşatmalara rağmen ülkenin kaderini değiştirebilecek bir dinamik olduklarının ortaya çıktığını dile getiren Çiçek, “Ve düşünebiliyor musunuz HDP seçmeninin kullandığı stratejik oylar, AKP-MHP ittifakını sayısal olarak ülkenin yarısına tekabül edecek Ankara, İstanbul, Mersin, Adana ve Antalya gibi illerde yerel iktidardan düşürdü. Hele hele İstanbul! Ülkenin her açıdan başkenti olan bu kadim kent, rantçılığın-hırsızlığın başkenti olmaktan kurtarıldı. Ve İstanbul ‘kendisine ihanet edenleri’ affetmedi. Bu sonuçta payı olan başta halkımız olmak üzere tüm yöneticilerimizin ve aktivistlerimizin emeklerinin önünde saygıyla eğiliyoruz. Bu onur sizlerin, bizlerin” dedi.
31 Mart yerel seçim sonuçları gerek uluslararası ilişkiler, gerekse Türkiye içi siyasi dengeler ve ilişkiler boyutuyla yeni bir sayfa açacak” diyen Çiçek, bu seçimlerin önümüzdeki süreç için demokratikleşme lehine bir kapı araladığını vurguladı.
‘HARAMİLERİN SALTANATINA SON VERDİK’
Seçim sürecinde olduğu gibi sonrasında da sürece siyasal olarak müdahil olacaklarını  belirten Çiçek, HDP’nin 7 Haziran’dan bu yana binlerce yöneticisinin tutuklanmasına rağmen oyun bozan siyasi bir güç olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Bundan sonra da yapılması gerekenin demokratik güç birliğini toplumsallaştırmak olduğuna dikkat çeken Çiçek sözlerini şöyle tamamladı: “Haramilerin saltanatına son verdik, sıra halklarımızın saltanatında. Ne demiştik, sen bize layıksın İstanbul. Biz sana layığız İstanbul.”

Politika

Türkiye’nin kurulması yasak partisi: PİA

Mehmet Kamaç ve arkadaşları İçişleri Bakanlığı önünde başlattıkları parti kurma eyleminin 9. gününde. Eylemin gerekçesi 2,5 yıldır devam ettikleri ama başarılı olamadıkları parti kurma mücadelesi.

BOLD – Mehmet Kamaç ve arkadaşlarının parti kurmaya karar vermelerinin üzerinden 2,5 yıl geçti. Ancak İçişleri Bakanlığı, İnsan ve Özgürlük Partisi’nin (PİA) kuruluş dilekçesini 2,5 yıldır çeşitli gerekçelerle almamaya direniyor. Türkiye’deki geçerli yasalara göre parti kurmak için İçişleri Bakanlığı’na internet üzerinden imzalı bir dilekçe vermek yeterli. PİA kurucuları, imzalı dilekçeyi vermek için 2,5 yıldır her yolu denediler. Ancak İçişleri Bakanlığı PİA’nın kuruluş başvurusunu almamakta kararlı.

OYLARIN BÖLÜNME KAYGISI

turkishminute.com’un haberine göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetimindeki İçişleri Bakanlığı’nın dilekçeyi almamaktaki direncinin arkasında kurduğu ittifaka zarar verebileceği endişesi var.

PİA, barışçıl Kürt İslamcılar olarak nitelenebilecek bir hareketin temsilcisi olarak kurulmak isteniyor. Ancak Erdoğan’ın ittifak halinde olduğu Hüdapar isimli başka bir Kürt İslamcı parti var. Türk Hizbullahı’nın temsilcisi olan Hüdapar, daha radikal görüşlere sahip bir yapılanma ve uzun yıllardır Erdoğan’a verdikleri destekle biliniyorlar.

PİA’nın kurulması, Erdoğan’ın ittifak halinde olduğu Hüdapar’ın oylarında bölünme anlamı taşıyor. PİA ayrıca Kürt Hareketi’nin en büyük partisi HDP’yle de iyi ilişkileri olan bir grup. HDP, Erdoğan’ın en önemli hedeflerinden biri ve HDP’nin genel başkanı Selahattin Demirtaş, 4 yılı aşkın süredir tutuklu.

Gazeteci İrfan Aktan’a göre; PİA’nın kuruluş dilekçesinin alınmaması devletin Kürt İslamcılar arasında yaptığı ideolojik tercihin yansıması.

https://twitter.com/MemetkamacKamac/status/1351445600844308481?s=20

İlk başvuru 2018’de

PİA, ilk kuruluş dilekçesini 14 Mayıs 2018’de internet üzerinden yaptı. Başvuru işleme bir ay boyunca konmadı. Bakanlık ardından “başvuruyu posta yoluyla yapın” şeklinde bildirim yaptı. Kurucu heyet evrakları posta yoluyla da gönderdi. Ardından bizzat İçişleri Bakanlığı’na giderek başvurunun sonucunu sordular. Yaklaşık iki yıl boyunca her defasında aldıkları cevap, “evraklar inceleniyor” şeklinde oldu.

Partiyi kurmak isteyen heyetin başındaki isim olan Mehmet Kamaç, geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanlığı yetkililerine dilekçeyi bu kez elden teslim etmek için mücadele ederken gözaltına alınmak istendi.

Bakanlığın PİA’ya verdiği son yanıtta parti iç tüzüğünde bulunan “Kürtlere anadilde eğitim talebinin” Anayasaya aykırı olduğu ve düzeltilmesi talep edildi.

İçişleri Bakanlığı’nın parti tüzüğünü denetleme yetkisi bulunmadığını, kuruluş dilekçesini almak zorunda olduğunu belirten PİA kurucu heyeti, İçişleri Bakanlığı önünde “evrakları teslim nöbeti” başlattı. 9 gündür devam eden eylemde, Bakanlık yeni bir faza geçti ve PİA kurucu heyetindeki isimlerin Bakanlık binasına girişleri yasaklandı.

Tayyip Erdoğan’ın son dönemde demokrasi ve hukuk reformu söylemlerini yeniden gündeme getirmesine atıf yapan Mehmet Kamaç, “Anayasa rafa kalkmış, bu ülkede parti kurdurulmuyor. Siz hangi reformdan bahsediyorsunuz?” diye soruyor.

30’dan fazla başvuru

“Süreç aylarca sürse de her gün bakanlığın önüne gidip oturmaya kararlıyız” diyen Kamaç, 30’dan fazla başvuru yaptıklarını ama Bakanlığın almamakta ısrarlı olduğunu söylüyor.

Türkiye’de yakın dönemde başka siyasi partilerin kurulduğunu, İçişleri Bakanlığı’nın tavrının sadece kendilerine olduğunu belirten Kamaç, Bakanlık tarafından başvurularının kabul edilmemesini yürüttükleri Kürt merkezli siyaset ve seçimde HDP ile kurdukları ittifakın da etkisinin olduğunu düşünüyor. Kamaç yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

“Anlaşılan tabanı Kürdistan’da olan Kürt siyasi partilerin kurulmasına müsaade edilmiyor. İnsan ve Özgürlük Partisi dindar-muhafazakar kökenden gelen bir parti. Kanaatimce Kürt ve Kürdistan meselesini hak, adalet ve özgürlük ekseninde ele alan ve modern dünyanın değerleriyle birlikte İslami değerler ile meseleyi ortaya koyan partimizi bir tehdit olarak algılamış olabilirler. Olay bir parti meselesi olmaktan çıktı. Bu hukuk ve demokrasi meselesine dönüştü. Konuyu hukuk ve demokrasi olarak gören ve önceleyen kesimlerle paylaşarak mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Başvurumuz kabul edilene kadar bakanlıktaki bekleyişimiz devam edecek.”

Okumaya devam et

Politika

Kılıçdaroğlu: Her alanda sorunumuz var herkes sandığı bekliyor

Kırşehir’de bulunan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP ve Erdoğan’ın Türkiye’yi artık yönetemediğini belirterek, “Herkes sandığı bekliyor. Sandığı koyun önümüze diyorlar” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, çeşitli temaslar için Kırşehir’deydi. Ziyaret sırasında Kılıçdaroğlu gazetecilere açıklamalarda bulundu.

SOYLU VE GÜL POLEMİĞİ

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında başlayan polemiğe değinen Kılıçdaroğlu: “Türkiye’de en sorunlu alanlardan birisi yargı. Yargıya iktidarın müdahale ettiğini ve talimat verdiğini, bu talimat çerçevesinde yargının karar aldığını biliyoruz. Ama hükümetten iki ayrı bakanın bu konuda tartışma zemini yaratmaları, bu hükümetin Türkiye’yi nasıl yönetemediğinin açık göstergesidir. AKP Hükumeti, Erdoğan artık Türkiye’yi yönetemiyor. Her alanda sorunumuz var” yorumunu yaptı.

“SANDIK BEKLENİYOR”

Ülkedeki ekonomik krizin neden olduğu işsizlik ve yoksulluk sorununa da dikkat çeken CHP lideri: “Bu milletin temelde bir sorunu var. Herkes bekliyor. Neyi bekliyor. Herkes sandığı bekliyor. Sandığı koyun önümüze diyorlar” dedi.

Bir soru üzerine Kılıçdaroğlu erken seçim için herhangi bir tahmininin olmadığını söyledi.

ABD’de göreve başlayan Joe Biden ile ilgili bir soru karşısında Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: “Ben Türkiye’nin bütün ülkelerle barış içinde yaşamasını isterim. Türkiye’nin kendi demokrasisini geliştirmesini isterim. ‘Türkiye’de demokrasi vardır’ algısının bütün dünyaya yerleşmesini isterim. Türkiye bir baskı ve otoriter rejim içinde. Bu otoriter rejimden Türkiye’nin kurtulması lazım. Efendim, falan kişi eleştirdi, yakala hapse at. Ne yapsın bu adam, derdini de mi anlatamayacak? Derdini anlattı diye adamı yakalayıp hapse mi atarsınız, tutuklar mısınız?”

Erdoğan’ın terörist listesi

Okumaya devam et

Politika

Yargıya isyan eden Soylu’ya Adalet Bakanı Gül’den uyarı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, annesi ile çekildiği fotoğrafa sosyal medyada küfür eden kişinin serbest bırakılmasına isyan etti. Adalet Bakanı Gül ise “Kimse yargıya parmak sallayamaz” diyerek Soylu’yu uyardı.

BOLD – İçişleri Bakan Süleyman Soylu, sosyal medyada annesi ile olan fotoğrafının altına küfür eden kişinin adli kontrol şartıyla serbest kalmasına tepki gösterdi. Soylu’nun paylaşımından sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’den “Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum. Bu işleyişi beğenmeyen gider itiraz hakkını kullanır ama yargıya parmak sallayamaz” açıklaması geldi.

“BAKAN OLSAM NE YAZAR”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından annesine yapılan hakaretlerden ötürü isyan etti. Twitter’dan yaptığı paylaşımda hareket eden şahsın adli kontrol şartıyla serbest kalmasına tepki gösteren Bakan Soylu, karara şu şekilde tepki gösterdi: “45 gündür anam hastanede,

Annemle fotomun altına küfreden alçak mahkemeye çıkıyor ve adli kontrolle serbest,

Ne yapmalıyım Bakan olsam ne yazar. Millet, devlet işleriyle boğuşurken anasının namusuna sahip çıkamamak ne ifade eder. Tweetimle yeniden alınırsa da provokasyon sayacağım” dedi.

KİMSE YARGIYA PARMAK SALLAYAMAZ

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de Soylu’nun açıklaması sonrası yaptığı paylaşımda, “Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum: Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Burada kanunlar, kurallar, usuller işler; hukuk işler. Bu işleyişi beğenmeyen gider itiraz hakkını kullanır ama yargıya parmak sallayamaz. Adalet Bakanından da bu işleyişe müdahale etmesini bekleyemez. Adalet Bakanının cübbesi yoktur, görevim süresince o cübbeyi giymedim ve kimse kusura bakmasın asla da giymeyeceğim” ifadelerini kullandı. Bu paylaşım, Bakan Soylu’ya cevap olarak yorumlandı.

Kanser tedavisi gören eski Milletvekili Hatice Kocaman tutuklandı

 

Okumaya devam et

Popular